İSTİNAF KARAR TARİHİ : 01/12/2025 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin İstanbul Çekmeköy İlçesi ... pafta, 310 ada, 5 parselde kain,6 nolu daire nitelikli taşınmazı, dava dışı ...'dan, üzerinde davalı banka lehine 180.000-TL bedelli ipotek ile satın alındığını, ancak, işbu 180.000-TL ipotek, nakit bir kredi kullanımından kaynaklı olmayıp d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1650 KARAR NO : 2025/1965 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 18/07/2024 NUMARASI : 2022/565 Esas - 2024/446 Karar DAVA: Alacak DAVA TARİHİ: 15/08/2022 İSTİNAF KARAR TARİHİ : 01/12/2025 Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin İstanbul Çekmeköy İlçesi ... pafta, 310 ada, 5 parselde kain,6 nolu daire nitelikli taşınmazı, dava dışı ...'dan, üzerinde davalı banka lehine 180.000-TL bedelli ipotek ile satın alındığını, ancak, işbu 180.000-TL ipotek, nakit bir kredi kullanımından kaynaklı olmayıp doğmuş ve doğacak borçların teminatını teşkil etmek üzere tesis edilmiş limit ipoteği niteliğinde olduğunu,Davalı bankanın, diğer davalı ... İnş..Ltd. Şti.nin, kendilerine olan 3.589,72-TL kredi kartı borcu, 17.984,84-TL KMH borcu, 7.606,70-TL karşılıksız çeklere dair ödenen tutarlar olmak üzere toplam 29.251,26-TL tutarında muaccel gerçekleşmiş borç için, ayrıca 198.000-TL tutarlı teminat mektuplarının blokeleri için ... Ltd Şti hakkında İstanbul 10. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığını, müvekkilinin, satın aldığı taşınmazın icraen satılma tehdidi karşısında, banka ile görüştüğü" borcun 198.000-TL sinin henüz riski doğmamış olan teminat mektuplarına ilişkin olduğu, bahse konu 180.000-TL'nin banka hesaplarına depo edilerek emanet bırakılması durumunda, paranın depo hesabında güvence olarak muhafaza edileceğini, teminat mektuplarının iadesi halinde yukarıda belirtilen ve gerçekleşmiş durumda muaccel borç tutarı olan 29.251,26-TL ve icra masrafları düşüldükten sonra kalan tutarı müvekkile iade edileceği" bildirildiğini, müvekkilinin de bunun üzerine dava konusu 180.000-TL parayı, davalı bankanın 1.Levent Ticari Şubesine ait ...6999 43 nolu hesabına 21.10.2015 tarihinde "... ... ... Ltd İpotek Fek Bedeli" şerhiyle vekili ... adına yatırdığını, davacı tarafından ipotek bedelinin yatırılması üzerine İstanbul 10. İcra Dairesinin 21.10.2015 tarihli yazıları ile satışa arz şerhinin fek edildiğini ,taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırıldığını, davalı bankanın riski içerisinde bulunan toplam 198.090-TL tutarlı teminat mektuplarından toplam 33.090-.TL tutarlı teminat mektupları muhtemelen borçlu ... Ltd. Şti' tarafından, 165.000-TL tutarlı 25.11.2010 tarih, 2022381 seri ve 696512 mektup nolu, 165.000-TL bedelli teminat mektubu ise müvekkili tarafından 22.04.2021 tarihinde davalı Bankaya iade edildiğini, müvekkilinin, bankaya verilen 13.04.2021 tarihli dilekçe ile davalı bankaya yatırılan 180.000-TL depo bedelinden, bankanın alacaklarının düşüldükten sonra tamamen boşa çıkan tutarın iadesi talep edildiğini,depo hesabına yatırılan 180.000-TL den, davalı banka alacaklarının düşümü sonrasında boşa çıkan tutarı halen dahi müvekkil davacıya iade edilmediğini, ipoteğin, ipotek tutarını aşmamak üzere, lehine ipotek tesis edilenin gerçek alacağı kadar geçerli olduğunu davalı banka ipoteğin paraya çevrilmesi takibinde tüm alacaklarını takip talebine dercettiğini, takip talebinde bankanın risklerinden 198.090-TL tutarlı kısmın teminat mektubu riski olduğunu, 165.000-TL tutarlı teminat mektubunun bankaya teslim edildiğini, bu durumda bankanın alacağı teminat mektupları düşüldükten sonra kalan tutar olan 29.251,26-TL olduğunu, davalı bankanın müşterisi- ipotek verenden başkaca bir alacağı veya ileride doğması muhtemel bir riski de bulunmadığını, davalı bankanın, müvekkil davacı tarafından depo edilen 180.000-TL den, alacaklarını düştükten sonra kalan tutarı müvekkile iade etmesinin zorunlu olduğunu, belirterek belirsiz alacak davası olarak açtığı davanın kabulüne, talep tutarını bilirkişi raporundan sonra artırmak üzere şimdilik 1.000-TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline, gerek bu tutara ve gerekse fek bedelinin kalan kısmını talep ettikleri dilekçe tarihinde temerrüte düştüğü kabul edilerek 13.04.2021 temerrüt tarihinden itibaren bankalar arasındaki en yüksek mevduat faiz tahakkuk ettirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. TALEP ARTIRIM: Davacı vekili 16/05/2024 tarihli dava değeri arttırım dilekçesi ile dava değerini 146.613,11-TL ye arttırmıştır. CEVAP :Davalı vekili; davacı tarafın dava dışı ...'dan üzerinde müvekkil banka lehine 180.000-TL bedelli ipotekle birlikte satın aldığını, müvekkili tarafından diğer davalının borçlarına ilişkin olarak İstanbul 10. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında üzerinden takibe geçildiği ,taşınmazı ipotekli olarak borcuyla birlikte kabul kabul edip satın alan davacı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin durdurulması amacıyla 21.10.2015 tarihinde 180.000-TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından ödeme yapıldıktan sonra müvekkili banka riskleri arasında olan 25.11.2010 tarihli, 696512 sayılı ve 165.000-TL teminat mektubunu 22.04.2021 tarihinde iade ettiği, daha sonra keşide ettiği ihtarname ile teminat mektubu bedeli olan 165.000-TL'nin iadesini talep ettiğini, diğer davalının müvekkil banka kayıtlarında yer alan hacizleri nedeniyle bu talebin gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili banka'nın rehin, takas ve mahsup hakkı kapsamında öncelikli alacağının söz konusu olduğu dikkate alındığında herhangi bir kusuru olmayan tasarruf imkanı bulunmayan bakiyenin talep edilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; alınan bilirkişi raporunda davalı banka ile ... İnş...Ltd. Şti arasında 24.01.2011 tarihinde 500.000-TL tutarında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini,sözleşmeyi .. . ve ...ın müteselsil kefil sıfatı ile kefalet imzaladığını, davalı banka lehine davadışı ... tarafından 27.07.2009 tarihinde Çekmeköy ilçesi, 310 ada, 5 parselde kain, 6 numaralı daireyi, davalı ... şirketinin doğmuş ve doğacak borçları nedeniyle bankaya 180.000-TL bedelle 1. Derece ipotek verdiğini, davalı bankanın davalı şirkete 27.08.2009 tanzim tarihli, 11.700-TL,14.04.2010 verilme tarihli 7.290-TL, 25.11.2010 verilme tarihli, 165.000-TL tutarlı, 14.100-TL, bedelli olmak üzere toplam 198.090-TL mektuplardan 696512 sayılı 165.000-TL tutarlı teminat mektubunun 22.04.2021 tarihinde bankaya iade edildiğini ancak devam eden toplam 33.090-TL tutarlı üç adet teminat mektubu olduğunu, davalı borçlunun devam eden teminat mektubu komisyon alacağının ise 92,14-TL, 126-TL ve 78,75-TL olmak üzere toplam 296,89-TL olduğunu davalı bankanın nezdinde bulunan hesaba 21/10/2015 tarihinden sonra konulan haciz ihbarnameleri nedeniyle hacizli bakiyeler üzerinde tasarruf hakkı bulunmayacağı bildirildiği, davalı banka açısından davalı banka nezdinde bulunan hesaba konulan hacizler sebebiyle davalı bankanın iadesi talep olunan mevduata ilişkin tasarruf yetkisi bulunmadığını, haciz işlemine tabi tutulan hesaba dair tasarruf yetkisi bulunmayan davalı bankanın dava konusu ipotek fek bedelini iade imkanı bulunmadığını, diğer davalı ... şirketi yönünden ise ipotek fek bedelinin davalı banka nezdinde tutulan hesapta bulunması, iade yükümlülüğüne dayanılan tüm vakıaların davalı bankaya ilişkin olması, davalı firma yönünden ipotek fek bedeline dair vakıa, delil yahut emare sunulmadığı gibi firma yönünden esasen alacak isteminde de bulunulmadığı bu suretle her iki davacı yönünden de davanın somut ve kati delillerle sübuta ermediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davanın esası, müvekkili tarafından ödenen 180.000-TL'nin hukuki niteliği olduğunu, mahkemenin, bu parayı borçlu ... İnşaat'a ait kabul ederek bu kabul üzerinden hüküm verdiğini, 21.10.2015 tarihli ödeme dekontu, bu kabulü kesin ve net bir dille çürüttüğü,dekontta alacaklının banka olduğunu, "Alacaklı Hesap" ve "Alacaklı IBAN" bilgileri incelendiğinde, alacaklının paranın bankanın kurumsal hesabına (TR** **** **** **** **** **** **) yatırıldığını, ilk derece mahkemesinin parayı borçlunun hacizlere açık bir varlığı olarak niteleyerek davanın en kritik noktasında hataya düştüğünü, banka, kendisine emanet edilen ve amacı açıklama şerhinde net olan bu parayı, müvekkilinin rızası ve talimatı dışında, kendi ihmali ve hatalı muhasebe işlemiyle riskli ve hacizlere açık olan borçlu ... İnşaat'ın kredi dosyasıyla ilişkilendirdiğini, paranın hacizlere maruz kalmasının temel sebebi, müvekkilinin bir eylemi değil, doğrudan bankanın kendi kusurlu eylemi olduğunu, banka, kendi yarattığı hukuka aykırı durumu (emaneti riskli alana taşıma), sonrasında bir savunma gerekçesi (hacizler nedeniyle ödeyemem) olarak ileri süremeyeceğini, hacizlerin ancak borçlunun malvarlığına uygulanabileceğini, para, borçlu ... İnşaat'ın mülkiyetine hiç geçmediğini, şartlı olarak bankaya emanet edilmiş, müvekkiline ait bir para olduğunu, asıl borçlu yönünden alacak talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de dava dilekçesinde alacağın "davalılardan müteselsilen tahsiline" karar verilmesinin talep edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına, müvekkilinin ödediği 180.000-TL ipotek fek bedelinden banka alacağının mahsubu ile kalan 146.613,11-TL bedelin 21.10.2015 tarihinden itibaren yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İpotek borçlusu davacının ipotek fek bedeli olarak yatırdığı miktarın davalılardan tahsili istemine ilişkindir.Elde ki davada alacaklı banka asıl borçlu şirket ve ipotek borçlusu ... aleyhine 09.10.2013 tarihinde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlattığı ilamsız takipten sonra taşınmazın takipten evvel davacıya satıldığı anlaşıldığından davacı takibe dahil edilmiştir. Davacının ipotek borçlusu üçüncü şahıs olduğu, ipoteğin 180.000-TL bedelli limit ipoteği olduğu hususunda uyuşmazlık yoktur. Davacının taşınmazı ipotek yüküyle birlikte 16.04.2012 tarihinde satın aldığı tapu kaydından anlaşılmaktadır. İpotek borçlusu davacının elde ki davadan evvel banka tarafından yapılan ipotekli icra takibinde davalı alacaklı bankaya havale ile "ipotek fek bedeli" olarak 180.000-TL ödediği hususunda da ihtilaf yoktur. Davalı banka icra takibinde kredi kartı, KMH ve karşılıksız çek karnesi nedeniyle hamillerine ödenen tutara ilişkin üç kalem halinde 29.161,26-TL nakit alacağı ve meri teminat mektupları 198.090-TL'nin deposunu teminen toplam 227.251,26-TL alacağının tahsilini teminen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatmıştır. Gayrinakit alacaklardan 165.000-TL bedelli teminat mektubu 22.04.2021 tarihinde ilgili banka şubesine iade edilmiştir.İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık konusu "alacaklı bankaya ödenen 180.000-TL bedelin alacaklısının kim olduğu; asıl borçluya ait bir para sayılıp sayılmayacağı, ipoteğin bankanın hangi alacağını veya alacaklarını kapsadığı, asıl borçluya rücu edilip edilemeyeceği noktasındadır. Bu kapsamda limit ipoteğinin ve teminat altına alınan alacakların da incelenmesine gerek vardır.İpotek resmi senedinde ipoteğin ... şirketinin doğmuş ve doğacak borçları için 180.000-TL ye kadar temin etmek üzere tesis edilmiştir.Limit ipoteği sadece ipotek akit tablosunda belirtilen limit kadar alacağı teminat altına almış olup alacaklı ancak bu limit kadar ipotekli takip yapabilir. İpotekli malın satış bedelinden limit içinde kalan miktar kadar alacaklıya ödeme yapılabilir. İpotek limitinin aşılarak icra takibi yapılması hâlinde ipotek veren malik ipotekle teminat altına alınan, ipotek akit tablosunda belirtilen alacak miktarını (ipotek limitini) aşan kısmın iptalini süreye bağlı olmaksızın şikâyet yoluyla icra mahkemesinden talep edebilir. İpotekli taşınmaz maliki borçtan şahsen sorumlu olmayıp, sadece ipoteğe konu borcun ödenmemesi hâlinde taşınmazın satılmasına katlanmakla yükümlüdür.Davalı Banka icra takibinde nakit alacakları yanında gayrinakit (teminat mektupları) deposu talebi de mevcuttur. Bilindiği üzere; depo talepli takipler tahsil isteği içermez. Tazmin talebi gelirse depo edilen miktardan karşılanır. İpotek bedeli nakit alacaklardan fazladır. Depo edilen miktarın depo hesaplarda tutulması gerekir. İpotek bedeli alacaklı bankaya 21.10.2015 tarihinde ödenmiş olup, takibe konu edilen 165.000-TL de 22.04.2021 tarihinde iade edilmiştir. Böylelikle bankanın garinakit alacak talebi de bu miktarda azalmıştır. Davacı vekilinin ipotek bedelinin yatırıldığı tarihden itibaren talebine da aykırı istinaf nedeni yerinde değildir.Ancak depo edilen bedel teminat mektuplarının iade tarihinden sonra istenebilir. İpotek bedelinin ipotek borçlusu tarafından alacaklı bankaya ödenmesi ile davacının ipotekli taşınmazının icrada satılarak ipotek limitinin alacaklı bankaya ödenmesi arasında ipotek borçlusunun hukuki durumu bakımndan bir fark bulunmamaktadır. Davacı ipotek bedeli kadar olan borcunu bankaya ödeyerek sorumluluğunu sona erdirmiştir. Ancak; limit ipoteği sözkonusu olduğu için alacaklı bankanın ipotek limiti kadar tahsilat yapabilmesi için gerçekten o kadar alacaklı olması gerekir. Takip başlangıcında 198.090-TL gayrinakit borç teminat mektubunun iadesi ile 22.04.2021 tarihinde 165.000-TL kadar azalmıştır. İpotek hakkının bölünmezliği ilkesi gereğince alacaklı, ipotek ile teminat altına almak istediği tüm alacağını aynı takip dosyasından talep ederek ipoteğin paraya çevrilmesini talep etmelidir; zira takip konusu taşınmazın satışı gerçekleştiğinde taşınmazda yer alan ipotek çözülmekle, teminat oluşturmaktan çıkacaktır. Kaldı ki; dosya borcunun ödenmesi nedeniyle ipotek satışının yapılmamış olması bu sonucu değiştirmeyecektir; ipotek bir kez kullanılmakla artık aynı ya da farklı bir borcun teminatını oluşturamayacaktır. Bu nedenle sırf ipotek şerhinin tapudan fek edilmemesi nedeniyle aynı ipotek, borçlunun alacaklı nezdinde doğmuş doğacak tüm borçlarının teminatını oluşturmayacağı gibi, tahsilde tekerrür olmamak üzere takip başlatılmış olması da sonucu değiştirmeyecektir.(Yargıtay 12 HD nin 2020/153 esas, 2020/6889 karar sayılı, 14.09.2020 tarihli ilamı )Somut olayda da davalı alacaklı banka tarafından ipotekli takip başlatılmakla; artık ipotek alacağı icra takibinde talep ettiği alacaklar ile sınırlı hale gelmiştir. Bir başka deyişle ... şirketinin davalı bankaya karşı icra takibine dahil etmediği bir başka borcu olsa dahi bu bedelden karşılanamayacaktır. İpotekli takip başlatıldıktan sonra doğan borçlar bu ipoteğin kapsamında değildir.Bilirkişi raporu alınmış ise de bilirkişi raporu hüküm için yeterli değildir. Davacının ödemesinin ancak İstanbul 10 İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyada talep edilen alacaklar için kullanılabileceği gözönüne alınarak inceleme yapılması gerekir. Meri teminat mektuplarının bedelleri depo edilmeye devam edecektir. Teminat mektuplarının bir miktar komisyon borcu olduğu tesbit edilmiş ise de , bu miktarların ipotekli icra takibinde istenip istenilmediği anlaşılamamaktadır. İcra takibinde talep edilen nakit alacakların akıbeti belirlenmemiştir. Nakit alacakların ipotek bedelinden mahsup edilip edilmediği belli değildir. Eğer asıl borçlu tarafından ödenmiş ise ;ipotek bedelinden tahsil edilemeyeceği gözönünde bulundurulmalıdır. Özetle bankanın ipotekli takipte talep ettiği alacak ile sınırlı olarak inceleme yapılmak üzere ek rapor ve yeni bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.Üzerinde durulması gereken bir diğer konu başka alacaklıların ipotek bedeline haciz konulmasının iadeye engel olup olmayacağıdır. Yukarıda yazıldığı üzere; ipotek bedeli icra takibinde talep edilen alacaklar ile sınırlı olsa da gayrinakit alacaklar teminat mektubuna ilişkin olup, tazmin edilmedikleri müddetçe depo edilen bedelden tahsilat yapılamaz. Bu halde; gönderilen para alacaklı bankaya gönderilmiş olup; banka uhdesindedir.Bankanın ipotek bedeli alacağına haciz ise ancak bankanın borcu nedeniyle konulabilir. İpotek ... şirketinin borçlarını temin etse de alacaklısı bankadır. Bankanın gayrinakit alacağına karşılık depo ettirdiği henüz tazmin edilip edilmeyeceği belli olmayan, bir başka deyişle bankanın ödeyip ödemeyeceği belli olmayan teminat mektubu bedelleri bankanın teminat hesaplarında olması gerekirken ,asıl borçlunun mevduatı veya alacağı imişçesine muhasebesel işlem yapılıp haciz şerhi konulmuş ise asıl borçluya ait olmayan paraya haciz konulmasını sağlayan bankanın sorumluluğundadır. Bilirkişi'nin hatalı tesbitlerine dayalı bu gerekçe doğru olmamıştır.Davacı ipotek borçlusunun asıl borçlu veya müteselsil kefil sıfatı bulunmadığı halde bu gerekçe hatalıdır.İpotek; alacaklısına, teminat altına alınan borcun ödenmemesi halinde, taşınmazı ipotekle yüklü olarak devralan kişi, ipotek nedeniyle taşınmazın satılmasına katlanmak zorundadır. Türk Medeni Kanununun 884.maddesine göre borçtan şahsen sorumlu olmayan ve taşınmazının satılmasını istemeyen rehinli taşınmaz maliki, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. Bu durumda alacak hakkı, borcu ödeyen malike geçer. Bu durum kanunla düzenlenmiş halefiyet hallerinden birisidir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi gereği borçtan şahsen sorumlu olan önceki malik ile taşınmazı ipotekli olarak devralan kişi arasında ipotek bedeli satış bedelinden düşülerek devralan kişinin borçtan şahsen sorumlu olması da kararlaştırılmış olabilir. Ancak dosyada asıl borçlunun böyle bir savunması bulunmamaktadır. TMK nın 888/1. maddesine göre “İpotekli taşınmazın devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik meydana getirmez.” Yeni malik için ipotek kural olarak yalnızca taşınmazla sınırlı sorumluluk doğurur. Başka bir anlatımla bu durumun hukuki sonucu; ipotekli bir taşınmazı satın alan yeni malike, aksi kararlaştırılmadıkça, şartlar oluştuğunda yani asıl borçlusu tarafından ödenmeyip alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatırsa taşınmazın cebri icra yoluyla satışına katlanma yükümlülüğü yüklemesinden ibarettir.Üçüncü kişi ipoteği olarak kurulmuş yahut sonradan bu şekle dönüşmüşse, ipoteğe konu taşınmazın yeni malikinin kişisel olarak sorumlu olmadığı bir borcu ifa etmesi kanun gereği alacaklının haklarına halef olma sonucunu doğurur. Davalı asıl borçlu davacının kredi borcunu şahsen üstlendiğini ileri sürüp ispatlayamadığından borçluya ait koşullar çerçevesinde borcu alacaklıya ödeyen ve taşınmaz üzerindeki ipoteği kaldıran davacının kanun gereği alacaklının haklarına halef olduğunun ve ödediği bedeli davalıya rücu edebileceğinin kabulü gerekir. (Yargıtay HGK nın 2021/427 esas ,2022/1610 karar sayılı 29.11.2022 tarihli ilamı ) Açıklanan nedenlerle; ipotek borçlusu tarafından alacaklıya yapılan ödemenin ipotekli icra takibinde ki alacaklar ile ilgili teminat sağlayabileceği, alacaklının başka alacakları ipotek kapsamında kabul edilemeyeceği; ipotekli takipte alacakların büyük oranda gayrinakit alacakların depo istemli olduğu; depo istekli takiplerde tahsil istenemeyeceği; depo edilen miktar teminat mektuplarında tazmin, çek sorumluluk bedellerinde bankaca ödeme yapılmadıkça alacaklı bankanın nakit alacağı olmadığı, ipotek borçlusunun asıl borçluya rücu hakkı bulunduğu gözetilerek; bu ilkeler çerçevesinde alınacak ek rapor veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılarak meri teminat mektuplarının ve nakit alacakların akıbeti incelenerek davacıya iadesi gereken bedel tesbit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun olmayan gerekçelerle her iki davalı hakkında ki davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. İstinaf nedenleri yerinde görülen davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne kararın kaldırılmasına,dava yeniden görülmek üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/07/2024 Tarih 2022/565 Esas - 2024/446 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)a-6 gereği KALDIRILMASINA; "Dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine"Yatırılan 615,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-g maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/12/2025