TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR BAŞVURULARIN REDDİ DOSYA NO : 2025/4964 KARAR NO : 2025/4278 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET TARİHİ: 08/05/2025 NUMARASI : 2025/326 - 2025/372 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit İSTİNAF TARİHİ : 10/07/2025 - 29/07/2025 Dairemizde bulunan istinaf başvurusunun yapılan açık incelemesi sonunda, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ DÜŞÜNÜLDÜ; İstinaf isteminde usul işlemleri tamam olduğundan, ilk derece mahkemesinin dosyasındaki bütün belge…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 55. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR BAŞVURULARIN REDDİ DOSYA NO : 2025/4964 KARAR NO : 2025/4278 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET TARİHİ: 08/05/2025 NUMARASI : 2025/326 - 2025/372 DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit İSTİNAF TARİHİ : 10/07/2025 - 29/07/2025 Dairemizde bulunan istinaf başvurusunun yapılan açık incelemesi sonunda, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ DÜŞÜNÜLDÜ; İstinaf isteminde usul işlemleri tamam olduğundan, ilk derece mahkemesinin dosyasındaki bütün belgeler ve dosya hakkındaki dairemiz üyesince düzenlenen rapor incelendi, istinaf başvuru dilekçesinin ve davanın esası istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda dosyada dairemizce karar verilmesi için eksiklik bulunmadığı anlaşıldı.İstinaf sebepleri: Davacılar vekili, süresinde sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde; Dava konusu belgenin kambiyo vasfına haiz olup olmadığının doğrudan Türk Ticaret Kanunundan kaynaklı bir uyuşmazlık olup bu sebeple mutlak ticari dava olan işbu davada görevsizlik kararı verilmesinin isabetsiz olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen kambiyo senetleri ile ilgili uyuşmazlıkların TTK m. 4/1, a gereğince, mutlak ticari dava niteliğinde ve görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, dava konusu ilgili belgenin Kambiyo Senedi Vasfına haiz olup olmadığının tespitini de ancak Türk Ticaret Hukuk'unda Görevli olan asliye ticaret mahkemeleri yapabileceğini, işbu davanın özetle aslında kambiyo vazfına haiz olmayan belgeye dayanarak alacaklı tarafça açılan örnek 10 kambiyo takibine karşı, müvekkillerinin herhangi bir borcu bulunmadığını, zira takibe dayanak teşkil edilen belgenin, müvekkillerinin daha önce davalıdan araç kiralaması nedeniyle imzaladığı sözleşmenin alt kısmının kesilerek bono haline getirilmeye çalışılması şeklinde ve açığa atılan imzanın kötüye kullanması şeklinde hazırlanan bir belge olduğunu, bu sebeplerle vd. sebeplerle ilgili belgenin kambiyo vasfına haiz olmadığının tespiti ile müvekkilleri yönünden takibin iptali ile müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğunu, müvekkillerinin normalde araç kira sözleşmesine imza attıklarını, ardından aşağıda fotoğrafı sunulan bu araç kiralama sözleşmesinin alt kısmının bono şeklinde düzenlenmiş olduğunu, sonrasında sözleşmenin alt kısmının kesilerek ve vade ve miktar kısımlarının sonradan doldurularak, yani evrakta sahtecilik yapılarak icraya konu edildiğini anladıklarını, belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, süresinde sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde; Senedin kambiyo vasfını haiz olduğunu, teminat senedi olduğuna ilişkin senet üzerinde herhangi bir şerh bulunmadığı, takibin kambiyo senedine ilişkin olduğunu, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olduğunu ve davanın TTK ilgili hükümleri gereği mutlak ticari dava olduğu hususlarının dikkate alınmadığını, bu sebeple istinaf kararı ve ilk derece mahkemesinin görevsizliğe ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, huzurdaki davanın kambiyo senedine dayalı menfi tespit talebine ilişkin olduğunu, kambiyo senetlerinin Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlendiğinden ve TTK m.4/1-a fıkrası gereği mutlak ticari dava söz konusu olduğundan TTK m.5 gereği görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğunu, davacı tarafın kambiyo senedinin araç kiralama sözleşmesine istinaden verildiğini iddia etmiş ve mahkemece BAM kararı gereği senedin kira ilişkisine dayandığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmişse de kambiyo senetleri sebepten mücerret kıymetli evrak niteliğinde olduğunu, başka bir anlatımla kambiyo senetlerinin temel borç ilişkisinden bağımsız olarak kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdünü içerir belgeler olduğunu, bu sebeple senedin araç kiralama sözleşmesine istinaden verildiğinin kabulü ile karar verilmesi mümkün olmadığını belirterek kararın kaldırılarak daha önce verilen 2024/354 E. - 2024/907 K. sayılı karara uygun olarak dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacılar vekili, müvekkilinin 06.03.2023 tarihli depremden etkilendiğini, müvekkillerinin yardım malzemesi, erzak, giyecek vesair temin ederek deprem bölgesine hareket etmek için ve kendi araçları binek araçlar olduğundan, malzemeleri de deprem bölgesine ulaştırmak amacıyla bir Minibüs ayarlamak istediklerini, bu amaçla internette yapılan araştırmalar sonucunda Kartal Oto Sanayinde faaliyette bulunan Rentavan isimli işletme yetkilileriyle iletişime geçtiklerini, nihayetinde bu Oto Kiralamacılardan ... ... marka bir Minibüsü aşağıdaki Sözleşmeyi imzalayarak 1 Haftalığına kiraladıklarını, müvekkillerinin, devamlı Keleş Soyisimli şahıslarla muhatap olduklarını, sözleşmeyi ... ile imzaladıklarını, WhatsApp yazışmalarını ... ile yapıldığını, ödemeyi ise, ...'in bildirdiği ...'in hesabına yaptıklarını müvekkili ..., ...'in hesabına 07.02.2023 Tarihinde 8.000,00-TL gönderdiğini, ardından ...'e de 5.000,00-TL 1 Haftalık Kiralama bedeli ve 3.000,00-TL Depozito olmak üzere 8.000,00-TL'nin gönderildiğini WhatsApp'tan yazılı olarak bildirdiklerini, aradan 1 Yıldan fazla süre geçtikten sonra Davalı ..., sözleşmenin alt kısmı olan Bono şeklinde boş olarak düzenlenen kısmı sözleşmeden kesmiş, sonrasında ise vade ve miktarı kendisi doldurmuş, üzerine 120.000,00-TL yazmış ve bunu da icraya konu ettiğini, ancak bu belgenin Bono niteliğini haiz olmadığı, sonradan davalı veya çalışanlarınca doldurulduğunu, müvekkilleri ile davalı arasında herhangi bir alacak verecek ilişkisi olmadığı gibi, davalıya karşı müvekkilinin, ne eski ne de yeni 120.000,00-TL gibi bir borcu da bulunmadığını, icra takibi ile talep edilen alacağın hiçbir zaman doğmadığını, takibe dayanak teşkil edilen belgenin, müvekkillerinin daha önce davalıdan araç kiralaması nedeniyle imzaladığı sözleşmenin alt kısmının kesilerek Bono haline getirilmeye çalışılması şeklinde ve açığa atılan imzanın kötüye kullanması şeklinde hazırlanan bir belge olduğunu, müvekkillerinin davalıya böyle bir borcu bulunmadığı gibi, yazılan miktar, araç kiralama sözleşmesindeki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, Araç kiralama bedeli ve depozito da ödendiğini belirterek, müvekkillerin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının en az %20 tazminat ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olduğunu ancak davacılar tarafından arabuluculuk başvurusunun yapılmadığını, davanın usulden reddine karar verilmesini gerektiğini, davacılar tarafından ibraz olunan görsele itiraz ettiklerini söz konusu görsel ıslak imzalı belge olmayıp, sonradan oluşturulmuş olması muhtemel olduğunu, fotokopi evrak veya fotoğraf üzerinden bilirkişi incelemesi yapılarak hüküm kurulması mümkün olmayacağını, bu sebeple davacı tarafça görselde yer alan sözleşme aslının dosyaya ibraz edilmesi ve evrak üzerinde bilirkişi marifeti ile inceleme yapılması gerektiğini, dava dilekçesinde sözleşme imzalandığı düşüncesi ile senet imzalanmış olabileceği iddia edilmiş olup, yetişkin 2 kişinin imzaladıkları sözleşmeyi hiç incelemeksizin imzaladığı ve bilmeden senede imza attığı iddiasının gerçek olmadığını, davacılar tarafından borca ilişkin olarak müvekkiline senet verilmiş olup, aksinin davacılar tarafından yazılı delille ispatı zorunlu olduğunu, davacıların beyanı gerçeğe aykırı olup, mesnetsiz taleplerinin reddi gerektiğini, beyan ederek, davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine, davacılar aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesinin 2024/354-907 E.K. sayılı kararı Dairemizin 2025/1138-817 E.K. E.K. sayılı kararı ile "...Davacılar, davalı ile araç kiralama sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmenin alt kısmı olan bono şeklinde boş olarak düzenlenen kısmının sözleşmeden kesilerek vade ve miktarı doldurulmak suretiyle üzerine 120.000,00 TL yazıldığını ve bunun da icraya konu edildiğini, araç kiralama ve depozito bedelini de ödediklerini beyan ederek davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ettikleri, davalının ise, takibe konulan bononun borca karşılık verildiğini savunduğu, takibe ve davaya konu edilen bononun taraflar arasındaki kira sözleşmesi dolayısıyla verilip verilmediğinin tartışılmasının Sulh Hukuk Mahkemesince tartışılması gerektiği gözetilerek mahkemece, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde verilen kararın hatalı olduğu anlaşılmakla istinaf başvurusunun değişik gerekçe ile kabulüne karar vermek gerekmiştir...." gerekçesiyle kaldırıldığı anlaşılmıştır.Mahkemenin, "... Davacılar, davalı ile araç kiralama sözleşmesi yaptıklarını, sözleşmenin alt kısmı olan bono şeklinde boş olarak düzenlenen kısmının sözleşmeden kesilerek vade ve miktarı doldurulmak suretiyle üzerine 120.000,00 TL yazıldığını ve bunun da icraya konu edildiğini, araç kiralama ve depozito bedelini de ödediklerini beyan ederek davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ettikleri, davalının ise, takibe konulan bononun borca karşılık verildiğini savunduğu, takibe ve davaya konu edilen bononun taraflar arasındaki kira sözleşmesi dolayısıyla verilip verilmediğinin tartışılmasının Sulh Hukuk Mahkemesince tartışılması gerektiği gözetilerek mahkememizce, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle davanın usulden reddi ile İstanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verdiği anlaşılmıştır.Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır. HMK 4/a maddesi gereğince "kiralanan taşınmazların İcra İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu olan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde" görüleceğinin düzenlenmiştir. Dairemizin 13.05.2025 tarihli, 2025/1138-817E.K. sayılı kararında da belirtildiği üzere mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK’nın 114/1-e ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddi ile dosyanın görevli sulh hukuk mahkemesine gönderilmesi karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf sebeplerinin ayrı ayrı yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dairemiz ilk derece mahkemesi kararını hem maddi olay, hem de hukuka uygunluk bakımından incelemeye tabi tutarak tespit edilen yargılama hatalarını bizzat düzeltmek amacıyla yapılan inceleme sonunda; dairemizce duruşma yapılmasına gerek olmadığı, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlara, yasal gerektirici nedenlere göre karar verilmiş olması sebebiyle, incelenen mahkeme kararının HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, istinaf sebepleri yerinde olmadığından başvuruların ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle,Tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,Peşin yatırılan istinaf başvuru ve karar harçlarının mahsubuna, İstinaf harç ve masraflarının istinaf talebinde bulunanların üzerinde bırakılmasına, Gider avansından kalanın talep halinde yatıranlara iadesine,Karar tebliği, harç takibi ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dair dosya üzerinden, oy birliği ile KESİN olarak karar verildi, açıkça anlatıldı. 17/11/2025