T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1942 Esas KARAR NO : 2025/1896 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/364 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 18/07/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1942 Esas KARAR NO : 2025/1896 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2025/364 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 18/07/2025 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı... tarafından, müvekkili aleyhine haksız ve hukuka aykırı bir şekilde İstanbul Anadolu 15.İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı icra dosyası ile 02.10.2024 düzenleme tarihli çift vadeli olarak tanzim edilmiş, 250.000 EURO tutarlı bono vasfında olmayan senede ilişkin kambiyo takibine müstenit icra takibi başlatıldığını, takibe konu edilen belge üzerinde, çift vade olması ve bono vasfında olmadığından, kambiyo takibine konu edilmeyeceğinden bahisle, icra takibinin iptali için şikayet yoluna gidilmiş olup, İstanbul Anadolu 25. İcra Hukuk Mahkemesi 2025/127 E. sayılı dosyası hali hazırda derdest olduğunu, ..., 02.10.2024 tarihinde, ... ... Anonim Şirketi’deki %5 ve ... ... Sp.Z.o.o %10 hissesi ve işçilik alacaklarına istinaden, müvekkilinden 1.500.000 EURO banka havale yolu ile alarak müvekkiline toplam 2.500.000 EURO tutarlı, muğlak ifadeler ile alacak kalemi ayrı ayrı belirtilmemiş olan önceden hazırlamış olduğu “Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesi” ve sözleşmenin eki olarak yine içeriği önceden yazılmış vaziyette 250.000 EURO’dan 4(dört) adet toplam 1.000.000 EURO bedelli çift vadeli senedi imzalatmış olduklarını, Müvekkili, -sözleşme içerisinde muğlak bir şekilde ifade edildiği gibi- şirket değeri ve dolayısı ile davalının hisse değerinin hesaplanmasının -kendi aralarındaki şifahi görüşmelerde- yeniden değerlendirileceği inancı ile ve davalının manevi ikrah, yönlendirmesi üzerine hata ile davalının önceden düzenlediği sözleşme ve senetleri imzalamış olduğunu, müvekkiline manevi ikrah altında hatalı bir şekilde ve yeniden hesaplama yapılacağı inancı ile imzalatılmış olan anonim şirket devir sözleşmesi kapsamında devredilen ... ... SP.Z.O.O %10 hisse değerinin 175.000 EURO olduğu esas alınarak ... ... A.Ş.%5 hisse değerinin bağımsız denetim firması tarafından değeri, işçilik alacakları, nihai borç ve alacak durumu tespit edildikten sonra reel değerler üzerinden ifa edilmesi gerektiğini, dava konusu haksız icra takibi sebebiyle müvekkilinin telafisi imkansız zararlara uğramaması için İİK72/3 kapsamında ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesine, mahkemece takdir edilecek teminat mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilerek icra veznesine girecek paranın karşı tarafa ödenmemesine,yargılama giderleri ve vekalet karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/03/2025 tarih 2025/327 D.İş - 2025/288 Karar sayılı değişik iş kararı ile; "Talep, HMK 389. md ve devamı maddelerinde düzenlenen ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir.HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.İhtiyati tedbirde asıl olan ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyati tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş, ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceği düzenlenmiştir.İİK'nun 72/3. Maddesinde; "İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez." denilmektedir.2004 sayılı İİK’nun 72/3 maddesi gereğince takip konusu alacağın %15 oranda teminat yatırılması karşılığında icra veznesine yatırılan paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde tedbir kararı verilmesine mahkememizce kanaat getirilmiş, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile;" 1-Talebin KABULÜNE,2-Dava değeri olan 9.505.000,00-TL üzerinden %15'i oranında 1.425.750-TL teminatın Mahkememiz dosyasına nakit ya da kesin ve süresiz teminat mektubu olarak yatırılması halinde, İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğünün 2025/2934 Esas sayılı dosyasında icra veznesine girecek paranın esasa ilişkin açılacak davada yargılama sonuna kadar alacaklısına ödenmemesi yönünde İİK 72/3 maddesi uyarınca İHTİYATİ TEDBİR KONULMASINA,3-Teminat yatırıldığında ve HMK 393/1 maddesi uyarınca bu kararın ihtiyati tedbir talep eden/davacı vekiline tebliğinden itibaren bir hafta kesin süre içerisinde uygulanmasının talep edilmesi halinde aynı yasanın 393/2 maddesi uyarınca mahkememiz yazı işleri müdürü tarafından infazına,4-HMK 393/1. maddesinin 2.cümlesi uyarınca kanuni süresi içerisinde ihtiyati tedbir kararının uygulanmasının talep edilmemesi halinde tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının ihtarına, bu ara kararın tebliğ ile ihtarın yapılmış sayılmasına," karar verdiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin 21/03/2025 tarihli tedbire itiraz dilekçesi ile; davacı tarafın; aynı hukuki sebep ve ihtilafa dayanarak iki ayrı mahkemeden ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, İhtiyati tedbire konu olan Kambiyo Senetlerine Özgü İlamsız İcra Takibine karşı borçlu tarafından takibe konu senedin kambiyo senedi vasfını haiz olmadığı şikayeti ile Tedbir talepli olarak Takibin İptali istemiyle dava ikame edildiğini, İstanbul Anadolu 25. İcra Hukuk Mah.nin 2025/127 E. Sayılı dosyası ile davacı borçlunun Tedbir talebi uygun görülmeyerek reddedildiğini, sözkonusu takibin kesinleşmesi ile birlikte davacı borçlu aleyhine haciz işlemleri tatbik edilmeye başlanılması üzerine davacı borçlunun aynı anda hem mahkemeye, hem de İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne İhtiyati Tedbir başvurusunda bulunduğunu, davacının tedbir başvurusunun İstanbul Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce reddedildiğini, buna rağmen davacı borçlu tarafından aynı itiraz gerekçeleri ile mahkemeye yapılan başvuru kabul edilerek, itiraza konu usul ve yasaya aykırı İhtiyati Tedbir Kararının tesis edildiğini, iki ayrı mahkemeye; tarafları, hukuki sebepleri ve ihtilafı aynı olan iki ayrı İhtiyati Tedbir talebinde bulunulması ve her iki mahkeme kararının da birbirinden farklı olmasının, mahkemece tesis edilen ihtiyati tedbir kararının hukuka uygunluğunu ve yerindeliğini tartışmaya açtığını, ihtiyati tedbir kararı verilen icra takibine konu alacağın, kayıtsız şartsız borç ikrarını havi kambiyo senedine dayandığını, kambiyo senetlerinin doğumlarına neden olan temel borç işlemiyle aralarında hiçbir ilişki olmadığını, temel işlemden soyut olduklarını, usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesinin kabul edildiğini, takibe konu olan 05 Şubat 2025 vade tarihli senedin; her yönüyle kambiyo senedi vasfını haiz olduğunu, borçlunun; gerek icra mahkemesine ve gerekse mahkemeye yaptığı itirazlarında, takibe dayanak senetteki imzayı açıkça ikrar ettiğini, davacı tarafın, imzasını açıkça ikrar ettiği kambiyo senedine bağlı borcu olduğu açıkça sabit olmasına rağmen, HMK.m.389 uyarınca şartları oluşmadığı halde tesis edilen İhtiyati Tedbir kararının kaldırılmasını talep etiklerini, temimat miktarının muhtemel zararı karşılayacak miktarda olmadığını, takip konusu 250.000 Euro bedelli senede bağlı asıl alacak miktarının 9.953.850,00 TL. gibi oldukça yüksek bir miktar olmasına rağmen sayın mahkemece, takip miktarının %15'ine yani 1.425.750,00 TL. teminata hükmedildiğini, takip alacak miktarı dikkate alındığında, muhtemel zararları karşılayacak oranda ve miktarda teminat alınmadığını, bu nedenle; bu teminat miktarının arttırılarak gereğinin yapılması için davacı tarafa bildirilmesine, gereği yapılmadığı takdirde tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etiklerini ileri sürerek, İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mah.nin 2025/327 D.İş 2025/288 K. Sayılı 11.03.2025 tarihli İhtiyati Tedbir Kararının itirazen incelenerek kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 18/07/2025 (Ara Karar Tarihi) 2025/364 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; "Mahkememizde açılan davadan önce İst. Anadolu 5 ATM nin 2025/397 D. İŞ sayılı kararı ile İİK.nun 72/3 maddesine göre tedbir verilmiştir.Mahkememize esas dava açılmış olmakla tedbir dosyası dosyamızın eki sayılmıştır. Tedbire itiraz dilekçesi ve ekleri incelenmiş, tedbir talep edenin beyanları incelenmiş, henüz teati aşaması tamamlanmayan dosyamızda, sadece tedbire itirazın değerlendirilmesi için 18/07/2025 tarihinde duruşma açılmıştır. Senet alacaklısı... icra takibi başlatmış, borçlu ... iş bu menfi tespit davasını açmıştır. Talep, İst. Anadolu 15. İcra müd. Nün ... sayılı takip sebebiyle, takibe konu 02/10/2024 düzenleme tarihli 250.000 Euro bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitidir. Menfi tespit davasında senetlerin baskı altında hazırlandığı ve imzalatıldığı, çift vade içermesi sebebiyle geçerli olmayacağı ileri sürülmüştür.İst. Anadolu 25. İcra hukuk mahkemesinin 2025/127 E sayılı dosyasında çift vade itirazının ileri sürüldüğü mahkemenin çift vade itirazının reddine karar verdiği kararın henüz kesinleşmediği görülmüştür.Mevcut delil durumu, celp edilen dosyaların incelenecek olması, dosyanın göreceği aşamalar nazara alınarak bu aşamada İİK.nun 72/3 maddesine göre verilmiş olan tedbire itirazın reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesi ile,"1-İstanbul Anadolu 5. ATM'nin 2025/397 D.İş ile İİK 72/3 maddesi uyarınca verilen tedbire itirazın REDDİNE, " karar verilmiş ve ara karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, bahse konu ihtiyati tedbir kararının ardından davacı tarafça İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıda numarası yazılı dosyasından ikame edilen menfi tespit davası yargılamasında yukarıda sayılan tüm belge ve bilgiler taraflarınca dosyasına sunulmuş ve usulsüz ihtiyati tedbir kararına itiraz edilerek kaldırılması talep edilmişse de, itirazının İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2025 tarihli kararı ile açıkça hatalı biçimde, usule ve yasaya aykırı biçimde reddedildiğini, Davacının haksız, dayanaksız ihtiyati tedbir başvurusunun, talep ettiği diğer asliye ticaret mahkemeleri ve icra mahkemesince reddedildiğini, davacı ...'un; yukarıda bahsi geçen sözleşme ve kambiyo senetlerine sabit olan borcunun ödenmesini geciktirebilmek amacıyla önce İcra Mahkemesinden İhtiyati Tedbir talebinde bulunduğunu, ancak elbette bu haksız talebi uygun görülmeyerek İstanbul Anadolu 25. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2025/127 E. Sayılı dosyasından reddedildiğini, (EK-1 İstanbul Anadolu 25. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2025/127 E. Sayılı Kararı) Keza davacının eş zamanlı olarak başvurduğu İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi de ihtiyati tedbir talebini isabetle reddettiğini, (EK-2 İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/129 D. İş Sayılı Kararı) Ancak davacının bunlarla kalmayıp, usulsüz biçimde ihtiyati tedbir aldığı 05.02.2025 vadeli ilk senedin ardından ödeme günü gelen 05.06.2025 vadeli 2. senedi de ödememek adına İhtiyati Tedbir talebiyle yine kötü niyetle aynı anda iki farklı mahkemeye başvurduğunu ve her iki mahkemenin de tedbir talebini HMK MD. 389'daki şartları karşılamadığı, yerinde olmadığını, yaklaşık ispat kuralını karşılamayıp, ispata muhtaç olduğunu tespit ederek isabetle reddettiğini, Davacının ilk 2 tedbir talebi reddedildiği halde, hemen akabinde kötüniyetle tekrar aynı talepte bulunduğunu, keza davacının 2. Senede ilişkin tedbir talebiyle başvurduğu İstanbul Anadolu 25. İcra Mahkemesinde de yine bu haksız talebi uygun görülmeyerek ... E. Sayılı dosyasından reddettiğini, (EK-6 İstanbul Anadolu 25. İcra Mahkemesi'nin ... E. Sayılı Kararı) Somut olay koşullarında davacının senetlere ilişkin talep ettiği tedbir talebinin yerinde olmadığı, yaklaşık ispat kuralını karşılamayıp, ispata muhtaç olduğu birbiri ardında verilen kararlarla defalarca kez teyid ve tevsik edilmiş vaziyette olduğunu, Davacının yaklaşık olarak ispatı karşılamayı, yazılı ve imzası ikrar edilmiş sözleşme ve senetlere karşı tek yaptığı iftira kabilinden senaryolar yazmak olduğunu ve yukarıda sıralanan red kararlarından görüldüğü üzere başvurduğu ilk 3 dosyada bu haksız ve dayanaksız talebinin zaten kabul görmediğini, ilk senet için 2, ikinci senet içinse aynı sebeplere dayanarak 4 ayrı dosyadan ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş olması da Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesine açıkça aykırı olduğunu ve hakkın kötüye kullanılmasının kitaplara konu olacak kadar tipik bir örneği olduğunu, Bu tabloda İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/327 D. İş dosyasından 05.02.2025 vadeli ilk senede ilişkin yokluklarında dosya üzerinden yapılan üstün körü bir incelemeyle, hiçbir gerekçe olmaksızın, usul ve yasaya aykırı olarak tesis edilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılması gerektiğini,Somut olayda davacının imzası ikrar edilmiş yazılı sözleşmeye ve senetlere karşı kurguladığı hayali senaryo dahilindeki tüm iddia ve isnatların gerçek dışı olduğunu, davacı ...'un gerçekte, Türkiye, Amerika ve İngiltere’de sayısız gayrimenkulün sahibi olarak çok sayıda iş yeri ve konutun kiracıları ile ilişkileri, sözleşmeleri yürütmekte, yurtiçi ve Avrupa’daki çeşitli şirketlerdeki yönetim kurulu başkanlıkları kapsamında yıllık cirosu yaklaşık 500-600.000.000. TL olan bir gelir ve finans yapısını da bizzat kendisinin idare etmekte olduğunu, gayrimenkul ordusunun sahibi olup, kiralama işlemlerini yöneten ve müteahhitlerle kat karşılığı inşaat sözleşmeleri yapan, tüm banka hesaplarını yöneten, her ayın birkaç haftasını yurt dışında geçiren, her ay sayısız sözleşme yapan ve milyonlarca liralık kararların, tekliflerin altına tek başına tek yetkili olarak imza atan, iş hayatının içinde olan aktif bir iş insanı olduğunu, dolayısıyla kolayca kandırılabilecek bir insana benzemediğini, Davacının ilk iddiasının; 02.10.2024 tarihinde imzalanan Anonim Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin bizzat davalı... tarafından hazırlandığı ve aynı gün “…..ben hesap kitap işlerinden anlamam” dediği iddia edilen davacı ...’a ısrar edilerek imzalatıldığı, ...’un kimselere danışacak vaktinin bile olmadığı şeklinde olduğunu, davacı ...'un; müvekkili...’ın ayrılışından sonra oğlunu şirkete genel müdür atadığını bildirmek için kaleme aldığı yazıda, “şirketin Finans bölümündeki sorumluluklarını, finans ekibiyle birlikte yürütmeye devam edeceğini” söylediğini; bu yazıdan bizzat davacı ...’un ağzından sadır olan gerçekler şöyle özetlenebileceğini: " ... şirkette Finans sorumluluklarını yönetmeye devam edecektir; yani şirkette Finansı geçmişte yönetmiştir, bugün de yönetmektedir ve gelecekte de yönetmeye devam edecektir. ...’un istediği zaman danışabileceği bir finans ekibi vardır, ki bir şirket sahibi olarak gayet de normaldir ve doğaldır. ..., ... ’ın tam da ayrılık mektubunda anlattığı gibi mobbinglerle hisseleri alınıp yollandıktan sonra hedefi ve planları doğrultusunda oğlu ...’u şirkete Genel Müdür yapmıştır. En önemlisi de ..., ... şirketten ayrıldıktan yaklaşık 1 ay sonra kaleme aldığı bu yazıda ona teşekkür etmektedir. Bir insanın kendisini kandıran, baskı altına alarak zorla anlaşma, hatta senetler imzalatan birine teşekkür ettiği dünya üzerinde görülmüş ve duyulmuş bir şey değildir."...; 2024 yılında ... EU’daki ortakların %20 hissesini ticari deneyimi ve hesap yeteneğiyle devralırken iradesi sakatlanmamış bilinçli bir yatırımcıyken, yalnızca birkaç ay sonra, aynı şirketten ve ana şirket ... A.Ş’ den...’ın hisselerinin devrinde kendisini yaşlanmış, kandırılmış ve tehdit edilmiş biri olarak göstermeye çalıştığını; bu tutarsızlığın, davacının gerçek dışı iddialarla süreci ve Yerel Mahkeme'yi manipüle etme çabasını açıkça ortaya koymakta olduğunu, davacı ...'un, bahse konu sözleşmenin imza ve ifasının ardından aylarca müvekkile ne sözlü ne yazılı hiçbir itirazda bulunmayıp, borçlu olduğu ilk senedin ödeme vadesine sadece 1 gün kala keşide ettiği Üsküdar 10. Noterliği'nin 04.02.2025 tarihli ve ... Yevmiye Nolu ihtarnamesinde yine herhangi bir irade sakatlığından söz etmeyip, yalnızca -ödemiyorum- demiş olmasının da baskı, tehdit, zorlama gibi hayali isnatların sonradan kurgulandığının apaçık göstergesi olduğunu, şirkette finansı yöneten kişi olarak en tecrübeli isim olmasına rağmen ...’un gerekli halde mali müşavirine, avukatına, finans ekibine danışacak tam 8 günü olduğunu, Davalı...’ın hazırladığı sözleşmeyi ...’a ısrarla, ikrahla imzalattığının da bir diğer iddia olduğunu; oysa ki; ...’un kendisinin de belirttiği gibi bir şirket yöneticisi olarak mali müşaviri, finans müdürü, finans ekibi olduğunu; şirketiyle ilgili tüm karlılığı, bilançoları, ciroları çok iyi bildiği üzere rakam konusunda yanıltılmasının zaten imkansız olduğunu ancak ... bununla yetinmediğini ve aldığı karar ile ilgili mali müşaviri ve Finans müdürü ile konu hakkında toplantı da yaptığını; ekli mesajda görüldüğü üzere bu hususun şirketin Yeminli Mali Müşavirine sorulduğunu, şirket Yeminli Mali müşaviri ... İle şirket Finans Müdürü ... bizzat ...’un çağrısı üzerine bir araya geldiğini, toplantı yapıldığını, ... tarafından üzerinde anlaşılan rakam, ödenecek peşinat, kalan ödemelerin miktarı konuşulduğunu, vadelerinin bizzat belirlendiğini ve en önemlisi bu toplantı neticesinde; 02.10.2024 Tarihli Anlaşma, ...’un talimatıyla, bizzat şirketin yani ...’un Mali Müşaviri tarafından, ...’un belirlediği koşullara vade ve ödeme şartlarına istinaden hazırlandığını, Şirket mali müşaviri ve finans müdürü tarafından hazırlanan Türkiye ve Polonya’daki ... şirket hisselerinin devrine ilişkin hisse devir sözleşmesi ve senetler, öncesinde ... tarafından imzalandığını, sonra da sözleşme kısmı ... Bankası Kozyatağı Şubesi'nde Şube Müdürünün ofisinde, şube müdürü ve müşteri temsilcisi huzuruna davet edilen... tarafından 02.10.2024 tarihinde imzalandığını; yani dava dilekçesinde iddia edildiği gibi şirket merkezinde yalnızca davacı ve davalının bulunduğu bir imza da söz konusu olmadığını, Davacı tarafın bu hususu bildiği halde ihtiyati tedbir alabilmek ve alacağın ödenmesini geciktirebilmek amacıyla İlk Derece Mahkemesi'ne düpedüz yalan söylediğini, 4 adet bononun da dava dilekçesindeki yalanların aksine müvekkili tarafından değil ... tarafından hazırlandığı/hazırlatıldığının anlaşılmakta oludğunu; davacı hiç sıkılmadan kendi hazırladığı bonoların üzerindeki yine kendi belirlediği vadelerin “çifte vade” olduğunu iddia edebilmekte olduğunu,İleri sürerek, izah edilen ve resen gözetilecek nedenler ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/364 E. Sayılı dosyasından tesis edilen18.07.2025 tarihli İhtiyati Tedbire İtirazın Reddi Kararının ve Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/327 Değişik İş sayılı kararı ile verilen İhtiyati Tedbir Kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yandan tahsiline, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; İstanbul Anadolu 15. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı kambiyo takibine dayanak bonodan ötürü davalıya borçlu olmadığının tespiti istemli menfi tespit davasıdır. Davacı tarafından eldeki menfi tespit davası ikam edilmeden önce İstanbul Anadolu 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/327 D.İş sayılı dosyası üzerinden, icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiş, mahkemece 2025/327 D.İş, 2025/288 Karar sayılı ve 11/03/2025 tarihli karar ile istemin %15 teminat mukabilinde kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafından itiraz kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından ihtiyati tedbir kararı akabinde, arabuluculuk süreci tamamlanarak 21/04/2025 tarihinde eldeki menfi tespit davası ikame edilmiş, mahkemece, menfi tespit davasının eki sayılan ihtiyati tedbir dosyasına sunulan itiraz duruşmalı olarak değerlendirilmiş ve 18/07/2025 tarihli ara karar ile tedbire itirazın reddine karar verilmiştir. Davalı yanca tedbire itirazın reddine dair bu karara karşı istinaf kanu yoluna başvurulmuştur. İstanbul Anadolu 15. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası kapsamından; davalının davacı aleyhine, 250.000,00-Euro bedelli, 02/10/2024 tanzim tarihli, 05/02/2025 vadeli bonoya dayalı olarak toplam 250.000,00-Euro alacağın tahsili talebiyle kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığı anlaşılmıştır.İİK'nın 72/3. maddesi uyarınca; icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın %15'inden az olmamak kaydıyla göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yolu ile icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. 6100 Sayılı HMK'nın 389/1 fıkrası uyarınca; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Yine 6100 Sayılı HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Somut olayda, dosya içeriği delillere göre, HMK. 390 maddesi uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada oluştuğu, davalı yanca ileri sürülen itiraz ve istinaf sebeplerinin yargılamayı gerektirdiği ve eldeki menfi tespit davasında yapılacak yargılama yargılama sırasında tartışılıp değerlendirileceği, mahkemece gerekçesi açıklanmak suretiyle ve yeterli teminat mukabilinde verilmiş bulunan tedbir kararına karşı yapılan itirazın reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmış olup, kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davalının ara karara yönelik istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 13/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.