T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:21/06/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:21/06/2022 DAVANIN KONUSU:Tazminat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:02/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 10/11/2015 tarihinde davalı şirket ile 115.460 kg kömürün Afyonkarahisar'da faaliyet halinde bulunan ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye nakliyesi hususunda anlaştıklarını ve 115.460 kg kömürün aynı gün ... plakalı ...'nın kullanımındaki ve ... plakalı ...'nın kullanımındaki araçlar ile yola çıkarıldığını, müvekkili şirketin şehir dışına sürekli kömür satmakta olması sebebiyle düzenli olarak çalıştığı nakliye firması olmasına rağmen olay tarihi olan 10/11/2015 tarihinde birlikte çalıştığı nakliye firmasının boşta tırı olmaması sebebiyle davalı şirket ile görüşerek Afyon'da faaliyet halinde bulunan ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye götürülecek kömürlerin taşınması konusunda anlaştıklarını ve davalı şirket yetkilileri 2 tır göndererek toplamda 115.460 kg kömürün ... plakalı ...’nın ve ... plakalı ...’nın şoförlüğünü yaptığı tırlara yüklenerek aynı gün yola çıktığını, kömürlerin zamanında alıcı firmaya ulaşmaması ile müvekkili şirket yetkilisi ...'ün, davalı ... Nakliyat yetkililerini aradığını ve görüştüğü yetkililerin ise, kömürlerin alıcıya gönderilmediğini sebebinin ise davacının 2011 yılında davacı şirketin gizli ortağı ile iş yaptığını ancak verilen çeklerden birinin ödenmemiş olması sebebiyle davacının hissedarı olduğu şirketten alacaklı olduklarını, bu kömürlere ise alacağa mahsuben el koyduklarını belirttiklerini, oysa davalı şirketin daha önce ne bir alacak talebinde bulunduğunu ne de buna ilişkin hukuki bir girişimde bulunmadığını, bu olay üstüne müvekkili şirketin hem madden hem manen mağdur olduğunu, Afyon'da bulunan ve kömürleri teslim edilmeyen dava dışı ... San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkili şirket ile sözleşmesini feshettiğini, ayrıca müvekkilinin şehir içindeki müşterilerinden büyük kısmının bu elim hadiseyi duyduğunu ve güven ilişkileri zedelendiği için birçok müşteri firmanın yine müvekkili ile sözleşmesini sonlandırdığını ve davalı şirketin fiilen iflas bayrağını kaldırdığını belirterek, olay tarihinden itibaren faiz işletilmek üzere ilk etapta 5.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı taraf, davaya süresinde cevap vermemiş ancak 08/01/2020 havale tarihli beyan dilekçesi ile, arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, görev ve zamanaşımı itirazlarında bulunmuş ayrıca davalının eldeki davaya konu olaydan önce davacıya nakliye hizmeti verdiğini, ancak davacının bu hizmet bedellerine ilişkin verdiği çeklerin karşılıksız çıktığını, davalının bu çekleri Acıpayam 1. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas, ... Esas sayılı dosyaları ile davacı aleyhine takibe koyduğunu, bu takiplerin açılış tarihi itibarı ile davalının davacıdan yaklaşık 25.000,00 TL civarında alacağı olup bu alacağın halen ödenmediğini, bu itibarla davalının bu alacaklarına karşılık olarak, davacının kendisinde bulunan kömürlerinde hapis hakkı bulunmakta olup bunları alacakları ödeninceye kadar davacıya iade etme zorunluluğu bulunmadığını, davanın bu nedenle reddini talep ettiklerini, davacı tarafın eldeki dava tarihine kadar dava konusu kömürlerin iadesi için hiçbir talepte bulunmadığını, davacının bu tutumu ile zımnen bu kömürleri davalının alacaklarına karşılık olarak bırakmış sayılması gerektiğini, dolayısı ile davacının olaydan iki yıl sonra, kömürlerin iadesi konusunda hiçbir ihtar ve talepte bulunmadan eldeki davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davacının talebinin bu nedenle de yerinde olmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Davacıya ait taşımaya konu kömürlerin dava dışı şirkete teslim edilmek üzere davalının tırlarına yüklendiği hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Davalının üzerine düşen teslim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek davacıya ait kömürleri kendi işyerine indirdiği Savcılık dosyasındaki ifade ve dosya kapsamındaki delillerle sabittir. Davalı her ne kadar, davacıya daha önce nakliye hizmeti verdiğini, davacının bu hizmet bedellerine ilişkin verdiği çeklerin karşılıksız çıktığını, bu nedenle davacıdan yaklaşık 25.000,00 TL civarında alacağı olduğunu, bu alacağına karşılık hapis hakkını kullandığını iddia etmiş ise de; davalı ne davacı ile aralarında hapis hakkına konu bir ilişki bulunduğunu, ne de davacıdan iddia ettiği gibi alacağı bulunduğunu ispat edememiştir. Davalı davaya süresinde cevap verip delil bildirmediği gibi, delil olarak dayandığı icra dosyası da tek başına davacıdan alacağı bulunduğunu ispata yeterli değildir. Davalı ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği gibi kesin delil olan yemin deliline de dayanmadığından yemin delili de hatırlatılamamıştır. Dolayısıyla davalının davacıya ait kömürleri teslim etmeyerek aralarındaki sözleşmeye aykırı davrandığı, sözleşmeye konu edimi yerine getirmediği anlaşılmıştır. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, borcun ifa edilmemesi halinde seçimlik hakları düzenleyen 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesine göre; "Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporlarına göre hesaplanan, davacının talep edebileceği kömür bedeli ve kar kaybı olan toplam 19.756,71 TL maddi tazminatı davacıdan davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmış, davadan önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair bir delil sunulmadığından, dava tarihi olan 10/11/2017 tarihinden itibaren talep gibi, işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" gerekçesiyle davanın kabulü ile; 19.756,71 TL'nin dava tarihi olan 10/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada ilk olarak davalının ... Nakliyat olarak gösterilmesi sebebiyle davalı tarafın dava dilekçesinde eksik gösterildiğini ve bu sebeple müvekkili ...'ın davadan haberdar olmadığını, 14/05/2019 tarihli celsede davacı vekilinin davanın ...'a yönetilmesini talep ettiğini, dava dilekçesinin müvekkili ...'a tebliğ edilmesine karar verildiğini, bu aşamadan sonra da dava dilekçesinin müvekkiline tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davadan 27/12/2019 tarihinde haberdar olduğunu, dava dilekçesinin tebliğine ilişkin 21/05/2019 tarihli tebliğ mazbatası incelendiğinde, bu tebligatın kime yapıldığı tebliğ evrakı üzerinde yazılı olmadığı gibi tebliğ evrakı üzerindeki imzanın davalıya da ait olmadığının görüldüğünü, mahkemece usulsüz tebligat itirazları yargılama aşamasında tartışılmadığı gibi kararda da bu itirazlarına yer verilmediğini, mahkemece davaya süresinde cevap verilmediğinin kabul edildiğini, cevap dilekçelerinin süresinde olmadığına ilişkin kabulün yanında yargılama aşamasında hiçbir delilleri de toplamadığı halde gerekçeli kararda savunmalarını ispat edemedikleri yönündeki kabulün çelişkili olduğunu, zamanaşımı itirazları ve sair usul itirazları konusunda karar verilmediğini, mahkemece hiçbir delilleri toplanmadan savunmalarının ispat edilemediğine karar verildiğini, savunma ve hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, davacının taşıttırdığı kömürün miktarını da kendi koyduğu fiyatı da bu kömürden elde edeceği karı (kazancı) da kesin olarak bildiğini, buna göre ortada belirsiz bir alacağın bulunmadığını, belirsiz alacak davasının koşullarının bulunmadığını, yasada düzenlenen 1 yıllık zamanaşımı süresinin 11/11/2015 tarihi itibariyle başladığını, dava 10/11/2017 tarihinde açıldığına göre zamanaşımına uğradığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, nakliye sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalıya yapılan dava dilekçesinin tebliğinin usulüne uygun olduğunun anlaşılmasına, taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğundan 11/11/2015 tarihinden dava tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının sabit olmasına, davacının tazminata ilişkin istemini belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararının bulunmasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel yöntemlere ve oluşa uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 1.349,58 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 337,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.012,18 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...