11. Hukuk Dairesi 2023/4398 E. , 2023/5963 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen marka iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davacı vekili…
**11. Hukuk Dairesi 2023/4398 E. , 2023/5963 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen marka iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya direnme kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... adına kayıtlı 2013/73099 numaralı ... Papağan ibareli markasının inhisari lisans sahibi olduğunu, müvekkili şirketin Eskişehir’de Papağan Çiğbörek olarak 1984 yılında ... tarafından kurulduğunu, ...'in 2000 senesinde vefat etmesinden sonra geriye mirasçıları ..., ... ve...'in kaldıklarını, Eskişehir 5. Noterliğinde yapılan 15.06.2012 tarihli marka devir sözleşmesi ile 207030 numaralı 30 uncu sınıfta tescilli "Papağan" adlı markanın ...'e devredildiğini, daha sonra devir sözleşmesi feshedilip Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/1115 E. sayılı dosyası ile açılan devrin iptaline ilişkin davanın devam ettiğini, davalının dava konusu "Papağan" adlı markayı 15.06.2012 tarihinde devraldıktan sonra hiç kullanmadığını ileri sürerek davalı adına kayıtlı 207030 numaralı ve 30 sınıfta tescilli "Papağan" ibareli markanın kullanmama sebebiyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 5 yıllık sürenin dolmadığını, devir sözleşmesinin iptali için Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/1115 E. sayılı dosyasında görülen davanın reddine karar verildiğini, bu dava sürecinde yatırım yapılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2019 tarih, 2018/188 E. ve 2019/223 K. sayılı kararıyla davalı adına kayıtlı 98/019282 (207030) sayılı markanın kullanımının ispat edilemediği, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 9 uncu maddesi bağlamında markanın iptali koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 25.12.2020 tarih, 2019/836 E. ve 2020/1227 K. sayılı kararıyla; 6769 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki atıf uyarınca aynı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrasına göre, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde "haklı bir sebep olmadan" tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği, anılan madde uyarınca davalı markasının tescil edildiği tarihten sonraki tüm zaman sürecinde kullanım külfetinin bulunduğu, bu kullanımın söz konusu Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şekilde, yine 7 nci maddenin üçüncü fıkrası ve 9 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında belirlendiği şekilde gerçekleşmesi gerektiği, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden markanın kullanımını ispat yükü kendisinde bulunan davalının dava konusu markanın ciddi bir şekilde kullanıldığını kanıtlayamadığı, Kanun'da haklı sebep tabirinin somut olarak belirtilmediği, haklı sebebin içinin öğreti ve yargı kararları ile doldurulması gerektiği, madde gerekçesine bakıldığında haklı sebebin 5 yıllık süre içerisinde markanın kullanılmamasını imkansız kılan hukuki ve fiili engeller olduğu, bu hukuki ve fiili engelin marka sahibinin kusurundan kaynaklanmaması gerektiği, somut olay irdelendiğinde dava konusu markanın 15.06.2012 tarihinde davalı tarafından dava dışı..., ... ve ... isimli kişilerden devralındığı ancak bu devirden hemen sonra markayı devredenler tarafından dava konusu markanın devrinin geçerli olmadığı ileri sürülerek devrin iptali yönünde Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/1115 E. sayılı dosyasında dava açıldığı, 2014-2017 yılları arasında görülen davada Mahkemece ret kararı verilip söz konusu kararın 23.06.2020 tarihinde Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği, davacı Şirketin kurucusu ile dava konusu markayı davalıya devreden ve önceki davayı açan kişilerden ...'in aynı kişi olduğu, ...’in somut uyuşmazlıktan haberdar olması nedeniyle davacı tarafın iyi niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği, marka devrinin geçersizliğinin ileri sürüldüğü davanın görüldüğü süre boyunca davalının devir aldığı dava konusu markasını kullanmamasının haklı bir nedene dayalı olduğu, devrin geçersizliğinin devir edenler tarafından ileri sürülmesi durumunda davalının dava konusu markaya yatırım yapmasının kendisinden beklenilemeyeceği, davalının dava konusu markayı kullanmamasının haklı nedene dayalı olduğu, 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki koşulun gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 27.10.2022 tarih, 2021/3050 E. ve 2022/7484 K. sayılı kararıyla 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrasında haklı sebeplerin neler olduğu açıklanmadığı, haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre Mahkemelerce takdir edileceği, anılan maddenin gerekçesinde haklı nedenin, maddede belirtilen sürede markanın kullanılmasını imkansız kılan hukuki ve fiili engeller olup bu nedenlerin marka sahibinin kusurlu davranışından kaynaklanmaması gerektiğinin belirtildiğini, Daire uygulamasına bakıldığında 09.04.2001 tarih, 2001/844 E. ve 2001/3429 K. sayılı ilamı ile davalı şirketin iflas etmesinin markanın kullanılmaması için başlı başına haklı bir neden oluşturmadığının kabul edildiği, yine 15.02.2022 tarih, 2020/7011 E. ve 2022/1123 K. sayılı ilamda marka hakkına dayanılarak dava açılmış olmasının da markasal kullanım niteliğinde kabul edilmediği, somut olayda davalı marka sahibinin dava tarihinden önceki 5 yıl içerisinde markayı ciddi surette kullandığını ispat edememesi ve kullanmamasının kabul edilebilir bir hukuki veya fiili engele dayalı olmaması nedeniyle davanın kabulü gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulünün doğru görülmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kararda direnilmesine ve önceki hükmün aynen kurulmasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının cevap dilekçesini süresinde vermediğinin nazara alınmadığını, markanın kullanılmamasını gerektirecek haklı neden oluşmadığını, davalı vekilinin 26.03.2018 tarihli süresinde olmayan cevap dilekçesinin 7 nci bendinde '' marka devralındığından beri etkin ve kesintisiz kullanılmaktadır" denildiğini, dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararında bahsedilen kullanmamanın haklı sebebe dayandığı tezinin yanlış olduğunu, davalının da kabulünde olduğu gibi markanın kullanıldığını; ancak bu kullanımın kanunun aradığı "ciddi kullanım" boyutunda olmadığını, markanın kullanılmasına yönelik de hukuki ve fiili bir engel bulunmadığını ileri sürerek ve resen nazara alınacak sebeplerle direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu markanın kullanılmaması nedeniyle hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 7 nci, 9 uncu ve 26 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; dava, kullanmama nedenine dayalı marka iptali istemine ilişkindir. 6769 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin birinci fıkrası tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde “haklı bir sebep olmadan” tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği hükmünü düzenlemiştir. Kanun metninde haklı sebeplerin neler olduğu açıklanmamıştır. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilecektir. Anılan maddenin gerekçesinde haklı neden, maddede belirtilen sürede markanın kullanılmasını imkansız kılan hukuki ve fiili engeller olup bu nedenlerin marka sahibinin kusurlu davranışından kaynaklanmaması gerektiği belirtilmiştir. 3.Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı ..., dava konusu markayı noterde düzenlenen 15.06.2012 tarihli marka devir sözleşmesi ile dava dışı ..., ... ve ...'ten devralmıştır. 4.Markayı devreden ..., ... ve ...'in 15.12.2014 tarihinde, davalı ...'e karşı marka devrinin geçerli olmadığını ileri sürerek marka devir sözleşmesinin iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemli Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/1115 E. sayılı dosyasında dava açtıkları, Mahkemece 21.12.2017 tarihinde davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince 04.10.2019 tarihinde başvurunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 23.06.2020 tarih, 2019/5056 E. ve 2020/3098 K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Görüleceği üzere söz konusu dava yaklaşık 6 yıl sürmüştür. 5.İşbu davanın ise 20.02.2018 tarihinde davacı şirket adına şirket yetkilisi ... ve... tarafından verilen vekaletname uyarınca açıldığı anlaşılmıştır. 6.Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiği üzere davacı Şirketin kurucusu ile dava konusu markayı davalıya devreden ve önceki davayı açan kişilerden ...'in aynı kişi olduğu, marka devrinin geçersizliğinin ileri sürüldüğü davanın görüldüğü 6 yıl boyunca davalının devir aldığı dava konusu markasını kullanmamasının haklı bir nedene dayalı olduğu, zira devrin geçersizliğinin devir edenler tarafından ileri sürülmesi durumunda davalı ...'in dava konusu markaya yatırım yapmasının kendisinden beklenilemeyeceği ayrıca davacı Şirketin ortağının, önceki davayı açan kişilerden biri olması dolayısıyla somut uyuşmazlıktan haberdar olması nedeniyle davacı tarafın iyi niyetli olduğundan da bahsedilemeyeceği, davalının dava konusu markayı kullanmamasının haklı nedene dayalı olduğu anlaşıldan Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı Dairemizce uygun bulunmuştur. 7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.