T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:08/09/2022 DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:08/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incele…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:08/09/2022 DAVANIN KONUSU:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:08/12/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı bankanın davacıdan haksız kesinti yaptığını, bu kesintinin iadesi için Antalya Genel İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalı bankanın davacının Ticari hesabından kullanmış olduğu kredilerden dosya masrafları tahsil ettiği halde Dönemsel Hizmet Komisyonu adı altında Toplam 4.450,41TL birçok bankanın uygulamadığını, GKS ilgili hükümlerine aykırı alınan ücretlerin iadesi gerektiğini ifade ederek, itirazın iptaline, %20 icra inkar tazminatına hühmedilmesine ve takibin devamına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, banka ile borçlu arasında imzalanan GKS’leri kapsamında ve TTK’nın 4. Maddesi gereği taraflar arasındaki ilişkinin ticari nitelikte olduğunu, ayrıca tarafların TTK’nın 11 vd. hükümleri gereği tacirdir olduklarını ve bu sıfatla davacının, davalı banka ile ticari ilişkiye girdiğini ve ticari faaliyetleri için kredi kullandığını, bağlı olunan yasal düzenlemeler dikkate alınmadan taraflar arasındaki akdi ilişkiyi; tüketici mahkemesinin görev alanına giren mevzuat hükümleri çerçevesinde Genel İşlem Koşulu olarak değerlendirmenin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının davalı banka ile 21.03.2014 tarihinde 2.000 gr. altın, 26.03.2014 tarihinde 250.000 USD, 14.06.2016 tarihinde 400.000 TL, 31.03.2017 tarihinde 1.500 gr. ve yine 31.03.2017 tarihinde 400.000 TL genel kredi sözleşmesi imzaladığını, davacının Genel Kredi Sözleşmelerini imzalamadan önce de kendisine sözleşme öncesi bilgilendirme formları “SÖBF” verildiğini, davacının SÖBF‘yi okuyup; sırasıyla 14.03.2014, 21.03.2014, 08.06.2016, 27.03.2017 ve yine 27.03.2017 tarihinde imzaladıktan sonra genel kredi sözleşmesini imzaladığını, SÖBF de davacıya; eğer kullanmak isterse ne tür bir kredi kullanacağına ilişkin bilgi verildiğini, davacının SÖBF’yi imzaladığını, kullanacağı krediye ilişkin bilgileri aldığını, daha sonra genel kredi sözleşmesini de inceleyip imzaladığını, davacı hiçbir maddeye ilişkin de şerh düşmediğini, değiştirilmesini de talep etmediğini,davacının davalı bankanın koşullarını uygun görüp ve yasalar uyarınca da kendisine bütün bilgiler verildiğini, müzakere yapılarak akdi ilişki içine girildiğini, dava konusu edilen iddianın davacının gerçeğe aykırı olmadığını, dönemsel hizmet komisyonu adı altında dava konusu edilen tutarda kesinti yapılmadığını, icra takibi ile talep edilen faiz alacaklarının hesaplamalarını da kabul etmediklerini, davacının basiretli bir tacir gibi davranmamakta olduğunu, sebepsiz zenginleşme niyeti ile ticari kredi ilişkisini Genel İşlem Koşulları kapsamından değerlendirilmesini isteyerek kendi lehine durum yaratma çabası içinde olduğunu, yapılan masraf, ücret ve komisyon kesintilerin adeta 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamında verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "davacı tarafından Antalya Genel İcra Dairesi nezdinde başlatılan ve davalı bankanın itirazı üzerine duran 2.571,96 TL.’sı anapara olmak üzere faizleri ile birlikte toplam 4.450,40 TL’sına baliğ olan alacak için davalı bankaca yapılan itiraza istinaden takibin durduğu, bahse konu takip alacağının ticari sözleşmelere dayalı olarak ortaya çıkan bir ticari alacak niteliğinde olduğu, sözleşmelerin ve sözleşme öncesi bilgilendirme formlarının Genel İşlem Koşulu olarak değerlendirilemeyeceği, düzenlenen sözleşmelerin bahse konu kesintilerin yapılmasına uygun hükümler içerdiği, Dava dilekçesinde bu kesintilerin TCMB’nın 2020/4 Sayılı Tebliğine aykırı olduğu belirtilmiş ise de, anılan tebliğin 01.03.2020 tarihinde yürürlüğe girdiği, davalı bankaca yapılan kesintilerin ise TCMB’nın 22.11.2006 tarihinde yürürlüğe giren 2006/1 Sayılı Tebliğin dönemi içinde yapıldığı ve bu tebliğe göre de bankaca kesintilere bir engelin bulunmadığı, ayrıca; söz konusu kesintilerin TTK’nun 22. Maddesinde öngörülen hüküm çerçevesinde yapılabileceği kanaatine varılığından açılan davanın reddine, davacının kötü niyeti ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddi" şeklinde karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin 29/09/2022 tarihli ek kararında"... mahkememizin ... esas, ... karar sayılı 08/09/2022 tarihli kararı davacı vekili tarafından 27/09/2022 tarihinde istinaf edildiği, dava değerinin 4.450,41.-TL olduğu, 2022 yılı için belirlenen istinaf para sınırı olan 8.000.00.-TL'nin altında kaldığı, kararın miktar itibariyle kesin olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin reddi" şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, farklı bir bilirkişi atanmasını talep etmelerine rağmen mahkemenin aynı bilirkişiyi atadığını, beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili mahkemenin 29.09.2022 tarihli ek kararına karşı sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; itirazlarının değerlendirilmesi gerektiğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davada harca esas değerin 4.450,41 TL olmasına, karar tarihinin 2022 yılı olmasına, kararın verildiği tarih itibariyle verilen kararın miktar itibari ile kesin nitelikte olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin 29.09.2022 tarihli ilk derece mahkemesi ek kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...