T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1773 - 2025/2023 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1773 KARAR NO : 2025/2023 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2021 NUMARASI : 2019/135 E. - 2021/312 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Hak…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1773 - 2025/2023 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1773 KARAR NO : 2025/2023 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/10/2021 NUMARASI : 2019/135 E. - 2021/312 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2021 Tarih ve 2019/135 Esas - 2021/312 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ile davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili Şirketin faaliyete başladığı 1991 yılından beri "..." markası ile TV yayıncılığı yaptığını ve bu markası ile tanındığını, müvekkilinin başta "... tv" markası olmak üzere "..." ibaresini ihtiva eden çok sayıda markasının bulunduğunu, davalı Şirketin 2018/21465 sayılı "....com" ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markasının tanınmış marka niteliğinde olduğunu, bu ibareyi içerir bir seri marka ailesi bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin tanınmış "..." markasını aynen içerdiğini, markada yer alan "sanal" kelimesinin tali nitelikte olduğunu, bunun yanı sıra markaların şekil unsurları bakımından da benzer bulunduğunu, müvekkilinin markalarında yer alan renkli ve çiçek görünümündeki şekil unsurunun, davalı tarafından "....com" ibaresinin başında kullanıldığını, markaların anlam ve vurgu bakımından "..." ibaresini ön planda taşıdıklarını, bu nedenle markaların bütün halinde benzer olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markalarının bir serisi olarak algılanacağını, emtia benzerliğinin de bulunduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, dolayısıyla bu durumun müvekkili lehine daha geniş bir korumayı gerektirdiğini, müvekkilinin aynı zamanda "www.....com.tr" alan adının sahibi olduğunu, bu alan adına dayalı olarak üstün hakkının bulunduğunu, başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-572 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, dava konusu markada yer alan "..." ibaresinin ayırt edici gücünün zayıf olduğunu, tanınmışlık ve kötü niyete ilişkin davacı iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Şirket vekili, müvekkilinin İstanbul’da birçok şubesi bulunan "... hipermarketleri" zincirinin sahibi olduğunu, müvekkilinin ticaret unvanına yasal düzenlemeler gereği "..." ibaresinin yazılamadığını ve "..." olarak kayıtlara geçtiğini, taraf markaları arasındaki karıştırılma ihtimalinin olmadığını, taraf markalarının yazılış biçimlerinin farklı olduğunu, markalarda "..." ibaresinin ortak olarak kullanılmasının iltibas yaratmayacağını, davacıya ait markaların tanınmış olduğu iddiasına itirazlarının olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin "... hipermarketleri" adı ile yürüttüğü faaliyetlerden esinlenerek oluşturulduğunu, herhangi bir şekilde davacı markalarından faydalanma amacı güdülmediğini, televizyon yapım ve yayıncılığı ile uğraşan davacı yan ile müvekkili markalarının ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markalarının ortak olarak "..." ibaresini esas unsur olarak ihtiva ettikleri, dava konusu markanın, davacı markalarından temel anlamda ve bütünsel algıda uzaklaşmasını sağlayacak mahiyette hiçbir ayırt edici ek unsur taşımadığı, markada kullanılan şekil unsurunun, davacı markasındaki ile doğrudan benzer olmamakla birlikte tüketicinin her iki markayı her zaman yan yana görme ihtimali bulunmadığından, benzer renk dizilimi ile oluşturulmuş ve genel olarak yuvarlak forma sahip ilgili görsellerin, davacı yanın mezkur markalarında kullanılan logonun güncellenmiş bir versiyonu olarak algılanma ihtimalinin mevcut olduğu, ancak neticesinde taraf markalarında asıl ön planda olanı unsurun "..." ibaresinden oluştuğu, "....com" şeklindeki yazımın dava konusu markaya yeterli ayırt edicilik sağlamadığı, markanın özellikle "sanal.com" şeklindeki uzantı ile bitmesinin "..." markasının sanal ortamdaki faaliyetleri için hazırlanmış bir marka algısı yarattığı, tüketicinin bu nedenle taraf markaları arasında bütüncül algıda benzerlik kuracağı ve işaretleri birbirlerinin devamı, yeni bir versiyonu olarak yorumlama yanılgısına düşebileceği, tarafların fiili faaliyet alanlarının birbirinden farklı oluşlarının da somut uyuşmazlık konusu bakımından bir önemi bulunmadığı, nihayetinde taraf markaları arasında dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35.sınıftaki "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri" hizmetleri bakımından iltibas ihtimalinin oluştuğu, başvurudaki sair hizmetler bakımından ise iltibas ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlığının markalarının genelinde yer alan "televizyon programları ve yayın hizmetleri" alanında mevcut olduğu, uyuşmazlık konusu marka kapsamında yer alan ve benzer görülmeyen hizmetlerin ise davacı yanın tanınmışlığı bulunan hizmetler ile bir ilişkisinin bulunmadığı, davacı yan markasının tanınmışlığı bulunan hizmetler ile farklı hizmet gruplarını taşıyan emtiadaki tescilin, davacı yanın tanınmışlık temelli oluşan ayırt edici karakterine zarar verebilecek nitelikte olmadığı gibi benzerliği tespit olunmayan bu hizmetlere de davacı yanın markasının tanınmışlığından kaynaklı bir imaj transferinin mümkün görülmediği, davacı yanın "www.....com.tr" alan adına dayalı olarak ileri sürdüğü üstün hak iddiası çerçevesinde ilgili alan adı incelendiğinde, alan adının fiili kullanımını gösterir bir sonuca ulaşılmadığı, davacının https://www.....com.tr/ şeklindeki alan adının ise yine davacının tanınmışlığının bulunduğu yayın–yapım hizmetleri, televizyon programları gibi faaliyetlerini sürdürdüğü web sitesi olup içerik itibariyle, dava konusu marka kapsamındaki hizmet sınıfından tamamen farklı nitelikteki bu hizmetlerdeki üstün bir hakkı ortaya koyduğu, davaya etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile YİDK'in 2019-M-572 sayılı kararının 35. sınıfta yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinalarının kiralanması hizmetleri, bilgisayar ve veri tabanındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri; iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri" yönünden iptaline, YİDK kararının iptaline yönelik fazlaya dair talebin reddine, hükümsüzlük talebinin kısmen kabulü ile davalı şirket adına tescilli 2018/21465 sayılı "....com+Şekil" ibareli markanın tescilli olduğu 35. sınıfta yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinalarının kiralanması hizmetleri, bilgisayar ve veri tabanındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri; iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri" yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, hükümsüzlüğe ilişkin fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, SMK m. 6/1 hükmü kapsamında ret koşullarının oluşmadığını, markalarda yer alan “...” ibaresinin İngilizce bir kelime olup özellikte “..., gösteri, başarı, sergilemek” gibi anlamlarının herkes tarafından bilindiğini, günlük hayatta sıklıkla kullanıldığını, davaya konu markada "..." ibaresinin ön plana çıkmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili katılma yolu ile müvekkili şirkete ait "..." esas unsurlu markaların tanınmış marka olduğunu, müvekkilinin "..." unsurlu seri markalarının tanınmış marka olarak geniş kapsamda korunması gerektiğini, davalı markasının tescili durumunda müvekkili şirkete ait tanınmış marka ve seri markalar üzerinden haksız kazanç elde edileceğini, bununla birlikte markanın ayırt edici özelliğinin zarar göreceğini, davanın SMK 6/6 gereği de kabulü gerektiğini, müvekkilinin "www.....com.tr" alan adının sahibi olduğunu, davalı taraf marka tescil başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını, bu yöndeki iddialarının mahkemece değerlendirilmediğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "....com+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan 35. sınıftaki "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinalarının kiralanması hizmetleri, bilgisayar ve veri tabanındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri; İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri" yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurlarının "..." ibaresinden oluştuğu ve başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, yukarıda belirtilen hizmetler dışında başvuru kapsamında kalan diğer hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği ve bu itibarla SMK'nın 6/1 maddesi koşullarının farklı hizmetler yönünden oluşmadığı, "..." ibaresinin ayırt edicilik seviyesi, davacı markasının tanınmış olduğu sektör ile dava konusu başvuru kapsamında kalan hizmetler arasında hiçbir ilişki olmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının somut olayda bulunmadığı, yine başvuru kapsamında olup farklı görülen hizmetler yönünden, davacının alan adına dayalı olarak SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında bir tescil engelinin olmadığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak davacı tarafça, marka başvurusuna itiraz ve dava dilekçesinde, diğer iddiaların yanında dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususta ilk derece mahkemesince olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmamıştır. SMK'nın 6/9. maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının açılabilmesi de mümkündür. Yargıtay HGK'nun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Kötü niyetin varlığı, her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötü niyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Bu açıklamadan sonra somut olay değerlendirildiğinde, yukarıda açıklandığı üzere, dava konusu başvuru ile davacı adına tescilli markalar arasında başvuru kapsamında kalan bir kısım hizmetler yönünden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmakta ise de benzer marka başvurusunda bulunmak, tek başına kötü niyetin varlığını kabul için yeterli değildir. Dosya kapsamına, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğu dışında dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun ispatına dair bir delil sunulmadığı da gözetildiğinde, Dairemizce dava konusu marka tescil başvurusunun kötü niyetli olmadığı kanaatine varılmış, davacının bu yöndeki iddiası yerinde görülmemiştir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun, ilk derece mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görülmekle kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2021 gün ve 2019/135 Esas - 2021/312 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KISMEN KABULÜ ile YİDK'in 30.01.2019 tarih, 2019-M-572 sayılı kararının 35. sınıfta yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinalarının kiralanması hizmetleri, bilgisayar ve veri tabanındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri; iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri" yönünden İPTALİNE, 4-Davalı Şirket adına tescilli 2018/21465 sayılı markanın tescilli olduğu 35. sınıfta yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinalarının kiralanması hizmetleri, bilgisayar ve veri tabanındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri; iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri" yönünden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve sicilden TERKİNİNE, 5-Fazlaya dair talebin reddine, 6-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40 TL harcın mahsubu ile kalan 571,00 TL bakiye harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 40.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin (istinaf kanun yoluna başvurmayan davalı Şirket yönünden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesine göre belirlenen 5.900,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 9-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00 TL bilirkişi ücreti, 175,95 TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 75,00.TL tebligat, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.788,95 TL yargılama giderinin, davanın kabul ve ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 1.394,48 TL'ye, 44,40 TL başvurma harcı, 44,40 TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 1.483,28 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 10-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 166,00 TL tebligat masrafı ile 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 904,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranı takdiren 1/2 kabul edilerek bu orana tekabül eden 452,00 TL'nin davacıdan tahsili ile anılan davalıya verilmesine, bakiyesinin anılan davalı üzerinde bırakılmasına, 11-Davalı Şirket tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 12-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 13-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı iadesine, 14-Davalı ... alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55 TL'nin davalı ... tahsili ile hazineye irat kaydına, 15-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.