TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/03/2023 NUMARASI : 2020/670 Esas 2023/191 Karar DAVA : Rücuen Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2020 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/01/2026 Taraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince …
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1420 Esas 2025/1650 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1420 KARAR NO : 2025/1650 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/03/2023 NUMARASI : 2020/670 Esas 2023/191 Karar DAVA : Rücuen Tazminat (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2020 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/01/2026 Taraflar arasındaki rücuen tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigortacısı olduğu aracın park halinde iken davalı ...'nın sürücüsü, diğer davalının maliki olduğu aracın çarpması sonucu hasara uğradığını, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalıların ödenen hasar bedelinden sorumlu olduğunu belirterek şimdilik 58.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sürücünün %100 kusurlu olduğu iddiasının gerçeğe aykırılık teşkil ettiğini, sigortalı araçta meydana gelen hasarın bilirkişi tarafından tespit edilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından davacıya çeşitli tarihlerde ödemeler yapıldığını, bu ödemelerin davacı tarafından mahsup edilmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda, davalı sürücü ...'nın yasal sınırın 2,5 katı oranında alkollü olduğu halde yönetimindeki aracı ile karayoluna çıkmakla, yönetimindeki aracının hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamakla, olay yeri virajlı yol kesimine de yaklaşırken aracının hızını düşürmemekle, bunlara bağlı olarak aracını kaplama üzerinde tutmayı başaramayıp sağa virajlı yol kesiminde aracının soldan kaplama dışına çıkarak bina önünde park halinde olan araçlara çarpmasına neden olmakla, KTK'nun 48, 52/1-a.b bendi hükümlerine aykırı davranmakla, meydana gelen olayda tamamen kusurlu bulunduğu, park halindeki sigortalı araç malikinin, maliki olduğu aracı binanın önündeki park yerine, kaplama dışında olacak şekilde nizami olarak park ettiği, olayın oluşumu ile illiyetli herhangi bir dikkatsiz ve tedbirsizliğinin bulunmadığı, olayda kusursuz olduğunın tespit edildiği, kaza tespit tutanağı ile kusur raporunun örtüşük olduğu, alınan kusur raporuna itibar edildiği, değer yönünden yapılan araştırmaya göre ise de, birden fazla değer raporu alınmış olmakla, ortak kanaat ile, dava konusu sigortalı aracın hasar bedelinin 51.000,00 TL olduğu, davalı şirket tarafından 11.422,00 TL ödeme yapıldığı anlaşıldığından bakiye tutarın 39.578,00 TL olduğunun tespit edildiği, sigortalısına halef olan davacı için rücu şartları oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 39.578,00 TL'nin 18.10.2019 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının eksik inceleme ile verildiğini, hatalı bilirkişi raporlarına dayanıldığını, mahkemenin kararına dayanak yaptığı bilirkişi raporunda tazminat bedeli hesaplanırken bilirkişi heyeti tarafından hatalı hesaplama yapıldığını, hem hasar miktarının eksik hesaplandığını, hem de davalının ödediğini iddia ettiği bedel de toplam tazminat bedelinden düşülerek hesaplama yapıldığını, rapordaki iş bu tespitin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davalı yanın cevap dilekçesi ekinde sunduğu 2 adet ödeme dekontunun (28.11.2019 tarihli 8.422,00 TL ve 30.03.2020 tarihli 3.000,00) davaya konu tazmini talep edilen hasara mahsuben yapılmış ödemelere ilişkin olmadığını, bu ödemelerin davalı şirketin müvekkiline olan başka borçlarından dolayı (7471761170002 hasar numaralı dosyadan kaynaklı) yapıldığını, davalı şirkete ait olan ve davaya konu kazayı yapan aracın, olay tarihi itibari ile trafik sigorta poliçesinin de müvekkili şirket tarafından düzenlendiğini, müvekkilinin 7471761170002 hasar numaralı dosyayı açtığını, bu hasar dosyası kapsamında da park halindeki dava dışı diğer araçtaki hasara istinaden 6.886,00 TL aracın sigortacısı olan ... Sigorta A.Ş'ye ödendiğini, yine bu araçtaki değer kaybına istinaden de aracın malikine 19.02.2019 tarihinde 1.586,93 TL ödeme yapıldığını, diğer bir araçtaki hasara istinaden de araç malikine 22.03.2019 tarihinde 22.604,00 TL, ödeme yapıldığını, sonuç olarak müvekkili tarafından davaya konu kaza sonucunda huzurdaki davanın konusunu oluşturan sigortalı araçtaki 58.000,00 TL'lik hasar dışında diğer iki araç için de toplam 31.076,93 TL daha ödeme yapıldığını, davalı şirketin aracını kullanan sürücü davalı ...'nın olay esnasında 1,24 promil alkollü olduğundan müvekkilinin davalının trafik sigorta poliçesi kapsamında diğer araçlardaki hasarlara ve değer kaybına istinaden yapmış olduğu bu ödemeleri, sigorta genel şartlarında düzenlenmiş olan, sigortacının sigortalıya rücu hakkı kapsamında davalı şirketten rücu mektupları ile talep ettiğini, davalı tarafın ödeme itirazına mesnet tuttuğu bu ödemelerin de diğer araçlarda meydana gelen hasarlar ve değer kaybı nedeni ile müvekkili tarafından ödenen bedellerin rücu talebine istinaden davalı şirket tarafından müvekkili şirkete yapılan ödemeler olduğunu, davanın konusunu oluşturan hasara ilişkin yapılmış ödemeler olmadığını, davalı tarafından yapılan ödeme miktarı olan 11.422,00 TL müvekkili şirket tarafında yapılan toplam 89.076,93 TL ödemeden düşüldüğünde, geriye 77.654,93 TL kalmakta olup, bu bedelin işbu davanın konusunu oluşturan 58.000,00 TL tutarın çok üzerinde olduğunu, raporda sigortalı aracın sağ arka poryasında hasar oluşmadığını düşündüklerini, bu nedenle bu parça bedelini tenzil ettiklerini, sağ arka kapı ile sağ arka çamurluğun ise onarım seviyesinde hasarlı olduğundan bahisle bu parçaların da değişmesine gerek olmadığını ve bu parçaların bedellerini de tenzil ederek sadece işçilik eklediklerini belirttiklerini, bu doğrultuda hasar bedelinin 51.000,00 TL olduğu hususunda tespit yapıldığını, her ne kadar bilirkişiler tarafından sigortalı aracın sağ arka poryasında hasar olmadığı, sağ arka kapısı ve sağ arka çamurluğunda ise değişmeyi gerektirecek kadar hasar olmadığı belirtilmişse de bu tespitin açıkça hatalı bulunduğunu, taraflarınca dosyaya sunulan araç fotoğrafları incelendiğinde üç parçanında ağır hasarlı olduğunu, değiştirilmelerinin zorunlu olduğunun açıkça görüldüğünü belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; TTK'nun 1472. maddesi uyarınca kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek, eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Kaza tespit tutanağı, kasko sigortalı aracın hasarlı fotoğrafları, kasko sigorta poliçesi, kasko ekspertiz raporu, davacı ödeme dekontu, yargılama aşamasında 2 kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden alınan 19/04/2022 tarihli kök, 16/05/2022 tarihli ek bilirkişi raporu, makine mühendisi bilirkişiden alınan 25/10/2022 tarihli kök, 1. bilirkişi raporunu hazırlayan makine mühendisleri ile 2. bilirkişi raporunu düzenleyen makine mühendisinden oluşan heyetten alınan 31/01/2023 tarihli ek rapor, davalı aracının ZMMS poliçesi, davalı şirket tarafından davacıya yapılan ödemelere ilişkin ödeme dekonları dosya içerisinde yer almaktadır. Davacı tarafından sigortalı aracın tamirini yapan servise 18/10/2019 tarihinde 59.000,00 TL ödendiği banka dekontu ile sabittir. Davalı şirket tarafından davacıya 28/11/2019 tarihinde 8.422,00 TL, 30/03/2020 tarihinde 3.000,00 TL ödeme yapıldığı banka dekontlarından anlaşılmıştır. Yargılama aşamasında 1. bilirkişi heyetinden alınan kök raporda; davalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, sigortalı aracın ise park halinde olup kusurun bulunmadığı, sigortalı araçta 51.000,00 TL hasar meydana geldiği, davalı tarafından 11.422,00 TL ödeme yapıldığı, bakiye hasar bedelinin 39.578,00 TL olduğu tespit edilmiştir. İtiraz üzerine alınan ek raporda, ödemelerin hangi araçla ilgili olduğu, hangi hasar dosyası ile ilgili olduğu yönündü bir açıklama bulunmadığı, bu ödemelerin dava konusu araç hasarıyla ilgili olduğu değerlendirilerek hasar bedelinden mahsup edildiği, ödemelerin dava konusu araç hasarıyla ilgili olup olmadığı yönündeki değerlendirmenin mahkemece yapılması gerektiği, sağ arka kapı ve sağ arka çamurluktaki hasarın değişimi gerektirecek boyutta olmadığı, bu parçalardaki hasarın onarımla giderilebileceği yönünde kanaat bildirilmiştir. Alınan 2. bilirkişi kök raporunda; davacının aynı zamanda davalı aracının ZMMS poliçesini düzenleyen şirket olduğu, sigortalı araçta 51.779,96 TL hasar meydana geldiği, davacının sigorta poliçesi kapsamında diğer araçlardaki zarar nedeniyle ... plakalı araç için 6.886,00 TL ve 1.586,93 TL, ... plakalı araç için 22.604,00 TL hasar tazminatı ödediği, davalının davacıya hangi araç hasarına ilişkin olduğunu belirtmeksizin 11.422,00 TL ödediği, davalı ödemesiyle davacı aracının hasarının karşılandığından bahsedilemeyeceği tespit edilmiştir. İtiraz üzerine 1. bilirkişi raporunu hazırlayan makine mühendisleri ile 2. bilirkişi raporunu düzenleyen makine mühendisinden oluşan heyetten alınan ek raporda ise, hasar bedelinden amortisman tenzili yapılmamasının uygun olacağı, davalılar tarafından yapılan 11.422,00 TL ödemenin dava konusu kazayla ilgili olduğunun değerlendirildiği, hasar bedelinin 51.000,00 TL olduğu, davalıların ödemesi gereken bakiye tutarın 39.578,00 TL olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracın park halinde bulunduğu sırada, davalı şirketin maliki, diğer davalının sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu hasara uğradığını, sigortalıya ödenen hasar bedelinden davalıların sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle yukarıda özetlenen gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu araç park halinde iken davalı şirketin maliki, diğer davalının sürücüsü olduğu aracın çarpması sonucu hasara uğradığı, hasar bedelinin davacı tarafından sigortalı aracın tamirini yapan servise ödendiği, davalı şirket tarafından davacıya 11.422,00 TL ödendiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, sigortalı araçta hasar oluşmasına sebebiyet veren trafik kazasında davalı araç sürücüsünün kusurunun bulunup bulunmadığı, kusuru var ise sigortalı araçta oluşan hasar miktarı, davalıların sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle davacının yaptığı ödemeden sorumlu olup olmadığı, davalı tarafından davacıya yapılan ödemenin iş bu dava konusu sigortalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle yapılıp yapılmadığı, davalı ödemesinin hasar miktarından mahsup edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları ile davalı araç sürücüsünün meydana gelen trafik kazasında %100 kusurlu olduğu tespit edilmiş, mahkemece de bu tespit çerçevesinde değerlendirme yapılmıştır. Yargılama aşamasında alınan 1. bilirkişi heyeti raporuyla 2. bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyeti ek raporunda meydana gelen trafik kazası nedeniyle sigortalı araçta 51.000,00 TL hasar meydana geldiği tespit edilmiştir. Alınan raporlar ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliğe sahiptir. Hal böyle olunca, mahkemece yargılama aşamasında alınan 1. bilirkişi heyeti raporuyla 2. bilirkişinin de yer aldığı bilirkişi heyeti ek raporunun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sigortalı araçta 51.000,00 TL hasar oluştuğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, davalı şirket tarafından davacıya 11.422,00 TL ödeme yapıldığı banka dekontları ile sabittir. Dekontlar herhangi bir açıklamayı içermemektedir. Davalı yan anılan ödemenin iş bu dava konusu hasar nedeniyle yapıldığını savunurken, davacı yan anılan ödemenin davalı aracını ZMMS poliçesi ile teminat altına alması nedeniyle dava konusu trafik kazasında hasara uğrayan, sigortalı araç dışındaki diğer araçlar için yapılan hasar ve değer kaybı ödemelerinin, davalı araç sürücüsünün alkollü olması nedeniyle davalıya rücu nedeniyle yapıldığını, dava konusu hasar dosyası için yapılan ödeme olmadığını iddia etmektedir. Anılan iddia ve savunma karşısında, davalı şirket tarafından yapılan 11.422,00 TL ödemenin iş bu dava konusu hasar nedeniyle yapılmadığını, davalı şirketten diğer araçların hasar dosyaları nedeniyle de rücuen tazminat alacağı olduğunu, diğer hasar dosyalarındaki rücuen tazminat alacağı nedeniyle davalı şirketin ödeme yaptığını ispat külfeti davacı üzerindedir. Davacı ise, davalı aracının ZMMS poliçesini ibraz etmiş ise de davalı şirketten ZMMS poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat alacağı bulunduğunu ve yapılan ödemeyi bu alacaktan mahsup ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlayamamıştır. Bu durumda mahkemece davacının davalı şirket tarafından yapılan ödemenin iş bu dava konusu hasar nedeniyle yapılmadığını, davalı şirketten diğer araçların hasar dosyaları nedeniyle de rücuen tazminat alacağı olduğunu, diğer hasar dosyalarındaki rücuen tazminat alacağı nedeniyle davalı şirketin ödeme yaptığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, davalı şirket tarafından ödenen bedelin hasar bedelinden mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 492,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 123,40 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 12/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -