7. Hukuk Dairesi 2013/3506 E. , 2013/8576 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, iş sözleşmesinin müvekkilinin uyuması nedeniyle güvenlik zafiyeti oluşturduğu gerekçesi ile 16.09.2011 tarihli ihtarname ile davalı işveren tarafından 4857 sayılı Yasa’nın 25/II-h maddesi gereğince feshedildiğini, güvenlik zaafi…
**7. Hukuk Dairesi 2013/3506 E. , 2013/8576 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, iş sözleşmesinin müvekkilinin uyuması nedeniyle güvenlik zafiyeti oluşturduğu gerekçesi ile 16.09.2011 tarihli ihtarname ile davalı işveren tarafından 4857 sayılı Yasa’nın 25/II-h maddesi gereğince feshedildiğini, güvenlik zaafiyeti oluştuğuna ve müvekkilinin uyuduğuna ilişkin hiçbir belgenin bulunmadığını, müvekkilinin 10.09.2011 tarihli 24.00 – 8.00 vardiyasında 5 dakika doktor odasına giderek tedavisinin sürdüğü hastalığı nedeniyle krem sürme işlemini yaptığını, iş sözleşmesinin haksız ve kötü niyetli olarak feshedildiğini, ileri sürerek mahkemeden kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının ödetilmesini talep etmiştir. Davalı savunmasında, davacının gece nöbeti esnasında uyur vaziyette bulunarak güvenlik zafiyetine neden olması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, olayın vardiya amiri ve doktor tarafından tutulan tutanakla sabit olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının rahatsızlığı nedeniyle sabah ve akşam sürmesi gereken merhemi sürdüğüne ilişkin savunması ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacının doktor odasında uyuduğuna ilişkin iddia ispatlanamamış olmakla, davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işverenlikçe haklı nedenin varlığı kanıtlanmaksızın feshedildiği belirtilerek kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiştir. İş sözleşmesinin, işçinin kendi isteği ile veya işini savsaması sonucu işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi nedeniyle ve haklı olarak işverence feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (II) numaralı bendinin (ı) alt bendinde, işçinin isteği ile ya da işini ihmal etmesi sonucu işyerindeki işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi hali işverenin haklı fesih nedenleri arasında gösterilmiştir. İş güvenliği hükümleri, işçi sağlığı ve güvenliğini korumaya yönelik titizlikle uyulması gereken kurallardır. Bu konuda işverenin alması gereken tedbirlerin yanında işçinin de yükümlülükleri vardır. İşçinin kasıtlı bir davranışı ya da görevini savsaması sonucu işin güvenliği yönünden bir tehlike meydana gelmesi durumunda, işveren açısından derhal “haklı nedenle fesih hakkı” ortaya çıkar. İşçinin bu konuda uyarılması veya hatırlatmada bulunulmasına gerek olmadığı gibi, belli bir zararın oluşması da gerekmez. Aynı bentte belirtilen işçinin otuz günlük ücretinin tutarıyla karşılanamayacak bir zarar vermesi, işin güvenliğini tehlikeye düşürmekten bağımsız bir fesih nedenidir. Güvenlik hizmeti veren bekçinin uyuması veya görev yerini terk etmesi, yanıcı ve patlayıcı maddelerin bulunduğu yerde yasaklanmış olmasına rağmen sigara içilmesi, basınçla veya yüksek ısıyla çalışabilir bir cihazın kontrolü ile görevlendirilen işçinin görevini savsaması gibi durumlar, işin güvenliğini tehlikeye düşüren davranışlara örnek olarak verilebilir. Somut olayda davacının iş sözleşmesi 16.09.2011 tarihinde çalışmakta olduğu güvenlik projesinde nöbet esnasında uyuyarak güvenlik zafiyetine neden olması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2-h maddesi uyarınca haklı nedenle feshedilmiştir. Davacı taraf davacının doktor odasına rahatsızlığı nedeniyle kullanması gereken kremi sürmesi için girdiğini, kesinlikle uyumadığını, kremin sürülmesi için işyerinde başka müsait bir yerin olmadığını belirterek feshin haksız olduğunu belirtmiştir. Davalı ise davacının işyerinde 10.09.2011 tarihinde gece vardiyasında 07.05 saatlerinde doktor odasında uyuduğunun tutanakla sabit olduğunu bu nedenle işyeri güvenliğinin zaafa uğraması nedeniyle iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini savunmuştur. Dosyaya sunulan tutanak başlıklı belgede davacının gece vardiyasında doktor odasında uyuduğunun camlardan fark edildiği, davacının seslenilmesine rağmen uyanmadığı , bunun üzerine davacının nöbet arkadaşı ...’ın arandığı ve doktor odasının açılmasının istendiği, bunun üzerine doktor odasında bulunan davacının cep telefonunun çaldığı, daha sonra ise dahili hattın çaldığı, davacının uyanmaması üzerine ise kapıya vurularak uyandırıldığı belirtilmiştir. Tutanak tanığı Muhammed Acar işverene verdiği yazılı ifade de tutanak içeriğinin doğru olduğunu belirtmiştir. Ayrıca davalı tanığı ... hem işverene verdiği yazılı ifadesinde hem de mahkeme huzurundaki beyanında davacıyı uyurken görmemekle olay tarihinde gece nöbetinde vardiya amiri ile aralarında tutanakta belirtilen konuşmaların geçtiğini, telefonda kendisine davacının doktor odasında uyuduğunun söylendiğini, odanın camlı bir yer olması nedeniyle dışarıdan görülebileceğini, davacıya ulaşılamaması üzerine cep telefonundan davacıyı aradığını, bu konuşmalardan 5 dakika sonra davacının güvenlik kulübesine geldiğini ve yakalandığını söylediğini belirtmiştir. Bu deliller karşısında mahkemece davacının nöbeti esnasında uyuyarak işyeri güvenliğini tehlikeye soktuğunun kabul edilmesi gerekirken, doktor odasında uyuduğunun ispatlanamamış olması gerekçesiyle iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın işverence feshedildiği ve davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığının kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı tarafa iadesine, 09.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.