İSTİNAF KARAR TARİHİ : 20/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 15.06.2024 tarihinde müvekkilinin kendisine ait .…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 20/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 10/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...... VEKİLİ : Av... DAVALI : 1- ...... VEKİLİ : Av... DAVALI : 2- ...... VEKİLİ : Av... DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 20/11/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 15.06.2024 tarihinde müvekkilinin kendisine ait ... marka, 2023 model, ...... plakalı motosikleti ile ...... Caddesi istikametinden ...... Caddesini takiben seyir halinde iken sürücü ...... sevk ve idaresindeki kendisine ait Toyota marka, 2000 model, ...... plakalı aracı ile müvekkilinin motosikletine çarptığı, sürücü ......'ın tam ve asli kusurlu olduğu, kaza neticesinde müvekkilimizin aracında hasar meydana geldiği, davalıya ait ...... plakalı aracın davalı ......A.Ş. tarafından sigortalı olduğu, sigorta şirketine 04.09.2024 tarihinde başvuru yapılmış ise de herhangi bir dönüş yapılmadığı, 20.09.2024 tarihinde arabulucuya başvurulduğu, ancak arabuluculuk aşamasının da anlaşamama üzerine son bulduğu ve bu nedenle müvekkiline ait ...... plakalı araçtaki değer kaybı ve hasar bedeli olmak üzere şimdilik her biri için 100 TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, müvekkilinin ayrıca araçsız kaldığı dönem için şimdilik 100 TL araç ikame bedelinin kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalı ......'dan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Davacının belirsiz alacak davası açmasının hukuki yararının bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla kaza tarihinde poliçe limitinin 200.000 TL ile sınırlı olduğunu ve öncesinde müvekkiline yapılan başvuru neticesinde 04/09/2024 tarihinde hasara ilişkin 17.500 TL ve değer kaybına ilişkin de 15.000 TL ödeme yapıldığını, müvekkilinin sorumluluklarını tamamen yerine getirdiğini, müvekkilinin doğan sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu bu sebeple ATK'dan kusur oranına ilişkin rapor alınmasının gerektiğini, müvekkilinin KDV'den sorumlu olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aleyhlerine hüküm kurulması halinde parça ve işçilik iskontosunun uygulanmasını ve ayrıca müvekkilinin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, tüm bu açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini ve vekalet ücreti ile yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...... vekilinin cevap dilekçesinde özet olarak; Değer kaybı ve hasara ilişkin tazminatın sigorta şirketi tarafından davacıya ödendiği, dolayısıyla ortada hasar ve değer kaybına ilişkin borç bulunmadığını, ayrıca davacının talebini belirsiz alacak davası olarak açmasında yarar bulunmadığını, dava değerinin, davacının sunduğu ekspertiz raporu doğrultusunda en az hasar tutarı kadar olduğu ve davacının hasarının zararını ispat etmesi gerektiğini, davacının zararının normatif zarar olarak değerlendirilme gerektiği, zira davacı tarafından sunulan belgelerden hareketle (şayet yapıldıysa) tamir süresi içerisinde başka bir araç kullanmadığını ve dolayısıyla da gerçek bir zararın olmadığını ve normatif bir zarara uğramadığını bu nedenle davacının talebinin açık olmaması; talep konusunu belgelendirip ispatlayamaması; talebinin hukuki nitelik itibariyle incelenmesi bağlamında, normatif zararın kapsamına girmesi, normatif zararın Türk hukuk doktrini ve yargı uygulamasında kabul edilmemesi ve re’sen gözetilecek diğer başka sebepler gerekçesiyle davacının talebinin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve karşı vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;davaya konu trafik kazasının oluşmasında ...... plakalı otomobil sürücüsü ......'ın % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, ...... plakalı motosiklet sürücüsü ......'nun ise meydana gelen kazada kusurunun olmadığı, , kaza neticesinde davacıya ait araçta hasar bedelinin 20.998,36 TL olduğu, yine davacının araç mahrumiyetinden kaynaklı zararının 522,50 TL olduğu, araçta değer kaybı oluşmadığı anlaşılmış ve taleple bağlı kalınarak oluşan vicdani kanaat ile; Dava dilekçesine bağlı kalınarak DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, Araç hasarından kaynaklanan maddi zarar talebi yönünden; 100,00 TL'nin davalı ......'dan yönünden kaza tarihi olan 15.06.2024 tarihinden itibaren, diğer davalı zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketi olan ......A.Ş. yönünden (poliçe teminat limiti ile sınırlı ve sorumlu olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) temerrüt tarihi olan 17.09.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE, Araç mahrumiyetinden kaynaklanan maddi zarar talebi yönünden;100,00 TL' nin, davalı ......'dan kaza tarihi olan 15.06.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin talebin reddine," şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ......A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin mahsup edilmediğini, hükme esas bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini, müvekkili şirketin KDV'den sorumluluğunun bulunmadığını, davanın kabulü anlamına gelmemek kaydıyla tazminat hesabının KDV dahil edilmeden yapılması gerektiğini, aleyhe hüküm kurulması halinde tazminatta parça ve işçilik iskontosunun uygulanması ve bu oranın en az %30 olması gerektiğini, kararın kaldırılmasını ve yeniden inceleme yapılmasını dilemiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece hükme esas alınan 19/03/2025 tarihli bilirkişi raporunun eksik ve yanlış değerlendirmeler içerdiğini, tramer kaydına hasar işlemiş bir araçta herhangi bir değer kaybının olmayacağının değerlendirilmesinin mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, raporun hasar bedeli ve araçtan yoksun kalma bedeli yönünden de fahiş hatalar içerdiğini, rapor hazırlanırken emsal örneklere yer verilmediğini, raporun şablon bir şekilde herhangi bir nitelikli değerlendirme yapılmaksızın hazırlandığını, kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılara tahmilini dilemiştir. Davalı ...... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkilinin %100 kusurlu gösterildiğini ancak olayın oluş biçimi, trafik akışı ve kaza fotoğrafları incelendiğini kazanın müşterek kusur ile meydana geldiğini, davacının trafik ışıklarına yaklaşırken dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini, araçların yan kısımlarında hasar oluşmasının da bu tespiti desteklediğini, davaya konu hasar bedelinin dava dışı sigorta şirketi tarafından ödendiğini, bilirkişi raporunda değer kaybının oluşmadığının tespit edildiğini, kasko değerinin 133.066 TL olan bir motosikletin 48.000,00 TL gibi bir bedele satılacağı iddiasının gerçeklikle bağdaşmadığını, davacı tarafın herhangi bir kiralama faturası veya makbuzu ibraz etmediğini, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini dilemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Davalıların istinafı hakkında Davacı vekili tarafından açılan davada KEMECE DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 1-100tl hasar bedeli ve 100 TL TL ikame araç bedeli olmak üzere toplam 200,00 TL tazminatın kaza tarihi olan 30/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, Davalıların kabul edilen (200 TL) alacak yönünden istinaf başvurusunun olduğu anlaşılmaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun "İstinaf Yoluna Başvurulabilen Kararlar" başlığı altında düzenlenen 341. Maddesinde; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. (2) Miktar veya değeri 28,250 TL'yi (DAVA TARİHİ 2024 İTİBARİYLE) geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir. (3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. (4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü 28.250,00 Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz" denilmektedir. KEZA 04/6/2025 tarihinde kabul edilen 7550 sayılı yasanın MADDE 20- 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve üçüncü fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır. (2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.” hükmü gereğince ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 448. maddesinde, bu Kanun hükümlerinin, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanacağı açıklanmakla söz konusu usul işleminin davanın açıldığı tarihteki kesinlik sınırına göre değerlendirme yapılması gerektiği anlaşılmıştır. İstinaf konusu alacak, kabul olunan bakımından (200,00 TL) kesinlik sınırı (28.250,00 TL) altına kaldığından, miktar açısından her iki taraf yönünden de karar kesin olduğundan, kararın kesin olması halinde ilk derece mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 tarih 3/4 sayılı İnançları Birleştirme Kararının kıyasen uygulanması yoluyla Dairemizce de karar verilebileceğinden, HMK nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin hasara yönelik itirazları hakkında; Davalılar gerçek zarardan sorumludur.Hasar yönünden hükme esas alınan raporda davacı aracının modeli, yaşı, özellikleri, hasarlı kısımları v.s. gözönünde bulundurularak olay tarihi itibariyle aracın 2. el piyasa rayiç değeri tesbit edildiği, tamirinin ekonomik olup olmadığı ve hurdaya ayrılmasının gerekip gerekmediğinin tespit edildiği, Yargıtay 17. HD İçtihatlarına göre aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı değerlendirildiği, Hasar bedelinin piyasa rayiç değeri belirlendiği ve akabinde bu duruma göre tamirinin ekonomik olup olmadığı belirlendiği, tamiri ekonomik olmadığı için piyasa koşullarına göre kazadan önceki 2. el piyasa rayiç bedelinin ve kazadan sonraki hurda (sovtaj) değeri belirlenmiş belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle davacının gerçek zararı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi yerinde olup itiraz yersizdir. (Nitekim emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/9274 E 2017/3378K sayılı ilamı) Araç mahrumiyet bedeline yönelik istinaf Dosyada mevcut olup hükme esas alınan uzman bilirkişi raporuna göre araç kaza sonucu pert olmuştur. Davaya konu aracın kaza sonucu kullanılamaz hale (pert) gelmesi nedeniyle, davacının piyasadan ücreti karşılığında kiralayacağı emsal nitelikteki bir başka aracı kullanması mümkündür. Pert olan araçlarda araç mahrumiyeti zararı aynı nitelikte emsal yeni bir aracın satın alınması için gerekli süreye göre belirlenmelidir. Bu durumda mahkemece, emsal bir aracın alınması için gerekli sürenin belirlenmesi ve davacının bu süre içinde kendi aracını kullanmış olması halinde yapacağı yakıt, amortisman payı vs. gibi zorunlu giderleri mahsup edilerek, emsal aracın bu süredeki kiralama bedelinin tespiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli rapora göre karar verilmesi doğrudur. İtiraz yersizdir. Nitekim yargıtay 17 hd nin ... esas ... karar ... esas ... karar sayılı ilamı. Bu karara karşı davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden başvuruların HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Hükmedilen 200,00 TL alacak açısından karar kesin olduğundan HMK'nın 352.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda davalıların istinaf başvuru dilekçelerinin USULDEN REDDİNE, 2-İstinaf başvuru harcı dışında kalan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı taraflara iadesine, 3-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, 4-Davacı tarafça yatırılan harcın yeterli olduğundan bakiye harç alınmasına yer olmadığına, 5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından ücreti vekalet takdirine yer olmadığına, 6-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2024 yılı itibari ile (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 20/11/2025 ... Başkan ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.