İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1189 KARAR NO:2026/351 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:29/04/2022 NUMARASI:2021/521 Esas - 2022/313 Karar DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/02/2026 Taraflar arasındaki İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafın müvekkili şirkete borçlu olduğu fatura bedelini süresi içerisinde ödememiş olduğunu, başvuruyu cevapsız bıraktığını, bunun üzerine icra takibine konu 584.100,00 TL bedelli fatura ile ilgili olarak 01/06/2021 tarihinde İstanbul 12. İcra Dairesinin .... Sayılı dosyası ile davalı aleyhine taraflarınca icra takibi başlatıldığını, İcra Müdürlüğünce ödeme emrine ilişkin tebligatın çıkartılması sürecinin uzamış olduğunu ve en nihayetinde de 10/06/2021 tarihinde ödeme emri davalıya tebliğ edilmiş olduğunu, davalının müvekkile yaptığı kısmi ödemenin tarihinin 09/06/2021 olduğunu, davalı tarafın icra takibi başlatıldıktan sonra kısmi ödeme yapmış olduğunu, ayrıca ödeme emrinde takip çıkışı 592.714,00 TL olmasına rağmen davalı tarafça yalnızca 578.160,00 TL müvekkili şirketin hesaplarına yatırılmış olduğunu, hem asıl alacak ve faizi yönünden eksik ödeme yapıldığının görülmekte olduğunu, ayrıca icra takibine sebebiyet veren davalı icra masrafları ve vekalet ücretini de icra dosyasına yatırmamış taraflarına ödememiş olduğunu, icra takibine konu asıl alacağın ödenmeyen kısmi ile olarak davalı gecikme bedeli mahsubu yapıldığından bahsetmekte olduğunu, konu yargılamayı gerektirmekle birlikte aşağıda da belirtildiği üzere davalı tarafça gecikme bedeli olarak eksik yatırıldığı iddia edilen 5.940,00 TL yönünden dava hakları saklı kalmak kaydıyla şu aşamada süreci uzatmamak adına bir talepte bulunulmamakta olduklarını, ancak ödemesi yapılmayan kalan kısımlar açısından itirazın iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, davalı tarafın itiraz dilekçesi incelendiğinde de görüldüğü üzere davalı tarafça aradaki ticari ilişki kabul edilmiş olduğunu, buna ilişkin veya düzenlenen faturaya ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürülmemiş olduğunu, davalı taraf borçlu olduğunu ikrar etmekte olduğunu, ancak kendileri aleyhine icra takibine girişilene kadar herhangi bir ödeme yapmayıp takip açıldıktan sonra ise ödeme emri kendilerine tebliğ edilmesinden 1 (bir) gün önce müvekkili şirket hesabına kısmi ödeme yaptığını ve bunun üzerinden icra takibine itiraz ettiklerini, davalı tarafın kötüniyetli hareket ettiğini, kendilerinin de kabulünde olduğu üzere ödemenin eksik yapılmış olduğunu, asıl alacağın bir kısmı ve takibe girişildiği tarihte işlemiş olan faizin ödenmemiş olduğunu, davalı taraf gecikme bedeli olarak 5.940,00 TL'yi KDV dahil fatura bedeli olan 584.100,00 TL'den düşerek ödediklerini iddia etmekte olduklarını, müvekkili bu hususu kabul etmemekte, herhangi bir gecikmeye sebebiyet vermediğini belirtmekte olduğunu, ancak süreci uzatmamak amacıyla ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla eldeki davada buna yönelik bir taleplerinin bulunmamakta olduğunu, davalı taraf hem borcu, faizini tam anlamıyla eksiksiz olarak ödememiş hem de emsal Yargıtay kararlarına göre de ödenmesi gereken icra takip masrafları ve vekalet ücretini ödememiş olduğunu, iş bu sebeple haksız ve hukuka aykırı şekilde eksik ödeme yapılmasından dolayı eldeki itirazın iptali davasını açma zarureti hasıl olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; İstanbul 12. İcra Dairesinin .... sayılı dosyasına yapılan haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bakiye kısım yönünden icra takibinin kaldığı yerden devamına, davalı taraf aleyhine itiraz ettiği kısım üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;...'li "..." için ihaleye çıkıldığını ve ihaleyi davacı firma olan ....A.Ş.'nin kazandığını, müvekkili idare ile davacı firma arasında 17/07/2020 tarihli sözleşme imzalanmış olduğunu, davacı firma tarafından ihale konusu malları sözleşme hükümlerine uygun olarak teslim edilmemiş olduğunu, bazı partilerin tesliminde gecikme meydana geldiğini, ...'li "..." işi kapsamında müvekkili idare ile davacı arasında imzalanan 17/07/2020 tarihli sözleşme dosyasında mevcut termin programına göre ... son teslim tarihi işe başlama tarihinin 150. Günü olan 14/12/2020 tarihi olarak belirlenmiş olduğunu, ... malzemelerin, sevk irsaliyeleri ve taşınır geçici alındısı belgelerine göre 4 gün gecikmeli olarak 18/12/2020 tarihinde idareleri ambarına getirildiği tespit edilerek, bu tarihe göre 4 günlük ceza hesaplama çizelgesi ve muayene kabul raporu oluşturulmuş olduğunu, ceza bedeli 19/01/2021 tarih ve 2021001341 fiş numaralı ödeme emri belgesinde yüklenici gecikme cezaları olarak yansıtılmış olduğunu ve söz konusu ödeme emri belgesi ve eklerinin 23/01/2021 tarihinde mali hizmetler dairesi başkanlığına gönderildiğini, davacı tarafın ödemenin eksik yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, eksik olduğu iddia edilen kısmın davacının müvekkili idare ile yapılan sözleşme ve termin programına riayet etmemesi ve bu nedenle yine sözleşme hükümlerinden kaynaklanan cezai yaptırıma muhatap olmasından kaynaklanan bir sonuç olduğunu, icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, yukarıda açıklanan nedenlerle; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında ödenmeyen fatura bedelinin tahsili için icra takibi yaptığı, davalının icra takibindeki asıl alacağı ceza bedelini mahsup etmek suretiyle ödeyerek kalan kısımlara itiraz ettiği, davacı tarafından ise ödenmeyen faiz, takip masrafları ve vekalet ücreti yönünden itirazın iptalinin talep edildiği, davalı tarafça icra takibinin devamı sırasında davacının 578.160,00 TL alacaklı olduğu kabul edilerek ödeme yapıldığı, davacının faiz talebinin, davalının icra takibi öncesi davacının ödeme talebine ilişkin verdiği cevap dilekçesinin tarihi olan 02/04/2021 tarihi ile icra takibinin başladığı 01/06/2021 tarihine ilişkin olduğu, davacının bu tarihlere ilişkin faiz talebinde bulunmasının haklı olduğu, ancak kalan asıl alacağa ilişkin davacının bir talebi olmadığından faizin sadece davalının kabulünde olan ve ödediği 578.160,00 TL'ye ilişkin olarak talep edilebileceği, mahkememizce 578.160,00 TL'ye 02/04/2021 ve 01/06/2021 tarihleri arasında işleyen yasal faizin resen hesaplandığı ve bu tutarın 8.553,60 TL olduğu gözetilerek bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacının takip tarihi itibariyle takip başlatmakta haklı olduğu, bu nedenle davacının takip fer'ilerini talep hakkı olduğu gözetilerek bu kalemler yönünden de takibin devamına karar verilmiş, icra inkar tazminatı İİK madde 67 uyarınca takip konusu yapılan asıl alacağa haksız itiraza ve bu itirazın mahkemece iptaline bağlanmış bir hukuki sonuç olmakla, sadece takip fer'ileri yönünden verilen itirazın iptali kararında icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği gözetilerek davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; icra takibi ile ödeme emri tebliğ edilmeden önce 07.06.2021 tarihinde ... no.lu muhasebe fişi ile ödeme talimatı oluşturularak 09.06.2021 tarihinde davacı firmanın hesabına ödeme yapıldığını, davacı tarafça ileri sürülen "ödemenin eksik olduğu" iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davacının, teslim tarihine riayet etmediğini ve cezalı duruma düştüğünü, davacı hakkında 4 günlük Ceza Hesaplama Çizelgesi ve Muayene Kabul Raporu oluşturulduğunu, ceza bedelinin 19.01.2021 tarih ve ... Fiş Numaralı ödeme emri belgesinde yüklenici gecikme cezaları olarak yansıtıldığını, eksik olduğu iddia edilen kısmın davacının, müvekkili idare ile yapılan sözleşme ve termin programına riayet etmemesi ve bu nedenle yine sözleşme hükümlerinden kaynaklanan cezai yaptırıma muhatap olmasından kaynaklanan bir sonuç olduğunu beyanla usul ve esas bakımından hukuka aykırı olan İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.04.2022 tarih, 2021/521 Esas ve 2022/313 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına ve neticeten davacının davasının tümüyle reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir .İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul İcra Müdürlüğü'nün... sayılı icra dosyasında fatura sebebine dayalı olarak 584.100 TL asıl alacak, 8.614 TL faiz olmak üzere toplam 592.714 TL alacağın tahsili istemiyle 01.06.2021 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, dava dilekçesinde faturadan kaynaklanan alacağın tahsili için icra takibine girişildikten sonra kısmi ödeme yapıldığı, davalı tarafça icra takibine itiraz edilmesi nedeniyle bu kısma yönelik feriler ile icra masrafları yönünden de takibin durduğu belirtilerek davalının takip yapılmasına sebebiyet verdiğinden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca icra vekalet ücreti, işlemiş faiz, icra harç ve masraflarına yönelik itirazın iptaline karar verilmesi talep edilmiş; davalı tarafça davacı tarafından ihale konusu malların sözleşme hükümlerine uygun olarak teslim edilmediği, bazı partilerin tesliminde gecikme meydana geldiği, bu nedenle davacıya ceza bedeli yansıtıldığı, icra takibinden sonra yapılan ödemenin bu nedenle eksik ödeme olmadığı savunulmuştur.Somut olayda, taraflar arasında "..." işi kapsamında 17.07.2020 tarihli sözleşme imzalandığı, davacı tarafça ihale konusu malların satışına ilişkin düzenlenen 18.01.2021 tarihli KDV dahil 584.100 TL bedelli faturanın icra takibine konu yapıldığı, yasal süresi içerinde yapılan itiraz sonucunda takibin durduğu, ödeme emrinin tebliğinden önce 09.06.2021 tarihinde 578.160 TL ödeme yapıldığı yönünde davacı tarafça haricen tahsil bildirimde bulunulduğu anlaşılmaktadır. İcra takip tarihi itibariyle ödenmeyen asıl alacağın 578.160 TL'lik kısmı takipten sonra ödenmiş ise de işlemiş faiz, icra vekalet ücreti ve masraflarına yönelik herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi takibe bu yönden itiraz edilmiştir.Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede, borçlunun, itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu, itirazın iptali davası açılmamışken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır. Zira itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır. Bunun gibi takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur (Hukuk Genel Kurulunun 09.02.2011 tarih ve 2011/13-29 E., 2011/56 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararları). Sonuç itibariyle icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması hâlinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla takipten sonra ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödemeler yönünden dava açılmasında, davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Takipten sonra ancak davadan önce yapılan kısmi ödeme miktarı bakımından dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından dava reddedilse veya kısmi ödeme miktarınca dava açılmasa bile, kısmi ödemenin yapıldığı icra takibi kendi yasal prosedürü içerisinde devam edecek, hatta asıl borç kalksa bile faiz ve ferileri yönünden takip sürebilecek, salt bu nedenle icra dosyasının kapanmasından söz edilemeyecektir. Dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin ise infaz aşamasında dikkate alınması gerekmektedir.Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 19.10.2011 tarih ve 2011/19-532 E., 2011/640 K., 23.05.2018 tarih ve 2017/19-910 E., 2018/1111 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.Takipten sonra yapılan ödemenin, kural olarak borçlu tarafından icra takibinden sonra ve davadan önce davacı alacaklıya yapmış olduğu ödemeler bakımından asıl alacağa takipten sonra yapılan ödemeye kadar faiz işletilip, ödemeyi önce faizden, geriye kalanı asıl alacaktan düşüp, dava tarihine kadar da işlemiş faiz varsa bu hesaplatılarak dava tarihindeki borç durumuna göre bir karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 06/11/2018 tarih 2017/2059 Esas ve 2018/5532 Karar sayılı ilamı) Ancak somut olayda davalı tarafça yapılan ödemenin asıl alacaktan düşülerek bu kısma ilişkin işlemiş faiz talep edilmiş olup, buna göre işlemiş faiz ve ferilere ilişkin karar verilmesi gerekir. Davalı tarafça ödemesi yapılan asıl alacak kısmına ilişkin işlemiş faiz yönünden ; icra takibine konu fatura bedelinin ödenmesi istemiyle davacı tarafından davalıya yazılan yazıya verilen cevap tarihinden takip tarihine kadar işleyen yasal faizin 8.553,60 TL olduğu gözetildiğinde ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile takibin 8.553,60 TL işlemiş faiz yönünden devamına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ayrıca takip tarihinden sonra ödeme yapılması halinde borçlu, icra vekalet ücreti, icra masrafı ve bu bağlamda tahsil harcı ile sorumlu olduğundan mahkemece herhangi bir rakam zikredilmeksizin (Yargıtay 19. HD'nin 30/09/2019 tarih ve 2018/2427 Esas ve 2019/4563 Karar sayılı kararı) karar verilmesi gerekli olup, Mahkemece 578.160 TL tutarındaki asıl alacağa ödeme yönünden 8.553,60 TL takip öncesi işlemiş faiz ve takip sonrası tüm takip ferileri (takip masrafları ve vekalet ücreti) hakkında takibin devamına karar verilmesi isabetli olmuştur. Davalı tarafça ceza bedeline ilişkin olması nedeniyle ödenmediği belirtilen 5.940 TL asıl alacağa yönelik itirazları içeren istinaf dilekçesi sunulmuş ise de eldeki davada dava konusunun 578.160 TL tutarındaki ödemeye ilişkin işlemiş faiz ve takip masraflarına ilişkin olduğu gözetildiğinde davalının istinaf istemi yerinde görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 146,10 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 585,90 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026