T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/684 Esas KARAR NO: 2026/16 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/482 Esas- 2022/1028 Karar TARİH: 20/12/2022 DAVA:Alacak KARAR TARİHİ:15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelend…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/684 Esas KARAR NO: 2026/16 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI:2020/482 Esas- 2022/1028 Karar TARİH: 20/12/2022 DAVA:Alacak KARAR TARİHİ:15/01/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01.06.2020 tarihinde 1 yıl süreli Personel Taşıma Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili sözleşmeyi kusursuz olarak ifa etmesine rağmen, davalı tarafın e-mail yoluyla sözleşmenin feshedileceğini bildirdiğini, müvekkilinin ise sözleşmenin ayakta olduğu ve feshi durumunda kar kaybının talep edileceğine ilişkin ihtarnameyi 27.07.2020 tarihinde davalı tarafa gönderdiğini, ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafın 05.08.2020 tarihli ihtarnamesi ile “ayıplı hizmet” nedeniyle 14.07.2020 tarihinden itibaren sözleşmeyi feshettiklerini bildirdiğini, feshin haksız olduğunu, ayıplı hizmet konusunda kendilerine herhangi bir ihtar yapılmadığını, müvekkilinin belirtilen saatlerde personeli adreslerinden aldığını, bir kereye mahsus davalının üst düzey çalışanının taksi kullanması nedeniyle taksi ücretinin ödendiğini, davalının da müvekkilinin edimini ifa ettiğini ve alacaklı olduğunu gönderdiği ihtarnamede ikrar ettiğini, müvekkilinin uğradığı zararların tazmini gerektiğini, davalı tarafın sözleşmeyi feshetmemiş olması halinde 01.06.2021 tarihine kadar sözleşme ilişkisinin devam edecek olduğunu, davalı tarafın kusurlu olduğunu ve netice itibariyle haksız fesih tarihi olan 20.07.2020 ila 01.06.2021 tarihleri arasındaki kar kaybının tazminini gerektiğini beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 25.000 TL kar kaybı tazminatının sözleşmenin fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili 18/09/2020 tarihli beyan dilekçesinde özetle; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkilinin personelinin sabah saatlerinde adreslerinden alınması ve akşam iş çıkışında aynı adreslerine bırakılması gerektiğini, davacının söz konusu yükümlülüğüne aykırı davrandığını, personeli hiç veya belirlenen saatlerde adreslerinden almadığını, personel tarafından taksi kullanılmak zorunda kalındığını, taksi ücretlerinin de davacı tarafından ödendiğini, bu şekilde davacının mesailerde gecikmeye ve işlerin aksamasına neden olduğunu, bu hususun davacı tarafa mesaj yoluyla bildirildiğini, davacının ayıplı hizmeti nedeniyle sözleşmenin müvekkili açısından çekilmez hale geldiğini, bu nedenle sözleşmenin feshinin ilk olarak mail yoluyla, ardından noter ihtarnamesi ile davacıya bildirildiğini, sözleşmenin feshinin haklı sebebe dayandığını, davacının fesih nedeniyle herhangi bir zarara uğramadığını, aksine müvekkilinin zararlarının söz konusu olduğunu, davacının iddia ettiği mahrum kaldığı karı somutlaştırmadığını, haksız kazanç sağlama niyetinde olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği konusunda uyuşmazlık olmadığı, davalının süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmayarak davayı tümü ile inkar ettiği, sonradan sunduğu mesaj kayıtlarının delil olarak kabul edilemeyeceği, aynı sebeplerle tanıklarının dinlenemeyeceği, davacı tanıklarının beyanlarından davacının verdiği servis hizmetinde istisnai hallerde gecikmelerin olduğunun anlaşıldığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3.16. maddesinde servis araçlarının duraklara gelmemesi yada 10 dakikadan fazla geç gelmesi halinde servis kullanıcılarının ulaşımlarını taksi ile sağlayacağı ve ücretinin taşıyıcı tarafından karşılanacağının düzenlendiği, gecikme halinin sözleşmenin haklı nedenle fesih sebebi olarak düzenlenmediği, davalının sözleşmenin devamını çekilmez kılacak nitelikte gecikme ve aksamaların olduğunu ve bu nedenle sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini yasal süresinde sunulan delilerle ispat edemediği, feshin haksız olduğu, dosya kapsamında kar mahrumiyetini hesaplayacak yeterli veri olmadığı, bu sebeple bilirkişi raporlarında davacının mahrum kaldığı kâr kaybının 2.419,90 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafından hesap yöntemine itiraz edilmiş ise de alınan ek rapor ile de mevcut verilere göre hesap yönteminin değişmeyeceğinin bilirkişi kurulunca mütaala ediliği, raporun dosya kapsamına uygun olduğunun değerlendirildiği, davacının haksız fesih nedeniyle kar kaybının 2.419,90 TL olduğu, davacı tarafından keşide edilen ihtarname ile davalı tarafa ödeme için 3 günlük mühlet verildiği ve temerrüdün bu 3 günlük süre sonunda oluştuğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacı tarafından, taraflar arasında imzalanan 1 yıl süreli personel taşıma sözleşmesinin gereği ifa edildiği, davalının sözleşmeyi haksız olarak feshettiği, Mahkemece feshin haksız olduğunun kabul edildiği ancak eksik ve denetime elverişsiz bilirkişi raporuna dayanılarak verilen kısmen kabul kararının hatalı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar davacının son üç yıla ait gelir tablolarından hareketle vergi ve finansman giderleri öncesi faaliyet karlılığının yıllar itibariyle 961,47, 960,77 ve hizmet verilen yıl itibariyle 960,81 olarak gerçekleştiği yönünde tespit yapılmış olsa da, davalı şirkete sunulan hizmetin hesabında işbu oranların değerlendirilmeye alınması ve yalnızca bu veriler kullanılarak kar mahrumiyeti hesabı yapılmasının nitelikli bir rapor hazırlanmadığını, söz konusu raporun eksik incelemeye dayandığını gösterdiği, davacının müsper zararının tam olarak hesaplanabilmesi için bilirkişiler tarafından sektörel hesaplama yapılarak rayiç kar marjının belirlenmesi ve buna göre hesap yapılması gerektiği, ticari defterlerde mevcut olan önceki yıllara ait faaliyet karlılığının esas alınmasının kabul edilemeyeceği, davacının diğer şirketlerle olan ticari ilişkisi hesaba katılarak yalnızca gelir gider hesabı neticesinde yapılan hesaplamanın hatalı olduğu, bilirkişi raporuna itirazları neticesinde düzenlenen ek raporda da aynı doğrultuda görüş bildirildiği, itirazlarının karşılanmadığı, Mahkemece bu husus nazara alınarak yeni bir bilirkişi raporu alınmaksızın, hatalı bilirkişi raporuna göre verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının sözleşme ile üstlendiği edimleri ayıplı şekilde ifa ettiği, davalının personelinin sözleşmede belirlenen saatlerde adreslerinden alınmadığı, bu şekilde mesai saatlerinde aksamaların yaşandığı, işe gelirken taksi kullanan personelin taksi ücretlerinin davacı tarafından ödendiği, bu nedenle davacının defalarca sözlü ve yazılı olarak uyarıldığı ancak aksamaların devam etmesi nedeniyle sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği, buna ilişkin WhatsApp yazışmaları ve yansıtma faturaların cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğu, davacının sözleşmeyi ayıplı ifa etmesi nedeniyle devamının davalı için çekilmez hale geldiği, bu nedenle sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği, bilirkişi raporunda da sözleşmenin haklı sebeple feshedildiğinin tespit edildiği, Mahkemenin aksi yöndeki kabulünün hatalı olduğu, davacının talep ettiği mahrum kalınan karı somutlaştırmadığı, yolcu taşımacılığında kullandığı araçların hangi tarih aralıklarında hangi seferlerde kullanıldığı, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin bitmesinin akabinde yerine yeni müşterilerin bulunup bulunmadığı ve benzeri hususların, yani davacının herhangi bir kardan mahrum kalıp kalmadığının tespiti gerektiği ancak davacının dava dilekçesinde söz konusu hususların hiçbirinden bahsetmeyerek bilirkişinin tespit edeceği değer üzerinden haksız kazanç sağlama niyetinde olduğu, bilirkişi raporlarında tespit edilen tutarların davacının talebinin ne kadar fahiş olduğunu gösterdiğine ilişkindir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasında imzalanan personel taşıma sözleşmesinin davalı tarafça süresinden önce ve haksız şekilde feshedildiğinden bahisle uğranılan kar kaybının tazmini talebine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.29906 Sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değişik HMK'nın 341/2madde hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu Yerel mahkeme hükmünün verildiği 2022 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 8.000 TL olmuştur. Somut olayda; davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kabul edilen kısmın değerinin 2.419,90 TL olduğu, kabul edilen kısım yönünden davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmış olup, istinafa konu edilen miktar itibariyle İlk derece mahkemesi kararı davalı yönünden kesin niteliktedir. Bu nedenle, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341 ve 352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.Davalı tarafın istinaf başvurusunun incelenememesi nedeniyle taraflar arasındaki personel taşıma sözleşmesinin davalı tarafça süresinden önce, haksız şekilde feshedildiğine dair davacı lehine kazanılmış hak oluşmuştur. Bu kabulden hareketle her ne kadar sözleşme davalı tarafça haksız şekilde feshedilmiş ise de, bu sebeple zarara uğradığını ve zararının miktarını ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı taraf, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi sebebiyle kalan süre içerisinde elde edeceği kardan mahrum kaldığını iddia ederek uğradığı müspet zararın tazminini talep etmiştir. Mahkemece alınan kök bilirkişi raporunda; davacının vereceği hizmete ilişkin fiyatlandırmaya esas verileri içeren puantaj kayıtlarının mevcut olmadığı, bu nedenle davacı tarafından düzenlenen 2 adet faturanın denetlenemediği belirtilerek, son üç yıldaki faaliyet karının hesaplanması ile sözleşmenin kalan süresinde mahrum kaldığı kar kaybı hesaplanmış ve talep edilecek tutar 2.419,90 TL olarak belirlenmiştir. Davacı vekili kök bilirkişi raporuna, istinaf başvuru dilekçesinde yer alan aynı sebeplerle itiraz etmiş ise de, raporda eksik olduğu açıklanan belgeleri dosyaya ibraz etmemiştir. Bu nedenle bilirkişi ek raporunda da farklı bir hesaplama yapılamamıştır. Davacının sektörel bazda inceleme yapılarak rayiç kar marjının hesaplanması gerektiğine dair iddiası soyut bir iddia olup, bilirkişi heyetinin bu şekilde bir araştırma yapma yükümlülüğü bulunmadığı gibi, somut olaya ilişkin herhangi bir veri sunulmaksızın, sektörel kar marjının belirlenmesi ile bir hesaplama yapılması ve bu hesaplamanın hükme esas alınması da mümkün değildir. Bu itibarla Mahkemece, davacının ticari defter kayıtları ve beyannameleri üzerinden yapılan kar marjı ve hesaplanan kar kaybına ilişkin bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri haksız bulunmuştur.Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341 ve 352/1 maddeleri gereğince usulden redddine, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun ise HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan ve davalıdan ayrı ayrı alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harçlarının istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10'ar TL'nin davacıdan ve davalıdan ayrı ayrı tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/01/2026 tarihinde HMK'nın 341. 352/1. ve 362/1-a maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.