T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1840 - 2025/2086 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1840 KARAR NO : 2025/2086 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2023 NUMARASI : 2022/233 E. - 2023/236 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1840 - 2025/2086 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1840 KARAR NO : 2025/2086 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 12/05/2023 NUMARASI : 2022/233 E. - 2023/236 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2023 tarih ve 2022/233 E. - 2023/236 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili adına tescilli "..." ibareli markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2021/02744 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa başvuruda yer verilen "..." ibaresinin, hastalıktan kurtulma, iyileşme anlamlarına geldiğini, "..." ibaresi ile birlikte kullanıldığında "iyileşmiş hayat, hastalıktan kurtulmuş yaşam" anlamlarını haiz olduğunu, "..." ibaresine eklendiğinde yeni bir anlam ihtiva etmediğini, davalının "..." ve "..." ibareli birçok markasının olduğunu ve asıl korumak istediği ibarelerin belirtilen ibareler olmadığını, "..." ibaresinin de "çay" anlamına geldiğini ve kapsamdaki ürünler için tanımlayıcı nitelik taşıması sebebiyle markaya bir ayırt edicilik katmadığını, geriye sadece "..." ibaresinin kaldığını, müvekkili markalarınının esas unsuru olan "..." ibaresini birebir ihtiva ettiğini, markaların asli ve esas unsuru olan "..." ibaresinin ortak olduğunu, davalı başvurusunun müvekkili markaları ile iltibas yaratacak düzeyde görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik oluşturduğunu, ortalama tüketiciler nezdinde doğrudan müvekkilinin "..." ibareli markalarının akla geleceğini, markaların ilişkilendirilip, karıştırılacağını, başvurunun, müvekkilinin seri markalarının yeni serisi olarak algılanacağını, taraf markalarının kapsadığı mal ve hizmet sınıfları yönünden de benzerlik olduğunu, davalı başvurusunun tescili halinde müvekkili markasının tanınmışlığından haksız kazanç sağlanacağı gibi markanın ününe ve ayırt edici karakterine zarar verileceğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-4391 sayılı kararının 5. sınıfın 2. alt grubunda bulunan "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanımına uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler" malları yönünden iptaline, belirtilen mallar bakımından dava konusu markanın hükümsüzlüğüne kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, ortalama tüketici nezdinde bütün halde bıraktığı izlenim bakımından davaya konu markaların farklılaştığını, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, SMK m. 6/4. ve 6/5 hükümleri kapsamında da ret koşullarının oluşmadığını, marka başvurusunun kötü niyetli olduğunun somut delillerle ispatlanamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka ile davacıya ait gerek itiraza gerekse hükümsüzlüğe mesnet markaların umumi intiba olarak, davaya konu malların hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzer olmadıkları, bu nedenle SMK m.6/1 hükmü koşulunun somut olayda gerçekleşmediği, başvuru markası ile davacının tasarımlarının müşterek ... ibaresi sebebiyle görsel ve işitsel olarak oldukça düşük düzeyde benzerlik taşırken; kavramsal olarak başvuru markasının davacının tasarımlarından uzaklaştığı, birbirinden oldukça farklı çok sayıda muhtelif kelime ve şekil unsurları ihtiva ettiklerinden, hitap ettiği çoğu nihai tüketicilerden oluşan alıcı kitlesi nezdinde, 05/2. alt sınıf mallar bakımından tescil edilen başvuru markasının davacının tasarımlarıyla iltibas yaratmadığı, dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında işaret benzerliği bulunmadığından, davacının özellikle "Bisküvi, çubuk kraker, hazır kek, kızarmış kepekli ekmek dilimleri, mısır ve pirinç patlağı" emtiası bakımından üretimini yapıp pazarladığı ... ... markalı iş bu emtialar bakımından söz konusu markanın tanınmışlık düzeyini koruduğu tespit edilmişse de SMK m.6/4 ve m.6/5 hükmü koşullarının somut olayda oluşmadığı, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların ve tasarımların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şahsın kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı şahsa ait marka başvurusu ile müvekkil şirkete ait markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğunu, aksi yöndeki mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu başvuru kapsamındaki mallarla müvekkili markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında benzerlik olmasının, markaların karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde dikkate alınmadığını, davaya konu markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat düzeyinin düşük olduğunu, bu durumun markaların karıştırılma ihtimalini artırdığını, mahkemenin, müvekkilinin "..." ibareli markalarının tanınmış marka statüsünde olduğunu kabul etmekle birlikte yalnızca belirli mallar açısından kabulü ve somut uyuşmazlıkta 6769 sayılı SMK'nın m. 6/5 hükümlerinin gerçekleşmediği yönündeki kanaatinin de hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin hatalı hükmünün aksine, davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, buna göre davacının "..." esas unsurlu markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira, dava konusu başvuruda "..." ibaresinin öne çıkarılmadığı, bu nedenle ayırt ediciliği düşük "..." ibaresinin dava konusu başvuruda yer almasının iltibasa sebebiyet verecek mahiyette olmadığı, öte yandan, taraf markaları benzer olmadığından, davacının mesnet markalarının tanınmışlığının da somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli yapıldığının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.