15. Ceza Dairesi 2013/13835 E. , 2015/28852 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Şikayetçi kurum vekilinin 5271 sayılı CMK'nın 260/1. maddesine göre, sanıklar hakkında kurulan hükümleri temyize hakkı bulunduğu belirlenip, 5271 sayılı CMK'nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde; Dolandırıcılık suçunu…
**15. Ceza Dairesi 2013/13835 E. , 2015/28852 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Şikayetçi kurum vekilinin 5271 sayılı CMK'nın 260/1. maddesine göre, sanıklar hakkında kurulan hükümleri temyize hakkı bulunduğu belirlenip, 5271 sayılı CMK'nın 237/2 ve 238. maddeleri uyarınca davaya katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde; Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır. TCK'nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir. Sanıklardan ...'ın, Kazancı Köyünde bulunan arazisini diğer sanık ...'a ortak olarak kiraya verdiği, sanık Mehmet'in de Murat ile ortak olarak 2004 yılında pamuk ektiği, ancak sanık Murat'ın kendi adına düzenlenmiş belgeler ile müracaat edip destekleme primi alarak sanık Mehmet ile paylaştıkları, sanıklardan ...'ın Türkmenacı Köyünde bulunan arazisini diğer sanıklar ... ve ...'a kiraya verdiği, sanıklar Mehmet ili İsmail'in de bu tarlaya 2004 yılında pamuk ektikleri, ancak sanık Hatun'un kendi adına düzenlenmiş belgeler ile müracaat edip destekleme primi alarak sanıklar ... ve ... ile paylaştıkları, sanıklardan ...'in Türkmenacı Köyünde bulunan arazisini sanık ...'a kiraya verdiği, sanık Mehmet'in de bu tarlaya 2004 yılında pamuk ektiği, ancak sanık Hasibe'nin adına düzenlenmiş belgelerle başvuruda bulunarak destekme primi alıp sanık Mehmet'e verdiği, sanık ...'ın Türkmenacı Köyünde bulunan arazisine 2004 yılında pamuk ektiği, ürettiği pamuğu çırçır fabrikasına satarak hazırladığı kütlü pamuk destekleme primi evraklarını İlçe Tarım Mürülüğüne ibraz ettiği, ancak ibraz edilen evraklardan T.C Ziraat Bankasının 3.6.2005 tarihli tediye fişi, bila tarihli tutanak, başvuru dilekçesi ve 2 adet taahütname üzerindeki imzanın sanığın elinden çıkmadığının tespit edildiği, sanık ...'ın Türkmenacı Köyünde bulunan arazisine 2004 yılında pamuk ektiği, ürettiği pamuğu çırçır fabrikasına satarak hazırladığı kütlü pamuk destekleme primi evraklarını İlçe Tarım Mürülüğüne ibraz ettiği, ancak ibraz edilen evraklardan 18.3.2005 tarihli taahütname, başvuru dilekçesi ve 26.1.2004 tarihli dilekçe fotokopisi üzerindeki imzanın sanığın elinden çıkmadığının tespit edildiği, bu şekilde sanıkların hileli hareketlerde bulunarak katılan kurumu zarara uğratmak suretiyle üzererine atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, 1- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... (sanık ... ile birlikte işledikleri iddia edilen suç nedeniyle) hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Sanıkların atılı suçu işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2- Sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Sanıkların aşamalarda değişmeyen ifadelerinde atılı suçlamayı kabul etmemeleri, sanıklar müdafiinin vermiş olduğu temyiz dilekçesinde, ortada iki farklı köy ve iki farklı ÇKS olmasına rağmen bir köy ve bir ÇKS baz alınarak bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğinin belirtilmesi, 1.4.2010 tarihli bilirkişi raporunda sanık ...'ın kaydında Türkmenacı Köyünde 27 parselde 369.685 metrekare pamuk ürettiğine dair kaydının mevcut olduğu, PKS kaydına göre Tükmenacı Köyünde 371.784 metrekare sertifikalı pamuk ekim alanının görüldüğü, sanık ...'ın kaydında Kazancı Köyünde 9 parselde 119.191 metrekare pamuk ürettiğine dair kaydının mevcut olduğu, PKS kaydına göre Kazancı Köyünde 0.525 metrekare sertifikasız ve 118.666 sertifikalı olmak üzere toplam 119.191 metrekare pamuk ekim alanının görüldüğünün belirtilmesine rağmen kadastro teknisyeni tarafından 6.5.2008 tarihinde sadece Kazancı Köyünde yapılan 331.242 metrekarelik tespitin dikkate alınarak sanıkların fazla beyanda bulunduklarının beyan edilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkarılması açısından, sanıklar tarafından ibraz edilen müstahsil makbuzlarının içeriğinin gerçek olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınması, sanık ...'ın pamuk üretimi yaptığını söylediği Türkmenacı Köyünde gerçekte pamuk üretimi yapıp yapmadığına dair denetime elverişli Landsat uydu görüntülerine göre hazırlanmış bilirkişi raporunun alınması, sanıkların pamuk üretimi yaptığı başka bir yerin bulunup bulunmadığının araştırılmasından sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 17.9.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.