T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/330 Esas KARAR NO : 2026/236 DAVA : Tanıma Ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 07/05/2025 KARAR TARİHİ : 26/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde: ... firması faaliyet konusu inşaat işleri olan özellikle ortadoğu ülkelerinde havaalanı yapımı ve büyük projelerle kendi ispat etmi…
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/330 Esas KARAR NO : 2026/236 DAVA : Tanıma Ve Tenfiz DAVA TARİHİ : 07/05/2025 KARAR TARİHİ : 26/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde: ... firması faaliyet konusu inşaat işleri olan özellikle ortadoğu ülkelerinde havaalanı yapımı ve büyük projelerle kendi ispat etmiş yerli bir firma olduğunu, Türkiye Müteaahitler Birliği web sitesinde yer alan firma künyesinden de anlaşılacağı üzere... Firmasının Birleşik Arap Emirlikleri ülkesinde şubesi bulunduğunu ve bu ülkede faaliyet yürüttüğünü, davalının 14.03.2010 tarihinde Birleşik Arap Emirlikleri ekonomi bakanlığından ruhsat alarak bu ülkede ... .../... unvanıyla yabancı şube açılışı yaptığını, müvekkilinin ise Birleşik Arap Emirlikleri ülkesinde faaliyet gösteren işçi barındırma kamp hizmetleriyle beraber gayri menkul kiralama işi yapan bir ... firması olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmeyle davacı ... firmasının, davalı ... firmasının Birleşik Arap Emirliklerindeki inşaatlarında çalışan işçilerin barınma, mobilyalı evlerde konaklama hizmeti, işçilerin kıyafetlerinin yıkanması ütülenmesi ve yeme içme gibi tüm lojistik ihtiyaçların bu firma tarafından sağlanmasına konusunda anlaşıldığını, ancak davalının bu hizmetler karşılığında üzerine düşen ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle ... firması aleyhine Birleşik Arap Emirliği'nde dava açıldığını ve "davalı tarafın davacı tarafa 4.137.483,24 Dirhem ödeme yapmasına, davalı tarafın borcun tamamına ödeyinceye kadar geçerli olmak üzere 31.12.2021 tarihinden itibaren %7 oranında yasal faiz ödemesine, mahkeme masrafı ve avukatlık ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına" şeklinde karar verildiğini, Birleşik Arap Emirliklerinde mahkeme ilamında hükmedilen alacağın tahsili için... .../... firması adına Birleşik Arap Emirlikleri ülkesinde hiç bir menkul veya gayri menkul mal varlığı bulunmadığından ülkemizde tanıma ve tenfiz davası açarak borcu tahsil etme zaruretinin doğduğunu tenfiz için hukuki yararlarının bulunduğunu, tensiz şartlarının sağlandığını beyanla MÖHUK 54. Madde gereği fiili durumun tespitinin mahkemenmizce yapılmasını, .... Ticaret Mahkemesi 31.01.2022 tarihli ve ... esas numaralı mahkeme ilamının Türkiye’de tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; .... Ticaret Mahkemesi tarafından yapılan yargılamanın müvekkil Şirket gıyabında yapıldığını, hükmün adil yargılanma hakkının yok sayılarak verildiğini, davacı ...'nın yabancı menşeili bir şirket olması nedeniyle teminat yatırmak zorunda olduğunu, arabuluculuk dava şartının davacı tarafından yerine getirilmediğini, bu nedenle davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, dava şartı olan kesinleşme şerhinin dava dilekçesine eklenmediğinden huzurdaki davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tenfize konu edilen davada tebligatların usulüne uygun yapılmamış olup, yargılamanın müvekkil şirket gıyabında yapıldığını, .... Ticaret Mahkemesinin ... E. sayılı gerekçeli kararının denetlenebilirlikten uzak olması sebebiyle hükme esas alınamayacağını, Türkiye ile ... arasında akdi veya fiili karşılıklılık bulunmaması nedeniyle ...'de alınan ilamın Türkiye'de tenfiz edilemeyeceğini beyanla söz konusu yargılamanın Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uyarınca açıkça adil yargılanma hakkını ihlal eden uygulamalar sonucunda karara bağlanması ülkemizde kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil eden bir husus olması nedeniyle haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır. Mahkememizde açılan işbu dava; Mahkememizde açılan dava, MÖHUK 50-54 maddesinde düzenlenmiş olan yabancı Mahkeme kararının tenfiz ve tanınmasına ilişkindir. Mahkememizde açılan iş bu davada, davacı tarafından davacı yabancı menşeili şirket tarafından Birleşik Arap Emirliklerinde davalı aleyhine açılan dava sonucunda verilen yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi talep edilmiştir. Yabancı ülkede kurulmuş bulunan şirketlerin ya da yabancı uyruklu şahısların Türkiye'de dava açması öncelikle dava şartı niteliğinde 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-ğ maddesi gereğince teminat göstermesi zorunlu bulunduğu ve 5718 Sayılı MÖHUK 48 maddesinde de, yabancılık teminatının düzenlendiği, yargı uygulamasında Uluslararası sözleşmeler gereği ya da mütekabiliyet esasına göre yabancılık teminatından muaf olan ülkede kurulmuş bulunan şirket veya vatandaşlar yabancılık teminatı yatırılmasına bağlı olmaksızın Ülkemizde yargı mercilerine başvurarak dava açabilmektedir. Mahkememiz tarafından yapılan araştırmada tenfizi istenilen Birleşik Arap Emirlikleri yargı makamlarınca verilen kararlar bakımından, tanıma ve tenfiz bakımından adli yardım anlaşması bulunmadığı, adli kararların tanınması ve tenfizi yönünden ülkemiz mahkemelerince verilen kararlar bakımından mütekabiliyetin varlığı tespit edilememiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirmede; Davacı yanca, mahkememize, yabancı mahkemece verilen gerekçeli kararının örneği ve tercümesi ile birlikte dosyamıza sunulduğu anlaşılmıştır. Dosyada dava dilekçesi ekinde davacı vekilinin, vekalet süresi geçmiş vekaletname sunmak suretiyle dava açtığı görülmekle, davacı vekiline 23/10/2025 tarihli celsede yeni vekaletname ibraz etmek üzere süre verildiği, davacı vekilince sürenin uzatılmasının talep edildiği, verilen sürenin duruşmadan iki hafta öncesine kadar uzatıldığı, ancak yeni vekaletname sunulmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müd.'ne müzekkere yazılarak "Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında adli yardım anlaşmasının olmadığı bilinmekte olup, 5718 sayılı MÖHUK m.48 gereğince yabancılık teminatı ve yabancılık teminatından muaf tutulup tutulmadığı yani mütekabiliyetin bulunup bulunmadığının" sorulduğu, verilen cevabi yazı da, " Birleşik Arap Emirlikleri vatandaşı/yabancı ayrımı yapılmadığı, ülkemiz ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında teminattan muafiyete ilişkin hukuki veya fiili mütekabiliyet bulunmadığı şeklinde yanıt verildiği görülmüştür. Mahkememizce 30/01/2026 tarihli ara karar ile .... Ticaret Mahkemesi'nin 31.01.2022 tarihli ve ... Esas davasında talep edilen değerinin 4.137.483,24 Dirhem (4.137.483,24 Dirhem * 10,5748 Döviz Satış= 43.753.057,76 TL) olduğu dikkate alınarak, davacıdan anılı değerin %10'u oranına tekabül eden 4.375.305,77 TL yabancılık teminatı yatırması için süre verildiği, ancak anılı teminatın ikmal edilmediği, davacı tarafından ara karara itiraz edildiği, mahkememizin 20/02/2026 tarihli ara kararı ile "Mahkememizin yerleşik uygulamaları da dikkate alınarak, dosya kapsamındaki mevcut delillere göre mahkememizce yapılan takdirde bir isabetsizlik olmadığı, alınan teminatın sadece ücret-i vekaleti karşılamak için alınmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin itirazının REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda; davacının, davalı aleyhine açtığı yabancı mahkeme kararının Tanıma ve Tenfiz edilmesine ilişkin açtığı davanın, davacının dava açarken geçerli bir vekaletname sunmadığı gibi verilen süre içerisinde yeni vekaletnamesini ibraz etmediği, ayrıca yabancılık teminatını da yatırmadığı görülmekle, MÖHUK 48/1 ve HMK 114/1-f ve ğ ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usul yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Yargılama giderleri bakımından yapılan incelemede; davacı vekilinin süreli vekaletinin süresi dolmuş olmasına rağmen yeni bir vekaletname ibraz etmeksizin dava açtığı, mahkememizce yeni vekaletnamenin ibrazı hususunda kendisine 23.10.2025 tarihli ilk celsede HMK m.77 gereği 4 hafta süre verildiği, talebi üzerine verilen sürenin ve son celse yapılan duruşmadan 2 hafta öncesine kadar uzatıldığı ancak davacı vekilince son duruşmada dahi yeni vekaletnamenin sunulmadığı, yine teminata ilişkin ara kararın da yerine getirilmediği ve davanın usulden reddine karar verildiği, ne var ki süreli olarak vekil tayin eden davacının tüm bu süreçlerden haberdar olmadığı, bu sebeple yargılama giderlerinin davacıya değil HMK 77/2 maddesi gereği davacı vekiline yüklenmesi gerektiği, zira yetkisiz olarak davacıyı temsil eden vekilin davacıyı yükümlülük altına sokamayacağı anlaşılmakla, yargılama giderlerinin davacı vekilinden tahsiline karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davalı aleyhine açtığı Tanıma ve Tenfiz davasının MÖHUK 48/1 VE HMK 114/1-f ve ğ ve 115/2 maddeleri uyarınca DAVA ŞARTI YOKLUĞU NEDENİYLE USUL YÖNÜNDEN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın alınması gerekli 732,00 TL'den mahsubu ile arda kalan 116,60 TL'nin davacı vekilinden tahsili Hazineye irat kaydına, 3-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000 TL vekalet ücretinin davacı vekilinden alınıp davalıya ÖDENMESİNE, 4-Masrafların davacı vekili üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333. maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ TARAFINDAN İADESİNE, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza