T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1844 - 2025/2088 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1844 KARAR NO : 2025/2088 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2023 NUMARASI : 2022/430 E. - 2023/225 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesin…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1844 - 2025/2088 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1844 KARAR NO : 2025/2088 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2023 NUMARASI : 2022/430 E. - 2023/225 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/05/2023 Tarih ve 2022/430 Esas - 2023/225 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin 2019/23315 sayılı şekilden ibaret marka başvurusunda bulunduğunu, kapsamında 20. sınıftaki "ahşap veya plastikten paletler" malları ile 39. sınıftaki "palet kiralama hizmetleri; palet havuzlama (ortaklama) hizmetleri, yani, paletlerin ve konteynerlerin farklı kullanıcılar tarafından ve arasında dolaşımını içeren, paletlerin havuzlama (ortaklama) bazında kiraya verilmesi ve kiralanması hizmetlerinin" yer aldığı, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5. maddesinin (b) ve (c) bentleri uyarınca başvurunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilinin dünyaca ünlü palet ürününün görselini ihtiva eden bu markanın markasal hüviyette ayırt ediciliğinin yüksek bulunduğunu, bu işaretin menşe gösterme işlevini yerine getirdiğini ve ürünü gören tüketicilerin mavi renginden, bunun ticari kaynağının müvekkili olduğunu anladığını, markaya konu paletlerin emsallerinden farklı olarak, yan taraflarında şeklin belli bölümlerine uygulanmış ayırt edici ve müvekkilini akla getiren mavi rengi içerdiğini, ayrıca da palet şeklinde müvekkilinin logosunun ve Türkçe’de “...” anlamına gelen “...” ibaresinin yer aldığını, palette kullanılan ve Pantone kodu PMS 300 U olan mavi rengin küresel olarak kapsamlı ve yaygın bir şekilde yalnızca müvekkili tarafından her çeşit palette kullanıldığını, bu mavi rengin aynı zamanda palet havuz sisteminin çalışması için de önemli bir rol oynadığını, müvekkilinin bu özel ve kendisiyle özdeşleşmiş mavi rengi palet havuz sisteminde ticari kaynak olarak kendi şirketini hatırlatması amacıyla kullandığını, bu mavi renk sayesinde müşterilerin, müvekkilinin dünyaca ünlü paletlerini hiçbir zorlukla karşılaşmadan tanıyabildiğini, bu durumun da sistemin verimliliğini arttırdığını, palet havuz sisteminde palet kaybı riskini azalttığını ve bu sayede maliyetlerin azaltılmasına büyük ölçüde katkıda bulunduğunu, müvekkilinin ürün ve hizmetlerini daha çok üretim, dağıtım, lojistik, depolama ve nakliye sektörlerinde yer alan profesyonel tüketici kitlesinin kullandığı düşünüldüğünde, dava konusu edilen marka başvurusunun bu tüketiciler için ayırt edicilik düzeyinin daha da üst düzeyde olduğunun kabulünün gerektiğini, ayrıca da işarette kullanılmış olan palet şeklinin yoğun bir çalışma sonucu ortaya çıkarılmış son derece özgün, kendiliğinden ayırt edici bir şekil olduğunu ve hiçbir teknik zorunluluktan kaynaklanmadığını, zaten müvekkilinin bu markasının aynısının dünya çapında pek çok ülkede sorunsuz bir şekilde tescile bağlandığını, bu tür üç boyutlu ürün görsellerinin marka olarak tescilinin uygun olduğuna dair İhtisas Mahkemeleri ve EUIPO tarafında inşa olunmuş somut uyuşmazlığa emsal pek çok kararın da bulunduğunu, kaldı ki bu ürün şeklinin müvekkili adına tescil başvurusundan önce kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığını ve SMK m.5/2 hükmü kapsamında reddinin mümkün olmadığını, müvekkilinin ülkemiz de dahil olmak üzere dünya çapındaki tanınmışlığı göz önünde bulundurulduğunda, ürün ve hizmetlerinin geniş bir kitleye hitap ettiğinin açık olduğunu, müvekkilinin diğer markaları gibi davaya konu şekil markasının da, milyonlarca kişi tarafından müvekkili ile bağdaştırıldığını ve müvekkiline ait bir marka olarak algılandığını ileri sürerek, YİDK’in 2022-M-11831 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, SMK'nın 5/1-b maddesindeki tanımlamadan marka olarak tescil edilecek olan bir işaretin hem ayırt edici bir niteliği olmasının hem de ayırt ettiği mal ve hizmetler açısından ayırt edici niteliğe sahip olması gerektiğinin anlaşıldığını, buradaki ayırt edicilikten markanın, ürünün kendisinden ve yine ürünün adından farklı bir işaret, sözcük veya isim olmasının ve kolayca tanınır nitelikte bulunmasının kast edildiğini, markanın kullanılacağı emtianın özgün yapısına bağlı olmadan algılanabilmesinin, üzerinde kullanılacağı ürünlerden bağımsız olmasının gerektiğini, somut olaya konu markanın, redde konu emtia bakımından ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmamakla birlikte, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremediğini, davacının dava konusu markaya kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırıldığı iddialarını ispat için yeterli delil sunamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu işbu üç boyutlu şekil işaretinin, "ahşap kutular/paletler" yönünden "teknik bir zorunluluk sonucunda varılan mecburi bir şekil" olduğunun söylenemeyeceği, piyasada farklı formlarda ve şekillerde üretilmiş/satışa sunulmuş bir çok ahşap kutu/palet olduğu, dava konusu başvurudaki paletlerin yan kısımlarının özel bir mavi tonda olmasının, teknik bir zorunluluktan kaynaklanmadığı, yani dava konusu işaretin, tescili kapsamına alınmak istenen, "ahşap veya plastikten paletler" veya bu mallar ile doğrudan ilintili olan "palet kiralama hizmetleri; palet havuzlama (ortaklama) hizmetleri, yani, paletlerin ve konteynerlerin farklı kullanıcılar tarafından ve arasında dolaşımını içeren, paletlerin havuzlama (ortaklama) bazında kiraya verilmesi ve kiralanması hizmetleri" yönünden, malın özgün yapısından ve teknik bir zorunluluktan kaynaklanan bir şekil/form olmadığı, ahşap veya plastik paletlerin veya bu paletler kullanılarak yürütülen hizmetlerin genel karakteristik özelliklerini taşımadığı, bu emtiaların “özünden ve tabiatından” yeterli ölçüde farklılaştığı, kaldı ki kenarlarının mavi renkli olması özelliği bir yana bırakıldığında dahi, bu görünümü haiz paletlerin sektörde birden fazla aktör tarafından kullanılmasının, söz konusu şekillerin “somut ayırt edici niteliği haiz olmadığı” anlamına gelmediği, sadece “anlamı herkes tarafından bilinen kelimelerin marka olarak seçilmesi” durumunda olduğu gibi “ayırt edici niteliği zayıf işaretlerden oluşan markalarla iltibasın yapılacak küçük değişikliklerle bertaraf edilebilmesi, bu tür zayıf işaretleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak yani o işaretin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olması....” durumunun ortaya çıkmasına sebep vereceği, davaya konu marka başvurusunda yer alan üç boyutlu şekil işaretinin, sektördeki başkaca aktörler tarafından da ufak değişikliklerle kullanılmasına tahammül etmesi gerekliliğinin, söz konusu işaretin marka olarak tescil edilemeyecek, yani somut ayırt edici niteliği olmayan işaret olarak yorumlanmasına sebebiyet vermeyeceği, bütün bunlara göre dava konusu edilen iş bu üç boyutlu şekil işaretinin, tescili kapsamına alınmak istenen tüm mal ve hizmetler yönünden marka olarak tescil ettirilebilecek, zayıf dahi olsa asgari düzeyde somut ayırt ediciliği haiz bir işaret olduğu, işaretin tüketici zihninde uyandırdığı algının, markanın tescil edilmek istendiği “ahşap veya plastikten paletler” veya bu emtialar ile doğrudan ilintili olan “palet kiralama hizmetleri; palet havuzlama (ortaklama) hizmetleri, yani, paletlerin ve konteynerlerin farklı kullanıcılar tarafından ve arasında dolaşımını içeren, paletlerin havuzlama (ortaklama) bazında kiraya verilmesi ve kiralanması hizmetleri”nin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan düşündürdüğünün söylenemeyeceği, bu nedenle davaya konu iş bu üç boyutlu şekil işaretinin, davaya konu mal ve hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı/tasvir edici olmadığı, davaya konu üç boyutlu şekil işaretinin, SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükmü uyarınca reddi gereken bir işaret bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun başlangıçta SMK m.5/1-b ve m.5/1-c hükmü uyarınca mutlak tescil engeli barındırmadığı tespit edildiğinden, SMK m.5/2 hükmü koşulunun somut olayda mevcut olup olmadığı hususunun incelenmesine yer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 2022-M-11831 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, "taşıma paletlerinin" altı adet grafik gösterimden oluşan dava konusu gösterimlerin, yan kısımları mavi, geniş yüzey sarı olacak şekilde altı farklı açıdan yapıldığını, bu tespit çerçevesinde inceleme yapan Kurumun başvuruda, söz konusu gösterimleri, standart taşıma paletlerinden ayırt edebilen, farklı kılan unsur bulunmadığı, başvurunun bütün olarak markanın bir işletmenin mal/hizmetlerini diğer işletmelerin mal/hizmetlerinden ayırt edilebilmesi fonksiyonunu sağlar nitelikte olmadığı, diğer bir ifade ile üzerinde kullanılacağı mal ve hizmetlerin kaynağını gösterme ya da herhangi bir markasal algı oluşturmadığı kanaatine vardığını, diğer taraftan 2019/23315 başvuru numaralı "üç boyutlu şekil" markasının tescile konu mal ve hizmetler üzerinde doğrudan tanımlayıcı olduğunu, başvuru konusu işaret ile tescile konu mal /hizmet arasında doğrudan ve spesifik bir ilişkinin bulunduğunu, belirtilen nedenlerle başvurunun reddi kararının yerinde olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davacı Şirketin 07.03.2019 tarihinde 2019/23315 sayılı üç boyutlu şekilden oluşan marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 20. sınıftaki "ahşap veya plastikten paletler" malları ile 39. sınıftaki "palet kiralama hizmetleri; palet havuzlama (ortaklama) hizmetleri, yani, paletlerin ve konteynerlerin farklı kullanıcılar tarafından ve arasında dolaşımını içeren, paletlerin havuzlama (ortaklama) bazında kiraya verilmesi ve kiralanması hizmetlerinin" yer aldığı, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-b, 5/1-c maddeleri uyarınca başvurunun reddedildiği, davacı yanca bu karara yapılan itirazın ise YİDK'in 20.09.2022 tarih, 2022-M-11831 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, YİDK kararının davacıya 21.09.2022 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı yanca istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bu haliyle istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvurunun, SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca reddi koşullarının oluşup oluşmadığıdır. 6769 sayılı SMK'nın, 5/1-b maddesinde herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler tescil edilemeyecektir. Bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığı ise "somut ayırt edicilik" olarak adlandırılmaktadır. Bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunması amaçlanmıştır. Aynı Kanun'un 5/1-c maddesinde ise ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacakları hüküm altına alınmıştır. Bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğini tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, dava konusu başvuru, geniş yüzeyleri sarı, dar yüzeyleri maviye boyanmış, tüm yüzeylerinde dar pencereler bulunan dikdörtgen prizma şeklindeki bir kutu/paletin, tüm açılardan görüntülenmiş ve altı adet görüntüsü üç satır iki sütun halinde konuşlandırılmış bir şekilden ibarettir. Bunun dışında başvuruda bir ibare ya da unsura yer verilmemiştir. Kutuda kullanılan hakim renk, ahşap rengi olduğundan, kutunun ahşap olduğu izlenimi yaratılmaktadır. Kutu görsellerinin hepsi aynı büyüklükte konuşlandırılmış olup, hepsinin bir bütün olarak algılandığı ve genel görünümü itibariyle işaretin bir ahşap kutu/palet görüntüsünden ibaret olduğu değerlendirilmiştir. Bu haliyle dava konusu başvuru, ortalama tüketiciler tarafından ahşap bir kutu/palet olarak algılanacağından, başvuru kapsamında yer alan 20. sınıftaki "ahşap veya plastikten paletler" malları ile 39. sınıftaki "palet kiralama hizmetleri; palet havuzlama (ortaklama) hizmetleri, yani, paletlerin ve konteynerlerin farklı kullanıcılar tarafından ve arasında dolaşımını içeren, paletlerin havuzlama (ortaklama) bazında kiraya verilmesi ve kiralanması hizmetleri" yönünden, dava konusu başvurunun somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Zira, dava konusu başvuru alelade bir ahşap kutu/palet algısına yol açmakta olup, standart taşıma paletlerinden ayırt ediciliği sağlayacak, onlardan farklı kılan bir unsur başvuruda bulunmamaktadır. Sırf başvurunun dar yüzeylerinin özel bir mavi tonda olması da belirtilen ayırt ediciliği sağlamaya yeterli görülmemiştir. O halde dava konusu başvuru, bir işletmenin mal ve hizmetlerini bir başka işletmenin mal ve hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlamayan, yani üzerinde kullanılacağı mal ve hizmetlerin kaynağını göstermeye ya da herhangi bir markasal algı oluşturmaya elverişli bir işaret olmadığından, SMK'nın 5/1-b maddesi karşısında tescili mümkün görülmemiş, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararına itibar edilmemiştir. Ayrıca, dava konusu işaretin, doğrudan, zihni bir çabaya gerek olmaksızın, herkes tarafından bilinen ve ticaret alanında herkes tarafından kullanılabilecek olan bir alet algısını zihinde uyandırdığı, kavramsal açıdan üzerinde kullanılacağı mal ve hizmetleri doğrudan çağrıştırdığı ve ahşap palet ve bununla sunulan hizmetlerle doğrudan bir bağlantısı olduğu kanaatine varıldığından, dava konusu başvurunun SMK'nın 5/1-c maddesi anlamında da tescil engeli taşıdığı kabul edilmiştir. Yukarıda açıklanan hususlara aykırı değerlendirmeler içeren bilirkişi raporundaki görüşe Dairemizce itibar edilmemiş, SMK'nın 5. maddesi kapsamında yapılacak değerlendirmenin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenebilecek nitelikte olması nedeniyle, bu yönden ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacı tarafından marka işlem dosyasına sunulan deliller, davacının mavi renkli paletleri, ambalajlama ve taşımacılık sektöründe Türkiye sınırları içerisinde mutad biçimde kullandığını göstermekte ise de bu kullanımın işarete korunması gereken ekonomik bir değer kazandırıldığını ispat etmeye yeterli değildir. Zira, kullanım sonucu ayırt edici nitelik, sadece markanın mutad kullanımı ile elde edilecek bir hal değildir. Bu nedenlerle, somut olayda dava konusu başvuruya, SMK’nın 5/2 maddesi anlamında kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırıldığı iddiasının da ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, dava konusu başvurunun, kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri gereğince somut ayırt ediciliği bulunmadığı gibi tanımlayıcı da olduğundan marka olarak tescil edilemeyeceğinin ve başvuruya kullanım yoluyla ayırt edicilik de kazandırılmadığının, ülkesellik ilkesi uyarınca başvuru konusu işaretin, başka ülkelerde tescilli olmasının da ülkemizde başvurunun tescili için yeterli bir neden olmadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 08/05/2023 gün ve 2022/430 Esas - 2023/225 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70.TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan 105,42.TL posta masrafı ve 738,00.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 843,42.TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 8-Davalıdan peşin olarak alınan 269,85.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 9-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/11/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.