T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1424 - 2025/1621 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1424 KARAR NO : 2025/1621 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/03/2023 NUMARASI : 2022/80 E. - 2023/114 K. DAVANIN KONUSU : Marka 2021-M-11650 Sayılı YİDK Kararı İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1424 - 2025/1621 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1424 KARAR NO : 2025/1621 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/03/2023 NUMARASI : 2022/80 E. - 2023/114 K. DAVANIN KONUSU : Marka 2021-M-11650 Sayılı YİDK Kararı İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/03/2023 Tarih ve 2022/80 Esas - 2023/114 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, tekstil alanında faaliyet gösteren ve yapmış olduğu yatırımlarla "..." markasına ayırt edicilik kazandıran müvekkilinin, 2020/60096 sayılı "..." ibareli markanın 14, 18, 25 ve 35. sınıflarda tescili isteğinin davalı şirketin itirazı üzerine YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa ki müvekkilinin "..." ve "...+Şekil" ibareli markalar üzerinde öncelik hakkının mevcut olduğunu, müvekkilinin "..." ibaresini muhafaza ederek seri markalar oluşturduğunu, davaya konu markada bulunan şekil, kullanılan turuncu, mavi, sarı renk unsuru ve yazı karakterinin ayırt edici olduğunu, bu niteliği ile markanın davacının "...!" unsurlu markalarından açıkça ayrıştığını, aynı şekilde "..." ibaresinin başında bulunan ve herhangi bir anlamı olmayan orijinal "..." ibaresinin yüksek bir ayırt ediciliğinin bulunduğunu, tanımlayıcı niteliği olan "..." ibaresinin bezerliğinden hareketle markaların bir bütün olarak uyandırdığı izlenim göz ardı edilerek markaların benzer olduğu yönündeki kabulün usul ve yasaya aykırı olduğunu, yukarı anlamına gelen "..." ibaresinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını ve davalının itiraza dayanak markanın tescilli olduğu sınıfların çoğunda herhangi bir faaliyetinin olmayıp marka stoklama amacıyla hareket ettiğini ileri sürerek 2021-M-11650 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davalının redde mesnet markalarının esas unsuru olan “...” ibaresinin davaya konu markada aynen kullanıldığını, itiraza mesnet markaları oluşturan işaretlerin davaya konu mallar yönünden tanımlayıcı veya tasvir edici niteliği bulunmadığından ayırt ediciliğinin düşük olduğunun söylenemeyeceğini, dolayısı ile markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak SMK 6/1 anlamında karıştırılma ve iltibas ihtimaline sebebiyet verecek düzeyde bir benzerliğin bulunduğunu, davalının itiraza dayanak tescilli markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmedikçe "..." markasının önceye dayalı kullanımı nedeniyle gerçek hak sahipliği iddiasında bulunulamayacağını, davacının itiraz aşamasında kullanım ispatı talebinde olmadığı gibi müktesep hak iddiasının da gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, müvekkiline ait "..." markasının 09, 14, 16, 18, 25, 35, 37, 41, 43. sınıflarda Dünya genelinde 28 ülkede tescilli olup Türkiye genelinde 81 ilde 258 mağazada bu markayı taşıyan ürünlerin satıldığını, dolayısı ile markanın bilinen, büyük bir marka niteliğini kazandığını, müvekkilinin bu bilinirlik ve tanınmışlığı sağlamak için ciddi harcama ve yatırımlarda bulunduğunu, davaya konu "..." markasının müvekkilinin markasının esas unsuru olan "..." ibaresi ile birebir örtüştüğünü, ayrıca davacının markasını tescil ettirmek istediği sınıflar ile müvekkilinin markasının tescilli olduğu sınıflar arasında emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, marka işaretleri ve emtia benzerliği nazara alındığında ortalama tüketiciler nezdinde markaların karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, davacı tarafından davaya konu markanın esaslı unsurunun "..." olduğu iddia edilmişse de markada öne çıkarılan unsurun "..." ibaresi olduğunu ve markadaki yazı, şekil ve renk unsurlarının ayırt ediciliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının "Şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davalıya ait " Şekil+...!" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, diğer yönden başvurunun kapsamındaki mal ve hizmetler ile davalının markasının kapsamındaki benzer/ilişkili ve bağlantılı hizmetler arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "Şekil+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının " Şekil+...! " ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı gibi, başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı oluşabileceği, dolayısı ile taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas ihtimalinin bulunduğu, davacı yönünden müktesep hak koşullarının gerçekleşmediği ve davalının kötü niyetinin ortaya konulamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalının itiraza mesnet markalarının tamamının "...!" asli unsurunu içerdiğini, müvekkiline ait markanın ise kelime unsuruna oranla son derece büyük ve özgün şekil unsurundan oluştuğunu, markanın kelime unsurunu oluşturan "..." ibaresinin itiraza dayanak markalardan ayrıştığını, tanımlayıcı unsur niteliğindeki ayırt ediciliği düşük "..." ibaresine dayalı olarak markalar arasında benzerlik bulunduğunun söylenemeyeceğini, "..." ibaresi tanımlayıcı olduğundan itiraza mesnet markaların esaslı unsurunun "!" ibaresinden oluştuğunu, "..." ibaresinin davalının tekeline bırakılamayacağını, markalar arasındaki benzerlik incelemesinin markaların bütünü esas alınarak yapılması gerektiğini, markaların hitap ettiği tüketicilerin bilinç ve dikkat düzeyinin oldukça yüksek olduğunu, davalının itiraza mesnet markalarının ayırt ediciliğinin düşük olması yanında saat emtiası dışında kullanımının söz konusu olmadığını, dolayısı ile davalı şirketin saat emtiası dışındaki mal ve hizmetler yönünden amacının marka depolamak olduğunu, müvekkilinin orijinal ve ayırt ediciliği son derece yüksek "..." markasının daha önceden 14, 18, 25, 35. sınıflarda tescilli olduğunu ve bu marka etrafında seri marka oluşturmak amacında olan müvekkilini "..." markasının türevlerini oluşturma hususunda kazanılmış hakkının bulunduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu markada pudra renkli dikdörtgen zeminin alt kısmında beyaz renkle yazılı "..." ibaresinin üzerinde kırmızı, mavi ve sarı renklerinden oluşan "..." ibaresini andıran bir kompozisyonun yer aldığı, markanın büyük kısmını kaplayan ve bu özelliği itibariyle işarette ilk planda algılanan/baskın unsur olan figüratif “...” tasarımının ön planda tutulduğu, davalının itiraza mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin ortaklığının markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak yakınlaştırdığı, aralarındaki bu yakınlaşma nedeniyle ortalama tüketiciler nezdinde markaların benzer bulunması ve karıştırılmasının ihtimal dahilinde olduğu, davalının kötü niyeti ve davacının müktesep hak iddiasının koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/09/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/09/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.