T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1379 - 2026/41 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2025/1379 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN KARAR NO : 2026/41 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/03/2025 ESAS NO : 2024/230 E 2025/194 K DAVANIN KONUSU (Alacak) KARAR TA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1379 - 2026/41 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2025/1379 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN KARAR NO : 2026/41 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/03/2025 ESAS NO : 2024/230 E 2025/194 K DAVANIN KONUSU (Alacak) KARAR TARİHİ : 30/01/2026 YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili; ciro silsilesi sonucu müvekkili şirketin eline geçen ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait 10.01.2014 keşide tarihli, B-7130639 çek numaralı, 115.000,00 TL bedelli çek ile ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait 06.12.2013 keşide tarihli, B-7130638 çek numaralı, 115.000,00 TL bedelli çekin ibraz edildiğini ancak karşılıkları bulunmadığından her ikisine de "karşılıksızdır" işlemi yapıldığını, ibraz edilen çeklerin davalı banka tarafından ...-... İş Ortaklığı adına basıldığını daha sonra ciro yolu ile müvekkiline ulaştığını, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait 10.01.2014 keşide tarihli, B- 7130639 çek numaralı çekin tahsilatı için Ankara 25.İcra Müdürlüğü'nün 2014/4269 E. Sayılı dosyasından, ... Bankası A.Ş. ... Şubesi'ne ait 06.12.2013 keşide tarihli, B-7130638 çek için ise Ankara 30.İcra Müdürlüğü'nün 2013/18177 E. Sayılı dosyasından takip yapıldığını, ancak borçlunun yüklü borçları sebebiyle ilgili takiplerden tahsilat yapılamadığını, keşideci adi ortaklığın da ciranta olan diğer firmanın da herhangi bir malvarlığı bulunmadığını, Osmaneli Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 10.07.2015 tarih ve 2013/203 Esas 2015/190 Karar sayılı kararı ile ... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin iflasına karar verildiğini, davalı bankanın, Çek Kanunu kapsamında çek hesabı açarken göstermesi gereken özeni, basireti ve dikkati göstermediğini, çek karnesi verirken borçlunun mali tablosunu incelemediğini, çek karnesi isteyen firma hakkındaki icra dosyalarını dikkate almadığını, bunun yanında tüzel kişiliğe haiz olmaması sebebiyle çek hesabı açılmaması gereken adi ortaklık adına çek hesabı açarak müvekkilinin zararının oluşmasında belirleyici olduğunu, Bankanın bu eyleminin hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin doğan zararlarını tazmin yükümlülüğü bulunduğunu, davalı bankanın, çek karnesi verdiği keşideciyi özenli şekilde araştırmadığını, mali tablosuna bakmadan kanunun kendisine yüklediği yükümlülüklere aykırı şekilde borçlu firmaya çek karnesi verdiğini, davalının, mali durumu elverişli olmayan ve de tüzel kişiliği olmayan adi ortaklığa 5941 sayılı kanuna aykırı olarak çek hesabı açması ve çek karnesi vermesi basiretli davranma ve özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğunu, bu hususun Yargıtay içtihatları ile sabit olduğunu, yasadan kaynaklanan özen görevini yerine getirmeyen, gerek mali verileri, gerek hakkında icra takipleri gerekse tüzel kişiliğe haiz olmaması sebebiyle çek karnesi verilmemesi gereken adi ortaklığa basiretsiz ve özensiz davranışı sonucu çek karnesi veren davalı bankanın çeklerin karşılıksız çıkması ile müvekkili firmanın oluşan bu zararından kusuru sebebiyle sorumlu olduğunu, belirterek; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları ve ıslah hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 1.000,00 TL’nin işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili; dava dışı iş ortaklığına çek karnesi verilmesinin hukuka ve mevzuata uygun olduğunu, Yargıtay İçtihatlarından da anlaşılacağı üzere, müşterek iş ortaklıklarına veya adi ortaklık adına çek karnesi verilebileceğini, bankanın, çek karnesi düzenlenmesi ve tahsis edilmesi sırasında mevzuatın kendine yüklemiş olduğu tüm özeni gösterdiğini ve basiretli davrandığını, müvekkili bankanın, ilgili mevzuat gereği tüm inceleme ve istihbaratı yaptığını, dava dışı şirket ortakları ile Hem Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası hem de Kredi Kayıt Bürosu kayıtları incelendiğini, kayıtlara güvenilerek ve şirket için sunulan belgelerin çek karnesi verilmesi için eksiksiz olduğu ve çek karnesinin verilmemesi yönünde olumsuz bir koşulun bulunmaması dolayısıyla çek karnesi düzenlendiğini, ayrıca, ...-... Ortaklığını kendisini oluşturan ... İnşaat San. Tic. A.Ş ve ... Yapı A.Ş’den ayrı olarak düşünülmemesi gerektiğini, zira iş ortaklığını oluşturan firmalarla davalı bankanın uzun yıllardır çalıştığını, geçmiş mali durumları hakkında da bilgi sahibi olduğunu, bununla birlikte, dava dışı iş ortaklığını oluşturan firmaların 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait tüm çekleri ödenmiş olduğunu, gerek TCMB gerekse KKB nezdinde olumsuz herhangi bir kayıtları bulunmadığını, ayrıca gerek ... İnşaat Şirketi gerekse ... Yapı A.Ş nin müvekkili banka dışında diğer birçok banka ile de çalışmış olduklarını, İş Ortaklığı kurulduktan sonra, dava dışı iş ortaklığının mali yapısında sıkıntılar yaşandığını ve çekleri ödenmemeye başladığını, davacının, müvekkili bankanın gereken özeni göstermediği iddiasını bir takım Yargıtay Kararlarıyla desteklemeye çalıştığını, ancak dava dilekçesinde bildirilen Yargıtay Kararlarının tamamı, sahte evrak, sahte nüfus cüzdanı ve sahte sair belgeler neticesinde çek düzenleyen bankaların sorumluluğundan söz etmekte olduğunu, dava ile benzer nitelik göstermediğini, zira, çek karnesi düzenlenen iş ortaklığının ortaklarının çek karnesi alırken düzenlemiş oldukları herhangi bir sahte belgenin söz konusu olmadığını belirterek; davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ Mahkemece; Dairemizin 2021/1479 Esas, 2024/183 Karar 04/03/2024 tarihli kabul kaldırma kararı ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda : Davalı bankanın araştırma ve özen yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmediği ve kusurlu olduğu, yine davacının da olayda müterafik kusurunun bulunduğu, bu nedenle zararın gideriminden sorumlu olduğu toplam 227.910,00 TL zarar tutarından davacı yanın kusuruna tekabül eden %50 oranında indirim yapılması gerektiği, davalı bankanın kusur sorumluluğuna bağlı olarak; tespit edilen zararın yarısı oranında 113.955,00 TL'nin tazmini gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile; 113.955,00 TL tazminatın dava tarihi olan 13/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş hükme karşı davalı banka vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili; müvekkil banka çek karnesi verirken kendisinden beklenen ve üzerine düşen özeni gösterdiğini, kaldı ki, her şartta müvekkil bankanın sorumlu olduğu tutarın, Bankacılık Kanunu ve Çek Kanunu kapsamında karşılıksız çek sorumluluk bedeli kadar olduğunu, müvekkil bankanın çek karnesi vermeden önce gerekli istihbarat araştırmasını da yaptığını bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, davalı bankanın Çek Kanunu gereğince özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; davalı bankanın çek hesabı açılıp, çek karnesi verirken müşteriyle ilgili yasanın kendisine yüklediği inceleme ve araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle çek verilmemesi gereken müşteriye çek karnesi verilerek davacının zarara uğratıldığı iddiasıyla alacak istemine ilişkindir. Davacı, dava dışı şirkete çek hesabı açılması ve çek defteri verilmesi sırasında 5941 sayılı Çek Kanunu 2. maddesinde öngörülen araştırma/ inceleme yükümlülüğüne aykırı davranılması nedeniyle zarara uğradığını iddia etmektedir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davacı, davalı bankanın keşideci hakkında çek hesabının açılışı sırasında 5941 sayılı Kanun’un ve ilgili mevzuatın gereklerini yerine getirmediğini, yeterli araştırma yapmadan keşideciye çek karnesi verdiğini, çekin karşılığının bulunmadığını, bu nedenle zarara uğradığını ileri sürmüş, davalı ise tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacının kendi kusurunun sonucunu bankaya yükleyemeyeceğini savunmuştur. Bankaların çek hesabı açtırmak isteyen kişilerin yasaklılık durumlarını, yasal düzenleme gereğince araştırması gerekir. Ayrıca imtiyazlı bir faaliyet yürüten ve tacir olan bankanın bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlüdür. Bu nedenle, hakkında çek hesabı açma ve düzenleme yasağı bulunan bir gerçek kişi veya yöneticileri temsilcileri veya imzaya yetkilileri arasında yasağa tabi kişiler bulunan tüzel kişinin çek hesabı açma isteğinin reddedilmesi gerekir. Yasa, bu hususların araştırılarak yasağa rağmen çek hesabı açmaması veya çek defteri vermemesi için bankalara araştırma yükümlüğü getirilmiştir. Ayrıca çek hesabı açmak veya çek defteri almak isteyen kişiye yasaklı olmadığına ilişkin beyanda bulunma zorunluluğu getirilmiştir. Doktrinde bankaların basiret ve özen yükümlülüğü olarak adlandırılan bu araştırma ve belgeleri özenle inceleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen bankanın çek hamiline karşı TBK'nın 49. maddesine göre sorumlu tutulması gerekir. Banka müşterisine çek hesabı açmak suretiyle gayrinakdi kredi kullandırabilmektedir. Bu halde banka kendi varlığından kredi vermemekte ve kredi riski de 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 3/3. maddesi uyarınca, karşılığı olmayan her çek yaprağı başına ödeme yapmakla yükümlü olduğu tutarla sınırlı olmaktadır. Buna karşın banka müşterisi bu çek yapraklarını kullanarak menfaat temin etmektedir. Bankanın müşterisine çek hesabı açması ve çek defteri vermesi müşterinin krebilitesinin kredi kullandırmaya elverişli olduğu yönünde çek lehtarında bir güven oluşturmaya elverişlidir. Çek hamilinin çekin karşılıksız çıkması halinde yalnızca bankanın ödemekle zorunlu olduğu bedeli talep edebildiği nazara alındığında, çek hesabı açılmasını talep eden şirket ortaklarının banka sisteminde tanımlı olmaları halinde mahkeme yasaklısı kontrolünün firma ve ortakları için sistemden yapılması, sistemsel kontrol sağlanamadığında ise, firmaların ticaret sicil gazetesi ve yönetim kurulu kararlarından mahkeme yasaklılığı araştırmasının şube tarafından titizlikle yapılması gerekmektedir. Davalı bankanın sunduğu belgelere göre, lehine çek hesabı açılan dava dışı şirket hakkında Merkez Bankası kayıtlarından yasaklılık durumu ticari ekonomik durumu araştırılmadan kendi alacağı için teminat almadan ihmal ve tedbirsizce davrandığı bu haliyle davalı banka tarafından Çek Kanunu'nun kendisine yüklediği yükümlülükleri ihlal etmiş ve kusurlu davrandığı anlaşılmakla zararın doğmasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü ile dava konusu uyuşmazlıkta davalının sorumluluğuna karar verilmesinde bir usulsüzlük görülmemiştir. Yargılama sırasında davalı hakkında iflas kararının kesinleşmesi nedeniyle dava kayıt kabul davasına dönüşmüştür. İİK'nın 195. maddesinde; "Borçlunun gayri taşınır mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur. (Değişik: 9/11/1988-3494/41 md.) Müflisin vadesi gelmemiş faizsiz borçlarından yıllık kanuni faiz hesabıyla iskonto yapılır." şeklindedir. Aynı Kanun'un 196. maddesinde ise "İflasın açılması ile birlikte, iflas masasına giren alacaklarda faiz işlemeye devam eder. Rehinle temin edilmemiş alacaklarda ticari olmayan işlerdeki faiz oranı uygulanır. Ancak, bu maddeye göre alacaklılara tahakkuk edecek faiz ödemeleri, 195 inci maddeye göre hesaplanan ana paralar ödendikten sonra bakiyesi üzerinden yapılır." düzenlemesini içermektedir. Kayıt kabul davaları; alacaklının alacağının iflas masasına kaydının yapılması için açılan davalardır. Kayıt kabul davası ile alacaklının alacağına iflas tasfiyesinde pay ayrılıp ayrılmayacağı ve ayrılacaksa ne kadar ayrılması gerektiği belirlenir ancak bir para alacağının tahsiline ilişkin hüküm kurulmaz. İİK'nın 195. maddesi uyarınca, müflisin borçları iflas ile birlikte muaccel hale gelir ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları asıl alacağa eklenir. (Benzer şekilde Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 13/03/2015 Tarih, 2015/131 Esas, 2015/1611 Karar sayılı, Hukuk Genel Kurulunun 16/11/2016 Tarih, 2014/23-1294 Esas, 2016/1064 Karar sayılı ilamları). Yine Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 26/02/2018 Tarih 2017/1979 Esas, 2018/542 Karar sayılı kararında açıklandığı gibi kayıt kabul davalarında maktu harç ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gereklidir. Davalı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaftır. Her ne kadar bu husus istinaf sebebi yapılmamış ise de harcın kamu düzeninden olması nedeniyle resen dikkate alınması gerekmiştir. Mahkeme hükmünde harcın davalıdan tahsiline karar verildiği görülmekle kararın bu yönden de kaldırılması gerekmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda kayıt kabule esas alacak tutarının dosya kapsamına göre Dairemizce hesaplanması mümkün olduğundan, usul ekonomisi gereğince ayrıca hesap bilirkişisinden rapor alınmasına gerek görülmemiş ve İİK'nın 195. maddesi uyarınca, iflas tarihine kadar işleyen temerrüt faizleri, ana paraya ekleneceğinden, asıl alacak tutarı olan 113,955,00 TL'ye, 13/05/2016 dava tarihinden itibaren iflas tarihi olan 16/11/2017 tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca avans esasına göre hesaplanan 15.444,37TL işlemiş faiz alacağı ile talep hakkının bulunduğu ve alacağın masaya kaydının gerektiği, buna göre davacının masaya kaydı gereken alacak tutarının toplam 129.402,37 TL olduğu hesaplanmış ve davanın bu miktar üzerinden kayıt kabulüne karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin, istinaf itirazları yönünden davanın kayıt kabul davasına dönüşmesi nedeniyle ilk derece mahkeme kararının KALDIRILMASINA, 2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/230 Esas 2025/194 Karar sayılı ve 11/03/2025 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, 3-a)113.955,00TL asıl alacak, 15.447,37 TL iflas tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 129.402,37TL alacağın davalı Müflis ... Bankası A.Ş.. 'nin iflas masasına KAYIT VE KABULÜNE, b)İİK'nın 193.maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, c)Davalı 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, ç)Davacı tarafından yapılan; 29,20-TL Başvuru Harcı, 29,20-TL Peşin/nisbi Harcı, 1.928,99-TL Islah Harcı, istemi halinde davacı tarafa iadesine, d)Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, e)Davacı tarafından yapılan tebligat ve posta gideri ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 17.759,90TLyargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, f)HMK 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde artan gider/delil avansının yatıran taraflara resen iadesine, İstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ; 4-İstinaf aşamasında yapılan 420,00TL istinaf posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 7-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 353/1-b-2.maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere, 30/01/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."