İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İlk derece mahkemesince verilen kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili İşkur tarafından ruhsat verilmiş bir özel istihdam bürosu olup, adına tescilli ... ... markası altında işverenler ile işçiler arasında iş sözleşmeleri kurulmasına aracılık faaliyeti gösterdiğini, müvekkilinin faaliyetlerinde ....c…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1625 KARAR NO : 2025/1685 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/02/2022 NUMARASI : 2019/12 Esas - 2022/77 Karar DAVA: Tazminat DAVA TARİHİ: 10/01/2019 - 01/07/2019 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İlk derece mahkemesince verilen kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkili İşkur tarafından ruhsat verilmiş bir özel istihdam bürosu olup, adına tescilli ... ... markası altında işverenler ile işçiler arasında iş sözleşmeleri kurulmasına aracılık faaliyeti gösterdiğini, müvekkilinin faaliyetlerinde ....com internet sitesini yoğun bir şekilde kullandığını, çalışanları adına da ... hesapları aldığını, çalışanlar adına açılan bu hesapların mülkiyetinin müvekkiline ait olduğu ve çalışanların bu hesaplar üzerinde hak iddia edemeyeceklerinin iş sözleşmeleri ile sabit olduğunu, davalılardan... ...'ın da müvekkilinin eski çalışanı olduğunu, müvekkilinin diğer çalışanlarına olduğu gibi 16.09.2013 tarihinde işe başlayan davalıya da bedelini ödemek suretiyle davanın konusu olan ... kullanıcı hesabını aldığını, hesabın üyelik ücretlerinin müvekkilince ödendiğini, davalının görev tanımı itibariyle müvekkilinin müşteri çevresi ve çalışma sırları hakkında bilgi edinme imkanı sağladığını, bu nedenle davalının iş sözleşmesinde rekabet yasağı hükmü bulunduğunu, müvekkili firmada 5 yıla yakın bir süre çalışan ve bu esnada firma yöneticilerinin güvenini kazanan davalının, 2018 yılı ağustos ayında evlilik gerekçesiyle işten ayrılma talebinde bulunduğunu, ancak davalının evlilik sebebi ile değil müvekkili firmadan gizli bir şekilde bulduğu yeni iş sebebiyle işten ayrıldığının anlaşıldığını, davalının 31.08.2018 itibariyle işten ayrılışının yapıldığını, davalının işten ayrılmasına rağmen müvekkili tarafından kendisine tahsis edilen ... hesabını müvekkiline iade etmediğini, davalının mülkiyeti müvekkiline ait olan ... hesabını iade etmemesinin yanı sıra kullanıcı hesabını yeni çalışmaya başladığı diğer davalının kullanımına aktardığını, böylece müvekkilinin müşteri çevresinden haksız bir şekilde yararlanmasını sağladığını, davalının müvekkilince kendisine tahsis edilen e-posta adresine bağlı ... hesabını 01.10.2018 itibariyle başka bir e-posta adresine aktardığını, yeni e-posta adresinin davalı şirketçe tahsisi nedeniyle davalı şirketin ... hesabının kendi hesaplarına aktarıldığından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davalılara haksız rekabet teşkil eden eylemlerine son vermelerinin 13.11.2018 tarihli ihtarnamelerle ihtar edildiğini, ancak davalıların müvekkiline ait ... hesabını kullanmaya devam ettiklerini belirterek, haksız rekabetin önlenmesine, mülkiyeti müvekkiline ait olan ... hesabının davalılardan alınarak müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı ...vekili; müvekkili şirketin hiçbir şekilde dava konusu ... hesabını kullanmadığını ve hatta davacı ile aynı sektörde faaliyette bulunmadığını, müvekkilinin işe alım süreçlerini çalışanların şahsi ... hesapları vasıtasıyla değil, üyelik aidatı ödediği şirket kurumsal ... hesabı vasıtasıyla gerçekleştirdiğini, şirketin kurumsal hesabının çalışanlara ait hesaplarla hiç bir bağlantısının bulunmadığını, diğer davalıya da müvekkilince 06.11.2018 tarihinde ... hesabı alarak tahsis ettiğini, bu hesabın kişisel hesapla ilgisi olmayıp insan kaynakları çalışanlarının şirket kurumsal ... hesabına giriş yapmalarını sağlayan bir hesap olduğunu, müvekkilinin davacıya ait bir iş ürününden yararlanmadığını, davacının haksız rekabet iddiasının dayanağının bulunmadığını, davacının söz konusu ... hesabı için bir abonelik ücreti/aidatı ödemediğini, dava konusu hesap diğer davalıya ait olup davacının mülkiyetinde olduğunun kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu hesabın dava tarihi itibariyle kapatılmış olduğundan, davanın konusuz kaldığını, halihazırda kapatılmış olan hesabın şifrelerinin davacıya iadesinin söz konusu olmayacağını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... ... vekili; dava konusu ... hesabının müvekkilince kullanılmadığını ve mevcut olmadığını, bu nedenle davanın konusuz kaldığını, hesabın artık mevcut olmaması nedeniyle davacının hukuki yararının kalmadığını, dava konusu hesabın davacı şirket tarafından açılmadığını, müvekkilince 15.06.2012 tarihinde üniversite öğrencisi iken açıldığını, hesabını mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, premium üyelik ücretinin davacı tarafından ödenmediğini, müvekkilinin 2015-2016 yıllarında premium hesap kullandığını, davacı ile imzalanan sözleşmenin ise bundan sonra 01.11.2017 tarihinde imzalandığını, premium ücretinin davacı işveren tarafından ödenmesi halinde de davacının bu durumda hesabın mülkiyetini kazanmasının söz konusu olmadığını, müvekkilinin iş tanımında ... kullanmak olmadığını, müvekkilinin imzasının bulunmadığı sözleşme sayfalarının müvekkilini bağlamadığını, davacının şirket verisi olarak değerlendirdiği hususların aleni bilgiler olup, haksız rekabete konu edilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN İSTANBUL 9. ATM 2019/349 ESAS SAYILI DOSYADAVA:Davacı vekili; müvekkilinin ... kullanıcılarının verdikleri öz geçmişleri üzerinden oluşan bir bilgi havuzu oluşturduğunu, bu bilgi havuzunun aynı zamanda müvekkilinin müşteri çevresini oluşturduğunu, müvekkilinin kendi hesabı yanında çalışanları adına açılmış hesapların da etkin bir şekilde kullanımını sağladığını, bu üyeliklerin ücretli premium üyelikler olduğunu, davalının ... hesabındaki 10.123 kişilik profesyonel müşteri bağlantı sayısının şirketin bağlantılarının yaklaşık %11'ini oluşturduğunu, çalışanların müvekkili adına kullandıkları ... hesaplarının şirketin mülkiyetinde olduğunun taraflar arasında akdedilen iş sözleşmeleri ile kararlaştırıldığını, davalının premium kullanıcı hesabının ücretinin de 16.09.2013 tarihli işe girişinden nisan 2017'ye kadar müvekkilince ödendiğini, davalının ... hesabı üzerinden topladığı öz geçmişlerin müvekkili açısından müşteri sırrı niteliğinde olduğunu, 07.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren KVKK hükümlerin uyum amacıyla müvekkilince çalışanları ile ve bu kapsamda davalı ile 01.11.2017 tarihinde revize edilmiş iş sözleşmesi imzalandığını, davalının iş tanımı gereği müvekkilinin ticari sırları ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme imkanı olduğunu, davalının 13.08.2018 tarihinde işten ayrılmayı talep etmesi üzerine 31.08.2018 tarihinde ayrılışının yapıldığını, davalının işten ayrılmasına rağmen ... hesabını müvekkiline iade etmediğini ve yeni işvereninin hesabına taşıyarak onun kullanımına sunduğunu, davalının bu eyleminin iş sözleşmesine aykırı olduğunu, davalı aleyhine haksız rekabetin önlenmesi davası açılmasından sonra hesabın davalı tarafından kapatıldığını, hesabın kapatılması ile bu hesapta bulunan müvekkiline ait ticari veriler ile müşteri sırlarının davalı tarafından yok edildiğini, bu durumun müvekkilini maddi zarara uğrattığını, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle yaptıkları suç duyurusu üzerine davalı hakkında İstanbul Anadolu C. Başsavcılığının 2019/93903 sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığını belirterek, 10.000-TL sözleşmesel ceza koşulu ile haksız rekabetten kaynaklanan 10.000-TL maddi tazminatın arabuluculuğa başvuru tarihi olan 25/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı... ... vekili; hesabın müvekkilince davacı şirkette çalışmaya başlamadan yıllar önce açılmış olması nedeniyle mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, ...'de bir kişinin paylaştığı bilgilerin herkes tarafından görülebildiğini, hesabın davacı şirket tarafından açılmadığını, premium üyelik ücretinin davacı tarafça ödenmediğini, müvekkilinin premium üyeliğinin davacı ile imzalanan 01.11.2017 tarihli sözleşmeden önceye ait olduğunu, işverenin işçi için yapmış olduğu her harcamanın şirkete mülkiyet hakkı kazandırmayacağını, müvekkilinin iş tanımında ... kullanmanın bulunmadığını, müvekkilinin imzasının bulunmadığı sözleşme sayfalarındaki hükümlerin müvekkilini bağlamayacağını, gizlilik unsuru bulunmayan hesaptaki bilgilerin ticari sır niteliğinde olmadığını, cezai şart hükmünün süre, yer ve zaman bakımından sınırlandırılmadığı için geçersiz olduğunu, davacının hesabın kapatılmasını talep ettikten sonra hesabın kapatılması nedeniyle tazminat talep etmesinin mümkün olmadığını, ... hesabındaki bağlantıların müşteri çevresi olmadığını, davacı tarafça zarar iddiasının kanıtlanamadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; davacı tarafın İş-Kur tarafından ruhsat verilmiş olan özel istihdam bürosu olarak faaliyet gösterdiği, kendi portföyünde olan müşterilerine, müşterilerinin aradığı kriterlere göre çalışan adayı bulma işini yürüttüğü, davalı... ...'ın davacı şirkette çalıştığı, diğer davalı ...şirketinin ise, davalının davacı şirket ile iş akdi sona erdikten sonra çalışmaya başladığı şirket olduğu, davalı şirketin, ticaret sicil kaydına göre "Tabi veya sentetik kauçuk ve plastik maddelerin imali kauçuk ve plastikten hortum ve parçaların imalatı, imal edilen malların alımı satımı ithalat ve ihracatı" ile ilgilendiği, davacı tarafça asıl davada, davalı İrem'in, davacı şirket tarafından satın alınan "..." hesabını iade etmediği, iade etmeyerek yeni çalışmaya başladığı diğer davalının kullanımına sunması suretiyle davacı şirketin müşteri çevresinden haksız şekilde yarar sağladıklarının ileri sürüldüğü, asıl davada uyuşmazlığın, ... hesabının mülkiyetinin kime ait olduğu noktasında toplandığı, davalı tarafından kendisine davacı şirket tarafından tahsis edilen e-posta adresinin iş sözleşmesi bitmesinden sonra davacı şirkete iade edildiği, yine kayıtlara göre davalının ilk ... hesabını "[email protected]" e-posta adresi üzerinden 15/06/2012 tarihinde açtığı, davacı şirkette ise 2013 yılında işe başladığı, işe başlaması sonrasında yalnızca davacı şirketin vermiş olduğu "[email protected]" e-posta adresi üzerinden aynı hesabın devam ettirildiği, davacı ile iş akdi sona erdikten sonra da aynı hesap üzerinden bu kere "[email protected]" e-posta adresi üzerinden kullandığı, hesaptaki hangi bağlantıların iş sözleşmesi sonrasında hesaba dahil edildiğinin, davalının hangi bağlantılar üzerinden davacı şirketin istihdam faaliyetini yürüttüğünün davacı tarafça ispat edilemediği, kaldı ki davalının kendi şahsi e-posta hesabı ile edindiği, dava konusu sosyal medya hesabının kullanıcı sözleşmesinin 2.2. maddesinde "Üyeler, hesapların sahipleridir" hükmü göz önüne alındığında, davalı İrem'in "..." hesabının da mülkiyetine sahip olduğu kanaatine varıldığı, sosyal medya hesabının doğrudan davalı İrem adı ve soyadına ait olduğu, e-posta adreslerinin de doğrudan davalı İrem adı ve soyadı ile oluşturulduğu, hesabın niteliği gereği de davalı İrem'e ait birden fazla sayıda kişisel veri ve içerik (fotoğraf, yazı, kişisel bilgi) taşıyan hesabın gerek yerel mevzuat gerekse uluslararası mevzuata göre kişisel veri niteliğinde oldukları, kişisel verilerin de davacıya devrinin olanaklı olmadığı, davalı İrem'in ad ve soyadını kullanarak hesabı kullanmasının da engellenemeyeceği, TBK 27. maddeye göre de bu yönde düzenleme yapılamayacağına kanaat getirildiği, ancak dava tarihi sonrasında davalı tarafça, davacının iadesini istediği hesap kapatıldığından, bu talep yönünden davanın konusuz kaldığı, ancak dava açılmasına davalının sebebiyet vermemesi nedeniyle, aleyhine yargılama giderine hükmedilmediği, davacının haksız rekabetin meni talebi yönünden ise, davacı şirket ve davalı şirketin iş kollarının farklı olduğu, davacının müşteri çevresinin kullanıldığının ispat edilemediği, davacı İrem'in sosyal medya hesabı bağlantılarının kişisel veri olduğu, "..." sosyal medya hesabına kayıt olan herhangi bir üye tarafından, tüm detayları olmasa da (kullanıcının izin verdiği ölçüde) genel kullanıcı bilgilerinin görüntülenebildiği, bu durumda bağlantıların ticari sır olarak kabul edilemeyeceği, davalı şirketin işe alımlarının, davalı İrem'in sosyal medya hesabı ile değil, davalı şirkete ait hesap üzerinden yürütüldüğü, dolayısıyla davalıların haksız rekabete yol açan eylemlerinin bulunmadığı tespit edildiğinden, davacı tarafın bu isteminin de reddine karar verildiği; birleşen dava yönünden ise, davalı İrem'in haksız rekabet niteliğinde eylemlerinin mevcut olmaması, davalının sosyal medya hesabının ise davacı şirketin müşteri çevresi, ticari verisi değil, davalının kişisel verisi olması nedeniyle ve davacı şirketinde yürüttüğü faaliyet nedeniyle kendisi için önemli olduğunu belirttiği, sosyal medya bağlantılarına ait herhangi bir yedekleme sistemi oluşturmaması, verilerin kaybolmasına yönelik gerekli önlemi almaması ile basiretli tacir gibi davranmayarak, kendi kusuru ile zarara uğradığı, kendi kusuruna dayalı olarak da davalıdan gerek sözleşmeye dayalı olarak gerekse haksız rekabete dayalı olarak tazminat talebinde bulunamayacağı, her ne kadar davacı şikayeti üzerine İstanbul Anadolu 65. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/647 esas 2022/5 karar sayılı kararı ile 6102 sayılı kanuna muhalefet suçundan davalıya ceza verildiği görülmüş ise de, ceza yargılamasının basit usulde yapıldığı gerekçesiyle, asıl davada davacının ... hesabının iadesi isteminin konusuz kalması nedeniyle bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının haksız rekabetin önlenmesi isteminin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişilerin ... hesabının hukuki mahiyetine dair yeterli bilgiye sahip olmadıklarını, raporun dosyaya sundukları uzman görüşüne tamamen aykırı olduğunu, mahkemece bu konudaki itirazlarının dikkate alınmadığını, dosyada alınan rapor ile ceza dosyasındaki raporlar arasında çelişki bulunmasına rağmen mahkemece çelişkilerin giderilmediğini, ceza yargılamasında haksız rekabet suçu sabit görülerek davalı hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, hesabın üyelik bedelinin müvekkilince ödendiğini gösteren delillerin dikkate alınmadığını, müvekkilinin tarafı olmadığı ... kullanıcı sözleşmesinin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davalının müvekkilinin müşterilerinin kendisiyle paylaştıkları ticari sır niteliğindeki bilgileri, ... hesabını diğer davalıya taşıyarak izinsiz bir şekilde açıkladığını, sonrasında hesabı kapatarak bu bilgileri yok ettiğini, hesabın davalı tarafından açılmasının öneminin olmadığını, taleplerinin, davalının hesabı diğer davalı şirketin e-posta hesabına taşıdığı 01.10.2018 tarihine yönelik olduğunu, bu nedenle hesabın şahsi hesap olarak kabulünün mümkün olmadığını, hesabın premium ücretlerinin eylül 2013 tarihinden mart 2017 tarihine kadar olan dönemde yaklaşık 37 ay müvekkilince ödendiğini, hesaptaki veriler müvekkilinin ticari sırları olup, davalının kullanımındaki hesapta bulunan verilerin yedeklenmesinin teknik olarak mümkün olmadığını, hesabın mülkiyetinin, en azından içerisindeki verilerin müvekkilinin mülkiyetinde olan ticari sır niteliğinde olduğunun kabulünün gerektiğini, hesabın bağlantıda olduğu 10.123 kişinin müvekkilinin müşteri çevresini oluşturduğunu, bu verilerin kişisel veri olarak kabulünün mümkün olmadığını, hesapta bulunan verilerin diğer davalı şirkete taşınmasının her iki davalı açısından TTK'nın 55/1-c bendi gereği iş ürününden yetkisiz yararlanma niteliğinde olduğunu, ayrıca davalı İrem'in eyleminin 55/1-d bendi gereği üretim ve iş sırlarının ifşası olduğunu, davalı şirketin farklı bir sektörde faaliyet göstermesinin, haksız rekat olmadığını göstermeyeceğini, aksine davalı şirketin müvekkilinin aracılığı olmadan istihdam havuzuna erişebilmesinin haksız rekabetin delili olduğunu, davalı İrem'in 01.11.2017 tarihli sözleşmeyi serbest iradesiyle imzaladığını, kişiye özel kısımları kendi el yazısıyla doldurduğunu, sözleşmenin her sayfasında imzasının olmadığını ileri sürmesinin bir öneminin bulunmadığını, bilirkişilerce eksik inceleme sonucunda zarar hesabı yapılmadığını, raporun bu haliyle hükme esas alınamayacağını belirterek, kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Asıl dava, haksız rekabetin önlenmesi ile dava konusu ... hesabının davacıya iadesi; birleşen dava ise sözleşmeye dayalı cezai şart ile haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilince; davalı İrem'in kullanmakta olduğu ... hesabı müvekkilinin mülkiyetinde olup, davalının işten ayrıldıktan sonra bu hesabı iade etmeyerek diğer davalı şirketin kullanımına sunduğu, bu suretle sözleşmeye aykırı davrandığı gibi her iki davalının müvekkilinin ticari sır niteliğindeki hesap verilerini kullanmak suretiyle haksız rekabete neden oldukları ileri sürülmüş olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda yukarıda özetlenen gerekçeyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda; davacı şirketin İş-Kur tarafından ruhsat verilmiş olan özel istihdam bürosu olarak faaliyet gösterdiği, kendi portföyünde olan müşterilerine, müşterilerinin aradığı kriterlere göre çalışan adayı bulma işini yürüttüğü, davalı İrem'in de davacı şirkette iş gücü ve istihdam piyasası ile işe alım süreçlerinde görev yaptığı, diğer davalı ...şirketinin ise kauçuk ve polimer imalatı ve ticareti alanında faaliyet gösterdiği, davalı İrem'in 2012 yılında kendine ait e-posta uzantılı olarak ... hesabı açmış olduğu, davacı şirkette işe başladığı 16.09.2013 tarihinden itibaren davacı şirkete ait e-posta uzantılı hesabı kullanmaya devam ettiği, 31.08.2018 tarihi itibariyle davacı şirketteki işinden ayrılan davalının, 01.10.2018 tarihinde davalı şirkette çalışmaya başladığı, bu şirkette çalışmaya başladıktan sonra hesabı bu kez davalı şirkete ait e-posta uzantılı olarak kullanmaya devam ettiği, hesabın davalı tarafından işbu dava tarihinden sonra kapatılmış olduğu anlaşılmaktadır.Davalı İrem hakkında işbu davaya konu eylemleri nedeniyle haksız rekabet suçundan dolayı kamu davası açılmış olup, mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın TTK'nın 62. maddesi uyarınca cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olup, işbu karar 06.04.2023 tarihinde kesinleşmiştir.Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; davalının ... hesabını 2012 yılında açtığı, davalı şirketçe ... hesabı için ödemeler yaptığı görülmekle birlikte ödemelerin davalının hesabı için yapıldığına dair delile rastlanmadığı, davalı İrem'in diğer davalı şirkette insan kaynakları sorumlusu olarak çalışmaya başladığı, ... kullanıcı sözleşmesi gereğince hesapların her durumda kişisel hesap kategorisine girdiği, hesap davalı tarafından 2012 yılında açılmış olup sadece 2015-2016 tarihlerinde premium hesap olarak kullanıldığı, davalının davacı şirketteki görev tanımında ... kullanmak şeklinde bir tanım bulunmadığı, işverenin bu site ile ilgili olarak çalışırken hiç bir zaman emir verme yetkisinin olmadığı, ... hesabı teknik anlamda eşya niteliği taşımadığından mülkiyet iddiasının dinlenemeyeceği, buna bağlı olarak bağlantı linklerine ilişkim mülkiyet iddiasının da KVKK kapsamında mümkün olmadığı ve dinlenemeyeceği, davacının şirket verisi olarak değerlendirdiği hususların, kullanıcıların iş aramak için kişisel öz geçmişlerini yüklemek amacıyla sınırlı olan, asla davacı gibi bir aracı kurumun tekeline terk edemeyecekleri bilgilerin davacının ticari sırrı olarak niteliği taşımadığı, rakipler veya işçilerle temasta haksız rekabete konu edilemeyeceği, bahse konu bilgilere dileyen herkesin ulaşabileceği gözetildiğinde, ... bağlantılarının davacının ticari sırrı kapsamında olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin ... hesabının mülkiyetinin davacı şirkete ait olduğu yönündeki hükmünün sözleşme özgürlüğüne ve KVKK hükümlerine aykırı olduğu, bu nedenle davacının cezai şart talep edemeyeceği, ... bağlantılarının iş ürünü sayılmaması nedeniyle davalı şirket bakımından haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, sonuç olarak ... hesaplarının kişisel hesaplar olduğu ve belli bir dönem kullanıcının çalıştığı şirket yararına kullanılsa bile, bu durumun kullanıcının takdirinde olan bir durum olduğu, her ne kadar davacının iddiasının, davalının işten ayrıldıktan sonra hesabı teslim etmediği yönünde olsa da, şirkete ait her hesabın davacının sistemi pasif hale getirerek (e-mail adresleri gibi) hesabı geri almasının mümkün olması nedeniyle, davalının hesabı geri vermesi gibi bir yöntemin işleyişte var olamayacağı, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında ... bağlantılarının kimsenin tekelinde olamayacağı ve ticari sır kapsamında olmadığı, davalı İrem'in imza ettiği sözleşmede ... bağlantılarının şirket mülkiyetinde olduğunun belirtilmesinin TBK'nın 26. maddesi kapsamında hükümsüz olduğu, ... hesabının ticari sır niteliğinde olmadığı, davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturmadığı, davalının eylemlerinin tamamen kabulü halinde dahi davalı şirkette etkisinin ölçebilir olmadığı sonucuna varıldığından, maddi tazminat tespiti yapılamayacağı görüşü bildirilmiştir.Davacının asıl davadaki talepleri; davalıların ... hesabındaki ticari sır niteliğindeki verileri kullanmak suretiyle oluştuğu ileri sürülen haksız rekabet eyleminin önlenmesi ile dava konusu ... hesabının davacıya iadesi istemine ilişkindir. Söz konusu ... hesabının ise işbu dava tarihinden sonra davalı tarafından kapatıldığı sabittir. Bu durumda dava konusu ... hesabının davacıya iadesi imkanı ortadan kalktığından, davacının hesabın iadesi istemi konusuz kalmıştır. Haksız rekabet, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Haksız rekabetin amacı, TTK'nın 54/1. maddesinde "bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması" olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise haksız rekabet tarif edilerek "rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır" şeklinde belirtilmiştir. Haksız rekabet sayılan bazı durumlar TTK'nın 55. maddesinde sayılmıştır. TTK'nın 56. maddesinde ise; haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimsenin, fiilin haksız olup olmadığının tespitini, haksız rekabetin önlenmesini, haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, kusur varsa zararın tazminini, TBK'nın 58. maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.TTK'nın 55/1-c maddesinde; “Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma, özellikle; (1) Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, (2) Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği halde yararlanmak, (3) Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak,” haksız rekabet halleri arasında sayılmıştır.Söz konusu hükümde geçen iş ürünü; iş, faaliyet ve üretim açısından önem taşıyan, fikri mülkiyet haklarından sayılmayan ve belli bir fikri veya maddi çaba gerektiren teklif, hesap, plan gibi ürünleri kapsar. Herkesçe bilinen veya serbestçe arz edilebilen iş ürünlerinin, TTK'nın 55/1-c kapsamında değerlendirilemeyeceği doktrinde ifade edilmektedir. Bentte sayılan, teklif, hesap veya plan gibi iş ürünleri örnek kabilinden sayılmış olup, bunlar dışında kalan, fikri mülkiyet haklarından olmayan ve işletme açısından iş, faaliyet veya üretim için önem taşıyan tüm ürünler, iş ürünü teriminin kapsamına dahildir. Dolayısıyla fikri mülkiyet hakları kapsamında değerlendirilmeyen ve işletme açısından iş, faaliyet veya üretim kapsamında değerlendirilen her türlü ürün TTK'nın 55/1-c hükmündeki korumadan faydalanabilecektir. Maddede yer alan yararlanma kavramı, ekonomik yarar elde etmeyi ve başkasının emeğiyle, haklı olmadığı halde sonuç almayı ifade etmektedir. Bir kimse, kendisine tevdi edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz olarak yararlanırsa, dürüst ve bozulmamış rekabeti engeller ve haksız rekabete sebebiyet verir (Haksız Rekabet Hukukunda Başkalarının İş Ürünlerinden Yetkisiz Yararlanma Arş. Gör. M. Sadık Çapa). TTK'nın 55/1-d maddesinde ise, "üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendirmek veya başkalarına bildirmek" eylemi haksız rekabet olarak nitelendirilmiştir. Bu bent kapsamında bir haksız rekabetten söz edebilmek için, iş sırrının dürüstlük kuralına aykırı şekilde elde edilmiş olması ve bu sırrın değerlendirilmesi veya başkalarına bildirilmesi gerekir. Bir bilginin sır olarak kabul edilebilmesi için; öncelikle bilginin işletmeyle ilgili ve gizli olması, bu bilginin sınırlı bir çevre tarafından bilinmesi gerekmekte olup, herkes tarafından bilinen şeyler sır teşkil etmeyecektir. Bu kapsamda teknik üretim sırları, üretim yöntemleri, kimyasal formüller, kalite kontrol usul ve yöntemleri, araştırma geliştirme planları, işletme planları, mali projeler, müşteri listeleri, maliyet ve fiyatlandırma bilgileri, makine çizimleri, stratejik planlar ve finansal raporlar, iş metotları, pazarlama teknikleri, detaylı proje ve planlar ile mühendislik raporlarının ticari sır kapsamında oldukları tartışmasızdır. Ayrıca herkes tarafından kolaylıkla öğrenilemeyecek olan bir bilginin sır olarak saklanması hususunda sahibinin iradesinin ve bunda çıkarının bulunması, bilginin gerçek bir bilgi olması koşullarının da varlığı aranmaktadır.Eldeki davada davalının ilk ... hesabını ilk olarak "[email protected]" e-posta adresi üzerinden davacı şirkette işe başlamadan 2012 yılında açarak kullanmakta olduğu, davacı şirkette işe başladıktan sonra hesabı davacı şirketin vermiş olduğu "***@***.***" e-posta adresi üzerinden devam ettirdiği, davacı ile iş akdi sona erdikten ve davalı şirkette işe başladıktan sonra bu kez "[email protected]" e-posta adresi üzerinden kullanmaya devam ettiği, dava tarihinden sonra ise kapattığı sabittir. ..., insanların işleri ile ilgili bağlantı kurdukları, özgeçmişlerini paylaştıkları ve iş bulmakta kullandıkları bir profesyonel ağ sitesidir. Instagram, Twitter ve Facebook gibi ... de bir sosyal ağ sitesidir. Diğer sosyal medya platformları gibi kullanımı ücretsiz olmakla birlikte, ücretli premium üyelik seçeneği de mevcuttur. İnsanlar genellikle ...’i iş bulmak ve ağ oluşturmak için kullanmaktadır. Platformda birçok deneyimli çalışan bulunmaktadır. Onlarla ağ oluşturmak ve paylaşımlarını takip ederek deneyim kazanmak özellikle gençler için oldukça önemlidir. İnsanların ...’i kullanmasının diğer bir nedeni de detaylı özgeçmiş hazırlama özelliğidir. Burada iş deneyimleri, kişinin aldığı eğitimler ve yetenekleri yazılarak şirketlerin dikkatini çekmek sağlanabilmektedir. Paylaşılan bilgi ve içerikler onları paylaşan kişiye ait olup, diğer üyeler veya ziyaretçiler tarafından görüntülenebilmektedir. Bu özelliği gereği somut olayda davalıya ait olup davacı şirkette çalıştığı dönemde davacının e-posta adresi uzantılı olarak kullanılan hesaptaki paylaşımların, davacının ticari sırrı olarak kabulü mümkün değildir. Davalı şirketin faaliyet alanı davacı şirket ile tamamen farklı olduğu gibi, hesaptaki verilerin davalı şirket tarafından kullanıldığı da ispat edilebilmiş değildir. Bu nedenle hesabın davalı şirket uzantılı e-posta adresi ile kullanılmasının haksız rekabet oluşturduğunun kabulü mümkün değildir. Davalı hakkında ceza yargılamasında mahkumiyet hükmü verilmişse de, CMK’nın 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. Bu nedenle somut olayda davalı hakkında açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet hükmünün, TBK'nın 74. maddesi anlamında mahkumiyet hükmü ve maddi olguların belirlenmesi yönünden hukuk hakimini bağlayıcı olduğu da kabul edilemez. Bu itibarla mahkemece asıl davadaki haksız rekabetin önlenmesi istemi ile birleşen davadaki haksız rekabetten kaynaklanan maddi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacının birleşen davadaki diğer talebi cezai şart istemine ilişkindir. Davacı şirket ile davalı arasında akdedilmiş olan iş sözleşmesinin 7.5 maddesinde, çalışanın sözleşme süresince işveren vasıtasıyla ve/veya işverene ilişkin elde ettiği gizli veya özel herhangi ticari, teknik, ekonomik, finansal ve/veya pazarlamaya ilişkin bilgileri sözleşmenin imzalanmasından önceki müzakereler de dahil, bir üçüncü kişiye/kuruma/tarafa ifşa etmeyeceği, bu bilgileri hiçbir maksatla kullanmayacağı, herhangi bir müşterideki gizli bir bilginin çalışan tarafından hiç bir kimse veya hiçbir kuruluş ile paylaşılmamasının zorunlu olduğu, müşterilerin bilgilerine ilişkin sözlü, yazılı ya da bilgisayar ortamındaki herhangi bir bilginin çalışan tarafından iş dışında hiçbir amaçla kullanılamayacağı, bu gizlilik prensiplerine uymadığı takdirde çalışanının maddi ve manevi zararlar dışında ayrıca beş aylık brüt maaşı tutarında cezai şart ödemekle mükellef olduğu, çalışanlar için veri güvenliği ve rekabet sözleşmesinin 6.1 maddesinde, verilerin çalışan tarafından hiç bir surette ticarete konu edilemeyeceği, haksız rekabete ve gizliliğin ihlaline sebep olacak çalışmalarda kullanılamayacağı, 6.2 maddesinde, çalışanın işten ayrıldıktan sonra 5 yıl boyunca sağlık ve tüketici ürünleri alanında faaliyet gösteren bir işte çalışmayacağını kabul ve taahhüt ettiği, 9.2 maddesinde ise, çalışanın sözleşme hükümlerini ihlali halinde beş aylık brüt ücreti tutarında cezai şart ödemekle yükümlü olduğu hüküm altına alınmıştır.TBK'nın 444/2. maddesi gereğince; rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir. Somut olayda ... hesabının yukarıda açıklanan özellikleri gereği ticari sır kapsamında olmaması nedeniyle, bu hesabın davalı şirkette çalışılan dönemde kullanılması tek başına rekabet yasağına aykırılık teşkil etmeyecektir. Davalı şirketin faaliyet alanı da sözleşmede belirlenen sağlık ve tüketici ürünlerine ilişkin değildir. Yine hesabın davacıya ait gizli veya özel bilgi, ticari sır niteliği taşımaması nedeniyle de sözleşmelerde belirlenen cezai şart talep koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle mahkemece davacının cezai şart isteminin reddine karar verilmesi de yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin asıl ve birleşen davada verilen hükümlere yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Asıl ve birleşen davada alınması gereken toplam 1.230,80-TL (615,40-TL x 2) istinaf karar harcından yatırılan 161,40-TL harcın mahsubu ile kalan 1.069,40-TL harcın asıl ve birleşen davada davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025