7. Hukuk Dairesi 2024/1544 E. , 2025/1002 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/714 E., 2023/2747 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1130 E., 2020/268 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından …
**7. Hukuk Dairesi 2024/1544 E. , 2025/1002 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/714 E., 2023/2747 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/1130 E., 2020/268 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, 140 ada 1 parsel sayılı arsa vasıflı taşınmaz üzerinde yapılacak olan fabrika inşaatına, esas hafriyat işleri için müvekkilinin dava dışı ... İnş. Taah. Müh. Teks. Oto. Gıda San ve Dış Tic. Ltd. Şti. ile götürü ücretli sözleşme imzaladığını, taşınmazda hafriyat alımı devam ederken üst kotlarda yağmur yağmadığı halde arsa içine aşırı oranda su dolduğu, bu durumun sebebinin müvekkili tarafından yapılan araştırma sonucu, müvekkiline ait taşınmaza göre üst yolun karşısında yer alan davalıya ait fabrikadan kaynaklandığının tespit edildiğini, davalının hiç bir kanala bağlantısı bulunmayan şekilde yol altına atık su sahası yaptığını, bu durumun da müvekkile ait arsanın mevcut toprağın zayıflattığını, yüklenici firma tarafından toprak kaymasının önlenmesi, atık suların yola ve şantiyeye zarar vermemesi amacıyla belediyenin zemin etütlerinde ve inşaat projesinde istemediği halde kazık vurma işinin yapılmak zorunda kaldığını, projede öngörülmeyen bu kazık vurma işinin müvekkilini büyük bir külfet atına soktuğunu, Borçlar Kanunu hükümlerine göre bina sahibinin binasıyla ilgili kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek, davalının fabrikasının sebep olduğu bu haksız fiil neticesinde müvekkile ait taşınmaza ayrıca kazık projesi yapılmak zorunda kalınması nedeniyle, toplam 395.007,95 TL kazık çakma maliyetinin şimdilik 20.000,00 TL'nın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın İSKİ ve ... Belediyesine yöneltilmesi gerektiğini, davacı yanın zararının müvekkil şirketten kaynaklandığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, ... Sokak'da atık su ve altyapı çalışmaları ilgili müvekkilinin başvurularına rağmen belediye ve İSKİ tarafından gerekli önlemlerin alınmadığını, davacı taşınmazına kazık çakma işinin gerekli olup olmadığı hususunun ...'nden sorulması gerektiğini, tespit bilirkişi raporunda zararın 240.000,00 TL olarak hesaplandığını, dava dilekçesinde ise 395.007,95 TL gibi çok daha fahiş bir tutardan müvekkili şirketin sorumlu olduğunun iddia ediliğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. 2.İhbar Olunan ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; atık su kanalı, yağmur suyu kanalı, dere ıslahı inşaatı işi kapsamında 2015 yılı başlarında bölgedeki çalışmaların tamamlandığını, dava dilekçesinde söz konusu zararın 24.11.2015 tarihinde ortaya çıktığının ifade edildiğini, bu tarihin söz konusu altyapı çalışmalarının bitiminden sonraki döneme denk geldiğini, bağlı olarak idareye izafe edilecek bir kusur bulunmadığını, davanın İSKİ Genel Müdürlüğüne ihbar edildiğini, ihbar olunan İSKİ Genel Müdürlüğünün su ve kanalizasyon işlerinde yetkili idare olduğunu, davalının davaya konu eyleminde müvekkili belediyenin bir kusurunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. 3.İhbar Olunan İSKİ Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; yağmur sularının uzaklaştırılmasından İSKİ'nin sorumlu olmadığını, İSKİ'nin İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek üzere kurulduğunu, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesi (e) bendine göre yağmur sularının uzaklaştırılmasına sağlamak görevinin belediyelerde olduğunu, İSKİ Atıksuları Kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliğinin ilgili maddelerine göre atık su kaynağının bina sahibinin sorumluluğunda bulunduğunu, davalı idare aleyhine hüküm kurulamayacağını belirtmiştir. 4.İhbar olunan Zürich Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile sigorta şirketi arasında 12008370 numaralı sınai-ticari yangın sigorta poliçesi ile 01.01.2015-30.11.2015 tarihli dönem için sigortalı olduğu, poliçede olay başına 80.000,00 USD muafiyetin bulunduğunu, müvekkili sigorta şirketinin dava konusu olaya ilişkin sorumluluğunun olabilmesi için dava konusu olayın meydana gelmesinde sigortalı olan davalıya hukuken isnat edilebilecek bir sorumluluğunun olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2020 tarihli ve 2015/1130 Esas, 2020/268 Karar sayılı kararı ile; "...dosyada alınan iki adet yasaya uygun, karar vermeye elverişli, denetime açık ve aydınlatıcı heyet bilirkişi raporunda da davacının kazık çakma maliyetinin iksa projesi almadan inşaata başlaması nedeniyle olduğu, davalının bu maliyetin oluşmasında bir kusurunun bulunmadığı, zarar ile davalının atık su tahliyesi arasında illiyet bağının bulunmadığının anlaşıldığı..." gerekçesiyle "... davanın reddine ..." karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda (III) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ve 2021/714 Esas, 2023/2747 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun "...esastan reddine...." karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; a.İşletmelerin atık suyunun alıcı-doğal ortama salınması eyleminin Çevre Yasası ile yasaklandığını ve bu eylemin aynı zamanda da suç teşkil ettiğini, b.Müvekkile ait taşınmaza dolan suyun arsanın toprağını zayıflatmak suretiyle toprak kayması oluşturduğunu, müvekkilce can, mal ve işgüvenliği nedeniyle toprak kaymasına son vermek için acilen kazık vurma yoluna başvurduğunu, bu maliyeti tazmini için huzurdaki davanın açıldığını, c.Müvekkilinin inşaat için yaptırdığı projede ihbar olunan ...'ne sunduğunu, yapılan inceleme neticesinde risk görülmediğinden onaylanıp yapı ruhsatının verildiğini, d.İnşaatın yürütülmesi ve denetimi için tek yetkili kurum olan Belediyenin inşaatın icrası için iksa projesine lüzum görmediği halde bilirkişilerce bu konuda müvekkiline vecibe yüklendiğini, resmi dairenin yetkisi dahilinde tanzim ve tasdik ettiği evrak olan yapı ruhsatı ve projenin mahkeme kararıyla iptal edilmediği sürece bağlayıcı olacağını, e.Yerel Mahkeme ve bilirkişilerin yanılgıya düştüğü hususun zemin etüt raporunda “inşaat için iksa projesinin alınmasına işaret edilmesi olduğunu, iş bu durumun zararın amilinin davalı fabrikasının hiçbir kanala bağlı olmayan atık suyunun müvekkilinin arsasına dolması etkenini hükümden düşürmeyeceğini, etüt raporunda yer alan bu değerlendirmenin öneri mahiyetinde olduğunu, etüt raporundaki bu önerinin gereklilik arz etmesi halinde müvekkile ait projesinin belediyece onaylanmayacağını, inşaata yapı ruhsatı vermeyeceğini" belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, komşuluk hukukuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.