11. Hukuk Dairesi 2023/4563 E. , 2024/7903 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/251 Esas, 2023/970 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/532 E., 2022/711 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçes…
**11. Hukuk Dairesi 2023/4563 E. , 2024/7903 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/251 Esas, 2023/970 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/532 E., 2022/711 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından taşınan emtianın eksik çıktığını ileri sürerek zararın tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 07.11.2022 tarihli konşimentodaki yetki klozuna göre yetkili merciinin Londra Yüksek Mahkemeleri olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, davanın navlun sözleşmesinden kaynaklandığı, Türk mahkemelerinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, konşimentonun 29 uncu maddesinde bulunan yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Londra Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, taşıma senedi ile yapılan taşımalarda uyuşmazlık halinde uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme için de taşıma senedi hükümlerinin uygulanması gerektiği, taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konşimentonun esas alınacağı, davalı vekilince süresinde sunulan cevap dilekçesinde 1*** *** ****0 nolu konşimento sunularak yetki itirazında bulunulduğu, mahkemece konşimentonun tercümesinin sunulmasının istenmesi üzerine davalı tarafından sunulduğu, bu konuda verilen süreden sonra konşimentonun tercümesinin sunulmuş olmasının daha önce davacı tarafından dava dilekçesi ekinde de sunulmuş olan konişmentonun esas alınmasına bir engel bulunmadığı, davacı vekilinin süresinde sunulmayan delile dayalı karar verilmesinin hatalı olduğu yönündeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı, tefrik kararı verilerek eldeki dosyaya kaydı yapılan davada asıl dosyadaki taraf teşkilinin sağlanmasının beklenmesine usulen gereklilik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taşıma akdinden kaynaklandığı iddia olunan zararın tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. İlgili Hukuk 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 47 nci maddesi 3. Değerlendirme 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un "Yetki Anlaşması ve Sınırları" başlıklı 47 nci maddesi hükmü ile Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için yazılı, taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olması, söz konusu uyuşmazlık yönünden kanun tarafından münhasır bir mahkeme tayin edilmemiş olması ve yetki anlaşmasının "uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda" olması gerekmektedir. 3.Davaya konu konşimentonun ''Hukuk ve Yargı Yetkisi'' başlıklı 29 ncu maddesinin (1) numaralı bendinde ''Bu belgeden doğan tüm iddialar başka herhangi bir forum hariç olmak üzere yalnızca Londra, İngiltere Yüksek Adalet Mahkemesi'nde ele alınacak ve görüşülecektir. Bu Kanun tasarısında başka bir yerde belirtilmediği sürece bu tür talepler için İngiliz hukuku uygulanacaktır'' hükmü yer almakta ise de aynı maddenin (3) numaralı bendinde ''Yukarıda (1) ve (2) numaralı alt paragraflarda yer alan hükümlere bakılmaksızın, Tacir, Taşıyıcının işyerinin bulunduğu yer, Yükleme limanı, Boşaltma Limanı veya diğer herhangi bir yetkili yargı mercii nezdinde Tacir aleyhine dava açabileceğini kabul eder.'' hükmü yer almakta olup konşimentonun ön yüzünde boşaltma Limanı olarak ''İstanbul'' gösterilmiştir. Bu itibarla Mahkemece davalının yetki itirazının reddi ile işin esasına girilmesi gerekirken (3) numaralı bentte yer alan hüküm değerlendirilmeksizin yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamıştır. 4. Dairemizde yapılan görüşmeler sırasında, Konşimento'nun 29 uncu maddesinin (3) numaralı bendinin ancak taşıyıcının tacir aleyhine açacağı davalarda uygulanabilir bir yetki şartı olduğu ileri sürülmüş ise de; gerek anılan bentte ''tacir'' ibaresinin kullanılması ve her iki tarafın da tacir sıfatını haiz olması, gerekse hükmün bu şekilde yorumlanması halinde sözleşmenin sadece bir tarafı yönünden ucu açık, çok seçenekli yetki şartının kabulü anlamına geleceği, bunun ise sözleşmenin diğer tarafı aleyhine haksız şart oluşturacağı gerekçesiyle bu görüş Daire çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 07.11.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, taşıma sırasında meydana gelen emtia zararının taşıyandan tahsili istemine ilişkindir. Davalı ...'a izafeten ... Gemi Acenteliği vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde davaya konu taşımayı konu alan konşimentodaki yetki şartı nedeniyle mahkememizin Milletlerarası yetkisizliği itirazında bulunulmuştur. Dosya kapsamından, davacının Çin'den ithal ettiği 5 konteyner yükü emtianın davalı ...'ın düzenlediği 1*** *** ****0 nolu konişmento tahtında ... gemisiyle Şhangai limanından gemi ile İstanbula taşındığı, davacının konişmentoyu ibraz ederek yükü teslim aldığı taraflar arasında çekişmesizdir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak hukukun tayininden önce çözümü gereken sorun açılan davada mahkemenin milletlerarası yetkisinin bulunup bulunmadığı meselesidir. Uygulanacak hukuktan önce yetki konusu karara bağlanmalıdır. MÖHUK 47 nci maddesinde yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılması mümkündür. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın özel borç ilişkisinden doğması gerekmektedir. Taşıma senedi ile yapılan taşımalarda uyuşmazlık halinde uygulanacak hukuk ve yetkili mahkeme için de taşıma senedi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Taşıyan ile gönderilen (konişmentonun meşru hamili) arasındaki ilişkide konişmento esas alınır (TTK m.1237/1). Dolayısıyla konişmento hamili gönderilen eşyayı teslim alma hakkının kapsam ve koşulları, navlun sözleşmesinden bağımsız olarak konişmentoya göre belirlenir. TTK'nın 1237/2 hükmünde "Taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişki ise navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı" öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmento esas alınır; zira konişmento bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit eder (TTK m.1228/1). Davalı vekili tarafından süresinde sunulan cevap dilekçesinde 1*** *** ****0 nolu konişmento sunularak yetki itirazında bulunulmuştur. Dosyaya ibraz edilen Konişmentonun 29.(1) maddesinde “ABD Dışı Ticaretler: Bu belgeden doğan tüm iddialar, başka herhangibir forum hariç olmak üzere, yalnızca Londra, İngiltere Yüksek Mahkemesinde ele alınacak ve görülecektir. Bu kanun tasarısında başka bir yerde belirtilmediği sürece, bu tür talepler için İngiliz Hukuku uygulanacaktır." hükmünü ve 29.(3). maddesinde ise "Yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt paragraflarda yer alan hükümlere bakılmaksızın , Tacir, Taşıyıcının işyerinin bulunduğu yer, yükleme limanı, Boşaltma limanı veya diğer herhangibir yetkili yargı merci nezdinde tacir aleyhine dava açabileceğini kabul eder” hükmünü haiz olup, konişmentonun 29.(3). maddesi taşıyıcının tacir aleyhine açacağı davalara ilişkin yetkiyi düzenlediği dikkate alınarak hem ilk derece mahkemesin hem de Bölge Adliye Mahkemesi tarafından konişmentonun 29.(1). maddesi uygulanmak suretiyle somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, davanın navlun sözleşmesinden kaynaklanıp Türk mahkemelerinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, konişmento yükleme limanı olan Şhangai limanında düzenlendiğinden taşıyanın Türkiye acentesinin konişmentonun düzenlenmesine aracılık ettiğine dair dosyada her hangi bir delil bulunmadığı, bu durumda TTK m.105/f.2 düzenlemesine göre dava konusu olayda Türk mahkemelerinin münhasır yetkili olduğundan söz edilemeyeceği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 22.06.2020 tarihli, 2019/3799 E. ve 2020/3051 K. sayılı ilamı) gerekçesiyle Londra Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu belirtilerek karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığından bozma yönündeki sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.