TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 20/02/2024 NUMARASI : 2023/228 Esas - 2024/131 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/04/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1257 Esas 2025/1966 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1257 KARAR NO : 2025/1966 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 20/02/2024 NUMARASI : 2023/228 Esas - 2024/131 Karar DAVA : Tazminat (Kasko Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/04/2023 KARAR TARİHİ : 30/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2025 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28/12/2021 tarihinde davacı şirkete ait araç ile davalı şirket tarafından sigortalanan aracın karıştığı trafik kazasında davacıya ait araçta ağır maddi hasar meydana geldiğini belirterek, şimdilik 277.500,00 TL pert hasar bedeli ile tahkim sürecinde ödenmiş olan 9.575,00 TL yargılama giderinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talep ettiği hasar talebinin reddedildiğini, zorunlu haller harici sürücünün kaza yerinden ayrılmasının teminat dışında kaldığını, kazanın niteliğine bakıldığında kaza ile alkol veya ehliyetsizlik arasında doğrudan illiyet bağı bulunduğu durumlarda sigortacının sorumluluğunun sona ereceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; 28/12/2021 tarihinde davacıya ait ... plaka sayılı aracın kaza yaptığı, dava dilekçesinde kazanın 28/12/2021 günü saat 23:45 sıralarında meydana geldiğinin belirtildiği, Ankara Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde görevli polis memurları tarafından düzenlenen 47470 kaza sıra nolu maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağına göre polis memurlarının olay yerine 29/12/2021 günü saat 00:02'de geldikleri ve kaza yerinde kaza yapan aracın sürücüsünün bulunmadığının ve yapılan araştırma sonucunda da tespit edilemediğinin tutanakta belirtildiği, beyanı alınan ... ...'ün ...'ın sürücüsü olduğu araçta bulunduğunu, kazanın şokunu atlatmaları üzerine olay yerine çağırdıkları başka bir arkadaşları ile hastaneye gittiklerini beyan ettiği, ... Hastanesinin yazı cevabına göre ...'ın 29/12/2021 günü saat 01:45'de trafik kazasında yaralanma nedeniyle hastaneye başvuru kaydının yapıldığı, adli vaka ön tespit bilgi formun olay tarihinin 28/12/2021, olay saatinin 23:00 olarak tespit edildiği, alınan bilirkişi raporunda yer alan tespite göre ise kazanın meydana geldiği yer ile ...'ın kaza sonrasında müracaat ettiğini belirttiği hastane arasındaki sürüş mesafenin 12 dakika olduğunun tespit edildiği, taraflar arasında güven ve iyi niyet esasının geçerli olduğu sigorta sözleşmelerinde tarafların haklarını kullanmaları ve yükümlülüklerini yerine getirmeleri sırasında iyi niyetli hareket etmelerinin gerektiği, zararın teminat dışında kaldığı hususunun ispat yükünün sigortacıda, sigortacı tarafından öne sürülen teminat dışında kalmaya ilişkin hususun aksini ve zararın teminat kapsamında kaldığı hususunu ispat yükünün sigortalıda olduğu, adli vaka ön tespit bilgi formunda yer alan tespitler, maddi hasarlı trafik kaza tespit tutanağında yer alan tespitler, kazanın meydana gelme saatine ilişkin beyanlar, dava dışı ... ... beyanı, bilirkişi raporunda yer alan tespitler, hastane kayıtları, kaza yeri ile hastane arasındaki mesafeye ilişkin bilirkişi raporunda yer alan tespit birlikte değerlendirildiğinde ispat yükünün yer değiştirdiği ve öne sürülen hususun ispat yükünün sigortalıda olduğu, kaza yeri ile hastane arasındaki mesafe ve beyan edilen kaza saati ile hastaneye başvuru saati dikkate alındığında araç sürücüsü olduğu belirtilen ...'ın tedavi amaçlı olarak sağlık kuruluşuna gittiği hususunun ve zararın teminat kapsamında kaldığı hususunun davacı tarafından ispat edilemediği, sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması şartının gerçekleştiği, bu hali ile de dava konusu talebin Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.10 maddesi uyarınca teminat dışında kaldığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, olay yerinden hastaneye ayrılmak üzere gittiğini, olay yerini terk etmediğini, ispat yükünün davalıda olduğunu, kaza anında alkol oranını 0,32 promil olup, yasal sınırın altında olan alkol oranı ile kazaya yapıldığı dikkate alındığında somut olayda kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerektiğini, sürücünün hastaneye gitmesinde herhangi bir kusuru olmadığını, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dosya kapsamında yer alan ... Kasko Sigorta poliçesi incelendiğinde; davacı ... plaka sayılı aracın kaza tarihini de kapsar şekilde 17/07/2021-17/07/2022 tarihleri arasında davalı Sigorta Şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi düzenlenmek suretiyle kasko sigortasının yapıldığı, sigorta şirketince davacıya hasar ödemesi yapılmadığı Mahkemeye sunulan hasar dosyası ile sabit olduğu anlaşılmıştır. 29/12/2024 tarihli kaza tespit tutanağı incelendiğinde; " Açık kimlik bilgileri tarafımızdan tespit olunamayan olay yeri firarisi ... plaka sayılı araç sürücüsü idaresindeki aracı ile Anadolu Bulvarı üzerinde çevreyolu istikametine seyri sırası olay yeri Yenimahalle Mesleki ve Teknik Uygulama okulu önüne geldiğinde virajın .... Aracının direksiyon hakimiyetini kaybedip .... İstikametine göre solundaki orta ....... Taşlarına ön sol köşe kısımları ile çarptıktan sonra ters dönüp yaklaşık 55 metre sürüklenip duruşa geçmesi sonucu meydana gelen maddi hasarlı trafik kazasında, kimlik bilgileri tespit olunamayan olay yeri firarisi ... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı K.T.K'da yer alan 52/b kuralını aracının hızının yol durumuna uyduramadığı için... görüleceği, Kaza ile alakalı olarak hazır edilen evraklar ... plaka araç sürücüsünün tespit ve de temini TCK 179 gereği Mıntıka Polis Merkez Amirliği'ne devir edildi. Not: ... plaka sayılı araç güvenliği sebebi ile çekici maarifeti ile yediemin otoparkına çekildi. " şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür. Dosya kapsamında yer alan bilirkişi tarafından tanzim olunan 18/12/2023 tarihli raporda özetle; ... plakalı davacıya ait ve davalıya sigortalı araç sürücüsü olduğunu beyan eden sürücü ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47/d ve 52/a-b maddelerinde belirtilen kuralları ihlal etmesinin yanında dikkatsizliği ve tedbirsizliği de mevzubahis olduğundan dolayı olayın meydana gelmesinde %100 (Yüzde Yüz) oranında kusurlu olduğu, davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen hasarın onarım bedelinin olay tarihi olan 29/12/2021 tarihi itibarıyla 293.909,60 TL olduğu, aracın onarım bedelinin aracın ikinci el piyasa değeri ile sovtaj değerinin üstüne çıkmasıyla onarımın ekonomik olmadığı ve aracın pert-total olduğu, dava konusu aracın kaza anındaki ikinci el piyasa değerinin 527.500,00 TL, sovtaj değerinin 277.500,00 TL olmasıyla araçtaki hasar miktarının 250.000,00 TL olacağı, sürücü olduğunu belirten ...'ın meydana gelen olaydan asli kusurlu olduğu ve kazanın oluşumuna etki eden kendi sürüşünden başka herhangi bir etkenin olmadığı tespit edildiğinde, kazaya karışan başka bir sürücünün bulunmadığı ve davalı sürücünün kazadan 1 saat 44 dakika sonra kan testi ile yapılan ölçümde 0,06 promil alkollü olduğu, bu seviyenin ise kaza anında yaklaşık 0,32 promil alkollü olduğunu gösterdiği, kaza yeri ile hastahane arasındaki uzaklığın ortalama 14.2 kilometre olduğu ve yasal hız sınırı göz önüne alındığında takribi ulaşım süresinin 12 dakika olacağı ancak kazadan 104 dakika sonra hastahaneye gidildiği hususları dikkate alındığında, dava konusu trafik kazasının salt alkolün etkisi ile meydana gelmiş olabileceğinin bildirildiği görülmüştür. Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde iken trafik kazasına karıştığını, aracın hasara uğradığını, hasardan davalı sigorta şirketinin sorumlu bulunduğunu iddia etmiş, davalı yan ise hasarın teminat kapsamında bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının davalı tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın yoldan çıkarak takla atması sonucu hasara uğradığı, hasar bedelinin davalı tarafından ödenmediği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, kasko sigortalı araçta meydana gelen hasarın kasko poliçesi teminatı kapsamında bulunup bulunmadığı, teminat kapsamında ise sigortalı araçta meydana gelen hasar miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Kasko Genel Şartlar A.5.10. maddesi “Zorunlu haller (tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeni ile uzaklaşma vb) hariç olmak üzere bu maddenin 5.4 ve 5.5 nolu bentlerindeki ihlaller nedeni ile sürücünün kimliğinin tespit edilmesini engellemek için kaza yerinden ayrılması” teminat dışı hal olarak düzenlenmiştir. Kolluk tarafından 29/12/2021 tarihi, saat 00:02'de düzenlenen tutanakta sigortalı araç sürücüsünün olay yerinde bulunmadığı, sürücünün firari olduğu tutanak altına alınmıştır. Somut olayda, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana geldiği olay yerini terk etmesi hali söz konusudur. Dosya kapsamında yer alan özel Ankara ... Hastanesinin 31/07/2023 tarihli cevabi yazısı incelendiğinde, sürücü ...'ın 29/12/2021 tarihinde hastaneye başvurusu sonucu saat 01:45'de hakkında adli rapor düzenlendiği, yine alkol raporunun alındığı, buna göre 0,06 promil alkollü olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür. Yine 31/12/2021 tarihinde şüpheli sıfatıyla kollukta ifadesi alınan ... beyanında, olay gecesi 23:45 sıralarında ruhsatı çalışmış olduğu ... Aliminyum isimli şirket adına kayıtlı olan ... plaka sayılı araç ile Anadolu Blv. Çevre Yolu istikameti mesleki ve Teknik Uygulama Okulu önünde seyir halinde iken virajı alamadığı için takla atarak tek taraflı kaza yaptığını, meydana gelen kaza neticesinde olayın sıcaklığıyla 112'yi aramadan aracında yolcu olarak bulunan dayısı ... ... ile birlikte ... hastanesine gittiklerini, kaza yerini kasıtlı olarak terk etmediğini, olayın sıcaklığıyla 112'yi aramayı aklına getiremediğini beyan etmiştir. Araçta bulunduğu beyan edilen ... ...'ün 30/12/2021 tarihinde kolluk tarafından alınan beyanında özetle, yeğeni ...'un yoldaki buzlanmadan kaynaklı olarak aracın hakimiyetini kaybetmesi neticesinde yoldaki buzlanmadan kaynaklı aracın hakimiyetini kaybettiğini ve yoldan çıkarak takla atması neticesinde kazanın meydana geldiğini, daha sonra her ikisininde araçtan çıktığını, kendisinde yaralanma bulunmadığını, kazanın şokunu atlatır atlatmaz olay yerine çağırdıkları başka bir arkadaşlarının aracıyla hastaneye gittiklerini beyan etmiştir. Somut uyuşmazlıkta, dosyadaki trafik kazası tespit tutanağına göre kazanın 29/12/2021 saat 00:22'de meydana geldiği, Ankara ... hastanesi kayıtlarına göre sigortalı araç sürücüsü ...'ın 29/12/2021 saat 01:45'de acil servise giriş yaptığı, trafik kazası sonrası muayene ve gözleme dair kontrollerinin yapıldığı, 01:46'da genel adli muayene ve alkol raporunun düzenlendiği, düzenlenen alkol raporunun 0,06 promil alkollü olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Buna göre, sigortalı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi haklı nedene dayanmaktadır. Emsal Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18/01/2024 tarih 2021/15826 Esas 2024/616 Karar sayılı ilamında, saat 01:30'da meydana gelen kaza sonrası saat 03:30'da acil servise giriş yapılan ve 04:27'de adli muayene raporu düzenlenen olayda, hasarın teminat kapsamında olduğu kabul edilmekle sigorta şirketinin sürücünün olay yerini terk ettiği kazadan 3 saat sonra hastaneye başvurmasının kabul edilemeyeceği yönündeki temyiz itirazlarının reddedildiği görülmüştür. Yine, dosya kapsamında yer alan ve içerisinde adli tıp uzmanının bulunduğu bilirkişi heyeti tarafından tanzim olunan raporda, davacı araç sürücüsünün hastanede alınan alkol raporunda, 0,06 promil alkollü olduğu tespit edilmiş olmakla, tespit edilen alkol oranının kaza saatine çekildiğinde sürücünün kaza saatinde 0,32 promil, yani yasal sınır olan 0,50 promilin altında alkollü olduğu sonucuna varılmıştır. Hal böyle olunca, davacının maliki olduğu aracın sürücüsü ... tarafından olay yerini terk etmesinin haklı bir nedene dayandığı, tedavi olmak için hastaneye gidildiği hususlarının ispat edilmesi karşısında mahkemece hasarın teminat kapsamında olduğu değerlendirilerek hasar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda, dava konusu araçta meydana gelen hasarın onarım bedelinin olay tarihi olan 29/12/2021 tarihi itibarıyla 293.909,60 TL olduğu, aracın onarım bedelinin aracın ikinci el piyasa değeri ile sovtaj değerinin üstüne çıkmasıyla onarımın ekonomik olmadığı ve aracın pert-total olduğu, dava konusu aracın kaza anındaki ikinci el piyasa değerinin 527.500,00 TL, sovtaj değerinin 277.500,00 TL olmasıyla araçtaki hasar miktarının 250.000,00 TL olacağı, denetime elverişli şekilde belirlenmiş olup alınan bilirkişi raporu olaya, dosya kapsamına ve kaza tespit tutanağına uygun bulunmuştur. Davacı taraf talebinde 277.500,00 TL hasar tazminatı ile 9.575,00 TL tahkim tutarındaki yargılama masrafının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan yasanın 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.2. maddesinde; "onarım masraflarının sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile taşıtın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tesbit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Aracın tam hasara uğraması halinde, sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere, hasar anındaki sigorta değeri ödenir. Bu durumda aracın Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin ilgili maddesi hükümleri doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez. Değeri tamamen ödenen araç ve aksamı, talep ettiği takdirde sigortacının malı olur." hükmüne yer verilmiştir. Buradan hareketle somut olayda, sigortalı araçta oluşan hasarın kasko poliçesi teminat dışında kaldığı iddiası davalı tarafça ispatlanamadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazları yerinde bulunmuş olup, davacının aracında meydana geldiği denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuyla tespit edilen 250.000,00 TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı yan dava dilekçesinde hüküm altına alınan alacağa avans faizi işletilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK'da düzenlenen ve mutlak ticari işlerden olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durumda Dairemizce hüküm altına alınan tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmiştir (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2013 tarih ve 2013/10862 Esas 2013/13042 Karar). Öte yandan, davacı temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesini talep etmiş olup, Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları ''Tazminatın Ödenmesi'' başlıklı 3.3.4.1.Sigortacı hasar ihbarı üzerine talep ettiği belgelerin kendisine eksiksiz olarak verilmesi ve zararın eksper vasıtasıyla tespiti kararlaştırılmış ise eksper raporunun tesliminden itibaren en geç 10 iş günü içinde Genel ve Özel Şartlar kapsamında gerekli incelemeleri tamamlamak ve ödemeye engel bir durumun bulunmaması halinde tazminat miktarını tespit edip sigortalıya ödemek zorundadır. Tazminat ödeme borcu her halde hasarın ihbarından itibaren 45 gün sonra muaccel olur hükmü yer almaktadır. davacı tarafça sigorta şirketine yapılan 29/12/2021 tarihli başvuruya verilen 23/02/2022 tarihli cevabi yazı ile, yapılan araştırma neticesinde hasarın uyumsuz olması nedeniyle tazminat talebinin uygun görülmediği belirtilerek hasarın ödenmeyeceği belirtilmiştir. Hal böyle olunca temerrütün 23/02/2022 tarihinde gerçekleştiği tespit edilmiştir. Yine davacı tarafça tahkim yargılama giderlerinin de davalıdan tahsili talep edilmiş ise de, davacının yapmış olduğu tahkim yargılama giderlerinin eldeki davanın sürecine dahil olmadığı gözetildiğinde , bu yöndeki talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Hal böyle olunca mahkemece, sigorta teminat süresi içerisinde rizikonun meydana geldiği, hasarın poliçe teminatı dışında kaldığının davalı tarafça ispat edilemediği, davacının sigortalı aracında meydana gelen 250.000,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan 23/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, davacının davasının kısmen kabulüne, 250.000,00 TL hasar bedelinin temerrüt tarihi olan 23/02/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının 37.075,00 TL ve fazlaya ilişkin talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/02/2024 tarih ve 2023/228 Esas 2024/131 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, B)1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile KISMEN REDDİNE, 2- 250.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 23/02/2022 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının 37.075,00 TL ve fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Alınması gereken 17.077,50 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 4.902,53 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı göz önünde bulundurularak hesaplanan 2.717,06 TL'sinin davalıdan, 402,94 TL'sinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan 6.750,00 TL bilirkişi ücreti, 216,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 6.966,50 TL yargılama giderinin davanın kabul ve red oranı gözetilerek hesaplanan 6.066,79 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 13. Maddesi gereğince nispi vekalet ücreti maktu vekalet ücretinden az olamayacağından 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2 maddesi gereğince 37.075,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Bakiye gider avansından kullanılmayarak artan kısmın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde yatıran tarafa iadesine, C)1-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında posta ve tebligat gideri olarak yapılan 449,00 TL yargılama giderinin davadaki haklılık durumu gözetilerek 391,01 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/12/2025 Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi