11. Hukuk Dairesi 2011/3258 E. , 2012/9935 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2010 tarih ve 2007/283-2010/415 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve t
**11. Hukuk Dairesi 2011/3258 E. , 2012/9935 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04.11.2010 tarih ve 2007/283-2010/415 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde işyeri sigorta poliçesi ile sigortalı işyerine davalıya ait binanın birinci katındaki duvar dış yüzeyinden geçen çatı yağmur tahliye borusunun yağmur nedeniyle patlaması sonucu akan suların dolarak zarar verdiğini, 6.796,21 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, sigortalının haklarına halef olduğunu ileri sürerek, 6.796,21 TL'nın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, binanın 10 yıllık dahi olmayıp yeni sayılabileceğini, iddia edildiği şekilde hasar meydana gelmesinin mümkün olmadığını, daha önce benzer bir sorun yaşanmadığını, sigortalının tazminat alabilmek amacıyla kasten muslukları açık bıraktığı yönünde duyum aldıklarını, ekspertiz raporunda hasara sebep olan suyun yağmur suyu mu musluk suyu mu olduğunun belirlenmediğini, patlayan yağmur tahliye borusunun tamir edildiğine dair de dosyada delil bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalıya ait işyerinde dahili suyla ıslanma nedeniyle meydana geldiği ekspertiz raporu ile tespit olunan hasara binaya ait inşaat kusurunun neden olmadığı, davalının davaya konu edilen hasarın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, işyeri sigorta poliçesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir. Davacı ... şirketinin sigortalısı davalıya ait binada kiracı olarak bulunmaktadır. Binanın birinci katındaki duvar dış yüzeyinden geçen çatı yağmur tahliye borusunun patlaması sonucu yağmur nedeniyle akan suların işyerine zarar verdiği iddia olunmuştur. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre hasara binaya ait inşaat kusurunun neden olmadığı, davalının davaya konu edilen hasarın oluşumunda kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, BK’nun 58.maddesi “bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur” hükmünü içermektedir. BK'nun anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin yani davalının kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Ancak; imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Bu itibarla hasarın tam olarak neden kaynaklandığı tespit edilip bina malikinin sorumluluğunu ortadan kaldıran hallerin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonuca gidilmelidir. Yetersiz bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.