T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1257 KARAR NO: 2026/127 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/02/2022 NUMARASI: 2021/96 Esas - 2022/114 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair veril…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1257 KARAR NO: 2026/127 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/02/2022 NUMARASI: 2021/96 Esas - 2022/114 Karar DAVANIN KONUSU: Alacak (Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davacı ve davalı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında “....../İstanbul” ve “İstanbul İli, .... İlçesi, .... Mah. ....Mevkii, .. Parselde kayıtlı” taşınmaz üzerinde bulunan..... istasyonunun işleticiliği hususunda 17.05.2013 tarihinde beş yıl süreyle geçerli olmak üzere Bayilik Sözleşmesinin akdedildiğini, davalının Bayilik Sözleşmesine ilave olarak düzenlemiş olduğu Ürün Alım Taahhütnamesi ile sözleşme süresince toplam 4.930 ton ......... ürününü almayı, eksik kalan ton üzerinden 20 USD tutarında kâr mahrumiyetini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini; davalının, bayililik sözleşmesinden doğan edimlerin doğrudan ya da dolaylı olarak yerine getirilmediğini öne sürerek .... ..... Noterliğinin ....10.2015 tarih, .... yevmiye numaralı ihtarı ile tek taraflı ve haksız olarak feshettiğini; davalının, sözleşme süresince toplam 1.655 ton ürün aldığını, taahhüdünü yerine getirmeyerek 3.274 ton ürünü almadığını, müvekkilinin taahhüt çerçevesinde kâr kaybının 65.489 USD olduğunu, 65.489 USD kâr mahrumiyeti alacağından, şimdilik 1.000 USD’nin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosya içerisindeki 'Ürün Alım Taahhütnamesi' uyarınca bahsi geçen anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 986 ton anlaşma süresince toplam 4.930 ton ...... ürününün münhasıran ..... A.Ş'.den veya ... ... A.Ş.'nin yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarının satın alınacağı kabul ve taahhüt edildiği, anlaşma süresinin hitamında veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 20 USD tutarının ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığında kar mahrumiyeti ödemeyi taahhüt ettiği, Taahhütname uyarınca, iş bu taahhütnameye aykırılığın anılan anlaşmalarında ihlali olarak değerlendirileceği, anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip ... A.Ş. tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edileceği, taahhüt edilen kâr mahrumiyeti miktarının anlaşmalarda öngörülen cezai şart miktarına hiçbir şekilde mahsup edilemeyeceği, haklı nedenle fesih halinde cezai şarta ilaveten talep edilebileceği taahhüt edildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşmenin 17.05.2013 tarihinde imzalandığı davanın açılış tarihi ise 30.12.2016 olduğu, taraflara arasındaki sözleşmenin Beyoğlu .......Noterinin ... yevmiye numaralı 13.10.2015 ihtarnamesi ile muhataplarının doğrudan veya dolaylı edimlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle davalı tarafça fesh edildiği görülmüştür. Bam kaldırma kararı sonrasında davacı tarafa mahkememizce verilen süre neticesinde davacı tarafça ibraz edilen Beyoğlu ... Noterliğinin ..12.2014 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ibraz edilmiş olup, ihtar içeriğinde davalının sözleşme gereği muhatabın sözleşme yılı olan 17.05.2013 -17.05.2014 tarihleri arasında 986 ton ürün almayı/satmayı taahhüt etmiş olmasına rağmen 410 ton eksik ürün miktarı tespit edildiği 8.190 USD cezai şart tahakkuk ettiğinin bildirildiği ,diğer dönemlere ait ihtarnamenin sunulmadığı görülmüştür. İbraz edilen 22.10.20121 tarihli bilirkişi raporu ile ;13.10.2015-16.05.2016 tarihleri arasında 583.496 ton taahhüt olup 161.050 Ton alım yapıldığı 8.448,92 USD cezai şart alacağı oluştuuğu,17.05.2016-16.05.2017 tarihleri arasında 986,00 ton taahhüt olup 0,00 ton alım yapıldığı 19.720,00 USD cezai şart alacağı,17.05.2017-16.05.2018 tarihleri arasında 986 ,00 ton taahhüt olup 0,00 ton alım yapıldığı 19.720,00 USD cezai şart alacağı olmak üzere toplam 47.888,92 USD cezai şart alacağı doğduğu, anlaşma süresinde alımı taahhüt edilen 2.555,50 ton ürün miktarına karşılık davalı bayi tarafından toplam 1.161,05 ton ürün alındığı, eksik alım miktarının 2.394,45 ton olduğu, ton başına 20 USD cezai şart ödeneceği kararlaştırılmakla toplam cezai şart miktarının 47.888,92 USD olduğu 30.12. 2016 dava tarihi itibari ile fesih sonrası süre için 47.888,92 USD karşılığı 168.832,38 TL kar mahrumiyeti hakkı doğduğunun bildirildiği ve davalının mevcut cari hesaptan kaynaklı olarak davacıya 232.091,65 TL borçlu olduğunun bildirildiği görülmüştür. Anılan durum karşısında; Dosya içerisindeki 'Ürün Alım Taahhütnamesi' söz konusu taahhütname uyarınca bahsi geçen anlaşmaların yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 986 ton anlaşma süresince toplam 4.930 ton oto gaz ürününün münhasıran ... A.Ş'.den veya .... A.Ş.'nin yazılı olarak göstereceği ikmal kaynaklarının satın alınacağı kabul ve taahhüt edildiği, Taahhütnamenin a bendinde davalı, anlaşma süresinin hitamında veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 20 USD tutarın ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası satış kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığında kar mahrumiyeti alacağı doğduğu davalının Beyoğlu .... Noterliğinin ....10.201-15 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi süresinden önce ve haksız olarak fesih ettiği, İbraz edilen bilirkişi raporu ile davalının sözleşmedeki asgari alım taahhüdünü ihlal ettiği, ihlal edilen dönem sonrası mal verilmeye devam olunmuş ise önceki dönem yönünden asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin cezai şart istenemez ise de akdin haksız olarak davalı tarafından feshedildiği fesih dönemine ilişkin asgari alım taahhüdünün yerine getirilmemiş olması halinde bu dönem için cezai şart istenebileceğinden davalı tarafın ...10.2015 tarihli Noter ihtarından sonraki kalan sözleşme süresi için eksik alımları için talep edilebilecek KAR MAHRUMİYETİ Tutarının (USD)= 47.888.92 USD olduğu taleple bağlı kalınarak 1000 USD nin kabulü gerektiği kanaatine varılarak..." gerekçesiyle, davanın taleple bağlı kalınarak kabulü ile 1.000 USD'nin, temerrüt tarihi olan 15/10/2015 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca işleyen USD cinsi mevduatından en yüksek mevduat faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Yargıtay tarafından hakkın saklı tutulmuş olması durumunda cezai şartın her zaman istenebileceğinin tereddütsüz olarak ortaya konulduğunu, davanın konusunun eksik ürün alımından doğan cezai şart alacağı olduğunu, müvekkili grup şirketin taraf olduğu bir başka davada Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4521 Esas, 2021/7202 Karar sayılı kararı ile davalıya eksik alımlarına rağmen yeni ürün verilmesinin eksik ürün alımına bağlanan cezai şarttan feragat anlamına gelmediğinin belirtildiği çünkü bu hakkı müvekkilinin ürün alım taahhütnamesi ile saklı tuttuğunu, Yargıtay kararları ve bilirkişi raporu ile taleplerinin kanıtlandığını, ürün alım taahhütnamesiyle müvekkilinin davaya konu eksik ürün cezai şart alacağını dilerse her bir sözleşme yılı sonunda dilerse de sözleşmenin sona ermesinden sonra talep etme hakkına sahip olduğunu, açıkça feragat yoksa cezai şartın talep edilebileceğini, çekince konulmadan yeni ürün verilmiş olmasının cezai şarttan feragat anlamına gelmeyeceğini, eksik ürün için ihtar çekme zorunluluğunun olmadığını, bilirkişi raporunda tıpkı talepleri gibi sözleşmenin başından beri yapılan eksik alımlardan kaynaklı cezai şartın 65.493,22 USD olduğunu ortaya konulduğunu, mahkemece buna göre karar verilmesi gerekirken sadece sözleşmenin feshinden sonrasına dair hüküm tesisinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını, eksik ürün cezai şart alacağının 65.493,22 USD olduğunun tespiti ile kısmi davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Tüm emsal kararlarda görüleceği üzere, önceki yıla dair ceza koşulu konusunda çekince konulmamış ise artık ceza koşulunun istenemeyeceğini, dava ile aynı konuya aynı nevi sözleşmeye ve sözleşmenin eki ürün alım taahhütnamesine ilişkin emsal davalarda davacı tarafın eksik alımı varlığına rağmen cezai şartın saklı tutulduğu yönünde bir ihtirazı kayıtta bulunmadan davalı bayiye mal satışına devam ettiğini ve ticari defterlerinde de davalı borcunun bulunmadığının görüldüğünü, her yıl sonunda bir önceki yıla dair ceza koşulunun istenebilmesinin takip eden yılda henüz ifaya başlanmadan önce çekince konulmasına bağlı bulunduğunu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmiş ise artık bir önceki yıla ait ceza koşulunun istenmesininde mümkün olmadığını, bu şekilde kararlar verildiğini, davacının eksik alıma rağmen cezai şart hakkını saklı tutmadığını bu yönde itirazı kayıtta bulunmadan yani hiçbir çekince koymadan müvekkiline mal satışına devam etmiş olduğuna göre bir önceki yıla ait ceza koşulunu isteyemeyeceğini, dava tarihinin 30.12.2016, 15.15.2016 - 15.05.2017 arası içerisindeki dönem içerisinde olmakla bu dönemden önce çekince konulmuş bir kâr mahrumiyeti alacağı ihtarı olmadığına göre kar mahrumiyetinin talep edilemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini iddia edilerek, kararın kaldırılmasın a ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında asgari alım taahhüdünün ihlali ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle oluşan kâr mahrumiyeti şeklinde sözleşmede kararlaştırılan cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı ve davalı vekillerince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, ........ bayilik sözleşmesinin mevcudiyeti ve ekleri ile sözleşmenin ....10.2015 tarihinde davalı şirket tarafından feshedilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, ürün alım taahhütnamesi kapsamında eksik ürün alınmasına rağmen itirazı kayıt konulmaksızın ticari ilişkiye devamı neticesinde davacının taahhütname kapsamında geçmiş yıllara dair kâr mahrumiyeti alacak hakkının ve fesih sonrasında bu hakkının olup olmadığı, süresinin ve miktarının ne kadar olacağı, mahkemece bilirkişi raporunun tespitinden farklı olarak verilen hükmün usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında ....05.2013 tarihinde ........ bayilik sözleşmesinin imzalanmış olduğu, sözleşmede davalının bayi olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun İstanbul ili ... ilçesi ....'te kayıtlı gayrimenkul üzerinde kurulu ........ satış ve servis istasyonunda bayi olarak faaliyeti olduğu, sözleşmenin beş yıl süre ile geçerli olarak düzenlendiğinin 12. maddede ifade edildiği, sözleşmenin feshinin 14. maddede, feshin sonuçlarına 15. maddede yer verildiği, söz konusu maddede, sözleşmenin davacı tarafça feshi hâlinde bayinin davacıdan sözleşmenin feshinin bahane ederek zarar ve tazminat gibi herhangi bir hak talebinde bulunamayacağı hususuna yer verildiği, 15/b bendinde, ariyet olarak verilen ürünlerin iade ve tesliminin gecikmesi durumunda bayinin geciken her gün için cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğine yer verildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eki niteliğindeki ürün alım taahhütnamesinde; "Birinci yıldan başlamak ve anılan anlaşmaların Yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere, yıllık asgari 986 (dokuzyüzseksenaltı) ton (anlaşma süresince toplam 4.930 (dörtbindokuzyüzotuz) ton ...... ürününü (kısaca "Ürün" veya "Ürünler" olarak anılacaktır), münhasıran .... . A.Ş.'den veya... A.Ş.'nin yazılı olarak göstereceği İkmal kaynaklarından satin almayı kabul ve taahhüt ederiz. Yukarıda beyan ettiğimiz satın alma taahhüdümüzü her bir yıllık anlaşma dönemine ilişkin alarak yerine getiremediğlimiz takdirde; (a) anlaşma süresinin hitamında ve/veya har bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik kalan miktar üzerinden ton başına 20.-USD (yirmlAmerikanDoları) tularının ödeme gününde uygulanmakla olan Merkez Bankası döviz satış kuru Üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığında kar mahrumiyetini ödemeyi, (b) işbu Tashhütname'ye aykırılığın münakit Anlaşmaların da İhlal olarak değerlendirilebileceğini, (c) söz konusu kar mahrumiyeti miktarının, ... .. A.Ş. tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceğini veya, (d) Anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip .... A.Ş. tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceğini, (e) Bu ahvalde işbu taahhüdümüzün ve kar mahrumiyeti mıktarının, anlaşmalarda öngörülen cezai şart miktarına hiçbirşeklide mahsup edilmeyeceğini, haklı nedenle feshi halinde cezai şarta ilaveten talep edilebileceğini..." düzenlenmesinin mevcut olduğu; davalı şirket tarafından ... Noterliğinde düzenlenen 13.10.2015 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğinin belirtildiği, ihtarname içeriğinde, muhataplar ile şirket arasında imza edilen faaliyette bulunan akaryakıt istasyonuna ait bayilik sözleşmesinin muhatapların doğrudan ve dolaylı edimlerini yerine getirmemiş olmaları nedeniyle görülen lüzum üzerine fesih edilmiş olduğunun ihtaren belirtildiği; davacı vekili tarafından davalı şirketin sözleşmeyi feshetmesi sonrasında ürün alım taahhütnamesi kapsamı ile davalının toplam 4930 ton ürün almayı taahhüt etmiş olmasına rağmen sözleşme süresince toplam 1655 ton ürün aldığını, 3274 ürünü almadığını, eksik ton başına 20,00 USD ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini belirterek 65.489,00 USD kâr mahrumiyetinden şimdilik 1.000,00 USD'nin tahsilini talep etmiş olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, 2016/1294 Esas, 2018/1035 Karar ve 09.10.2018 tarihli karar ile davaya konu kâr mahrumiyeti ve cezai şart şeklindeki alacak taleplerinin sözleşmesinin sona erdirilmesi diğer bir deyişle sözleşmenin fesih edilmesine bağlı talepler olduğu, davacının öncelikle geçerli ve usulüne uygun olarak sözleşmeyi feshettiğine ilişkin bilgi ve belgeleri dosyaya sunması gerektiği, kâr kaybı ve cezai şart alacaklarının muacceliyet kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dairemizin 2019/311 Esas, 2021/28 Karar ve 15.01.2021 tarihli kararıyla, ilk derece mahkemesince yeterli inceleme yapılmadan karar verildiği gerekçesiyle karar kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı öncesinde alınan 17.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında imzalanan 17.05.2013 tarihli Bayilik Sözleşmesi çerçevesinde, davalı şirketçe yıllık asgari 986 ton, anlaşma süresince 4.930 ton ürün alımı yapılacağının taahhüt edildiği, sözleşmenin 13.10.2015 tarihinde davalı şirketçe fesih edildiği, sözleşme süresince alımı taahhüt edilen 4.930, ton ürün miktarına karşılık toplam 1.655,339 ton ürün alındığı, eksik alım miktarının 3.274,661 ton olduğu, ton başına 20,00 USD ödeneceği kararlaştırılmış olduğundan; toplam cezai şart miktarının 65.493,22 USD karşılığı 231.728,11 TL olacağı, davacı vekilinin ise 65.489,00 USD kâr mahrumiyeti alacağından, şimdilik kaydı ile 1.000, USD'nin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek en yüksek mevduat faizi ile birlikte tahsilini talep ettiği; davalının temerrüde düşürüldüğü tarihe yönelik bir tespit yapılamadığından ve dosyada USD cinsinden açılan bir yıl vadeli mevduata fiilen uygulanan faiz oranları ile ilgili veri bulunmadığından temerrüt faiz hesabının yapılamadığı belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporunun aksine davanın tümden reddine karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararı sonrasında, davalı tarafın sözleşmeyi haksız yere feshettiğinin değerlendirildiği, kâr mahrumiyetinin talep edilebileceğine mahkemenin karar vermesi durumunda, tüm sözleşme süresince (17.05.2013- 16.05.2018) hesaplanan kâr mahrumiyeti tutarının 65.493,22 USD olacağı; davalı tarafın 13.10.2015 tarihli Noter ihtarından sonraki kalan sözleşme süresindeki eksik alımları için talep edilebilecek kâr mahrumiyeti tutarının 47.888,92 USD olacağı, ürün alım taahhütnamesinin (a) maddesi gereği, kâr mahrumiyeti tutarı olarak hesaplanan USD tutarlar için “ödeme gününde uygulanmakta olan Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk lirası karşılığında olacağı”, mevcut cari hesaptan dolayı davacının davalı taraftan 232.091,65 TL alacaklı olduğu, davacının, davalı yandan 65.493,22 USD kâr mahrumiyeti alacağı olduğu, dava tarihi itibari ile TL karşılığının 230.896,35 TL olacağı, davacının fazlaya dair hakkı saklı tutularak ürün alım taahhütnamesi uyarınca eksik kalan ürün miktarı için hesaplanan 65.489,00 USD kâr mahrumiyeti alacağının şimdilik 1.000,00 USD'lik kısmının, temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faiziyle beraber, davalıdan tahsilini talep ettiği belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; tüm sözleşme süresince kâr mahrumiyetinin 65.493,22 USD olacağının hesaplandığını, noter ihtarından sonraki süre için kâr mahrumiyet tutarının ise belirtildiğini, kâr mahrumiyet alacağının nasıl belirleneceğinin davalı şirketin imzalamış olduğu ürün alım taahhütnamesinde açıkça yer aldığını, eksik alım tutarının raporda belirlendiğini belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili dosyaya ibraz ettiği emsal kararlar doğrultusunda, mahkemenin ilk kararının yerinde olduğunu belirterek, ek rapor alınmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden, davacının noter ihtarından sonraki kalan sözleşme süresi için eksik alımları talep edebileceği tespiti ile talepte bağlı kalınarak kısmen kabul kararı verilmiştir. Gerekçede, sözleşmedeki asgari alım taahhüdünün ihlal edildiği, ihlal edilen dönem sonrası mal verilmeye devam olunmuş ise önceki dönem yönünden asgari alım taahhüdünün ihlaline ilişkin cezai şartın istenemeyeceği belirtilmiştir. Davacı vekili, sözleşme tarihi 17.05.2013 ile 17.05.2018 tarihleri arasındaki tüm sözleşme dönemine ilişkin eksik ürün alınması nedeniyle uğranılan zarar karşılığı cezai şart isteminde bulunmuştur. Sözleşme eki ürün alım taahhütnamesinde yer alan yıllık asgari alım taahhüdüne uymama hâlinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179/2. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğinde olduğu yerleşik içtihatlarda benimsenmiştir. (Yargıtay 19 HD 2018/3380 E-2019/5428 K).TBK'nin 179/2. maddesine göre; “Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden anlaşılacağı üzere, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Yasa borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi hâli için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nın 179/2. madde değil, 179/1. madde hükmü uygulanacaktır. Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hâllerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nın 179/2. madde hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hâl dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hâllerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler.Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4521 Esas, 2021/7202 Karar ve 16.12.2021 tarihli ilamında; "...Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şartın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesine ek olarak akdedilen ürün alım taahhütnamesinin g bendinde, davacının eksik alıma dayalı cezai şart alacağını yıl sonunda veya toplam olarak sözleşme süresinin sonunda isteyebileceği belirlenmiştir. Bu durumda TBK'nın 179/2 maddesine göre, bu cezai şart alacağının istenmesi bakımından artık ihtirazi kayda gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalının ilk akaryakıtı alım tarihi olarak kabul edilen 28.05.2014 tarihinden, dava tarihine kadar tamamlanmış birer yıllık süreler göz önünde bulundurularak hesaplanacak cezai şart alacağına hükmedilmesi gerekmekteyken, yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir...." ifadelerine yer verilmiştir (Benzer şekilde bknz: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2023/838 Esas. 2023/1131 Kararı) Şu hâlde, taraflar arasındaki sözleşme ve taahhüt hükümleri dikkate alındığında, davacı tarafça itirazı kayıt konulmaksızın ticari ilişkinin devam ettirilmiş olması hâlinde geçmiş yıllar için cezai şart alacağının talep edilemeyeceğine dair kabul şekli usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Zira yukarıda alıntı yapıldığı üzere, davacının bu ceza koşulunu, sözleşme süresinin sonunda dahi talep edebileceği kararlaştırıldığına göre, her yılın başlangıcında bir önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını saklı tuttuğunu bildirmesine gerek yoktur. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde tahakkuk eden ceza koşulu alacaklarını davacının talep edemeyeceğine dair gerekçe hukuka aykırı bulunduğundan, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile gerekçenin bu şekilde düzeltilmesi gerekmiştir. Zira eldeki dava kısmi dava olup davacının bakiye kısmı talep ettiğinde, eldeki karar gerekçesi taraflar bakımından bağlayıcı olacaktır. Davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Taraflar arasındaki sözleşme, süresi bitmeksizin davalı tarafça tek taraflı olarak fesih edilmiştir. Fesih, sürekli belirli ya da belirsiz süreli bir sözleşmenin derhal veya belirli bir sürenin geçmesi ile sona erdiren tek taraflı ve karşı tarafa ulaşması gerekli bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bayilik sözleşmesi sürekli borç doğuran sözleşmedir. Sürekli edimli sözleşmelerde, sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 126. maddesinde düzenleme mevcuttur. Söz konusu maddede; ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrütü halinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi sözleşmeyi fesh ederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Sözleşmenin feshi ile sözleşmenin ve sözleşmenin eki ürün alım taahhütnamesinde ileriye etkili olarak ortadan kalktığının kabulü gerekecektir. Sürekli edimli sözleşmelerde fesih halinde TBK'nın 126. maddesi gereğince erken sona erme nedeniyle zarar talep edilebilecektir. Davalı tarafın sözleşmeyi haksız feshettiği belirlenmiştir. Bu durumda davacının, bakiye sözleşme süresi için kâr mahrumiyeti karşılığı sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulunu talep edebilecektir. Zira taraflar, asgari alım taahhüdüne bağlı kâr mahrumiyeti karşılığı ceza koşulunu sözleşmenin tam süre için kararlaştırmışlardır. Bu nedenle, kâr mahrumiyeti zararının ayrıca hesaplanmasına gerek olmaksızın, ceza koşuluna göre alacağın belirlenmesi gerekir. İlk derece mahkemesince, fesih sonrası bakiye dönem için alacağa hükmedilmesi bu nedenlerle yerinde olmuş, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir. Zira davalı bayi tarafından imzalanan "ÜRÜN ALIM TAAHHÜTNAMESİ"nin (d) bendinde, "Anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın her ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip ... A.Ş. Tarafından aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceği..." kabul edilmiştir. Yani taraflar, sözleşme herhangi bir şekilde sona erdikten sonra da bakiye dönem için mahrum kalınan kâr karşılığı ceza koşulu kararlaştırılmış ve ceza koşulunun miktarının hesaplanmasında, davacının yeni bir bayilik açmak için gerekli sürenin dikkate alınmayacağını kararlaştırmışlardır. Davalının bu açık taahhüdü sözleşme özgürlüğü kapsamında yapılmış bir taahhüt olup tarafları bağlar. Bu nedenle, TBK'nın 114/2. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 52. maddesi uyarınca, davacının da kâr mahrumiyeti zararını azaltma yükümlülüğünün bulunduğu gerekçesiyle zarardan indirim yapılması söz konusu olmayacaktır. Bu durumda davacının; sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde asgari alım taahhüdünün ihlali nedeniyle 17.604,30 USD, sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi sonrasında bakiye sözleşme süresi için 47.888,92 USD olmak üzere toplam 65.493,22 USD alacağının bulunduğunun kabulü gerekmiştir. Davacı kısmi dava açmış olup davadaki talebi 1000 USD'dir. Bu nedenle davanın bu gerekçeyle kabulüne karar vermek gerekirken, davacının sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem için alacak talep edemeyeceğine dair gerekçenin isabetli olmadığı kanaatine varılmış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile karar gerekçesinin yukarıda açıklandığı şekilde düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesi yukarıda açıklanan şekilde düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yukarıda açıklanan gerekçeyle yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesi yukarıda açıklanan şekilde düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yukarıda açıklanan gerekçeyle yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın taleple bağlı kalınarak kabulü ile 1.000 USD alacağın, 15/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli 732,00 TL harçtan, davacı tarafından peşin yatırılan 60,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 671,76 TL harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 3.544,60 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 89,74 TL ilk gider, 3.000 TL bilirkişi ücreti, 200 TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 3.289,74 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-HMK'nın 333. maddesi uyarınca, taraflarca yatırılan gider ve delil avansları bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine, 6-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Taraflarca yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılıp Dairemizce yeniden hüküm kurulduğundan, taraflarca yatırılmış olan istinaf peşin karar harçlarının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince yatıran taraflara iadesine, b-Davacı tarafından harcanan 220,70 TL istinaf başvuru harcı ve 80,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 300,70 TL kanun yolu giderinin davalıdan alınarak davalıya verilmesine, c-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 29.01.2026 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.