11. Hukuk Dairesi 2012/17595 E. , 2013/10936 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.04.2012 tarih ve 2011/69-2012/178 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakla…
**11. Hukuk Dairesi 2012/17595 E. , 2013/10936 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.04.2012 tarih ve 2011/69-2012/178 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının, 25.02.2010 tarihine kadar müvekkil şirketin münferiden yetki ile müdürlüğünü yaptığını, bu esnada şirkete ait parayı kullanarak alınan taşınmazı adına tescil ettirdiğini ileri sürerek İstanbul İli, ...İlçesi,... Mahallesi, 1538 Ada, 2 Parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin evi, kendi birikimi ve ailesinin yardımı ile aldığını, şirket parasının kullanılmadığını, şirket ortağı olan eşi... ile müvekkili arasına görülen boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi davasında dahi evin edinilmiş mal olduğunun belirtildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının emniyet ifadesinde "evin parasının şirket hesabındaki paranın kendi hesabına yatırıldığını, ardından davaya konu dairenin bu para ile alındığını" ifade ettiği, evin alındığı tarihte şirket müdürü olduğu, taşınmazı alırken sözleşmeyi şirket adına aktetmediği ancak parasını şirket kaynaklarından ödediği, bunun vekalet görevinin kötüye kullanılması anlamına geldiği gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı şirket adına tesciline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dilekçesi, davalı adresine Tebligat Kanunu’nun 21'inci maddesi uyarınca tebliğ edilmiştir. Tebliğe ilişkin mazbatadan, davalı adresinin kapalı olması nedeniyle 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi uyarınca evrakın muhtara tebliğ edildiği, 2 numaralı haber kağıdının muhatabın kapısına yapıştırıldığı, ancak en yakın komşusu/kapıcısı/yöneticisine haber verilmediği, mahalle muhtarının imzasının alınmadığı anlaşılmaktadır. Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi uyarınca geçerli bir tebligattan söz edilebilmesi için, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılacak olanlardan hiç birinin gösterilen adreste bulunmaması, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, vs. tahkik ederek beyanlarının tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, tebliğ evrakının o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memuruna teslim edilmesi, 2 numaralı ihbar fişinin kapıya yapıştırılması, keyfiyetin en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilmesi gerekir. O halde, davalının adreste bulunmama sebebinin araştırılmaması ve buna ilişkin beyanların tebliğ tutağına yazılıp imzalatılmaması, adreste bulunmama nedeniyle tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşulardan birine, varsa yönetici veya kapıcıya bildirilmemesi karşısında dava dilekçesinin davalıya usulünce tebliğ edilmediği ve tebligatın Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca da yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, davalıya yapılan tebligatların usulsüz olduğunun ve davalının savunma hakkının kısıtlandığının kabulü gerekir. Öte yandan 1982 Anayasası'nın 36'ncı ve HUMK’nIn 73. maddelerine göre kural olarak; her davada duruşma yapılması ve tarafların bu duruşmaya usulüne uygun biçimde çağrılmaları zorunludur. Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın savunması yönündeki delilleri toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.