7. Hukuk Dairesi 2013/12352 E. , 2013/18655 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı ve davalının aşağıdaki bendlerin k…
**7. Hukuk Dairesi 2013/12352 E. , 2013/18655 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı ve davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalının sahibi olduğu His Kundura satış firmasında 10/01/2000 tarihinde ayakkabı ustası olarak çalışmaya başladığını, 30/06/2010 tarihine kadar aralıksız olarak çalıştığını, işveren tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak işten çıkarıldığını belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai, hafta tatili ile ulusal bayram genel tatil alacaklarının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının 15/02/2004 tarihinde işe başladığını, 31/03/2004 tarihinde zorunlu nedenlerden dolayı işten ayrılmak istediğini beyan ettiğini ve işinden ayrıldığını, daha sonra tekrar 05/10/2005 tarihinde işe başladığını, işyerinde 5 ay 26 gün çalıştığını ve 31/03/2006 tarihinde işten kendi isteği ile ayrıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, haklı fesih işverence ispatlanamadığından feshin haksız olduğu belirtilerek, bilirkişi raporu doğrultusunda kısmen kabule, fazla istemin reddine karar verilmiştir. Anayasanın 141'inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297'nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler gereğince yargıcın, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.