11. Hukuk Dairesi 2022/180 E. , 2023/3866 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/74 Esas, 2021/1167 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/238 E., 2019/362 K. Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar v…
**11. Hukuk Dairesi 2022/180 E. , 2023/3866 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/74 Esas, 2021/1167 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/238 E., 2019/362 K. Taraflar arasındaki Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Yıldız Holding’ten devraldığı "MİS" ibareli seri markalarının bulunduğunu, davalı şirketin ise bu markalarla benzer olan "mb mis+şekil" ibaresinin marka olarak tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2016/85434 numarası verilen başvuruya müvekkilince yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, zira müvekkili markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, emsal mahkeme kararlarının da bu yönde olduğunu, öte yandan müvekkili markalarının tanınmış marka olmaları nedeniyle de dava konusu başvurunun reddinin gerektiğini, davalı Şirket başvurusunun kötü niyetli bulunduğunu ileri sürerek YİDK'in 2018-M-3259 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve kanuna uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "mb mis+şekil " ibareli marka başvurusu ile davacının "MİS " asıl unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeler tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 556 sayılı Markanın Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibasın bulunmadığı, yine taraf marka işaretleri benzemediği gibi davacının tanınmış olduğu iddia edilen markasından haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususlarının somut delillerle kanıtlanmadığı, bu nedenle 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasındaki koşulların oluşmadığı, davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığının da somut delillerle kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava konusu emtia yönünden 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında karıştırılma olasılığı bulunmadığı kabul edilmiş ise de taraf markaları karşılaştırıldığında, davalı markasının müvekkili markaları ile benzerlik gösterdiğinin ve davalı markalarının tescil edildiği mal ve hizmetlerin de müvekkil markaları ile ilişkili olduğunun açık bulunduğunu, hitap edilen tüketici kesimi de aynı olduğundan tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali olduğunu, aksi yöndeki Mahkeme kararının yerinde olmadığını, Mahkeme kabulünün, marka hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu, davalı markası ile müvekkilinin “mis” ibareli seri markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğunu, öte yandan müvekkiline ait markaların tanınmış marka statüsünde olduklarını ve ilgili sicile de bu durumun kaydedildiğini, bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, yine Mahkeme kararının aksine davalı tarafın, dava konusu markayı tescil ettirirken kötü niyetli davrandığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin başvurusu kapsamında 35/1-4 alt sınıftaki hizmetlerle, 29, 30, 31 ve 32. sınıftaki malların satışına özgülenmiş 35/05. sınıftaki perakendecilik hizmetleri yer aldığı, davacının itirazına mesnet "MİS" asıl unsurlu markaların kapsamlarında ise 29,30,31 ve 32. sınıfta yer alan mallar bulunduğu, bir malı üretenin onu satması da ticari hayatın olağan akışı içerisinde doğal olduğundan, bu malların satışına ilişkin perakendecilik hizmetleri de malın üretimi ile doğrudan ilişkili olduğu, bu nedenle davacı şirketin söz konusu markaları kapsamındaki 29, 30, 31 ve 32. sınıf mallarla, bu malların satışına özgülenmiş perakendecilik hizmetleri arasında benzerlik bulunduğu, dosyada mevcut bilirkişi raporu ve gıda mühendisi tarafından yazılan karşı görüşten de anlaşıldığı üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru Bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Süt ve süt ürünleri (tereyağı dahil).Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. Hayvan yemleri. Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ile davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer alan malların ilişkili olduklarının açıklandığı, Dairece de yukarıda açıklanan nedenlerle bu değerlendirmeye itibar edildiği ve bu hizmetler yönünden emtia benzerliği koşulunun gerçekleştiğinin kabul edildiği, buna karşılık, başvuru kapsamında yer alan 35. sınıftaki "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar. Malt (insan tüketimi için olmayan) mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri yönünden ise böyle bir benzerlik söz konusu olmadığı, 35/1-4 alt sınıftaki hizmetler, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer almadığı gibi yukarıda belirtilen " İşlenmemiş tarım ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. Ormancılık ürünleri. Canlı hayvanlar (kuluçkalık yumurtalar, döllenmiş yumurtalar dahil). Canlı ve kurutulmuş bitkiler ve otlar.Malt (insan tüketimi için olmayan)." malları da, davacının itirazına mesnet markaların kapsamlarında yer almadığından, bu hizmetler yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmediği, marka işaretlerin karşılaştırılmasında davacı markalarının asli unsurlarını oluşturan "mis" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanılması, markalar arasında karıştırılma tehlikesine yol açacak nitelikte olduğu, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda, "MİS" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu açıklanmış ise de gıda ürünleri yönünden söz konusu ibarenin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu söylemenin mümkün olmadığı, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 25.06.2019 tarih, 2018/3146 E. ve 2019/4830 K. sayılı ilamında da "mis" ibaresinin gıda ürünleri yönünden ayırt edici olduğu kabul edilerek, "MİS" ibareli markalar ile "BAHÇE MİSS" ibareli başvuru arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu vurgulandığı, davacı tarafça marka başvurusuna itiraz aşamasında tanınmışlık vakıasına dayanılmadığından ve YİDK kararının iptali istemi ile açılan davaların, YİDK kararında tartışılan hususlarla sınırlı olarak görülmesi gerektiğinden, YİDK kararının iptali talebi yönünden davacının tanınmışlık iddiasının dinlenmesinin mümkün olmadığı, ancak davacı taraf, davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ettiğinden, marka hükümsüzlüğü istemli dava yönünden davacının tanınmışlığa dayalı iddiasının da değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda, dosyada mevcut gıda mühendisi bilirkişinin karşı görüşünde de açıklandığı üzere davacının "mis" ibareleri markaları "süt ve süt ürünleri" malları yönünden tanınmış olduğu, davacı markaları ile dava konusu başvuru arasındaki benzerliğin seviyesi, davacı markalarının tanınmışlık düzeyleri, davacı markalarının tanınmış olduğu "süt ve süt ürünleri" emtiası ile başvuru kapsamında yer alıp, yukarıda belirtilen hizmetler arasında hiçbir yakınlık bulunmaması, diğer bir deyişle başvuru kapsamındaki yukarıda belirtilen hizmetlerin, davacı markalarının tanınmış olduğu sektöre son derece uzak ve farklı olması gözetildiğinde, somut olayda 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası koşullarının gerçekleşmediği kanaatine varıldığı, ayrıca kötü niyet yönünden sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın kötü niyet olarak kabul edilemeyeceği, bunun dışında davalı Şirketin marka başvurusunu gerçekleştirirken kötü niyetli olarak hareket ettiğine dair de bir delilin bulunmadığı dikkate alındığında, davacı tarafın kötü niyet iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında benzerlik ve iltibas koşullarının oluşması için markalar arası görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, mal ve hizmetlerin benzerliği, önceki markanın ayırt edici niteliği, ihtilafa konu markanın baskın ve ayırt edici unsurları, markaların birbirini çağrıştırma durumu, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurlarının ve tamamlayıcı unsurlarının tamamının dikkate alınması gerektiğini, "MİS" ibaresinin yaygın olarak kullanıldığını ve ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, taraf markalarının bütünü itibariyle incelendiğinde birbirinden tamamen farklı olduğunu, markaları bölerek incelemenin marka hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili markasının asli unsur tali unsur olarak ayrılmaksızın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, taraf markaları arasında ortalama tüketicinin ayırdedeceği kadar fark olduğunu, iltibas tehlikesi oluşmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince bilirkişi raporuna itibar edilmediğini, oysaki bilirkişi raporundaki tespitlerin dosya kapsamına uygun olduğunu ileri sürerek ve resen tespit edilecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2..Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.