16. Ceza Dairesi 2019/1 E. , 2019/2097 K. "" I-TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.12.2018 tarih ve 2019/103934 Kanun Yararına Bozma sayılı yazısı ile; Silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/10/2018 tarihli ve 2018/39902 soruşturma, 2018/25471 esas, 2018/3142 sayılı iddianamenin iadesine…
**16. Ceza Dairesi 2019/1 E. , 2019/2097 K.** **"İçtihat Metni"** I-TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.12.2018 tarih ve 2019/103934 Kanun Yararına Bozma sayılı yazısı ile; Silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/10/2018 tarihli ve 2018/39902 soruşturma, 2018/25471 esas, 2018/3142 sayılı iddianamenin iadesine dair Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/10/2018 tarihli ve 2018/407 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2018 tarihli ve 2018/1156 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 karar sayılı ilâmında, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddî gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikâyete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkânının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere,