T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2121 Esas KARAR NO : 2025/2052 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/1119 D.İş- 2025/1047 Karar TARİHİ: 19/09/2025 TALEP: Delil Tespiti KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş ol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/2121 Esas KARAR NO : 2025/2052 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2025/1119 D.İş- 2025/1047 Karar TARİHİ: 19/09/2025 TALEP: Delil Tespiti KARAR TARİHİ: 08/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Talepte bulunan vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin bir dönem ortaklarından olduğu ... Giyim Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti. (VKN: ...) ile aleyhine delil tespiti istenen bankalar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi uyarınca verilen teminat senetlerine (bir veya birden fazla senede) şirket ortağı olması sebebiyle avalist/keşideci olarak imza attığını, akabinde müvekkilinin 24/06/2025 tarihinde Gaziosmanpaşa 7. Noterliği ... yevmiye no ve 24/06/2025 tarihli pay devri sözleşmesi ile şirketteki bütün paylarını şirket ortaklarından ...'ya borçsuz olarak devrederek şirket ortaklığından ayrılmış olup 04/07/2025 tarihli TTSG ile işbu durumun ilan edildiğini, müvekkilinin avalist/keşideci olarak imzaladığı işbu senetlerin aleyhine delil tespiti istenen bankalar uhdesinde bulunmakta olduğunu, tarafımızca her ne kadar işbu senetlerin durumunu saptamak, müvekkilinin yükümlülüğünü ve hukuki sorumluluğunu belirleyebilmek, var ise borç durumunu öğrenmek ve haklarını korumak amacıyla bankalardan senetlerin örneklerinin ibrazı istenmiş olsa da işbu senetler bankalar tarafından çeşitli gerekçelerle 3 ayı aşkın süredir taraflarına gösterilmemiş ve herhangi bir bilgi verilmeyerek süreç sürüncemede bırakılmış olup halen sürüncemede bırakılmaya da devam etmekte olduğunu, müvekkilinin hukuki sorumluluğunu takdir edebilmesi, açılacak davalarda delil olarak kullanılabilecek belgelerin tespiti, var ise borcun kapsam ve içeriğinin belirlenebilmesi açısından bu senetlerin incelenmesi, örneklerinin alınması ve içeriklerinin tespit edilmesi gerekmekte olduğunu, hukuki menfaatlerinin korunması, taraflarınca açılacak menfi tespit, senet iptali davası gibi davalar ile gelecekte açılabilecek olası bir icra takibi veya alacak davası gibi durumlara karşı hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından işbu tespitin hayati önem taşımakta olduğunu, senedin kambiyo vasfını taşıyıp taşımadığının da taraflarınca henüz bilinmediğinden gerekli yasal yollara da başvurulamamakta ve hukuki süreçlerinde başlatılamadığını beyan ederek HMK m. 400 ve devamı uyarınca delil tespitinin kabulüne, aleyhine delil tespiti istenen bankalara bir müzekkere yazılarak, müvekkilin avalist olarak imzasının bulunduğu tüm senetlerin bir suretinin mahkemeye ibrazının istenmesine, mahkemece gerekli görülür ise senetlerin tamamının bir uzman bilirkişi aracılığıyla incelenerek içeriğinin tespit edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 19/09/2025 tarih ve 2025/1119 D.İş- 2025/1047 Karar sayılı kararında;"Davacı vekilinin delil tespiti talebinin incelemesi sonucunda; HMK 400/2 gereği delil tespiti istenebilmesi için, delilin hemen tespit edilmemesi halinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dahilinde bulunmalıdır. Tespit isteyen tarafın tespit talebi ileride kaybolacak bir delil olmadığı aşikardır. Talep edenin yargılama sırasında bankadan istenebilecek nitelikte delili, delil tespiti ile talep ettiği görülmüş, bu nedenle sebebiyle delil tespiti talebinin reddine karar vermek gerekmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Delil Tespiti talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı talepte bulunan vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Talepte bulunan vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından istinaf kanun yolunun açık olduğu belirtilirken tamamen yanlış bir madde ve hatta yanlış bir kanunun dayanak yapıldığını, salt bu hususun dahi kararın kaldırılmasını gerektiğini, Yerel mahkeme istinaf kanun yolunu gösterirken İİK m.258/3'te düzenlenen ihtiyati haciz müessesesine dayandığını, oysaki talepelrinin HMK m.400 vd uyarınca düzenlenen delil tespitine ilişkin olduğunu, bu nedenle hükümde istinaf kanun yolu açık olduğu belirtilen delil tespiti talebinin reddi kararına karşı HMK'da düzenlenen istinaf maddesi değil, İİK'da düzenlenen ihtiyati haciz maddesinin gösterilmesinin hatalı olup kararın salt bu sebeple dahi kaldırılması gerektiğini beyan etmiştir. Yerel mahkemenin iki yönden delil tespiti taleplerini reddettiğini işbu iki gerekçenin de hem hukuki hem de maddi duruma son derece aykırı olduğunu, Tespiti istenen delillerin; müvekkilin avalist/keşideci olarak imzaladığı ve ... Bankası ve ... bulunan senetler olduğunu, müvekkilin, bahse konu şirket ortağı olduğu dönemde şirket adına mezkur bankalar ile imzalanan genel kredi sözleşmesi ve bu sözleşmenin teminatı olarak alınan senetlere imza attığını, imza attığı senetlerin adedini, senetlerin miktarını, vade tarihini ve diğer hiçbir unsurunu bilmediğini, Uygulamada bilindiği üzere bankaların, banka teamülleri uyarınca şirket yetkilileriyle genel kredi sözleşmesi imzalanmasının akabinde teminat senetlerini boş olarak aldığını, yalnızca şirket yetkililerine imza ettirdiklerini, Somut olayda da ... Bankası ile yapılan görüşmeler sonucunda kendileri tarafından 1 adet senet üzerine iptal şerhi düşüldüğünü ve bir nüshasının kendilerine verildiğini, buna karşın ... Bankası'nda dahi müvekkilin imzasının bulunduğu başka bir senedin olup olmadığının bilinmediğini, ... tarafından ise kendilerine herhangi bir senet nüshası vermek bir yana senetlerin görüntüsünün dahi gösterilmediğini, hiçbir bilgi verilmediğini, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.2/3 ile düzenlenen bilgi ve belge alma haklarına dahi engel olunduğunu,Avukatlık Kanunu m.2/3: "Yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüsleri, özel ve kamuya ait bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar avukatlara görevlerinin yerine getirilmesinde yardımcı olmak zorundadır. Kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, bu kurumlar avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür."Bu neticede müvekkilin hukuki sorumluluğunu tayin edebilmeleri, kanuni menfaatlerini gereği gibi koruyabilmeleri ve muhtemel hak kayıplarının önüne geçebilmeleri için geriye ancak ve ancak işbu senetlerin mahkeme tarafından delil tespiti ile ortaya çıkarılması kaldığını, Her ne kadar imza edilen senetlerin kaybolması gibi bir durum söz konusu değil ise de işbu senetlerin halihazırdaki durumu, söz gelimi senetlerin TTK m.776'da düzenlenen zorunlu unsurları taşıyıp taşımadığı ve bu neticede kambiyo vasfını taşıyıp taşımadığının dahi kendileri tarafından bilinmediğini, bankaların, uhdelerindeki imzalı senetlerin üstünü daha sonradan doldurarak hukuki süreç başlatmaları önünde şu an hiçbir engel bulunmadığını, bu durumun ortaya çıkarılabilmesi ve müvekkilin korunmaya değer menfaatinin gereği gibi sağlanabilmesinin tek yolunun işbu senetlerin tespit edilmesi olduğunu, Netice olarak mahkemece belirtilen şekilde her ne karar delil tespitine konu senetlerin kaybolması mümkün gözükmese de senetlerin halihazırdaki durumunun kaybolmamasının önünde hiçbir engel bulunmadığını, bankalar uhdesinde bulunan senetlerin mevcut durumunun sonradan değiştirilmesi, senedin zorunlu unsurlarının sonradan tamamlanarak senede kambiyo vasfı kazandırılmasının ihtimal dahilinde olup bu durumun önüne geçilebilmesi senetlerin mevcut hali ile tespit edilmesi olduğunu, bu yönüyle mahkemece ileri sürülen ilk gerekçenin hukuk ve hakkaniyete son derece aykırı olduğunu, Kendileri tarafından açılması muhtemel davalar ile kendileri tarafından açılacak davalar ve icra takipleri kapsamında hukuki sorumluluğunu tayin edebilmeleri için delil tespiti talep edildiğini, Bu yönüyle senette eksik unsur olup olmadığı, senedin kambiyo vasfı taşıyıp taşımadığı, senette borç altına girilen miktar, senedin vade tarihinin dahi kendileri tarafından bilinemediğini tam da bu hususun tespiti amacıyla delil tespiti talep edildiğini, Kendileri tarafından borcun içeriği ve kapsamının dahi bilinmediğini, bu haliyle meşru haklarının tayin edilemediğini, müvekkilin hukuki durumunun saptanamadığını ve kendileri tarafından hiçbir hukuki işlem başlatılamadığını, Kendileri tarafından bir menfi tespit davası açılacak olması halinde sorumlu oldukları borcun miktarını bilemedikleri ve bankaların tutumu sebebiyle bilebilecek durumda olmadıkları için harca esas değerin temin edilemeyeceğini, Bu neticede menfi tespit davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından tam da bu noktada senetlerin tespit edilmesi ve borç miktarının belirlenmesi noktasında korumaya değer hukuki menfaatleri bulunmadığını,Bunun dışında belirttikleri üzere mezkur senetlerin kambiyo vasfı taşıyıp taşımadığının bilinmediğini, yalnızca imza ile boş olarak alınan senetlerin sonradan üstünün doldurulması ve senede kambiyo senedi vasfı kazandırma eyleminin önünde hiçbir engel bulunmadığını, kendileri tarafından senet iptali davasının şartlarının oluşup oluşmadığının tayin edilebilmesi bankaların tutumu sebebiyle mümkün olmadığını, mahkemece tespit edilmesi gerektiğini, Netice olarak mahkemece belirtilen şekilde tespiti istenen senetlerin, her ne kadar yargılama sırasında mahkemeden istenebilecek deliller olsa da tarafımızca hukuken sorumlu olup olmadıkları, borcun miktarı, senetlerin kambiyo senedi vasfı taşıyıp taşımadığı dahil hiçbir hak ve borçlarını bilememeleri ve bilebilecek durumda olmamalarının kendileri tarafından dava açmalarının önünde engel teşkil ettiğini, Kendileri tarafından tam da bu noktada, meşru hak ve borçlarını tayin edebilmeleri, korunmaya değer hukuki menfaatleri olması halinde dava açmaları ve sair diğer hukuki yollara başvurabilmeleri için delil tespiti talebinde bulunulduğunu, Yerel mahkemenin delil tespiti talebinin reddi yönündeki kararı ile kendilerinin korunmaya değer menfaatinin ihlal edilmiş olup hak ve borçlarımızın ortaya çıkarılmasının yargı makamı tarafından sonuçsuz bırakıldığını, müvekkilin hukuki sorumluluğunun ortaya çıkarılması için tek yol yargı kararı olup mezkur senetlerin tespit edilmesinin hukuk ve hakkaniyetin gereği olduğunu beyanla, istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, aleyhine delil tespiti istenen bankalara bir müzekkere yazılarak, müvekkilin avalist olarak imzasının bulunduğu tüm senetlerin bir suretinin mahkemeye ibrazının istenmesine, mahkemece gerekli görülür ise senetlerin tamamının bir uzman bilirkişi aracılığıyla incelenerek içeriğinin tespit edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, HMK'nın 400 ila 405. maddelerinde düzenlenen delil tespitine ilişkindir. Mahkemece, talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.HMK'nın 341/1. maddesinde; "İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir." şeklinde yer alan düzenleme uyarınca, delil tespiti talebi hakkında verilen kararların nihai veya ihtiyati tedbir niteliğinde bir karar olmaması, HMK'da ayrıca delil tespiti talebi hakkında verilen kararlara karşı kanun yolunun gösterilmemiş olması sebebiyle Mahkemece verilen karar istinafa tabi kararlardan olmadığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 352. maddesi uyarınca usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 341. ve 352/1. maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.