11. Hukuk Dairesi 2023/4180 E. , 2024/6254 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/219 Esas, 2023/617 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/709 E., 2020/490 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafı…
**11. Hukuk Dairesi 2023/4180 E. , 2024/6254 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/219 Esas, 2023/617 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/709 E., 2020/490 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -KARAR- I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında "Yerli Ham Petrol Alım Satım Anlaşması" kapsamında ticaret yapıldığını, 6491 sayılı Türk Petrol Kanunu ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu (5015 sayılı Kanun) ile düzenlenmiş bir piyasada faaliyet gösterildiği için gerek ham petrol üreticileri bakımından gerekse rafineri şirketleri bakımından taraflar arasında sözleşme serbestisi çerçevesinde yapılmış bir anlaşmanın olduğundan bahsedilemeyeceğini, 5015 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde yerli ham petrolün fiyatının ne şekilde belirleneceğinin açıklandığını ve rafinericilere alım zorunluluğu getirildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 8 inci maddesinde fiyat düzenlenirken 5015 sayılı Kanunun 10 uncu maddesine atıf yapıldığını ve kanundaki değişikliklerin sözleşmeye aynen yansıtılacağının belirtildiğini, müvekkilinin itiraz konusu faturalar karşılığında aynı miktar ve evsaftaki yeni ham petrol için 5015 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde 22.02.2019 tarihli ve 30694 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 716 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında hesaplama şeklinin değiştirilmesi nedeniyle milyonlarca meblağ ilave ödeme yapmak zorunda kaldığını, öncesinde fiyat belirlenirken Ras Gharib ham petrol fiyatı emsal alınmaktayken yasal değişiklik ile daha değerli olan Arab Heavy ham petrol fiyatının emsal alınmaya başlandığını, değişiklikten önce navlun ücretinin yarısı fiyata ilave edilirken değişiklikle navlun ücretinin tamamının fiyata ilave edildiğini, yine daha önce boru hattı geçiş ücreti fiyatta dikkate alınmazken değişiklikle boru hattı geçiş ücretinin de fiyata eklendiğini, yasa değişikliğinin Anayasa'nın 2,10,13,35,48 inci maddelerine aykırı olduğunu belirterek Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi görülerek dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesini ve davalıya ihtirazı kayıtla ödenen meblağın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'sinin avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ham petrol üreticilerinin 7164 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi ile piyasa fiyatında yapılan değişiklikle uluslararası serbest piyasada oluşan fiyattan mallarını satma olanağına tekrar kavuştuğunu ve böylece üreticiye 1954 yılında verilen kazanılmış hakkı iade ettiğini, davacının 2019 yılında yapılan yasal değişiklikle hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesine aykırı hareket edildiğini iddia ettiğini, ancak davacının yerli ham petrolün piyasa fiyatı ile ilgili yasal düzenlemenin 2003 yılında ilk defa düzenlendiği varsayımı ile hukuki değerlendirme yaptığını, yerli ham petrolün piyasa fiyatı ile ilgili ilk düzenlemenin 1954 yılında olduğunu, 1954 yılından 2003 yılına kadar ilk düzenleme ile getirilen esasların korunduğunu, 2003 yılında 5015 sayılı Kanun ile yaklaşık 50 yıl korunan esasların yerli ham petrol üreticisinin aleyhine rafinerici lehine değiştirildiğini, 2003 yılında yapılan yasal değişiklik ile bozulan hukuki güvenilirlik ve belirlilik ilkesinin tekrar tesis edildiğini, sonuç olarak davacının 2003 yılında 5015 sayılı Kanun ilke piyasa fiyatında yapılan düzenleme ile rafinericilerin yerli ham petrol üreticilerinden uluslararası piyasada oluşan fiyat altında ham petrol satın alarak üreticiler aleyhine rafinericilerin haksız kazanç sağladığını, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanunun 31 inci maddesi ile bu haksızlığın giderildiğini, yerli ham petrol yatırımcısının 1954-2003 yılları arasındaki kazanılmış haklarının iade edildiğini, hak ve adaletin sağlandığını, davacı ile davalı arasında mevcut sözleşmeler gereğince ham petrolün fiyatının yeniden belirlendiğini ve davalı tarafından düzenlenen faturaların buna göre düzenlendiğini, faturaların TÜPRAŞ tarafından ödendiğini savunarak davacının Anayasa'ya aykırılık iddiasının reddi ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; petrol madeninin Türkiye Cumhuriyeti Devleti açısından stratejik bir ürün olduğu, ürünün fiyatının belirlenmesine yönelik yapılan yasa değişikliklerinde kamu yararının bulunduğu, öncesinde Mısır'da belirlenen Ras Gharib'e göre fiyat belirlemesi yapılırken Mısır'daki belirlemenin düzenli olmaması ve belirsizliğin ortadan kalkmaması nedeniyle kanun değişikliği ile sürekli yayın yapan Arap Heavy'e göre fiyat belirlemesinin yapıldığı, bu hususun her iki tarafı da korumaya yönelik olduğu, Arap Heavy petrolü daha değerli ise de satın alınan petrolün yoğunluğuna göre petrolün ücretinde indirim veya artış yapıldığı, piyasanın belirsizlikten çıkarak belirgin hale gelmesi için yapılan değişiklikte ölçüsüzlük bulunmadığı, davacının rafineride işlediği petrolün büyük kısmının yurt dışından ithal ettiği, yurt dışından ithal ettiği ürünlerin tamamına Suveyş Kanalı ve Botaş Boru hattı ücretlerini ödediği, bu ödemelere rağmen ürünlerden kâr ettiği, yurt içinden çıkan petrol madeninin ücretine bu taşıma ücretlerinin hiç yapılmasa dahi eklenmesinin tamamen yurt dışından gelen ürün ile yurt içindeki ürünü birbirine dengelemeye yönelik olduğu, davacının özelleştirme yapılırken tekel konumunda olup Türkiye'de çıkan petrolü alma konusundaki zorunluluğu bilerek özelleştirmeyi kabul ettiği, bu aşamada ileri sürülen hususların hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, açıklanan nedenlerle davacının yasa değişikliğinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasının yerinde görülmediği, davacının Anayasaya aykırılık dışında faturalardaki hesaplamalara itirazının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince; davacının istirdata konu fatura bedellerine ilişkin itirazı bulunmadığı, itirazının esas itibariyle faturaların düzenlenmesinde esas alınan yasal değişikliğin Anayasaya aykırı olduğuna yönelik olduğu, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunun 10 uncu maddesinde 22.02.2019 tarihinde yapılan değişikliğin Anayasaya aykırılık iddiası ile ilgili olarak Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesine başvuru yapıldığı, Anayasa Mahkemesinin 01.06.2022 tarih, 2021/128 E.- 2022/68 K. sayılı kararı ile ilgili yasal değişikliğin Anayasaya aykırı olmadığına karar verildiği, Mahkemece verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, fazla ödeme yapıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunun 10 uncu maddesinde 22.02.2019 tarihinde yapılan değişikliğin Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi olup olmadığı, davacı tarafından fazla ödeme yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunun 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.