T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2148 - 2025/2391 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2148 KARAR NO : 2025/2391 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2023 NUMARASI : 2023/83 E. - 2023/397 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2148 - 2025/2391 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2148 KARAR NO : 2025/2391 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2023 NUMARASI : 2023/83 E. - 2023/397 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/09/2023 tarih ve 2023/83 E. - 2023/397 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirketin 2021/150296 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna müvekkilinin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek itiraz ettiklerini, itirazın diğer davalı ... 2023-M-402 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, dava konusu marka ile müvekkilinin mesnet markaları arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu, her iki taraf markasının asli unsurunun "..." ibaresi olduğunu, başvurunun seri marka izlenimi taşıdığını, markanın müvekkilinin markalarıyla aynı sınıfta tescil ettirilmek istendiğini ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler." malları yönünden kısmen iptaline ve dava konusu markanın aynı mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliği bulunmayıp başvuruda esas unsur konumunda da olmadığını, tarafların farklı sektörde faaliyet gösterdiğini, emsal kararlarda tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğine vurgu yapıldığını, "..." kelimesinin davacının tekeline verilemeyeceğini, davanın kötüniyetli olarak açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu edilen mallar yönünden emtia benzerliğinin oluştuğu; taraf markalarında İngilizce "..." anlamına gelen "..." kelimesinin müşterek olarak yer aldığı, "..." ibaresinin, bir bakıma insanların ve diğer canlıların yaşam ortamını oluşturan en geniş ölçekli coğrafi yer adı olduğunun söylenebileceği; coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla, yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğunun kabulünün gerektiği, nitekim Yargıtay 11. HD'nin 04.06.2018 tarih, 2016/11850 E. - 2018/4241 K. sayılı ilamında da, aynı ilkelerin tekrar edildiği ve kötüniyetli yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesinin mümkün olduğunun kabul edildiği; somut olayda "..." anlamına gelen "..." sözcüğünün davaya konu emtialar bakımından ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, dava konusu marka başvurusu global olarak incelendiğinde; markada bulunan "..." sözcüğünün markanın bütünü içinde esaslı unsur olmadığı, markanın bir bütün olarak algılandığı, "..." ibaresinin İngilizce bir kelime dizisi olup Türkçe; "... gezgini" anlamına geldiği, daha önce davacıya ait itiraza mesnet markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan davaya konu emtiaların hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin, daha sonra davaya konu marka başvurusu ile karşılaştığında, davaya konu emtialardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı da kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı gerekçesiyle, YİDK kararının kısmen iptali isteminin reddine, dava konusu marka başvurusu tescil edilmediğinden markanın kısmen hükümsüzlüğü istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin kullanılmakta olduğu sektörde müvekkili tarafından maruf hale getirildiğini, ayırt ediciliğinin zayıf olmaktan çıktığını, davalı kurum tarafından önceki tarihli "..." ibareli marka başvurularının müvekkilinin markalarıyla benzer görüldüğünü, taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, başvurunun asli unsuru "..." ibaresi olup, "traveller" ibaresinin ayırt edicili olmadığından tek başına tescili mümkün olmayan bir kelime olduğunu, dava konusu markanın müvekkiline ait markaların serisi olarak algılanacağını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, istinafa cevap delikçesinde, müvekkili şirkete ait "2021/150296 sayılı marka tescil başvurusunun ve eğer tescil edilmiş ise markanın nihai kararın kesinleşmesine kadar 3. kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine" dair verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : 1-Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiği, davacının "..." ibareli mesnet markalarıyla davalının "..." ibareli başvurusu arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, zira, her ne kadar taraf markalarında "..." ibaresi ortak olarak yer almakta ise de, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20.05.2019 tarih ve 2018/2255 E.- 2019/3878 K. sayılı kararında "..." ibaresinin İngilizce karşılığı olan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunun kabul edildiği, zayıf ibareleri marka olarak seçenlerin bu ibarelere yapılan küçük değişiklerle başkaları tarafından kullanılmasına katlanmaları gerektiği, dava konusu başvuru da "... gezgini" anlamına gelmekte olup, dava konusu markanın davacının mesnet markalarından yeterince uzaklaştığı, dava konusu malların tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin de yüksek olduğu dikkate alındığında, tüketicilerin farklı bir ticari kaynaktan gelen farklı bir marka ile karşı karşıya olduklarını derhal ve ilk bakışta algılayacakları anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Davalı şirket vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin talebinin incelenmesine gelince; YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemi ile açılan işbu davada, dava konusu markanın yargılama sırasında üçüncü kişilere devri halinde taraf değişikliğine yol açılacağı ve bunun da yargılamanın uzamasına neden olacağı gözetildiğinde, dava konusu markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi yönünde verilen ihtiyati tedbir kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davalı şirket vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yönündeki talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı şirket vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yönündeki talebinin REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/12/2025 tarihinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair (1) numaralı hüküm yönünden HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık, davalı şirket vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yönündeki talebinin reddine dair (2) numaralı hüküm yönünden HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 05/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.