7. Hukuk Dairesi 2022/6522 E. , 2023/6254 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1358 E., 2022/1287 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/355 E., 2020/63 K. Taraflar arasındaki tapu iptali tescil, olmaz ise tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adli
**7. Hukuk Dairesi 2022/6522 E. , 2023/6254 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1358 E., 2022/1287 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/355 E., 2020/63 K. Taraflar arasındaki tapu iptali tescil, olmaz ise tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili firmanın hakim ortağı ... ile davalılardan Nizamedin'in uzun yıllardır arkadaş ve akraba olduklarını, müvekkili ile davalı ...'in dava konusu 480 ada 10 parselde kayıtlı 1,3 ve 4 No.lu büroları davalı ...'dan alımı konusunda anlaştığını, müvekkili firmanın o tarihte ekonomik sıkıntıları nedeniyle taşınmazların inandığı ve güvendiği, arkadaşı ve akrabası olan ... adına tescil edilmesinde mutabık kalındığını, anlaşma gereği müvekkilinin davalı ... adına bir adet bloke çek keşide edeceğini, çekin tescil ile taşınmazlar bayiine teslim edileceğini, müvekkilinin taşınmazın bayii davalı ... lehine 2.777.500 TL bedelli çeki tapunun devredileceği tarih olan 06/02/2015 tarihli olarak keşide ederek taşınmazın bayiine teslim edildiğini, 2.777.500 TL meblağlı çekin davalı ...'e ödendiğini, mülkiyeti gerçekte müvekkiline ait taşınmazın halen davalı adına kayıtlı olduğunu defalarca taşınmazın iadesi yahut satılarak bedelinin verilmesi istenmişse de netice elde edilmediğini, davalının kötüniyetli davranarak taşınmazı yahut bedelini iadeden kaçındığını, taşınmazın müvekkili adına tesciline, olmaz ise dava tarihi itibariyle hesaplanacak bedel üzerinden iadeye ve yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; davacı tarafın davasını ortada bulunmayan inanç sözleşmesine dayandırdığını, olay örgüsünün tamamen kurgusal olduğunu, inançlı işlem nedeniyle iade, tazminat veya sözleşmenin feshini isteyen tarafın Medeni Kanun'un 6 ncı maddesi uyarınca iddiasını ve edimini yerine getirdiğini kanıtlamak durumunda olduğunu, mahkemenin, karşılıklı edimlerin yerine getirilip getirilmediğini belirledikten sonra tazminat ve iadeye hükmetmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili, davacı ile kayıt maliki diğer davalı arasındaki davaya konu 10 sayılı parselde kayıtlı toplam 5 adet taşınmazdan 1, 3 ve 4 No.lu bağımsız bölümün eski maliki olduğunu, müvekkilinin eski eşi ...'ın söz konusu bağımsız bölümlerin satışını vekaleten gerçekleştirdiğini, müvekkili ve eski eşinin davacı ve diğer davalı arasındaki kişisel ve ticari ilişkiden bilgisinin bulunmadığını, adı geçen şirketi de tanımadığını belirterek hukuki dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı ... 'ye karşı açılan davanın husumet yokluğundan, diğer davalıya karşı açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir. 2. Mahkemece,''.... davacı taraf her ne kadar iddiasını inançlı işleme dayandırmakta ise de davacının davaya konu taşınmazda hiç malik olmadığı, taşınmazın bedelini kendisi yatırmak suretiyle ancak malik olarak gözükmek istemediği için güvendiği davalı ...'in işlem tesis ettiğini ileri sürmekte bu şekilde iddianın ileri sürülüş biçimine göre davanın nam-ı müstear olarak yapılan satış işlemine dayalı tapu iptali ve tescil terditli olarak taşınmaz bedelinin iadesi istemine yönelik olduğunu ,davalılardan ... taşınmazın eski maliki olup iddiaya konu işlemi bildiği ya da bilmesi gerektiği de ileri sürülmüş olmayıp bu davalıya karşı açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı tarafça da dosyaya sunulan davalı savunmasına da esas teşkil eden 14/07/2015 tarihli "Tutanaktır" başlıklı protokol içeriğinden ve tanık anlatımlarından, davacı tarafla davalı ...'in şirket ortağı olması konusunda anlaştıkları, daha sonra devredilen %25 hisseyi şirketin münferiden yetkili ortağı ...'nin geri aldığı, tarafların birbirinden hak ve alacağının kalmadığı, Ziraat Bankasına ait 1.000.000,00 Euro bedelli bloke çekin bulunduğunun ve çek ile ödenen 800.000 Euronun hisse karşılığı olduğunun tutanakta belirtildiği, davaya konu taşınmazlardan bahsedilmediği, dava konusu 1,3 ve 4 No.lu bağımsız bölümler dışında davalı ...'in dava dışı ... adına kayıtlı aynı yerde bulunan 2 No.lu bağımsız bölümü 887.500,00 TL, 5 No.lu bağımsız bölümü 500.000,00 TL bedel ile satın aldığı, davalının taşınmazlarla ilgili belediye başkanlığına da çeşitli başvurularda bulunduğu, bu haliyle davacı tarafça düzenlenen çekin davacı ile davalı ... arasındaki alacak ilişkisi nedeniyle davalıya verildiği anlaşılmakta olup sunulan tutanağın ve şirket muhasebe kayıtlarının yazılı delil başlangıcı olarak nam-ı müstear işleminin ispatına yarar olmadığı, başkaca ispata elverişli delil de sunulmadığı...'' gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; mahkemenin ihtilafın nitelendirilmesinde ve delillerin değerlendirilmesinde hataya düştüğünü, otel işletmeciliği yapmak isteyen tarafların İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde kain, tapunun 480 ada 10 parselinde kayıtlı taşınmazı, otel işletmeciliği yapmak amacıyla satın almaya karar verdiğini, satış işlemlerini davalı ...'in takip ettiğini, 06.02.2015 günü taşınmazdaki 3 adet bağımsız bölümün müvekkili hesabına davalı ... tarafından satın alındığını, taraflar arasındaki güven, akrabalık ve anlaşma gereğince de gerçekte müvekkiline ait 3 adet taşınmazın davalı ... adına tapuya tescil edildiğini, 2. 3 adet bağımsız bölümün bedelinin müvekkilince Ziraat Bankası ... Şubesi’ne ait seri no:0153585, keşide tarihi: 06.02.2015 ve 2.777.500 TL meblağlı, keşidecisinin müvekkili olduğu çekle, tapuda işlem yapıldığı gün satıcı ve taşınmazların maliki olan ... hesabına yatırıldığını, 3. Davalı ... tarafından sunulan 14.07.2015 tarihli “Tutanaktır” isimli belgeyle bu belge içeriğindeki vakıaların dava ile ilgisinin olmadığını, 4. Davalı ...’in taşınmazla ilgili idari mercilere ve resmi makamlara başvurması, vergisel yükümlülükleri yerine getirmesi, dava konusu taşınmaza komşu başka bir taşınmazı satın almasının müvekkiline ait olan 3 adet taşınmazın da maliki olduğunun kanıtı olamayacağı gibi hükme de esas alınamayacağını, 5. Hükmün eksik inceleme ile tesis edildiğini, 6. Müvekkilinin açılmış davada hukuki yararı bulunduğunu ve iyi niyetli olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/01/2020 tarihli ve 2016/355 Esas, 2020/63 sayılı Kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesince ; "Tutanak" başlıklı belgenin delil niteliği ile dava dilekçesine ekli olarak ibraz edildiği 14/07/2015 tarihli belge metni incelendiğinde; içerisinde dava konusu taşınmazlara ilişkin hüküm içermediği, davacının yukarıda açıklanan şekilde yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge sunmadığı, dava dilekçesinde "...vs. sair deliller..." ibaresinin bulunduğu, açıkça yemin deliline dayanıldığının belirtilmediği anlaşılmakla, talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf talep dilekçesinde belirttiği nedenlere dayanarak hükmü temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil olmaz ise tazminat istemine istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır. İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir ... ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme ... sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14-516 E. 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.) 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine , Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.