11. Hukuk Dairesi 2008/13820 E. , 2010/5449 K. "" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.05.2007 tarih ve 2007/150-2008/269 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakla…
**11. Hukuk Dairesi 2008/13820 E. , 2010/5449 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23.05.2007 tarih ve 2007/150-2008/269 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının müvekkilince verilen çeşitli kargo hizmeti bedellerini ödemediğini, tahsiline yönelik başlatılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın yetki ve esas yönünden reddini savunmuş, kötüniyet tazminatı isteminde bulunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, taraflar arasındaki sözleşme hükmüne göre gönderilenin taşıma ücretini ödemediği yönünde bir kanıtın bulunmadığı, davacı taşıyıcının taşıma konusu eşya üzerinde hapis yada rehin hakkını kullanmadığı, tarafların serbest iradeleri ile kararlaştırdıkları koşulun gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın ve davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, davacı taşıyan tarafından davalı taşıtana verilen kargo hizmet bedelinin tahsiline yönelik başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme koşulunun gerçeklemediği sonucuna varılarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir. Oysa, taraflar arasında mevcut 30.6.2006 tarihli sözleşmenin ödemeli gönderiler başlıklı maddesi, ödemeli gönderi hizmetinin yanlızca yurt dışı hizmetlerinde mevcut olduğu ve yurt dışı alıcılarının ödemeli gönderi bedellerini (gönderiyi teslim alsın veya almasın) ödemeyi kabul etmemesi halinde davalının, davacının ilk isteminde standart fiyat listesinden ödemeyi kabul ve taahhüt edeceği hükmünü haiz olup, bu bağlamda, davacı taşıyan tarafından davalı taşıtana dava konusu taşıma hizmetinin verildiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı gibi ödemeli gönderi bedellerinin dava dışı alıcılar tarafından ödendiği davalı tarafından esasen savunulmamıştır. Bu durumda, mahkemece, dava dışı ödemeli gönderi alıcıları tarafından davacıya navlun ücretinin ödendiğine yönelik ispat yükünün davalıda olduğu ilke olarak kabul edilmek ve sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken anılan sözleşme hükmü yanılgılı değerlendirilmek ve üstelik ispat külfeti de ters çevrilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.