T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/627 Esas KARAR NO : 2025/2033 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/732 Esas - 2023/47 Karar TARİH: 24/01/2023 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/202 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf ka…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/627 Esas KARAR NO : 2025/2033 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/732 Esas - 2023/47 Karar TARİH: 24/01/2023 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/12/202 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile dava dışı ... arasında imzalanmış olan ve İstanbul 8. Noterliğince tasdik edilen 20/07/2012 tarih, ... yevmiye numaralı "Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi" gereğince müvekkilinin ... Dış Ticaret Ltd. Şti. isimli şirketteki 45 adet paya karşılık olan 1.125.000,00 TL hissesinin tamamı "Şirketin tüm mali, cezai doğmuş ve doğacak olan tüm ceza ve hukuki yaptırımları kapsamak üzere hukuki ve mali yükümlülükleri ile birlikte dava dışı ...'e devredildiğini, bu sözleşme hükümleri uyarınca 20/07/2012 tarihinden itibaren müvekkilinin ... Dış Ticaret Ltd. Şti.'ndeki ortaklığı esasında sona ermiş olup söz konusu şirketin ortaklarından biride İstanbul Ticaret Odası kayıtlarından da görüleceği üzere davalı ... olduğunu, davalı ..., bahse konu şirketin 375.000,00 TL miktarındaki sermayesini uhdesinde bulundurduğunu, Hisse Devir Sözleşmesinin imza altına alınmasının neticesinde davalı ... İpek, dava dışı ... ile birlikte şirketin kamusal ve özel nitelikteki bütün borçlarından müteselsilen sorumlu olduğunu, hisse devrine ilişkin noter onaylı sözleşme imzalanmakla birlikte, şirket ortaklar kurulunun toplanması için müvekkili tarafından yapılan çağrıların bugüne kadar sonuçsuz kaldığı ve diğer ortakların toplantıya katılmamalarından dolayı şirket ortaklar kurulu toplanamadığını; hisse devri sözleşmesinin ortaklar kurulu kararı ile onaylanması mümkün olamadığını, yani ortaklar kurulunun toplanıp hisse devri konusunda karar alamaması diğer ortakların toplantı davetine kayıtsız kalmalarından kaynaklandığını, şirket ortaklar kurulunun toplanamaması nedeniyle ikame edilecek dava hakları saklı olduğunu, her ne kadar ortaklar kurulunca bu konuda bir karar alınamadığı için, hisse devrinin Ticaret Sicilde tescili yapılamamış ise de; müvekkili ile dava dışı ... arasında akdedilen sözleşme hükümlerinin iç ilişki bakımından geçerli olduğunu, yani bu sözleşme hükümleri çerçevesinde davalı ortak ile birlikte, dava dışı ...'in, müvekkilinin halen kağıt üzerinde ortak olarak göründüğü şirketin kamuya olan borçları dahil bütün borçlarından dolayı sorumluluğu üzerine aldığının kabulü gerektiğini, ... Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin vadesi gelmiş olan tüm vergi borçlan müvekkili ... tarafından 7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde İstanbul Vergi Dairesi Hocapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü nezdinde yapılandırılmış olup, davalının şirketin ortağı olması ve tahakkuk eden vergi borçlarından dolayı sorumlu olması nedeni ile davalıya Beyoğlu 16. Noterliğinin 25/02/2021 tarih, 04282 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, keşide edilen işbu ihtarname ile davalıya, 7256 sayılı Kanunla mükelleflere tanınan yapılandırmaya ilişkin kolaylıklardan yararlanıldığını, bu suretle 3.537.130,14 TL tutarındaki alacağın tahsilinden vazgeçilmesinin sağlanacağını; ancak bu indirimden yararlanılabilmesi için yapılandırılan taksitlerin zamanında ödenmesi gerektiğini, ayrıca yapılandırılan tüm borcun ilk taksit ödeme süresi olan 28/02/2021 tarihine kadar defaten ödenecek olması halinde ödenmesi gerekli olan toplam borç miktarının 1.168.028,96 TL olduğu belirtilerek; şirket hissedarı olmasından dolayı 28/02/2021 tarihine kadar toplam 1.168.028,96 TL tutarlı borcun ilgili vergi dairesine ödenmesi; söz konusu borcun müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınması halinde ödenecek meblağların davalıya rücu edileceği hususlarının ihtar edildiğini, bu ihtarname davalıya 01/03/2021 tarihinde tebliğ edilmiş ancak davalı yan yapılandırma kapsamında ödemekle yükümlü olduğu vergi borcunu ödemekten imtina ettiğinden, yapılandırılan borcun tamamını 26/02/2021 tarihinde müvekkili ... ödemek zorunda kaldığını, davalı yan şirket ortağı olması nedeniyle şirket adına tahakkuk eden vergi borçlarından dolayı sorumlu olduğu ve fakat ortaklar kurulu kararı alınamaması nedeniyle sicil kayıtlarında halen müvekkilinin ortak olarak görünmesinden dolayı alacaklı vergi dairesi nazarında borçlu sıfatına sahip olması nedeniyle bu borç müvekkili tarafından ödendiğini, ancak müvekkili ile dava dışı ... arasında imzalanan sözleşme hükümlerine göre, müvekkili esasında davalının ve dava dışı ...'in ödemekle yükümlü olduğu bir meblağı ödemek zorunda kaldığından ve bu nispette davalı yan, müvekkili aleyhine sebepsiz zenginleştiğinden, iç ilişkide müvekkilinin davalıya rücu hakkı doğduğunu, bu nedenledir ki davalı aleyhine söz konusu rücu hakkı kapsamında, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak icra takibi başlatıldığını; ancak davalı tarafça işbu takibe kötü niyetle itiraz edildiğini, davalı, 20/07/2012 tarihli Hisse Devri Sözleşmesi ve şirket ortağı olması nedeniyle müvekkilinin alacağı olmasına rağmen aleyhine yapılan takibe kötü niyetle itiraz etmiş bulunduğunu, davalı, müvekkili şirketi zor durumda bırakarak alacağını tahsilde gecikmelere neden olmasından dolayı müvekkilinin mağduriyetinin bir an önce önlenmesi amacıyla iş bu davanın ikame edilmesi zarureti hâsıl olduğunu, ayrıca huzurdaki davanın açılmasından önce taraflarınca zorunlu arabuluculuk kapsamında arabulucuya başvurulduğunu, davalı ile anlaşma sağlanamadığını, arz ve izahına çalışılan nedenler ile fazlaya ilişkin her türlü dava, takip ve şikâyet hakları saklı kalmak kaydı ile; davalının İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün ...E. sayılı dosyasına sundukları haksız ve hukuki dayanaktan yoksun itirazının iptali ile takibin devamına, davalının asıl alacağın % 20'sinden az olmamak kaydı ile icra inkâr tazminatına mahkûmiyetine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 20.07.2012 tarihli Hisse Devir Sözleşmesinin hukuken geçerliliği bulunmamakta olup, davacının halen şirkette ortak olduğunu, müvekkilinin Şubat 2008 tarihi itibariyle şirketle fiilen ilişkisi kesilmiş olup, Ticaret Odası kayıtlarında halen ortak görünmesinin sebebinin, davacı tarafça yapılması gereken bildirimin yapılmadığından kaynaklandığını, bahsi geçen vergi borçlarının tamamının davacının eylemleri neticesinde doğmuş olup, müvekkilinden talep edilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, davacı, müvekkilinin çıkma payının ödenmesini istemediğinden, kendi eylemleri ile sebep olduğunu, şirkete ait vergi borçlarını müvekkilinden talep ettiğini, açıklanan hususların davacı tarafından çok iyi bilinmesine rağmen tamamen kötüniyetli ve haksız olarak müvekkili aleyhine icra takibi başlatılması sebebiyle davacı tarafın kötü niyetli olarak açtığı işbu davanın reddi gerektiğini, açıklanan sebeplerle, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından haksız ve mesnetsiz davanın reddine, davacının haksız ve tutarsız icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/01/2023 tarih ve 2021/732 Esas - 2023/47 Karar sayılı kararında;"Dava; İİK. 67. maddesine dayalı itirazın iptali davasıdır.....Tarafların iddia ve savunmaları , mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller , aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı yapılan değerlendirme sonucu ; Kamu alacağından dolayı, limited şirket müdürlerinin şahsi mal varlıklarına karşı icra takibi açılabilmesi, kamu alacağının şirketten tahsili imkanınının kalmaması halinde mümkün olduğu limited şirketlerde şirketten tahsil imkanı kalmadığı saptanan kamu alacağının öncelikle kanuni temsilcilerin mal varlığından aranılması, kanuni temsilcilerin mal varlıklarından da tahsil edilememesi halinde ise sermaye hissesi ile sınırlı olmak üzere ortaklardan tahsili yoluna gidilmesi süreçlerinin takibi yoluna gidilmesi hukuki bir zorunluluk olduğu , davalının 2008 Şubat itibariyle fiilen şirket ile ilişkisini koparması, 08.04.2010 tarihinde de şirketin fesih ve tasfiyesi davası açması, şirketin müdürlük görevinin davacı tarafından yürütülmesi, davacının yukarıda anılan görevleri uyarınca kamu borçlarının ödenmesinden öncelikli olarak yetkili ve sorumlu olması, davalının çıkma payı hesaplanırken şirketin tüm borçlarının dolayısıyla da kamu borçlarının da dikkate alınması, şirketin kamuya borçlanması ve gayri faal hale gelmesinde şirket müdürü olarak görev yapan davacının sorumlu olması, davalının herhangi bir kusurunun bulunmaması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu kamu borçlarından dolayı davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği hususlarının bilirkişi raporuyla tespit edildiği , Davacı yan 01/11/2022 tarihli celsede yemin deliline dayanmak istediklerini beyan etmiş, delilleri arasında açıkça yemin deliline de dayandığından Davacı vekiline yemin metnini hazırlayıp sunması için mahkememizce süre verilmiş sunulan yemin metni davalıya tebliğ edilmiş, davalıya 24/01/2023 tarihli celsede yemin eda ettirilmiş, tüm dosya içeriğinden hükme dayanak esas teşkil eden dosya kapsamına uygun bilirkişi raporu, davalının şirketin vergi borçlarından dolayı ortak sıfatıyla herhangi bir sıfatımın bulunmadığı, davacı yanca rücu talebiyle aleyhine İstanbul 8. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasıyla başlatılmış olan icra takibine konu edilen şekliyle davacıya 25.000 TL borcu olmadığı yönünde yemin ettiği tesbit edilmiş davanın reddine ilişkin aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-)Açılan davanın REDDİNE,2-)Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin gerekçeli kararında dosyada mübrez bilirkişi raporundaki hususların aynen tekrar edilerek bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verildiğini; mahkeme kararının gerekçesinin kanuna uygun olarak yazılmadığını, Öte yandan her ne kadar yerel mahkemece dosyada mübrez bilirkişi raporuna atıf yapılmış ise de bilirkişi raporunun birçok hatalı ve hukuka aykırı hususlar içermekte olduğunu ve kabule şayan olmadığını; bilirkişi raporunda müvekkili ...’in şirketteki müdürlük görevi süresinin 06/01/2015 tarihinde sona erdiği, bu durumda 06/01/2015 tarihinden sonra şirketin sevk ve idaresinin TTK’nun emredici hükümlerinin gözetilerek şirketin gerekli ve acil işleri (bu kapsamda vergi borcunun ödenmesinin de sayıldığı belirtilmiştir.) için görev yapmaya devam edeceği yönünde doktrinde genel kabul bulunduğunun belirtildiğini; bilirkişinin bu değerlendirmesine kısmen katılmakla birlikte, burada önemli olan hususun, müvekkili her ne kadar sicil kayıtlarında 06/01/2015 tarihine kadar şirket müdürü olarak görünmekte ise de, müvekkilin kardeşi olan Hasan İpek’in müvekkile ve müvekkilin o dönem yetkilisi olduğu ... Dış Tic. Ltd. Şti.’ne yönelik haksız ve suç teşkil eden eylemlerde bulunması ile başlayıp, 2012 yılında müvekkilin şirket hisselerini ...’e devretmesi ile neticelenen süreç sonunda, bahse konu şirketle fiilen herhangi bir bağlantısı kalmadığını, Şirketin bütün ticari defterleri, fatura ve sair muhasebe evrakının tümü, ...tarafından kurulan ... Dış Tic. A.Ş’ye aktarıldığını; bu süreçten sonra müvekkilin limited şirketin yönetimi ve temsili ile bir işi kalmadığını ancak, sicil kayıtlarında halen şirket ortağı olarak gözükmesi nedeniyle, hem kendisinin hem de davalı şirket ortağının haklı menfaatini gözeterek, 7256 sayılı Kanun kapsamında şirket borçlarının yapılandırılması için başvuruda bulunduğunu ancak, müvekkilin salt Yapılandırma Kanununun sağladığı indirim ve sair olanaklardan yararlanmak amacıyla vergi dairesi nezdinde şirket borçlarını yapılandırması, bu şirketin fiili idaresini elinde bulundurduğu ve şirket müdürü olarak görev yapmaya devam etmek istemesi şeklinde yorumlanamayacağını, Bilirkişi raporu raporunda müvekkili tarafından vergi dairesi nezdinde gerçekleştirilen yapılandırma işleminin şirketin yararına olduğunu ortaya koymakta olduğunu, Bilirkişi raporunun 15.sayfasında yer alan “nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişi değerlendirmesi” başlıklı kısmın hemen altında yer alan değerlendirmeler ise hukuka aykırı olduğu gibi, gerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve gerekse Bilirkişilik Kanununun ilgili hükümleri gereğince, bilirkişilerin hukuki konular hakkında mütalaada bulunmalarını yasaklayan düzenlemelere de aykırı olduğunu;Bilirkişi raporunda davalının 2008 Şubat itibariyle fiilen şirket ile ilişkisini kopardığı konusunda bir ihtilaf bulunmadığına ilişkin tespitin hatalı olduğunu; davalının 2008 yılında şirketle ilişkisini kopardığı iddiasının taraflarınca kabul edilmemekte olduğunu; önceki beyanlarının hiçbirinde davalının bu soyut ve mesnetsiz iddiasını açık yahut örtülü olarak kabul ettikleri anlamına gelecek bir beyanda da bulunulmadığını; aksine, davalının, halen şirkete ait sicil kayıtlarında şirket ortağı olarak gözükmeye devam ettiğini ve müvekkile, şirket ortaklığından çıkma hususunda bir irade açıklamasında bu zamana değin bulunmadığını vurguladıklarını; öte yandan davalı tarafından şirketin feshi istemi ile açılan davadan verilen ortaklıktan çıkarılmaya ilişkin karar kesinleşmediğinden bu kararın uygulanma olanağının bu aşamada olmadığını; davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına dair mahkeme kararı kesinleşse bile bu karar ileriye yönelik olarak sonuç doğuracağını; müvekkilin, yapılandırma gereği vergi dairesine ödemede bulunduğu ve bu kapsamda davalıya rücu hakkının doğduğu tarih itibariyle, davalının şirket ortaklığından çıkarılmasına ilişkin karar henüz kesinleşmediğini; dolayısıyla davalı şirket ortağının, şirketin ödenmeyen vergi borçlarından, şirket hissesi nispetinde sorumlu olduğunu, Öte yandan bilirkişi raporunda, limited şirketlerde şirketten tahsil imkanı kalmadığı saptanan kamu alacağının öncelikle kanuni temsilcilerin malvarlığından aranılması, kanuni temsilcilerin malvarlıklarından da tahsil edilememesi halinde ise sermaye hissesi ile sınırlı olmak üzere ortaklardan tahsili yoluna gidilmesinin hukuki zorunluluk olduğuna ilişkin değerlendirmenin de hatalı ve hukuka aykırı olduğunu; Limited şirket ortaklarının amme borçlarından sorumluluğunun kaynağının 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35.maddesinin 1.fıkrasında düzenlendiğini, “Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar."Bu kapsamda limited şirketin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacakları, hisseleri oranında doğrudan doğruya ortakların şahsi malvarlıklarından Kanun hükümlerine göre tahsil edileceğini, 6183 sayılı Kanunun 35.maddesi, limited şirket ortaklarının kamu borçlarından dolayı sorumluluğunu hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak derecede açık bir biçimde düzenlediğini; buna göre şirket ortakları ödenmeyen kamu borçlarından, kanuni temsilci sıfatını haiz olsun yahut olmasın hisseleri nispetinde sorumlu olduğunu; bilirkişi raporunda ifade edildiğinin aksine, kamu alacağının öncelikle şirkette kanuni temsilci sıfatını haiz kişilerden tahsil edilmesi gerektiğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamakta olduğunu; şirketin ödenmeyen vergi borçlarından sorumlu tutulabilmesi için, kusurlu olması gibi bir şartın 6183 sayılı Kanundaki ilgili düzenlemede yer almamakta olduğunu, Bilirkişilerin, ortakların vergi borçlarından sorumlu olmaları konusunda kusur şartının aranmadığını bilmemesi şayet hukuki bilgisizlikten kaynaklanmıyorsa, iyi niyetli olmayan bir yaklaşımın tezahürü olduğu ve tarafsızlıklarına gölge düşürdükleri bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemesi gerekmekte olduğunu; netice itibariyle davalı ...'in halen ... isimli şirketin ortağı olup, şirketin vergi borçlarından dolayı sorumluluğunun devam etmekte olduğunu; dolayısıyla müvekkili ... tarafından şirkete ait vergi borçlarının ödenmiş olması nedeniyle iç ilişkide davalıya rücu hakkı doğmuş olup bu hak kapsamında davalı aleyhine icra takibine girişilmesine bir hukuka aykırılık bulunmadığından davanın kabulü ile davaya konu icra takibine vaki borçlu itirazının iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen nedenler ile resen dikkate alınacak olan gerekçelerle İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2021/732 E. 2023/47 K. sayılı ilamı usul ve yasaya aykırı olduğundan bu karara ilişkin olarak öncelikle tehiri icra kararı verilmesini ve yapılacak olan istinaf incelemesi sonunda da usul ve yasaya aykırı bu kararın kaldırılarak haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; limited şirket ortağı tarafından şirkete ait olup ödenen vergi borcunun davalı ortaktan payı oranında rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkin olup, Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili, dava dışı ... Dış Ticaret Ltd.Şti.'ndeki hissesini dava dışı ...'e İstanbul 8. Noterliği'nin 20/07/2012 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile devrettiğini, ancak davacının çağrısına rağmen ortaklar kurulunun toplanamaması sebebiyle devrin pay defterine kaydedilemediğini, dava dışı şirketin vergi borçlarının davacı tarafından ödendiğini, söz konusu vergi borcundan davalının da şirketin diğer ortağı olması sebebiyle sorumlu olduğunu ileri sürerek iş bu davayı açmıştır. Davacı tarafından davalı şirketteki hisselerinin devredildiği iddia edilmiş ise de, dava dışı şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde davacının davalı şirkette % 75 oranında, davalının ise % 25 oranında hissedar olduğu, davacının şirketin on yıllığına münferiden temsil yetkisine sahip müdürü olduğu, davalının ortaklıktan çıkmasına ilişkin Mahkeme ilamının henüz kesinleşmediği ve tarafların halen dava dışı şirkette hissedar olduğu anlaşılmıştır. Kural olarak limited şirketlerde, ortaklar açısından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Ortağın asıl borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemektir. Ancak ortaklara getirilen bu sınırlı sorumluluğun istisnaları mevcut olup, bu istisnalardan biri de kamu borçlarından dolayı sorumluluk halidir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye payları oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu kanunun hükmüne göre takibe tabi tutulacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm uyarınca davacı tarafından ödenen vergi borcunun şirketten kısmen veya tamamen tahsil imkanının kalmadığı ispat edilmek zorundadır. Mahkemece dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi heyetine yerinde inceleme yetkisi verildiği, davacı vekili tarafından şirketin ticari defterlerinin bulunduğu adrese ilişkin verdiği beyan dilekçesinde ticari defterlerin taraflarla ve dava dışı şirket ile ilgisi bulunmayan ... Dış Ticaret A.Ş.bünyesinde ve ...'te olduğunu bildirdiği, Mahkemece ticari defterlerin incelenmesi için bu şirkete tebligat çıkarıldığı, şirketin ve ...'in vekili tarafından dosyaya sunulan beyan dilekçesinde söz konusu şirketin ticari defterlerinin ... ve şirketlerine teslim edilmediği ve dava konusu şirketin kendileri ile ilgisinin bulunmadığı, ...'in dava konusu şirkette hissedar olmadığı beyan edilmiştir. Davacı dava konusu şirketteki hisselerini devrettiğini ve şirket ile ilgisinin kalmadığını beyan etmiş ise de, resmi ticaret sicil kayıtlarına göre şirketin ortağı ve yetkili müdürü olduğundan ve yenisi seçilinceye kadar görev süresi devam ettiğinden şirketin ticari defter ve kayıtlarını muhafaza etmek ve ibraz etmek ile yükümlüdür. Davacı tarafından dava konusu şirketin ticari defter ve kayıtları dosyaya sunulmadığından üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Mevcut delil durumu itibariyle davacı tarafından ödendiği belirtilen vergi borcunun şirketten kısmen veya tamamen tahsil imkanının kalmadığı ispat edilemediğinden Mahkemece bilirkişi raporunun serbestçe değerlendirilmek suretiyle davanın reddi kararı usul ve yasaya uygun olup, bu husus gerekçeli kararda açıklanmıştır. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 08/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.