11. Hukuk Dairesi 2012/13851 E. , 2013/12057 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 44. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.03.2012 tarih ve 2011/206-2012/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tü…
**11. Hukuk Dairesi 2012/13851 E. , 2013/12057 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 44. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.03.2012 tarih ve 2011/206-2012/35 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ... Kimya Ltd. Şti. çalışanı olduğunu, adı geçen firmanın davalı şirket ile imzaladığı "... Sağlık Sigorta Poliçesi" uyarınca müvekkilinin de sigortalandığını, ... Hastanesinde tedavi olarak kist ve tümör çıkartılması yönünde kendisine cerrahi müdahale yapıldığını, tedavi gideri olarak yaptığı 9.553,39 TL'nin davalıdan talep edilmesine rağmen rahatsızlığın "doğuştan gelen anomali ve hastalık" olduğunu, teminat kapsamında kalmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, oysa rahatsızlığın %100 olarak doğuştan geldiğinin değerlendirilemeyeceğini, belirti vermeyen rahatsızlığın müvekkili tarafından bilinemeyeceğini, teminat yönünden yeterli bilginin verilmediğini, ödememeye dayanak gösterilen poliçenin 10. maddesinin BK. 19/2 ve 20. maddeleri uyarınca "gayri muhik" bulunmakla batıl olduğunu ileri sürerek 9.553,39 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının "... Sağlık Sigorta Poliçesi" kapsamında sigortalıları olduğunu, uzman doktorlar tarafından yapılan inceleme sonucu davacıya yapılan laporoskopik kist ve tümör çıkarma operasyonlarının doğumsal hastalık tanımı içerisinde yer aldığını, sigorta sözleşmesinin 10. maddesi uyarınca teminat dışı kaldığından tazminat talebinin reddedildiğini, poliçe şartlarında hastalıktan önceden haberdar olunup olunmamasının bir ön şart olarak belirtilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, alınan bilirkişi raporunda rahatsızlığın doğuştan-konjenital bir rahatsızlık olduğunun söylenemeyeceğinin belirtildiği, davacıda böyle bir halin öteden beri varolduğunun davacı tarafça poliçenin tanzimi tarihinde ya da sonrasında ispat olunamadığı, davalı ... şirketinin poliçe kapsamı içerisinde davacı tarafça yapılan ve poliçe hükümlerine göre ödenmesi gereken, fatura ile de ispat olunan tedavi giderini davacıya ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 9.553,39 TL tedavi giderinin 12.11.2009 ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, sağlık sigorta poliçesine dayalı olarak açılan tazminat istemine ilişkin olup davacı mevcut rahatsızlığının teminat kapsamında olduğunu iddia ederek işbu davayı açmıştır. İbraz edilen 23.09.2010 havale tarihli bilirkişi raporunda davacıdaki hastalığın konjenital (doğuştan gelen) rahatsızlık olduğu, poliçe özel şartları gereğince teminat kapsamı dışında kaldığı belirtilmiş, ardından alınan 09.12.2011 havale tarihli bilirkişi raporunda ise davacının geçirdiği rahatsızlığın doğumsal olduğunun tıbben net bir şekilde belirlenmesinin mümkün olmadığı, tedavi giderinin davalı tarafından ödenmesi gerektiği bildirilmiştir. Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden son rapor hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durumda davacıda bulunan hastalıklar konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden mevcut rahatsızlığın doğuştan gelen rahatsızlık olup olmadığı konusunda, önceki bilirkişi raporlarını da irdeleyen, rapor alınarak çelişkinin giderilmesinden sonra ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.