TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/03/2023 NUMARASI : 2021/556 Esas 2023/293 Karar DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 03/05/2019 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/12/2025 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kötüniyet tazminatı ta…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1086 Esas 2025/1337 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1086 KARAR NO : 2025/1337 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/03/2023 NUMARASI : 2021/556 Esas 2023/293 Karar DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 03/05/2019 KARAR TARİHİ : 27/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/12/2025 Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kötüniyet tazminatı talebinin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... Plastik İnş. ve Gıda San. Ltd. Şti.'nde müvekkilinin %46, davalının %54 ortak iken, tarafların ortaklıklarının 21/09/2018 tarihinde sona erdiğini, müvekkilinin ortaklık hisse bedeli olarak davalıya haricen 35.000,00 TL ödeme yaptığını, davalının da ödemeleri aldıktan sonra müvekkili aleyhine 25.000,00 TL yönünden icra takibini başlattığını, davalı tarafından ortaklık döneminde de ortaklık sermaye borcunu ödemediği halde ortaklık sermaye bedelini ödenmecesine hisseleri bedel karşılığı sattığını ve bedelini aldığını, müvekkilinin davalıyla biten ortaklığı sonucu sermaye borcunun ödenmediğinin davalıya ihtar edildiğini, davalını ise sermaye borcunu halen ödemediğini belirterek müvekkilinin icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20 oranında kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; hisse devir sözleşmesi ile müvekkilinin hissesinin 54.000,00 TL bedel ile davacıya sattığını, müvekkilinin Bağ-kur primlerinin ödenmemesi nedeniyle 6.000,00 TL'nin davacı tarafından müvekkiline verileceği hususunda tarafların anlaştıklarını, toplam 60.000,00 TL üzerinden anlaşma sağlandığını, davacının ise bu bedelin 35.000,00 TL'si için 7 adet 5.000,00 TL'lik senet verdiğini, satış işleminin ardından bir hafta içinde 20.000,00 TL bedelli çek ve 5.000,00 TL nakit ödeme yapılacağı belirtildiği halde toplam 25.000,00 TL için davacının müvekkiline çek vermediği gibi bir ödemede yapmadığını, dava dilekçesinde davacının 35.000,00 TL dışında ödeme yaptığına ilişkin bir beyanı da bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; dava dışı şirketin 14/03/2016 tarihinde kurulduğu, 100.000 TL sermayenin 1/4 ü oranındaki 25.000 TL'nin kurucu ortaklar davacı ve davalı tarafından ödendiği, dava dışı şirketin ticaret sicil dosyasındaki ortaklar pay defterine göre davalının hissesine düşen 54.000 TL sermaye payını ödediği, dava dışı şirketin ana sözleşmesine göre kalan 75.000 TL sermaye payının genel kurul kararına göre 24 ay içinde ödeneceği belirtildiğinden sermaye taahhütlerinin 14/03/2018 tarihine karar ödenmesi gerektiği, tarafların her ikisinin de müştereken yetkili şirket müdürleri olduğu, taraflarca sermaye taahhütlerinin yerine getirilmediğine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, pay devri için genel kurul kararı alındığı ve noterde sözleşme düzenlendiği, sözleşmenin ticaret siciline tescil ve ilan edildiği, taraflar arasında yapılan limited şirket pay devri sözleşmesine göre davalının, davacıya dava dışı şirketteki 1.080 payını 54.000 TL bedel karşılığında devrettiği, devreden davalının "devir bedelini kendisinden nakten ve tamamen aldım" şeklinde devralan davacının ise "devir bedelini kendisine nakten ve tamamen ödedim" şeklinde beyanları bulunduğu, davalının kötüniyetli olarak takip yaptığının anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının icra takip dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların işbu ortaklıklarını 21.09.2018 tarihinde sona erdirdiğini, ortaklığın sona ermesi sebebiyle müvekkilinin, davalıya harici olarak 35.000,00 TL ödeme yaptığını, ancak buna rağmen davalı ... kötü niyetli bir şekilde müvekkili aleyhinde ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin ise ödeme emrini tebliğ alamadığı için takibe itiraz edemediğini, takip kesinleştiğini, yargılama sürecinde dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişinin yaptığı inceleme neticesinde müvekkilinin davalıya ödeme yaptığını ve herhangi bir borcu olmadığını tespit ettiğini, talep etmelerine rağmen kötü niyet tazminatına hükmedilmediğini, bu durumun müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkilinin 14.03.2016 tarihinde ... Plastik İnşaat Ve Gıda San. Tic. Ltd. Şti. isimli şirketi kurduklarını, şirket sermayesinin 100.000,00 TL olup, müvekkilinin 54.000,00 TL sermaye ile şirketin %54 hissesine sahip olduğunu, tarafların kurmuş oldukları şirket idaresinde zamanla anlaşmazlıklar çıktığını, davacının müvekkiline kar payı ödemediğini, kazançtan yararlandırmadığını, şirketi zarara uğrattığını, müvekkilinin imzası olmaksızın kararlar alıp uyguladığını, müvekkilinin sgk primlerinin dahi yatırılmadığını, 03.09.2018 tarihinde limited şirket pay devri sözleşmesi ile müvekkilinin hissesinin 54.000,00 TL bedel ile davacıya satıldığını, müvekkilinin bağkur primlerinin ödenmemiş olması sebebiyle 6.000,00 TL'nin davacı tarafından müvekkiline verileceği hususunda tarafların anlaştığını, toplamda 60.000,00 TL üzerinden tarafların anlaşmaya vardığını, davacı toplam bedelin 35.000,00 TL'si için 7 adet 5.000,00 TL'lik senet vermiş olup, satış işleminin ardından bir hafta içerisinde 20.000,00 TL bedelli çek ve 5.000,00 TL nakit ödeme yapacağını belirttiğini, ancak bu toplam 25.000,00 TL için davacının müvekkiline herhangi bir çek vermediğini, ödemede de bulunmadığını, davacı ile müvekkili arasında gerçekleşen mesajlaşmalar ile de davacının müvekkiline 25.000,00 TL borçlu olduğunu kabul ettiğini, davalı ... tarafından 27.11.2018 tarihinde "... kolay gelsin 20.000,00 lik çekten haber yok mu nakit ödeyecek olduğun 5.000,00 lirayı Aralık 10'a kadar ödeyebilir misin", davacı ... Sinlemez tarafından 27.11.2018 tarihinde "denerim" şeklindeki mesaj içerikleri dikkate alındığında, davacının müvekkiline borcu bulunduğunu ikrar ettiğini, kaldı ki davacı tarafından mahkemeye sunulan mesaj içeriğine yada numaranın kendisine ait olmadığına ilişkin bir itirazı da bulunmadığını, buna rağmen dosya kapsamında alınan raporda bilirkişi tarafından ve ilk derece mahkemesi tarafından bu mesaj içerikleri ve davacının ikrarı dikkate alınmaksızın hüküm tesis edildiğini, sunulan mesaj kayıtları delil niteliğine haiz olup, davacının ikrarının bağlayıcı olması gerektiğini, davacı tarafından müvekkiline gönderilen ve dosya kapsamında da bulunan ihtarnamenin son sayfasının ilk paragrafında ''şirket hisse devrini yaptığımız tarih olan 03.09.2018 tarihinde şirket hisselerine karşılık olarak şirketim ve kendi adıma 19/01/2019 tarihli 5.000,00 TL, 19/02/2019 tarihli 5.000,00 TL, 19/03/2019 tarihli 5.000,00 TL, 19/04/2019 tarihli 5.000,00 TL, 19/05/2019 tarihli 5.000,00 TL, 19/06/2019 tarihli 5.000,00 TL, 19/07/2019 tarihli 5.000,00 TL toplam 35.000,00 TL muhatap ... olarak tarafınıza verilmiştir'' şeklindeki beyanı ile şirket hisse devrine ilişkin sadece bono verdiğini ve kalan 19.000,00 TL'ye ilişkin bir ödemede bulunmadığının açıkça anlaşıldığını, davacının huzurda bulunan davada ise, dava dilekçesinde haricen 35.000,00 TL ödeme yaptığını iddia ettiğini, kalan tutar içinse ödeme yaptığına ilişkin bir beyanda bulunmadığını, söz konusu ihtarname ile dava dilekçesi arasında açık bir çelişki bulunduğunu, davacının borçtan kurtulmaya yönelik kötü niyetli hareket ettiğini, davacının sunmuş olduğu cevaba cevap dilekçesinin 4 numaralı bendinde açıkça "davacı ... ile davalı ...'in ortak olduğu ... Plastik Şti'nin ortaklığı 21/09/2018 tarihinde sonlanmıştır. Müvekkil, ortaklık hisse bedeli olarak davalıya haricen 35.000,00 TL ödeme yapmış olmasına rağmen davalı, 25.000,00 TL konulu haksız icra takibini açarak müvekkilden hukuk dışı menfaat elde etme gayreti içindedir." şeklinde beyanda bulunarak pay devri için müvekkiline sadece 35.000,00 TL ödediğini beyan ettiğini, davacı yan taraflar arasındaki pay devri ilişkisini kabul etmekte olup, hisse devrine ait kalan bedeli ödediğine ilişkin hiçbir aşamada beyanda bulunmadığını, bu hususun bile müvekkilinin haklılığını ortaya koyduğunu, taraflarınca tanık ve yemin deliline dayanılmışsa da mahkeme tarafından kendilerine süre verilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, limited şirket hisse devir sözleşmesinden ve SGK priminden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Eskişehir 3. İcra Müdürlüğünün 2018/11638 sayılı takip dosyası, Eskişehir 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/42 Esas 2019/91 Karar sayılı karar sureti, Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, pay devir sözleşmesi, genel kurul kararı, dava dışı ... Plastik İnş. ve Gıda San. Ltd. Şti.'nin pay defteri sureti, şirket ana sözleşmesi, davacı tarafından davalıya gönderilen bila tarihli ihtarname, davalı tarafından davacıya gönderilen 08/05/2019 tarihli cevabi ihtarname, TTSG suretleri, whatsapp yazışmaları, yargılama aşamasında mali müşavir bilirkişiden alınan 11/11/2022 havale tarihli rapor dosya içerisinde yer almaktadır. Dava Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen 2019/345 Esas 2019/928 Karar sayılı görevsizlik kararının kesinleşmesi ve davacı vekilince süresinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talebi üzerine dosya Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. Anılan mahkemece yapılan yargılama sonunda 2020/199 Esas 2020/654 Karar sayılı karar ile arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2021/168 Esas 2021/776 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Dosya Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/556 Esas sırasına kaydı yapılarak işbu istinaf incelemesine konu yargılama yapılmıştır. Dava konusu Eskişehir 3. İcra Müdürlüğünün 2018/11638 sayılı takip dosyası ile, davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine toplam 25.030,82 TL alacağın tahsili talebiyle icra takibi başlatıldığı görülmüştür. Eskişehir 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/42 Esas 2019/91 Karar sayılı kararından, davacı ... tarafından davalı ... aleyhine dava konusu icra takibi nedeniyle açılan şikayet davasında 14/02/2019 tarihli karar ile ödeme emri tebliğinin usulsüz olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine hükmedildiği anlaşılmıştır. Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabından, dava dışı ... Plastik İnş. ve Gıda San. Ltd. Şti.'nin 100.000,00 TL sermayesi bulunduğu, kurucu ortakların davacı ve davalı olduğu, 2000 payın 920 payının davacıya, 1080 payının davalıya ait olduğu, her iki ortağında şirketin müdürü olup, davacının müdürler kurulu başkanı sıfatı bulunduğu, 03/09/2018 tarihinde davalının şirketteki ortaklığının sona erdiği, davacının şirketin tek ortağı olduğu görülmüştür. Taraflar arasında noterde akdedilen 03/09/2018 tarihli pay devir sözleşmesi ile, davalı dava dışı ... Plastik İnş. ve Gıda San. Ltd. Şti.'ndeki 1080 adet payını 54.000,00 TL bedelle davacıya devrettiği, sözleşmede davacının devir bedelinin nakden ve tamamen ödendiği, davalının ise devir bedelini nakden ve tamamen aldığına ilişkin beyanlarının bulunduğu anlaşılmıştır. Dava dışı ... Plastik İnş. ve Gıda San. Ltd. Şti.'nin 03/09/2018 tarihli genel kurul kararı ile davalının hissesini davacıya devri kabul edilerek davacı şirket müdürü olarak seçilmiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen bila tarihli ihtarname ile, %54 hissenin kendisine devredildiği, hisseye karşılık 13.500,00 TL sermaye borcunun ödendiği, ancak 40.500,00 TL sermaye borcunun bulunduğu, hisse devir tarihinde 7 adet 5.000,00'er TL bedelli bonoları verdiği, şirket sermayesinin ise davalı tarafından ödenmediği halde şirket sermayesini ödemiş gibi hareket ettiği, 35.000,00 TL bedelli senetler verildiği halde aleyhine takip yaptığı, davalının ödenmemiş sermaye borcunun bulunduğu ihtar edilmiştir. Davalı tarafından davacıya gönderilen 08/05/2019 tarihli cevabi ihtarname ile, davacıya ve dava dışı ... Plastik İnş. ve Gıda San. Ltd. Şti.'ne hiçbir borcunun bulunmadığı, aksine davacıdan alacaklı olduğu bildirilmiştir. 21/09/2018 tarihli TTSG suretinden, taraflar arasında akdedilen 03/09/2018 tarihli pay devrinin kabulüne ilişkin dava dışı ... Plastik İnş. ve Gıda San. Ltd. Şti.'nin genel kurul kararının ticaret siciline tescil ve ilan edildiği anlaşılmıştır. Yargılama aşamasında mali müşavir bilirkişiden alınan raporda, davacının hisse devir tarihinden önce de, dava dışı ... Plastik İnş. ve Gıda San. Ltd. Şti.'nin müdürü olduğu, şirket sermayesiyle ilgili defter kayıtlarını görebilecek ve bilebilecek durumda bulunduğu, dava dışı şirket defterleri sunulmadığından sermaye taahhütlerinin nasıl ve ne zaman ödendiği bilgisinin tespit edilemediği, pay devrinin kanundaki şekil koşullarına uyugn olduğu, pay devrinin tescil ve ilan edildiği, pay devir sözleşmesinde devir bedelinin ödendiğinin yazılı olduğu, tarafların ifadelerine göre 7 adet 5.000,00'er TL'lik 35.000,00 TL senetlerin devir alan davacı tarafından devreden davalıya verildiği, ancak kalan 19.000,00 TL devir bedelinin ödenmediğine ilişkin başka delil olmadığı, taraflar arasında davalının 6.000,00 TL Bağ-kur priminin davacı tarafından ödeneceğine ilişkin bir delil sunulmadığı, takip nedeniyle davacının davalıya borçsuz olduğunun tespit edildiği yönünde kanaat bildirilmiştir. Davacı yan taraflar arasında limited şirket hisse devir sözleşmesi imzalandığını, devir bedelinin ödendiğini, davalının ise hisse devir sözleşmesi ile Bağ-kur prim alacağı olduu iddiasıyla icra takibi başlattığını, davalıya takip nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmiş, davalı yan ise taraflar arasında akdedilen hisse devir sözleşmesi uyarınca hisselerin 54.000,00 TL bedelle devredildiğini, 35.000,00 TL'nin ödendiğini, bakiye hisse devir bedelinin ödenmediğini, hisselerin devri sırasında 6.000,00 TL Bağ-kur prim borcunun da davacı tarafından ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu borcun da ödenmediğini, hisse devrinden kaynaklanan bakiye bedel ile Bağ-kur prim alacağının tahsili için icra takibi başlattığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında limited şirket hisse devir sözleşmesi imzalandığı, davacının davalıya hisse devir sözleşmesi nedeniyle 35.000,00 TL bedelli bono verdiği, davalının bakiye hisse devir bedeli ve Bağ-kur prim alacağı bulunduğu iddiasıyla icra takibi başlattığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının dava tarihi itibarıyla dava konusu icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu değil ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde, yukarıda açıklandığı üzere davacı davalının aleyhine başlattığı icra takibi ile bakiye şirket hisse devir bedeli ve Bağ-kur prim alacağının tahsilini talep ettiğini, davalıya borçlu olmadığını iddia etmiştir. Anılan iddia karşısında ispat külfeti davalı üzerinde olup, davalının davacıdan dava tarihi itibarıyla dava konusu icra takibi nedeniyle tahsilini talep ettiği şirket hisse devir sözleşmesinden ve Bağ-kur priminden kaynaklanan alacağı bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Davalı yan dava konusu icra takibinde tahsilini talep ettiği alacağın 19.000,00 TL'lik kısmının bakiye şirket hisse devir sözleşmesinden, 6.000,00 TL'lik kısmının ise Bağ-kur prim alacağından kaynaklandığını ileri sürmüştür. Davalının ileri sürdüğü alacak kalemleri şirket hisse devir sözleşmesi ve Bağ-kur prim alacağıdır. Anılan kalemlere ilişkin ayrı ayrı inceleme yapılmıştır. Şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan bakiye devir bedeli yönünden; dosyaya ibraz edilen noterde akdedilen hisse devir sözleşmesinde, davalının dava dışı ... Plastik İnş. ve Gıda San. Ltd. Şti.'ndeki 1080 adet hissesini davacıya 54.000,00 TL'ye devrettiği, devir bedelinin davacı tarafından davalıya nakden ve tamamen ödendiği yazılıdır. Davacı tarafından davalıya gönderilen ihtarname ve dava dilekçesinde davacı yan davalının sermaye borcu bulunduğunu, davalının sermaye borcunu ödemiş gibi hisse devir bedelini tahsil etmek istediğini, davalıya 7 adet ve toplamı 35.000,00 TL bedelli bono verdiğini ileri sürmüştür. Davalı yan da davacının toplam 35.000,00 TL bedelli bono verdiğini beyan etmiştir. Davacı ve davalının beyanları davacı tarafından davalıya hisse devri nedeniyle verilen toplam 35.000,00 TL bedelli bono yönünden uyuşmaktadır. Davalı da dava konusu icra takibinde anılan bedel dışında kalan 19.000,00 TL'nin tahsilini talep ettiğini aşamalarda ifade etmiştir. Açıklanan bu durum karşısında davalının pay devir sözleşmesindeki hisse devir bedelinin nakden ve tamamen ödendiği kaydının aksini ispatladığının kabulü gerekecektir. Bunun sonucu olarak da ispat külfeti davacıya geçmiş olup, artık davacının hisse devir sözleşmesindeki 54.000,00 TL devir bedelinden, uyuşmazlık konusu olmayan 35.000,00 TL bedelin mahsubundan sonra kalan 19.000,00 TL hisse devir bedelini davalıya ödediğini usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Hal böyle olunca, mahkemece şirket hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan bakiye devir bedeli yönünden ispat külfetinin davacıya geçtiği, davacının bakiye hisse devir bedelini ödediğini usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlü olduğu gözetilerek davacı yanın ispat yükü çerçevesinde delilleri toplanarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında anılan kalem yönünden isabet görülmemiştir. Davalının icra takibi ile tahsilini talep ettiği alacak kalemlerinden 6.000,00 TL Bağ-kur prim alacağı yönünden ise; mahkemece anılan alacağa ilişkin gerekçede ayrı bir değerlendirme yapılmamıştır. Bağ-kur prim alacağının bulunduğuna ilişkin ispat yükü davalı üzerinde olup, davalı davacıdan 6.000,00 TL Bağ-kur prim alacağı bulunduğunu usulüne uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür. Taraflar arasında davacının davalıya 6.000,00 TL Bağ-kur prim borcu bulunduğuna ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Ancak taraflar arasındaki whatsapp yazışmalarından taraflar arasında 25.000,00 TL ödeme için nakit ve çek verilmesi yönünde yazışmalar bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece ise, anılan kalem yönünden davalı delilleri toplanmak suretiyle bu alacağa ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda, mahkemece yapılması gereken iş davalının icra takibi ile tahsilini talep ettiği alacak kalemlerinden 6.000,00 TL Bağ-kur prim alacağı yönünden ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalının dava tarihi itibarıyla anılan alacak kalemi yönünden davacıdan alacaklı bulunduğu gözetilerek davalının anılan alacak kalemine ilişkin tüm delilleri toplanıp, varsa delil listesinde yer alan tanık listesinin sunulması için davalı yana süre verilip tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesinden ibarettir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararında isabet görülmediğinden, HMK'nun 353/1-a.6 maddesi kapsamında ispat külfetinde yanılgıya düşülerek uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmayarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davacı vekilinin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE, 2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16/03/2023 tarih 2021/556 Esas 2023/293 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, kararın kaldırma gerekçesi gözetilerek davacı vekilinin istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 4-Davalı tarafından yatırılan 426,94 TL nispi istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 179,90 TL maktu istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 6-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a.6 ve 362/1-g maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/11/2025 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...