11. Hukuk Dairesi 2010/9229 E. , 2012/964 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi VEKİLİ : Av.... VEKİLİ : Av. ... Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/04/2010 tarih ve 2009/654-2010/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekç…
**11. Hukuk Dairesi 2010/9229 E. , 2012/964 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi VEKİLİ : Av.... VEKİLİ : Av. ... Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/04/2010 tarih ve 2009/654-2010/122 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden para tahsil ettiğini ve ödemediğini, bunun üzerine açılan davada Düsseldorf Asliye Hukuk Mahkemesince 5.624,21 Euro anaparanın 10.06.2000 tarihinden itibaren % 5 faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, kararın 03/04/2008 tarihinde kesinleşerek apostille ile onandığını ileri sürerek Düsseldorf Asliye Hukuk Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin savunmasının alınmadığını, Türk Hukukunun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının davalı şirkette ortaklığı bulunduğu, TTK’nun 405/2. maddesi gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri istemeyeceği, tasfiye payına müteallik haklarının mahfuz olduğu, davaya konu yabancı mahkeme kararının sonuçları ile Türk Yargı kararlarının çeliştiği ve bu kararının uygulanmasının eşitsizliğe ve istikrarsızlığa yol açacağı, Türk şirketlerinin mali ve iktisadi durumun da etkileneceği, kamu düzenine aykırılık olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece 5718 sayılı MÖHUK’nun 54. maddesinin (c) bendi uyarınca, yabancı mahkeme hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak alınmış ve kesinleşmiş ilamlar hakkında, yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için 5718 S.Y.’nın 54/c maddesi uyarınca, hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması gereklidir. Kanunda kamu düzeni kavramının zamana ve yere göre değişebilen niteliği gereği bir tanımlama yapılmaktan kaçınılmış ve konunun hakimin takdirine bırakılması tercih edilmiş, ancak kamu düzenine aykırılığın “açıkça” olmasının aranmasıyla bu konuda takdir hakkı bulunan hakime bir sınırlama getirilmek istenmiştir. Bu düzenleme, Türk tenfiz hukukunda, kamu düzeni kavramının izin verdiği ölçüde, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi lehine bir eğilimin bulunduğunu göstermektedir. Doktrinde de bu konuda hakime .../... 2010/9229 2012/964 S.2