T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/872 Esas KARAR NO : 2025/2122 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/483 Esas - 2022/752 Karar TARİH: 20/10/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan incele…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/872 Esas KARAR NO : 2025/2122 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2021/483 Esas - 2022/752 Karar TARİH: 20/10/2022 DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) KARAR TARİHİ: 11/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ... Teknoloji A.Ş.'nin, davalı ... A.Ş.'nin, Kadıköy Altıyol Şubesi'nden, özellikli kredi kullandırılması biçimlerinden olan Hazine Destekli ... kefaleti kapsamında % 80 ... kefaletli kredi kullandığını ve kredi bedellerini davalı banka nezdindeki hesabına eksiksiz ve zamanında yatırarak krediyi kapattığını, ancak müvekkilinin kredi taksitlerini her ay muntazaman yatırdığı tarihlerde davalı bankanın, müvekkilinin hesabından ve ayrıca kredi taksiti için yatırdığı ödemelerinden dört ayrı tarihte toplam 17.850 TL tutarında, periyodik hizmet bedeli adı altında haksız, hukuksuz ve bankacılık mevzuatı ile kredi kullandıran bankanın ... ile aralarındaki protokole aykırı kesintiler yaptığını, müvekkilinin bununla ilgili davalı bankaya Beyoğlu 37. Noterliğinden 11.12.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile hukuk dışı uygulamalara son verilerek yapılan kesintilerin iadesini istediğini, davalı bankanın 12.12.2019 tarihli cevabi yazısında müvekkilinin banka ile imzaladığı tek tip Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'ni ileri sürerek bu bedelleri talep ettiğini ifade ettiğini, müvekkilinin kullandığı kredinin Hazine Destekli ... kefaleti kapsamında özellikli bir kredi olması ve ayrıca Kredi ... Fonu'nun, % 1,49 hissesine sahip ortağı olan ... A.Ş. ile yaptığı "Banka, Hazine Destekli ... kapsamında kullandıracakları kredilerden, üçüncü kişilere yaptıracakları ekspertiz, sigorta gibi işlemler için ödeyecekleri masraflar ve Kredi ... Fonu'na ödenecek on binde üç oranındaki komisyon dışında başka bir masraf talep edilmez" Protokolün hükmüne göre müvekkilinden periyodik hizmet bedeli adı altında herhangi bir ücret talep edilemeyeceğini, bu hususun 30.01.2019 tarih ve 30671 sayılı resmi gazetede yayınlanan Cumhurbaşkanlığı'nın 681 sayılı Kredi Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Kararı ile Değiştirilen Kredi Kurumlarına Sağlanan Hazine Desteğine İlişkin Kararın 4. maddesinin 2. fıkrasının (i) bendi ile "Kredi Verenler ve Kurum, kefaletlere ilişkin olarak bu karar ve Bakanlık ile Kurum arasında imzalanan protokolde belirlenenler dışında ilave herhangi bir ücret talep edemez." hükmünün getirildiğini ve bu hükmün ... ile Kredi Veren (İngbank) arasında akdedilen Protokolün belirleyici unsuru olduğunu, ayrıca periyodik hizmet bedelinin ... A.Ş.'nin internet sitesinde yayınlanan Ürün Hizmet Komisyonları hakkındaki bilgilendirmesine bakıldığında, periyodik hizmet bedelinin, üçüncü kişilere yaptırdığı ekspertiz, sigorta, noter gibi işlemler dışında bankanın kendi içinde verdiği hizmetlerden alınan bir ücret olduğu anlaşıldığından yapılan uygulamanın davalı Kredi Veren Banka'nın ... ile yaptığı Protokole ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aykırı olduğunu, hukuka aykırı keyfi bir uygulama ile yapılan kesintilerin, müvekkilinin kredi taksit ödemelerinden mahsup edilmesi sonucu, müvekkilinin kredibilitesini sarsabilecek ve ticari itibarını riske sokabilecek şekilde davalı bankaca hukuk dışı uygulanmış olmasının, bankacılık hukuku açısından da etik ve kabul edilebilir bir uygulama olmadığını, müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında davalı bankanın, müvekkilinin kredi taksitinin ödenmesi için hesaba yatırdığı bedelden, 10.12.2019 tarihinde periyodik hizmet bedeli olarak iki kez, haksız ve usulsüz tahakkuk ettirdiği 5.250 TL ve toplamda aynı gün 10.500 TL tutarında parayı tahsil ettiğini ve ... kredi taksitinin ödenmemiş olduğunu müvekkiline bildirerek, müvekkilinin ticari itibarını rencide eden davranışta bulunduğunu, davalı bankanın daha sonra da müvekkilinden periyodik hizmet bedeli ismi altında haksız kazanç sağlamaya devam ettiğini, davalı bankanın, yürürlükteki mevzuatlara ve Protokole aykırı bu haksız kazancını sadece müvekkiline uygulamadığını, başka kişi ve kurumlara da uyguladığını, aynı uygulamayı müvekkili ile benzer şartlarda bulunan Hazine Garantili ... kredisi kullanan bir müşteriye de yaptığını, müşterinin şikayeti üzerine şikayette bulunan müşteriden alınan periyodik hizmet bedelinden kısmen vazgeçtiğini, davalı bankanın her ne kadar Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Protokole aykırı davransa da yasal olarak nitelendirdiği böyle bir gelirden kısmen de olsa vazgeçmesine anlam veremediklerini, bu hususun yapılan uygulamanın keyfiliğinin açık ve somut bir kanıtı olduğunu iddia ederek, davalı banka tarafından, müvekkilinden haksız ve hukuksuz olarak, periyodik hizmet bedeli ismi altında tahsil edilen 17.850 TL asıl alacak ve dava tarihine kadar işlemiş olan 4.539 TL ticari temerrüt faizi olmak üzere toplam 22.389 TL'nin, dava tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkiline ödenmesine, arabulucu ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının tacir olduğunu, tüzel kişiliğe haiz bir şirket olduğunu, tüketici hukukundan kaynaklanan hakların tacirlere uygulanamayacağını, davacıdan tahsil edilen komisyona ilişkin hukuki dayanağın, davacı şirket ile müvekkili banka arasında imza edilen, Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nin "Ücret, Masraf, Komisyon, BSMV ve Diğer Yükümlülükler" başlıklı 13. maddesi ve Genel Kredi Sözleşmesi'nin "Faiz, Komisyon, Vergi, Fon ve Masraflar" başlıklı 8. maddesi ile Türk Ticaret Kanunu'nun "Ücret İsteme Hakkı" başlıklı 20. maddesi, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun "Faiz Oranları ile Diğer Menfaatler" başlıklı 144. maddesi ve 16.10.2006 tarih ve 2006/11188 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının "Diğer Menfaatler" başlıklı 4. maddesi ile T.C. Merkez Bankası'nın 09.12.2006 tarih ve 2006/1 sayılı "Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemlerinde Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında" tebliğin 4. maddesi olduğunu, söz konusu Genel Kredi Sözleşmesi, yasa maddeleri, Bakanlar Kurulu Kararı ve TCMB tebliği içeriğine göre müvekkili bankanın tahsis edilen krediler üzerinden komisyon alma hak ve yetkisinin bulunduğunu, bankaların, kredi tahsis işlemi yapmakla müşterilerine hizmet sunduklarını, güven ve itibar kazandırdıklarını, davacı şirket ile müvekkili banka arasında imza edilmiş olan Genel Kredi Sözleşmesi'nin TBK hükümlerine tabi bir sözleşme olduğunu, sözleşme serbestliği ilkesi ve ahde vefa kuralları kapsamında ele alınmasının gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Genel İşlem Koşulları denetimi açısından uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının senelerdir faaliyet gösteren bir tacir olduğunu, imzaladığı sözleşmenin muhteviyatını bilen, şartlarını tartışabilen bir tacir olduğunu, söz konusu sözleşme hükmünün sözleşmenin esasına yabancı bir hüküm olmadığını, tüm bankacılık piyasasında geçerli bir uygulamayı ihtiva eden düzenleme olduğunu, Genel Kredi Sözleşmesi'nin imza tarihinden önce davacıya Sözleşme Öncesi Bilgi Formunun verildiğini, Formun davacı tarafından okunarak teslim alındığını, Periyodik Hizmet Komisyonunun, risk merkezi bildirimleri, sistem kayıtlarının arşivlenmesi, şube ve alternatif dağıtım kanallarından hizmet verilebilmesi ve bunun yanı sıra kredili müşterilerin nakit akış ve kredi ödeme döngüsünün takibi ve oluşturulan risk modelleme çalışmalarına göre müşteri kredi portföyündeki risklilik derecesinin düzenli olarak analiz edilerek verimli bir şekilde yönetilmesi ve diğer hizmetler için ayrılan kaynakların karşılığı olarak tahsil edilmekte olduğunu, Periyodik Hizmet Komisyonu belirlenirken, müşterilere verilen finansal olmayan hizmetlerinin yanı sıra, ilgili dönem içerisinde yapılan istisnalar ve özel nitelikli diğer hizmetler dikkate alındığını, değişen hizmetler ve istisnalar dikkate alınarak farklılaştığını, Periyodik Hizmet Komisyonunun müvekkili banka tarafından üçer aylık dönemlerdeki ortalama kredi bakiyesine göre belirlenmekte olduğunu, ayrıca bu ücret kaleminin TBB nezdinde yapılan Ticari Ücret ve Komisyonları Sadeleştirme Çalışması kapsamında oluşturulan Ticari Ücret, Komisyon kalemlerinden biri olduğunu, müvekkili bankaca bu ücret kaleminin, belirtilen ücret ve masraf tablosuna paralel şekilde dizayn edildiğini, müvekkili bankanın Masraf ve Komisyon Listesinin müvekkili bankanın web sitesi ile BDDK web sitesinde yayınlandığını, tahsil edilen Periyodik Hizmet Komisyonunun mevzuata uygun olduğunu, ücret uygulamasından önce müşteri bilgilendirmesinin yapıldığını savunarak, davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 20/10/2022 tarih ve 2021/483 Esas - 2022/752 Karar sayılı kararında; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;Davalı ... A.Ş.'nin, Kadıköy Altıyol Şubesi ile davacı ... Teknoloji A.Ş. arasında, Genel Kredi Sözleşmesi, Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ve Kredi ... Fonu Kefalet Taahhütnamesinin imzalandığı,Davalı ... A.Ş.'nin, Kadıköy Altıyol Şubesi ile davacı ... Teknoloji A.Ş. arasında, Genel Kredi Sözleşmesi, Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi ve Kredi ... Fonu Kefalet Taahhütnamesinin imzalanmasına müteakip, davacı ... Teknoloji A.Ş.'ne, nakit ve gayri nakit kredilerin kullandırıldığı ve çeşitli bankacılık hizmetlerinin verildiği,Genel Kredi Sözleşmesi ve Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nde, davalı banka tarafından tahsil edilecek ücretlerin bilgisine yer verilmiş, davalı Banka'nın Ürün Hizmet Komisyon Listesi, müşterilerinin görebileceği bir şekilde şubelerinde asılmış ve web sitelerinde ilan edilmiş, ayrıca tacir olan davacıya verilen banka dekontu ile hesap ekstrelerinde bunların miktarları açıkça belirtilmiş olduğundan; davacının kendisinden tahsil edilen dava konusu ücretin alınacağının/alındığının bilincinde olduğunun kabul edilebileceği,Davacı şirketten "Periyodik Hizmet Komisyonu" ismi altında tahsil edilen toplam 17.000 TL ücretin, Genel Kredi Sözleşmesi ve Bankacılık İşlemleri Sözleşmesi'nin kapsamına ve davalı bankanın 2019 Yılı Ürün Hizmet Komisyonu Listesinde yazılı miktara uygun olduğu, hatta Ürün Hizmet Komisyon Listesinde yazılı miktarın da altında olduğu,Davacıya verilen tüm bankacılık hizmetleri göz önüne alındığında; davacıdan "Periyodik Hizmet Komisyonu" ismi altında tahsil edilen toplam 17.000 TL ücretin diğer banka uygulamalarına göre de makul miktarda olduğu, “Tarafların Hak ve Sorumlulukları” başlıklı 5. maddesinin, 1. bendinde, “Kredi Veren, Hazine destekli kefalet işlemlerine ilişkin üçüncü kişilere yaptıracakları işlemler için ödeyecekleri masraflar ve yararlanıcıdan tahsil ettiği komisyon dışında, komisyon ve ücret adı altında herhangi bir masraf tahsil etmeyecektir.” hükümlerinin yer aldığı,Ancak davacıdan “Periyodik Hizmet Komisyonu” ismi altında tahsil edilen toplam 17.000 TL ücretin, Kredi ... Fonu kefaletiyle kullandırılan kredi değil, davacıya verilen tüm bankacılık hizmetleri sebebiyle tahsil edildiği, Genel Kredi Sözleşmesi ve Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesi'nde, davalı banka tarafından tahsil edilecek ücretlerin bilgisine yer verilmiş olup tacir olan davacının bu durum bilgisinde olduğundan, “Periyodik Hizmet Komisyonu” ismi altında tahsil edilen ücretin davalı bankadan talep edilemeyeceği değerlendirilerek davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Bank A.Ş.'den Kredi ... Fonu (...) A.Ş. ile yapılan taahhütname kapsamında ticari kredi kullandığını, ... kredileri dışında başkaca hiçbir türde ticari kredi kullanmadığını, ... kaynaklı krediler mahiyeti itibariyle Fon idaresi tarafından kredinin kullanım riskinin kullandıran bankaya karşı ... edildiği özellikli krediler olup, müvekkili tarafından kullanılan kredinin bankaya geri dönüş riskinin davalı ... Bank açısından sıfır olduğunu; müvekkilinin kullandığı kredinin riski ... tarafından ... edildiğinden kredi kullandıran davalı ... Bank'ın Kredi ... Fon A.Ş. ile arasında yaptığı protokol gereği müvekkilinin riskini "periyodik hizmet komisyonu" bedeli adı altında tahsil ederek araştırmasının mümkün olmadığını; protokolün Tarafların hak ve sorumlulukları başlıklı 5. Maddesinin 1. bendinde "kredi veren, hazine destekli kefalet işlemlerine ilişkin üçüncü kişilere yaptıracakları işlemler için ödeyecekleri masraflar ve yararlanacaklardan tahsil ettiği komisyon dışında, komisyon ve ücret adı altında herhangi bir masraf tahsil etmeyecektir" hükmüne ve mahkemeye defalarca müvekkilinin ... dışında başkaca kredi kullanmamış olduğu belirtilmiş olmasına rağmen davanın reddine karar verildiğini, Müvekkilinin kullandığı ... kaynaklı kredinin yine aynı bankada kendisine açılan mevduat hesabına aktarılarak ticari işlerinde nakden veya zaman zaman EFT yaparak kullanıldığını; bankacılık uygulamasında kredilerin doğrudan kredi hesaplarından kullanılmasının mümkün olmadığını; müvekkilinin ... kaynaklı kredi hesabından mevduat hesabına aktarılan paraları kullanmış olmasının davalı Bankaya ... ile aralarında yaptıkları bu sözleşmeye aykırı "periyodik hizmet bedeli" adı altında komisyon alma hakkı vermeyeceğini; bu nedenle davalı Bankanın Cumhurbaşkanı kararnamesi ile Kredi ... Fonu ile uygulamaya geçirilen ve davalı Bankanın da taraf olduğu protokole aykırı olarak müvekkilinden masraf ve komisyon adı altında paralar tahsil etmesi mümkün olmadığını, Mahkemenin, dava dilekçelerinin 3'üncü, 4'üncü ve 5'inci maddelerinde talepleri arasında bulunan, Arabuluculuk Kanununun 18/A-11 maddesinde yazılı "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur, Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmez......." hükmüne uygun şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi taleplerini dikkate almadan yasa hükmüne aykırı karar verdiğini, İleri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda hüküm tesis edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesine istinaden davacıdan "periyodik hizmet komisyonu" adı altında yapılan toplam 17.850,00-TL kesintinin işlemiş faizi ile iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı ile davalı banka arasında ..... tarihli ve ..........-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalının davacı hesabından 16/05/2019 tarihinde 5.250,00-TL, 10/12/2019 tarihinde 10.500,00-TL ve 10/01/2020 tarihinde 2.100,00-TL olmak üzere ''periyodik hizmet komisyonu'' adı altında toplam 17.850,00-TL komisyon bedeli tahsil ettiği uyuşmazlık konusu değildir. Mahkemece taraf delilleri toplanmış ve dosya bilirkişiye tevdii edilerek rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilmiş ve bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı banka ile Kredi ... Fon A.Ş. ile arasında yapılan protokol gereği, davacıya kullandırılan ... kefaletli kredilere ilişkin davalı bankanı üçüncü kişilere yaptıracağı işlemler için ödeyeceği masraflar ve kredi müşterisinden tahsil ettiği komisyon dışında, komisyon ve ücret adı altında herhangi bir masraf tahsil etmeyeceği, zaten Fon kefaletli kredinin davalı banka bakımından bir risk de teşkil etmediği, haksız olarak tahsil edilen periyodik hizmet bedeli ası altındaki kesintilerin iadesi gerektiği, dava reddedilmiş olsa dahi arabuluculuk toplantısına mazeretsiz katılmayan davalı banka lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği yönündedir. Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 8.1 maddesi; "Banka, bu sözleşmeye dayanarak açtığı ve/veya açacağı döviz kredisi, teminat mektubu ve aval-kabul kredisi, dövize endeksli TL kredi dahil her türlü krediye, yetkili merciler tarafından bildirilen veya ileride bildirilecek en yüksek oranları geçmemek üzere belirleyeceği oranlarda faiz ve her nevi komisyonları ve Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu gibi yasal ve banka düzenlemelerine veya teamüllerine göre talep edilebilecek her türlü ücret, masraf ve sair giderleri uygulayacak ve bunları gider vergileri ve sair resim ve harçları ile birlikte Müşteri’nin cari hesabına borç yazacaktır." hükmünü havidir. 09.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de Merkez Bankası tarafından yayınlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Kredi İşlemleri Faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında 2006/1 sayılı Tebliğ'in 4. maddesinde; bankaların reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların niteliklerini ve sınırlarını serbestçe belirleyeceği ve aynı tebliğin 6. maddesinde de bankaca serbestçe belirlenen miktar ve oranların TCMB'ye bildirileceği ve kredi kullananların öğrenebileceği şekilde ilan edilmesi gerektiği belirtilmiştir.Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin mezkur 8.1 maddesinde davalı banka tarafından sözleşmeye dayalı kullandırılacak her türlü kredi dolayısıyla faiz, komisyon ve masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmemiştir. Ancak davalı banka tarafından, kesintilerin yapıldığı tarihte yürürlükte olan TCMB'nin 2006/1 sayılı Tebliği'nin 6. maddesi uyarınca peridyodik hizmet komisyonu bedeli ile ilgili olarak belirlenen Kobi ve Ticari Ürün ve Hizmet Ücretlerini içeren tarifenin 05/03/2019 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde tarifenin Merkez Bankası'na bildirildiği, ayrıca tarifenin internet sitesinde ilan edildiği, tarifede; periyodik hizmet bedeli belirlenirken müşterilere verilen finansal olmayan hizmetlerinin yanı sıra, ilgili dönem içerisinde yapılan istisnalar ve özel nitelikli diğer hizmetlerin dikkate alındığının, değişen hizmetler ve istisnaların dikkate alınarak farklılaştırılabildiğinin ve uygulamada müşterilere bütünsel olarak verilen tüm hizmetlerin dikkate alınarak değerlendirildiğinin, ayrıca risk merkezi bildirimleri, sistem kayıtlarının arşivlenmesi, şube ve alternatif dağıtım kanallarından hizmet verilebilmesi ve bunun yanı sıra kredili müşterilerin nakit akış ve kredi ödeme döngüsünün takibi ve oluşturulan risk modelleme çalışmalarına göre müşteri kredi portföyündeki risklilik derecesinin düzenli olarak analiz edilerek verimli bir şekilde yönetilmesi ve diğer hizmetler için ayrılan kaynakların karşılığı olarak bu ücretin tahsil edileceğinin ve bedelin minimum 300,00-TL maksimum 30.000,00 TL olarak 3 ayda bir periyodik olarak tahsil edileceğinin açıklandığı anlaşılmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davalı banka tarafından 16/05/2019, 10/12/2019 ve 10/01/2020 tarihlerinde yapılan kesintilerin taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 8.1 maddesi ile TCMB'nin 2006/1 sayılı Tebliği'ne uygun olarak TCMB'ye bildirilen ve banka internet sitesinde ilan edilen Kobi ve Ticari Ürün ve Hizmet Ücretlerini içeren tarifede belirlenmiş tutar ve zamana ilişkin sınırlar içerisinde kaldığı, öte yandan davacıya genel kredi sözleşmesi kapsamında yalnızca ... kefaletli nakdi kredi değil, kredili mevduat hesabı kredisi, teminat mektubu kredisi kullandırıldığı, çek hesabı açıldığı, diğer ifade ile yapılan periyodik hizmet bedeli kesintilerinin davacıya genel kredi sözleşmesi limiti içinde verilen tüm hizmetler ve kullandırılan tüm krediler göz önünde bulundurularak yapıldıkları, bu haliyle dava konusu kesintilerin sözleşme ve mevzuata uygun olduğu, mahkemece bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki davacı istinafının yerinde olmadığı anlaşılmıştır(bkz. Yargıtayı 11 Hukuk Dairesi'nin 2022/382 esas, 2022/3582 karar sayılı ilamı)İlk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan 6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11 inci bendi; "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır." hükmünü havidir. Dosyaya mübrez arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde, davalı tarafın herhangi bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmadığı, bu hususun tutanağa dercedildiği tespit edilmiştir. Şu halde mahkemece davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak, davacı tarafından yapılan giderlerin davacı üzerinde bırakılmasına, davacının davalı yararına vekalet ücreti ile sorumlu tutulmasına karar verilmesi yerinde olmamış, davacının buna yönelik istinaf sebebi haklı bulunmuştur. Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek davanın reddine, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-11 bendi uyarınca davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline, davalı lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2022 tarih ve 2021/483 Esas 2022/752 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 382,35-TL harcın mahsubu ile bakiye 233,05-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen 59,30-TL başvurma harcı, 382,35-TL peşin harç ve 1.174,50-TL tebligat/posta gideri olmak üzere toplam 1.616,15-TL yargılama giderinin 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11. fıkrası uyarınca davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Her ne kadar davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş ise de lehine 6325 sayılı Kanunun 18/A maddesinin 11. fıkrası uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 8-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 10-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 91,00-TL dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gidiş- dönüş gideri olmak üzere; toplam 583,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 11/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.