T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/626 Esas KARAR NO: 2026/589 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2026/6 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 03/02/2026 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen a…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/626 Esas KARAR NO: 2026/589 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2026/6 Esas (Derdest Dava Dosyası) TARİH: 03/02/2026 (Ara Karar Tarihi) DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkillerinin, davalı Şirketin fiilen tamamına sahip olan ve vefatından önce %99,99 oranında hissedarı bulunan muris...’nun yasal mirasçıları olduğunu, Muris... vefatından 12 ay öncesine kadar Şirketin %99,99 payına sahip çoğunluk ortağı olduğunu, kalan sembolik %0,01 payın ise yeğeni ...’na ait olduğunu, murisin 81 yaşında, ağır hastalık (kanser) ve psikiyatrik tedavi sürecindeyken –vefatından yaklaşık 12 ay önce– şirket ortaklar genel kurulunda sermaye artırımı kararı alındığını, bu sermaye artırımında, yalnızca %0,01 oranında sembolik paya sahip olan yeğen ...'nun şirkete nakit borç verdiğini iddia ederek, sözde alacaklarını sermaye artırımında kullandığını ve herhangi bir nakdi ödeme yapmaksızın yeni paylar edindiğini, bu işlem sonucunda, muris...’nun şirketteki pay oranı %99,99’dan %10’a kadar düşürüldüğünü, bu olağandışı işlemin, murisin hayatının son döneminde gerçekleştiğini, devamında, aradan yalnızca yaklaşık iki hafta geçmişken, 31/12/2022 tarihli kâr dağıtım/aktarım kararıyla şirket kayıtlarında yer aldığı iddia edilen ‘’dağıtılmayan geçmiş yıllar kârı’’ yeğen ... lehine ‘’yasal yedekler’’ hesabına aktarıldığını, bu kararın, yeğen ...’ün sermaye artırımında fiilen hiçbir nakdi ödeme yapmadığını bir kez daha ortaya koyduğunu, şirketin birikmiş değerinin ...’ün kontrolüne geçirildiğini açıkça gösterdiğini, nihayet muristen kalan %10’luk payın da 05/06/2023 tarihli bir devir işlemiyle sembolik bir bedel karşılığında devralınarak, bu işlemler zincirinin tamamlandığını ve şirketin tamamının fiilen ele geçirildiğini, 16/12/2022 tarihli genel kurulunda alınan böylesine ağır bir pay oranı değişikliğinin, hem muvazaalı hem de mirastan mal kaçırma amacıyla alınmış olması nedeniyle açık bir butlan sebebi olduğunu, sermaye artırımı esnasında murise, mevcut pay oranını koruyacak şekilde rüçhan hakkı (yeni pay alma) imkanının fiilen tanınmadığını, bu hakka ilişkin gerekli bilgilendirme yapılmadan yeğen ...'nun esasında olmayan bir alacak mahsup ederek tüm payları hiçbir bedel ödemeden üstlendiğini, şimdi ise, murisin mirasçıları olan davacıların söz konusu genel kurul kararının butlanına ilişkin işbu davayı açtığını, neticede davalı... ........Şirketi’nin Zeytinburnu .. Noterliği’nin 16/12/2022 tarih, ... yevmiye no ile tasdikli 16/12/2022 tarihli Genel Kurul Kararının TTK’nın 447. maddesi kapsamında butlanla malul olduğunun tespitine, TTK m. 449 uyarınca, söz konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına, TTK m.448. uyarınca, davalı şirketin, işbu butlan davasının açıldığının ve mahkemenizce belirlenecek duruşma gününün usulüne uygun şekilde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan etmesi ve şirketin internet sitesinde yayımlaması için gerekli ara kararın tesisine, yargılama süresince dava sonunda verilecek kararın uygulanmasını güvence altına almak ve telafisi güç zararların doğmasını önlemek amacıyla... ...... Limited Şirketi paylarının /hisselerin devrinin ihtiyati tedbiren mahkeme onayına tabi kılınmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/02/2026 tarih ve 2026/6 Esas sayılı ara kararında; ".........Somut olayda; davacılar vekili, davalı şirketin 16.12.2022 tarihli Sermaye Artırımına İlişkin genel kurul toplantısında alınan kararın yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de; ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gerekli olup, davacılar vekili tarafından dosyaya sunulan bilgi ve belgeler somut delil kabul edilip haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uymaması nedeniyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 14.12.2023 Tarih ve 2023/2363 E. - 2023/2050 K. Sayılı benzer mahiyetteki ilamı.) gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile, ''1-Davacı vekilinin, davalı şirketin 16.12.2022 tarihli Sermaye Artırımına İlişkin genel kurul toplantısında alınan kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,'' karar verilmiş ve ara karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili 03/02/2026 tarihli ara karara yönelik verdiği istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin yaklaşık ispat kurumunu hatalı değerlendirdiğini, davacıların sunduğu onlarca sayfalık somut delilin, murisin hastalık kayıtlarının, şirket değerlemelerinin ve davalının izah edilemez finansal durumunun neden yaklaşık ispatı sağlamadığını hiçbir somut gerekçeye dayandırmadığını, yalnızca soyut, basmakalıp bir şablon ifade ile talebi usulen geçiştirdiğini, bu durumun Anayasa'nın 141. maddesinde ve HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen "hukuki dinlenilme hakkı" ile "kararların gerekçeli olması zorunluluğu" ilkelerinin açık bir ihlali olduğunu, taraflarınca sunulan delillerin yaklaşık ispat eşiğini aşarak kesin ispata yaklaştığını, Davalı tarafın şirket hisselerinin bedelini ve sermaye borcunu ödediğini ispatlayamadığını, bu istinaf başvuru raporunun en kritik ve davalı tarafın haksızlığını en net biçimde ortaya koyan dayanaklarından birinin, bizzat davalı ...'nun mahkemeye sunduğu 02/02/2026 tarihli beyan dilekçesi olduğunu, davalının kendi savunmaları usul ve maddi hukuk bağlamında dikkatle analiz edildiğinde, sermaye artırımına mesnet teşkil eden alacağın mevcudiyetinin ispatlanamadığı, şirkete fiili bir nakit girişinin gösterilemediği, tam aksine savunmaların yalnızca soyut, belgesiz iddialardan ibaret kaldığının görüldüğünü, bu hususun HMK ispat kuralları gereği ihtiyati tedbirin kabulünü zorunlu kıldığını, Muris...'nun 17 yıl boyunca hayatını, emeğini ve sermayesini verip büyüterek yüz milyonlarca lira piyasa değerine ulaştırdığı ticari bir işletmenin, 81 yaşındaki ağır hastalık zafiyetinden istifade edilerek, şekli hukuk kurallarının kötüye kullanılması suretiyle, hukuka, evrensel dürüstlük kuralına ve ahlaka aykırı biçimde ele geçirildiğini, bu haksız operasyonun mimarı konumundaki davalı tarafın istinafa konu ara karara mesnet teşkil eden beyan dilekçesinde, şekli usullere uyulduğunu savunurken dahi, bu işlemin en temel maddi dayanağı olan "hisse bedelinin/sermaye borcunun ödendiğine dair" en ufak bir banka kaydı, makbuz veya geçerli bir ispat kırıntısı dahi sunamadığını, Türk Hukuku'nda bedeli gerçekte ödenmeyen, reel bir ekonomik değere dayanmayan, fiktif alacaklar üzerinden yürütülen ve pay sahipleri arasında korkunç bir eşitsizlik yaratarak rüçhan hakkını gasp eden hiçbir sermaye artırımının hukuken korunamayacağını, bu sebeple Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin tesis ettiği 03/02/2026 tarihli "tedbir talebinin reddi" kararının usul ekonomisine, ispat hukuku kurallarına, TTK madde 447'de düzenlenen mutlak butlan ilkelerine ve madde 449 hükümlerinin hem lafzına hem de kanun koyucunun korumak istediği ruhuna açıkça aykırı olduğunu, bu yanlış, eksik incelemeye dayalı ve gerekçesiz kararın kaldırılarak uyuşmazlık konusu hisseler üzerinde güçlü bir koruma kalkanı oluşturulmasının Anayasa madde 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkının, miras hakkının ve adil yargılanma hakkının teminatı niteliğinde olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, davalı şirketin 16/12/2022 tarihli Sermaye Artırımına İlişkin Genel Kurul Kararının hükümsüzlüğünün (butlanının) tespiti istemi ile açılan davada, dava konusu genel kurul kararının TTK m. 449 uyarınca yürütülmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir. Mahkemece, ihtiyati tedbir talebinin reddine, karar verilmiş ve ara karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Limited şirketlerde genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davalarında 6102 sayılı TTK’nın 622. maddesinin atfıyla anonim şirketlerin genel kurul kararlarının iptalini ve butlanını düzenleyen aynı Kanun'un 445 vd. maddeleri uygulanır. TTK 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK 389 vd. maddelerinden yararlanılması gerekir. Mahkemece, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına dair talep değerlendirilmeden önce 06/01/2026 tarihli tensip tutanağının ..... nolu ara kararı gereğince; Davalı şirketin müdürü ...'na davetiye çıkartılmış, davalı şirketin müdürü ...'nun 02/02/2026 tarihli dilekçe ile yazılı beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.Somut olayda; davacıların dava dilekçesinde ileri sürdükleri iddialar ispata muhtaç olup yargılamayı gerektirdiği,dosyada bilirkişi incelemesinin yapılmadığı, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle ve mevcut delil durumuna göre davacıların iddialarının yaklaşık olarak ispat edilmediği gibi sermaye arttırımı kararı sebebiyle mevcut durumun değişmesi halinde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı veya hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi bulunduğunun ibraz edilen belgelere göre, HMK'nın 390/3 maddesine göre yaklaşık olarak ispata yeterli değildir. Koşulların değişmesi halinde ise mahkemeden her zaman yeniden tedbir talep edilebileceğinden, ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ilk derece mahkemesi ara kararı dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olup talep eden davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara karar ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00'şer TL istinaf karar harcı istinaf eden davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.