T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1139 - Karar No:2026/289 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1139 KARAR NO : 2026/289 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/02/2024 NUMARASI : 2024/72 E-2024/79 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/03/2026 Davacı vekili tarafı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/1139 - Karar No:2026/289 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1139 KARAR NO : 2026/289 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 05/02/2024 NUMARASI : 2024/72 E-2024/79 K DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 10/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/03/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... Mühendislik Ltd. Şti. arasında 11/09/2015 tarihinde ... parsel üzerine inşa edilen binanın mekanik tesisat işlerinin yapımı için mekanik tesisat sözleşmesi imzaladıklarını, yapılan sözleşme ile 27/08/2015 tarihinde taşeron firmaya yer teslimi yapılmasını, müteahhit firmanın alacağı malzemelerin, taşeron firmanın yapacağı işlerin belirlenerek anahtar teslim fiyatı olarak 220.000,00 TL+%1 KDV kararlaştırıldığını, davalının sözleşme konusu edimleri gereği gibi yerine getirmediğini, , özen ve sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve işi zamanında teslim etmediğini, bunun üzerine tarafların 06/12/2017 tarihinde sorunları çözebilmek adına "11/09/2015 tarihli mekanik tesisat sözleşmesine dair 06/12/2017 tarihli ek sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre taşeron firmanın, 11/09/2015 tarihli sözleşmedeki belirtilen işleri eksiksiz yaparak teslim etmesi, bu işlere ilave olarak tüm dairelerin mutfak balkonlarına şofben tesisatı yapması, tüm salonlara ilave petek atması, mutfak balkonlarına ilave petek koyması, banyoya ilave lavabo koyması, tuvalete sıcak su çekmesi, ebeveyn banyosundaki havlu panı iptal etmesi hususlarının kararlaştırıldığını, ayrıca müteahhidin taşeron firmaya yapacağı ödemenin ilave edilen işlerle ilgili olarak 55.000,00 TL artırılarak 220.000,00 TL'den 275.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiğini, müteahhit firmanın taşerona yaptığı ödemelerle birlikte toplam 221.557,00 TL ödeme yapmış olduğunu ve 55.443,00 TL borcu kaldığının belirlendiğini ancak davalı yanın sözleşme konusu edimleri ifada yine ve yeniden üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini ve işin eksik ve ayıplı olarak kaldığını, bunun üzerine taraflarınca bu eksik veya ayıplı işlerin tespiti için 13/02/2018 tarihinde Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nde 2018/35 D.İş sayılı delil ve ayıpların tespiti talepli tespit dosyasının açıldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik taraflar arasında akdedilmiş olan ana sözleşme ve ek sözleşmeler kapsamında eksik veya ayıplı yapılan işlerin karşılığının üçüncü kişilere yaptırılmak üzere giderilme bedellerinin tazmini amacı ile belirsiz alacak kapsamında 1.000,00 TL'nin ve cezai şart olarak 1.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile müvekkiline verilmesine karar talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili; davacı vekilinin iddia ettiği hususların gerçek dışı olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirket ile davacı kooperatif arasında 11/09/2015 tarihinde Mekanik Tesisat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede tarafların yapacağı edimlerin belirlendiğini, sözleşmede belirtilen malzemelerin müvekkili tarafından temin edilerek davalı şirkete teslim edileceği, işçilik ve montaj işlemlerinin yüklenici tarafından yapılacağının kararlaştırıldığını, daha sonra taraflar arasında ek sözleşme imzalandığını, 06/12/2017 tarihli ek sözleşmeye göre Başkent Doğalgaz'a yatırılması gereken servis hattı ücretinin müvekkili tarafından ödendiğini ve doğalgaz iç tesisat ve kolon projesinin Başkent Doğalgaz Dağıtım şirketinin onayına sunulduğunu, projenin onaylanması akabinde abone olunarak, doğalgaz tesisatı işinin bittiğini ve kontrol işlemlerinin yapıldığını, daha sonra kazan dairesine ilişkin projenin sunularak onaylandığını ve doğalgaz sayaç bedeli ve teminat bedelini müşterinin yatırdığını, 31/01/2018 tarihine kadar montaj malzemelerinin müvekkili şirket yetkililerine teslim edilmediğini, taraflar arasındaki yazışmalardan sonra 06/01/2018 tarihinde yeniden ek sözleşme yapıldığını, montaj malzemelerinin teslim edilmemesi nedeniyle 16/02/2018 tarihinde ihtarname çekildiğini, davacı yetkililerinden ...'ın 21/02/2018 tarihinde işlerin devam etmeyeceğini beyan ettiğini, bilirkişi raporunda belirtilen eksikliklerin davacının montaj malzemelerini teslim etmemesi nedeniyle tamamlanamadığını, yine bilirkişi raporunda belirtilen su sızıntılarından dolayı hasar meydana gelmesinin sözleşme konusu işle ilgili olmadığını, müvekkili tarafından yapılan tüm işlerin teslim edildiğini, ayıplı ve kusurlu imalat bulunmadığını, müvekkiline verilen senetlerin ödenmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 04.03.2021 tarih ve 2019/686 Esas- 2021/208 Karar sayılı kararı ile davanın davalı ... ... yönünden reddine, davalı ......Şti yönünden kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 28.02.2023 tarih ve 2021/605 Esas- 2023/228 Karar sayılı kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiş, mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra verilen 17.03.2023 tarih ve 2023/135 Esas- 2023/173 Karar sayılı görevsizlik kararı kesinleşerek, dosya Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/72 Esasına kaydedilmiştir. Mahkemece, dava dilekçesi içeriğine göre, davacının, davalı ile arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsilini talep ettiği, davacının anılan talebinin, kanunda düzenlenen alacak talebi kapsamından kalmakta olup, davanın 7155 Sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinin yürürlük tarihi olan 01/01/2019 tarihinden sonra açılmış olduğu ve dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmadığı, ayrıca ilk davanın açıldığı (Akyurt Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2019/341 Esas sayılı dava) tarih olan 03.07.2019 tarihi itibariyle de davacının zorunlu arabuluculuk yoluna başvurmadığı, bu eksikliği dava dosyasının mahkemeye intikal ettiği süreçte de ikmal edilmediği anlaşıldığından, HMK 114/2 maddesi yollaması, TTK 5/A maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvurusunda; mahkemece verilen kararın usule ve yasaya aykırı olup, haksız ve mesnetten yoksun olduğunu, davacı müvekkilinin, yapı kooperatifi olup tacir niteliği taşımadığından, dava konusu da kanunda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden 6102 sayılı TTK'nın 4/1 maddesi hükmünce davayı ticari dava saymak ve asliye ticaret mahkemesini görevli kabul etmenin mümkün olmadığını, kooperatif ile davalı ... Mühendislik arasında akdedilen eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacak davasında Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğundan konuya ilişkin emsal nitelikteki Yargıtay İçtihatlarının dava dilekçesinde belirtildiğini (Yargıtay 15. HD'nin 20.11.2017 tarih ve 2016/2048 E- 2017/4015 K, 26.09.2017 tarih ve 2016/3984 E- 2017/3134 K sayılı ilamları), 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca Kooperatifler Kanunu'ndan kaynaklanan hukuk davalarının tarafların sıfatlarına bakılmaksızın ticari dava olduğu kabul edilmişse de, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların asliye ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir düzenlemenin mevcut olmadığını, asliye hukuk mahkemesince verilen görevsizlik kararı neticesinde dosyanın asliye ticare mahkemesine tevzi edildiğini ve taraflarına arabuluculuk başvurusu yapılması için herhangi bir süre verilmeden dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosyanın hali hazırda görevsizlik kararı sonucu, mahkemeye intikal etmiş olup, ticari dava olup olmadığı hususunun araştırılması ve ortaya konması gerektiği halde arabuluculuk yoluna başvuru yapılmadığı gerekçesiyle ve söz konusu dava şartı eksikliğinin giderilmesi için süre verilmemesinin de usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu ( Gaziantep BAM 13.HD'nin 22.05.2024 tarih ve 2024/2439-1629 E-K), asliye hukuk mahkemesinde görülen davada, tarafların arabuluculuk yoluna gitmeyeceklerini açıkça ortaya koyduklarından arabuluculuğa gidilmesi gerektiği yönündeki kararının hakkın zayi edilmesi niteliğinde olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın esasına girilerek kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davacı tarafça görevli Asliye Ticaret Mahkemesi'ne arabuluculuk tutanağı sunulmadığı gibi arabuluculuğa başvurulduğuna dair belge ibraz edilmediği ve yerleşik Yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunun anlaşılmasına ( Yargıtay 6. HD'nin 15/02/2023 tarih ve 2023/526 E- 2023/583 K sayılı ilamı) göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine oy çokluğu ile karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 04.06.2025 Tarihli Resmî Gazete’de Yayımlanan 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi dikkate alınarak belirlenen temyiz kesinlik sınırı ve HMK’nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay’da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 10/03/2026 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır (Muhalif) Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır KARŞI OY Davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davanın 03/07/2019 tarihinde açıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesince 04.03.2021 tarih ve 2019/686 Esas- 2021/208 Karar sayılı kararı ile davanın davalı ... ... yönünden reddine, davalı ......Şti yönünden kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairemizin 28.02.2023 tarih ve 2021/605 Esas- 2023/228 Karar sayılı kararı ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 12.11.2021 tarihli ve 2020/2 Esas ve 2021/3 Karar sayılı kararı gereğince görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gözetilerek taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği, mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra 17.03.2023 tarih ve 2023/135 Esas- 2023/173 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosyanın Ankara 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/72 Esasına kaydedildiği ve Asliye Ticaret Mahkemesince yukarıda belirtildiği gerekçeyle tensiple davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmış olmakla, davanın açıldığı tarih itibari ile kooperatiflerin tacir olduğuna dair Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 12.11.2021 tarihli ve 2020/2 Esas ve 2021/3 Karar sayılı kararının mevcut olmadığı, bu nedenle davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanına giren davalarda arabuluculuğun dava şartı olmadığı hususu dikkate alındığında bu aşamada arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin usul ekonomisi de göz önüne alındığında doğru olmayacağı kanaatinde olmam nedeniyle sayın heyetin çoğunluk görüşüne katılmıyorum. Üye e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır