T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/804 - Karar No:2026/334 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/804 KARAR NO : 2026/334 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/07/2024 NUMARASI : 2020/566 E-2024/565 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Davacı vek…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/804 - Karar No:2026/334 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/804 KARAR NO : 2026/334 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/07/2024 NUMARASI : 2020/566 E-2024/565 K DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Müvekkilinin, davalının müteahhitliğini yaptığı ... adlı 12 nolu binada bulunan dairelerin tamamının süpürgelik, giyinme odası dolapları, sürgülü ithal kapıları, lake mutfak dolapları ve lake çamaşır makinesi dolaplarının imalini ve montajını üstlendiğini, anılan işlerin yapımına devam edilirken muhtelif tarihlerde keşide edilen çek bedellerinden 305.000,00 TL tutarında tahsilat yaptığını, buna ilişkin davalıya fatura kesildiğini, bununla birlikte iş bitiminde ödenmesi gereken ve icra takibine konu edilen 05.11.2019 tarih ve 006279 yevmiye nolu 167.831,40 TL bedelli irsaliye faturanın ödenmemesi üzerine Gölbaşı İcra Müdürlüğünün 2019/1378 sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu belirterek itirazın iptali ile icra takibinin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Davanın zamanaşımına uğradığını, davacı tarafça davaya konu faturada belirtilen işlerin hiç bir zaman yapılmadığını, davacı tarafça herhangi bir sözleşmeye bağlı olmadan tek taraflı keşide edilen faturanın müvekkili şirkete ait ticari defterlerde kayıtlı olmadığını, 05.12.2019 tarihinde müvekkiline tebliği edilen faturaya 06.12.2019 tarihli ihtarname ile itiraz edilerek iade edildiğini, söz konusu ihtarnamenin 10.12.2019 tarihinde davacının çalışanı imzasına tebliğ edildiğini, kaldı ki müvekkilinin davacıdan faturada belirtilen kalemlere ilişkin bir hizmet ya da emtia da satın almadığını, irsaliyeli faturada teslim alan kısmının boş olduğunu, tanıkla ispat sınırı üzerinde olan davada tanık dinlenilmesine muvafakatlarının bulunmadığını, tarafların ticari defterleri incelendiği takdirde müvekkilinin davacıya böyle bir borcu bulunmadığının ortaya çıkacağını belirterek davanın reddine, takip miktarının % 20'sinden az olmamak üzere davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, taraflarca dayanılan tüm delillerin toplanıldığı, taraf tanıklarının dinlenildiği, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişiden 16.07.2021 tarihli raporun alındığı, İnşaat Mühendisi, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişiden keşif yapılarak 05.08.2022 tarihli bilirkişi raporuyla 17.04.2023 ve 31.03.2024 tarihli ek raporların alındığı, taraflar arasındaki yapım işi sebebiyle davacının düzenlendiği faturadan kaynaklı alacağı bulunduğundan bahisle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı, davacının fatura konusu işleri yapıp teslim ettiğinden alacaklı olduğunu ileri sürdüğü, buna karşılık davalı tarafın ise icraya konulan fatura karşılığı işlerin yapılmadığı, faturanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, faturaya itiraz edilerek iade edildiği, irsaliye faturasının kendileri tarafından imzalanmadığını belirterek davanın reddini talep ettiği, taraflar arasında yapılan eser sözleşmesi hükümlerine tabi iş sebebiyle yazılı bir sözleşme bulunmadığı, keşif mahallinde yapılan inceleme, tanık beyanları, tapu kayıtları, iddia ve savunma ile birlikte değerlendirildiğinde, davalının müteahhitliğini yaptığı inşaattaki dairelerin tamamının süpürgelik, giyinme odası dolapları, sürgülü kapıları, mutfak dolaplarının imal ve montaj işinin davacı tarafından eksiksiz yapıldığı, işin bitirilerek davalıya teslim edildiği ve halen dava konusu dairelerde iskan edildiği, davacı tarafından düzenlenen faturada mevcut olan işlerle alakalı dava dışı kişi ya da kişilere herhangi bir iş yaptırılmadığı, yani dava konusu işleri başkasının yaptığını davalının da ileri sürmediği, bilirkişi heyetince davacı tarafından düzenlenen faturadaki miktarların piyasa rayicine uygun olarak değerlendirildiği, davacının fatura miktarı kadar davalıdan alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davalının icra takibine yaptığı itirazı yerinde olmadığından takibe yapılan itirazın iptali ile bilirkişi raporu ile tespit edilen asıl alacak tutarı olan 167.831,40TL üzerinden takibinden devamına, uyuşmazlık fatura alacağına dayandığından ve alacak likit olduğundan davacının icra inkar tazminat talebinin de kabul edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Gölbaşı İcra Müdürlüğünün 2019/1378 sayılı dosyasına, davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin takip şartlarıyla devamına, alacak likit olduğundan 33.566,28 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, öncelikle dava zamanaşımına uğramış olup, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı tarafça davaya konu edilen faturada belirtilen işlerin hiçbir zaman yapılmadığını, ticari defterlerin incelenmesine ilişkin dosyaya kazandırılmış olan bilirkişi raporu ile de müvekkili şirkete ait ticari defterlerde davacı tarafça herhangi bir sözleşmeye bağlı olmadan tek taraflı keşide edilen davaya konu faturaya ilişkin bir kaydın bulunmadığı, müvekkili şirketin usul ve yasaya uygun olarak ticari defterlerini tutmuş olduğunun tespit edildiğini, davacı tarafça söz konusu fatura 05.12.2019 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ edilmiş olup müvekkili tarafından Gölbaşı/Ankara Noterliğinin 06.12.2019 tarihli ve 29172 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile fatura içeriğine itiraz edildiğini ve faturanın davacı tarafa iade edildiğini, söz konusu ihtarnamenin 10.12.2019 tarihinde davacının çalışanı imzasına tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin davacıdan faturada belirtilen kalemlere ilişkin bir hizmet ya da emtia da satın almadığını, dosyada mevcut olan fatura incelendiği taktirde faturanın irsaliyeli fatura olduğunun görüldüğünü, bu duruma göre işlerin yapıldığına ve/veya malların teslim edildiğine ilişkin ispat yükü kendisinde olan davacı tarafın bu durumu ispat edemediğini, irsaliyeli fatura incelendiği taktirde eksiksiz teslim alan kısmının boş olduğunun görüleceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının davasını eser sözleşmesine dayandırdığını, ancak taraflar arasında yapılmış olan herhangi bir yazılı eser sözleşmesi bulunmadığını, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarında da taraflarca yapılan herhangi bir yazılı sözleşmenin bulunmadığının tespit edildiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2019/3906 E. 2020/1771 K. Sayılı kararında; eser sözleşmesinin davalı tarafından kabul edilmediği takdirde, talep miktarı da dikkate alınarak, yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını, dolayısıyla Yargıtay kararları doğrultusunda eser sözleşmesinin yazılı yapılmış olması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla dosyada bir yazılı sözleşme bulunmadığını, bu nedenlerle mahkeme tarafından eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğini, tanıkla ispat sınırının üzerinde olan davada tanıkla ispatın mümkün olmadığını, yine davacının tanık deliline muvafakatlerinin de bulunmadığını, yargılama sırasında da tanık deliline muvafakatlerinin olmadığını açıkça belirtmiş olmalarına rağmen mahkeme tarafından usul ve yasaya aykırı olarak dinlenen davacı tanıklarının beyanlarına dayanılarak verilen kararın kabul edilemeyeceğini, HMK’nun 200/1.maddesinde senetle ispat zorunluluğunun düzenlendiğini, davacı tarafından tanık deliline dayanıldığını, mahkemece tanıklar dinlenilmiş ise de kanun maddesi açık olup tanıkla ispat sınırının üzerinde olan davada tanıkla ispatın mümkün olmadığını, yine HMK madde 145;"Taraflar, Kanunda belirtilen süreden sonra delil gösteremezler.'' şeklinde düzenlendiğini, dolayısıyla davacı tarafından dosyaya delil bildirme süresi dolduktan sonra sunulan belgeleri, tahsilat makbuzlarını ve mimari projeyi ve bu belgeler incelenerek hazırlanan ve hükme esas alınan bilirkişi raporlarını da kabul etmediklerini, müvekkili şirketin davacıdan davaya konu edilen faturada belirtilen kalemlere ilişkin bir hizmet ya da emtia satın almadığını, davacının da aksi yöndeki iddiasını ispat edemediğini, davacının davasını ispatlayamamış olmasına rağmen mahkemece eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğini, kararın gerekçelendirilmediğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine ve davacı aleyhinde kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin mümkün olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay HGK'nın 07.06.2006 tarihli ve 2006/19-295E., 2006/341 K, 15.H.D. 2019/1699E,-4911K) Somut olayda; taraflar arasındaki sözlü eser sözleşmesi kapsamında davacı tarafından düzenlenip davalıya gönderilen faturanın davalı tarafça kabul edilmeyip iade edilmiş bulunmasına, mahkemesince yapılan yargılama ile alınan bilirkişi raporunda davacı tarafça yapılan imalat ve talep edilen alacağa ilişkin davaya konu fatura yönünden inceleme ve değerlendirme yapılarak iş bedelinin faturayla talep edilen miktara uygun olduğunun belirlenmiş olmasına göre icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı gibi hüküm altına alınan 167.831,40 TL üzerinden harç alınması gerekirken icra inkar tazminatı miktarı üzerinden harç alınması da hatalı olmuştur. Davalı vekilinin diğer istinaf nedenlerine gelince; mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle takip ve dava tarihleri itibariyle zamanaşımının gerçekleşmediğinin anlaşılmasına göre sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne, icra inkar tazminatı talebinin reddine, harcın hüküm altına alınan tutardan hesaplanmasına, dair aşağıdaki yeni hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.07.2024 tarih ve 2020/566 E 2024/565 K. sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, 3-Davanın kabulüne, Gölbaşı İcra Müdürlüğünün 2019/1378 sayılı icra dosyasında davalının itirazının iptali ile takibin 167.831,40 TL üzerinden takip talebindeki koşullarla devamına, 4-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 11.464,56 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 54,40 TL peşin harç ve 2.859,89 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.914,29 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.550,27 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 6-6325 sayılı yasanın 18/A maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından ödenen 54,40 TL başvurma harcı, 54,40 TL peşin harç ve 2.859,89 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 2.968,69 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan 251,20 TL posta ve tebligat gideri, 571,90 TL keşif harcı ve 5.700,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.523,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 11-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, İstinaf incelemesi yönünden; 12-Davalı tarafından ödenen 3.439,37 TL peşin istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine, 13-Davalı tarafından ödenen 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 458,00 TL dosya gönderme masrafı olmak üzere toplam 1.627,40 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 26.03.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır