İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 29/01/2026 YAZIM TARİHİ : 29/01/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan ticari şirket davasında 12/11/2025 tarihinde tesis edilen ara karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Konya ... Noterliğinin 29.07.2025 tarih ........ yevmi…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ARA KARAR TARİHİ : 12/11/2025 NUMARASI : ... Esas İSTİNAF EDEN DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 29/01/2026 YAZIM TARİHİ : 29/01/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan ticari şirket davasında 12/11/2025 tarihinde tesis edilen ara karara karşı davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Konya ... Noterliğinin 29.07.2025 tarih ........ yevmiye numaralı Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesi ile daha evvel şirket müdürü ve tek ortağı ........'a ait olan %30 paya karşılık 30 adet şirket hissesini satın aldığını, satış durumunun 29.07.2025 tarih 5 karar sıra numaralı "Hisse Devri" konulu karar ile Şirket Genel Kurul Toplantı ve Müzakere Defterine işlendiğini, şirket genel kurulunca onaylandığını, müvekkilinin söz konusu onay ile birlikte hukuki bağlamda şirket ortağı sıfatını kazandığını, buna rağmen müvekkilinin ortaklık durumunun Ticaret Sicil nezdinde tescil ve ilan edilmediğini, müvekkilinin ortağı olduğu davalı şirketin diğer ortağı tarafından müvekkilinin bilgisi, onayı ve iradesi dışında keyfi biçimde yönetildiğini, kaynaklarının usulsüz ve hukuka aykırı olarak sarf edildiğini, müvekkilinin tümüyle davalı şirket yönetimi dışında bırakıldığını, cevabi ihtarnamelerde aksi yönde beyanlara yer verilse de şirket merkez binasına dahi girmesine müsaade edilmediğini, davalı şirketin diğer ortağı şirket içini boşaltarak ve hatta şirketi mali anlamda borçlandırarak müvekkiline zarar verme kastı içerisine giriştiğini, müvekkilinin büyük bir sermaye yatırarak davalı şirkete ortak olmuş ise de bu aşamadan sonra davalı şirketin kötü yönetimi sebebiyle borçlu duruma gelme tehdidi ile karşı karşıya kaldığını, müvekkilinin şirket ortağı olarak kabul edilmesi yönünde ihtarname tebliğ edildikten hemen sonra şirkete ait değerli araçların üçüncü kişilere satış yoluyla devredilmesinin de bu hususa işaret ettiğini, müvekkilinin mağdur edildiğini beyan ederek öncelikle TTK'nın 636/4 ve HMK'nın 389. maddeleri uyarınca, müvekkilinin alacağının karşılıksız kalması ve müvekkilinin şirketin kötü yönetimi dolayısıyla üçüncü kişilere ve kurumlara karşı borç ile karşılaşma ihtimaline karşın tensiple birlikte davalı şirket adına kayıtlı araçlar, taşınmazlar, üretime yarar makineler ve banka hesapları üzerine takdiren teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına, davalı şirkete öncelikle yönetim, uygun görülmediği takdirde denetim ve onay kayyımı atanmasına, şirket yöneticisi ........'ın şirket ile ilgili her türlü karar ve tasarruf işleminin geçerliliğinin mahkemece atanan kayyımın onayına bağlanmasına, kayyıma denetim ve onay görevini yaparken ortakların hak ve menfaatleri gözetmesine yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesine, yine dava sonuna kadar geçerli olmak üzere, müvekkilinin şirket ortağı olması sebebi ile yasaların yüklediği hukuki ve cezai sorumlulukların doğmaması için borç ve yükümlülüklerinin dondurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, şirketin feshine ve tasfiyesine ve ortakların şirket tasfiyesinden kaynaklı alacaklarının tespiti ile müvekkiline ödenmesine; aksi kanaatte olunması halinde müvekkilinin davalı şirkette hukuken mevcut bulunan ortaklığından haklı nedenle çıkma taleplerinin kabulüne, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, hüküm tarihine en yakın, gerçek ve piyasa rayiç değeri üzerinden bilirkişilerce tespit edilecek hisse ve ayrılma payı değerinin, şimdilik 100,00 TL olarak hak kazanıldığı günden itibaren işletilecek reeskont faiziyle davalı şirketten tahsiline, 29.07.2025 tarihinden bu yana kar dağıtılmaması sebebiyle yine işbu tarihten müvekkilinin ortaklığının hukuken sona ereceği tarihe kadar, uygun görülmediği takdirde dava tarihine kadar geçen/geçecek süredeki gerçek karın bilirkişilerce tespit edilerek müvekkilinin hissesine düşen kısmın şimdilik 100,00 TL olarak hak kazanıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Tüm dosya ve genel kurul kararları hep birlikte değerlendirildiğinde; İhtiyati tedbire yönelik düzenlemelerin 6100 sayılı HMK.'nun 389.vd.eden maddelerinde düzenlendiği, HMK.'nun 389/1.maddesinde; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklinde, HMK. 390. Maddesinde; "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.(2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde, HMK.391/1. maddesinde;" (1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir." şeklinde, HMK.392. maddesinde;" (1) İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir. Adli yardımdan yararlanan kimsenin teminat göstermesi gerekmez.(2) Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminat iade edilir." şeklinde düzenlemelerin yapıldığı mevcut dosya ve delil durumu dikkate alındığında; HMK 389. ve 390.maddelerinde belirtilen ihtiyati tedbir şartlarının ve özellikle yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği nazara alınarak davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; her ne kadar ilk derece mahkemesince şirket aktif malvarlığına yönelik olarak ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmişse de, şirket malvarlığının ortaklardan biri tarafından kaçırılması, elden çıkarılması veya usule aykırı şekilde üçüncü kişilere satılması ihtimalinin, müvekkilinin hak ve menfaatlerini ciddi biçimde tehlikeye düşürdüğünü, mahkemece yaklaşık ispatın gerçekleşmediğinin belirtildiğini, ancak dava dilekçesinde belirttikleri gibi davalı şirket diğer ortağının son olarak, müvekkilinin ortaklık payının içini boşaltabilmek adına ........ plakalı BMW marka X6 model aracını 29.09.2025 tarihinde, yine müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında satış yoluyla devrettiğini, söz konusu aracın şirketin en büyük aktif malvarlığı niteliğinde olduğunu, dava açılmadan hemen önce ve arabuluculuk aşamasında yapılan bu devrin, diğer şirket ortağının mal kaçırma yolundaki kötüniyetini gösterdiğini, müvekkilinin elinde var olan tüm birikimini bu şirkete sunarak ortak olduğunu ancak hiçbir karşılık alamadığını, şirketin diğer ortağının, azledilmesine rağmen şirket müdürü sıfatıyla şirket malvarlığı üzerinde usule aykırı tasarruflarda bulunduğunu, şirketi borçlandırıcı iş ve işlemlere giriştiğini, şirketin vergi borçlarının dahi ödenmediğini, müvekkilinin şirket ortaklığı dolayısıyla resmi kurumlar nezdinde sorumlu duruma düşürüldüğünü, şirket ortakları tarafından şirketin içinin boşaltılması, kötü yönetilmesi, borçlandırılması, menkul eşyalarının ortadan kaldırılması ve şirkete zarar verilmesi ihtimalinin bulunduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Talep; şirketin haklı nedenle feshi, fesih talebi kabul edilmediğinde haklı nedenle şirketten çıkma ve çıkma payının ödenmesi ve kar payı taleplerine ilişkin açılan davada ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi; Kamu düzenini ilgilendiren konularda resen, diğer yönlerden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir." hükmü, Aynı Yasa'nın 636/4 maddesi de "Fesih davası açıldığında mahkeme taraflardan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alabilir" hükmünü haizdir. Anılan maddede ortağa haklı sebeplerin varlığı halinde limited şirketin feshi davası açabilme olanağı tanınmıştır. Bu nedenle, fesih isteminde bulunan ortağın öne sürdüğü sebep veya sebeplerin var olup olmadığı yahut haklı olup olmadığı mahkemece değerlendirilecektir. Diğer yandan anılan madde ile fesih davası açıldığında mahkemeye gerekli tedbirleri alma yetkisi verilmiştir. Bu çerçevede, mahkemece davadaki isteme göre, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceğinden, dava süresince davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilecektir. (Yargıtay 11.HD'nin 03/02/2015 tarih, 2014/15047 E- 2015/1168 K. sayılı ilamı ) İhtiyati tedbir kurumu genel olarak da HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. HMK'nın 389. maddesinde ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. '' hükmü, HMK'nın 390. maddesinde ''İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. '' hükmü yer almaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, davacı tarafın ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü için gerek TTK'nın 636. maddesi gerekse de HMK'nın 389. ve 390. maddelerinde belirtilen talep koşullarının oluşmadığı, talep eden davacı tarafça yaklaşık ispatın sağlanmadığı bu sebeple ilk derece mahkemesince davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 5-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4.maddesi gereğince; kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, 6-Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 29/01/2026 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi. Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır .....