11. Hukuk Dairesi 2012/831 E. , 2012/5961 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/12/2008 tarih ve 2005/980-2008/674 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalılardan ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve s…
**11. Hukuk Dairesi 2012/831 E. , 2012/5961 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29/12/2008 tarih ve 2005/980-2008/674 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalılardan ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Ant Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş.’nin yönetim ve denetimine Fon tarafından el konulduğunu, muhasebe kayıtlarında yapılan inceleme sonucu kasada olması gereken nakit ve çek tutarları ile mevcutlar arasında fahiş farkların bulunduğunun tespit edildiğini, şirket kasasında mevcut açığın fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş gibi gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığının tespit edildiğini, aynı zamanda şirket ortağı olarak resmi kayıtlarda gözükmemelerine rağmen şirket yönetiminin belirli bir grup tarafından yürütüldüğünü, resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise göstermelik ve muvazaalı bir şekilde ortak sıfatını taşıdıklarını, apel yükümlülüğü yerine getirilmemiş iken getirilmiş gibi gösterilmesi usulsüzlüğüne karışarak şirketi zarara uğratan yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile şirket çalışanlarının şirketin tüm zararından sorumlu olduklarını ileri sürerek, 10.11.2000 tarihinden beri ödenmeyen toplam 100.000,00 TL apel ödemesinin dilekçede gösterilen şekilde davalılardan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar ve vekilleri, davaya konu talebin zamanaşımına uğradığını, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, reddini istemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davacının salt tespit edilemeyen zarar kavramında dayanağı olmadan sadece apel borcunun ödenmemiş olmasını zarar olarak tazmin ettirmesinin yerinde görülmediği, apel payının ödenmemesi nedeniyle davacının ne şekilde zarara uğradığının belirlenemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ile davalılardan ... vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davaya konu alacağın Fon alacağı niteliğinde bulunması nedeniyle zamanaşımı süresi 20 yıl olup, hükmü gerekçe yönünden temyiz eden davalı ...’nın davacı şirketin ortağı, yönetim ve denetim kurulu üyesi olmayıp, anılan hakkında haksız eylem hükümleri uyarınca sorumlu olduğu ileri sürülerek açılan davanın Borçlar Kanunu 60. maddesi hükmü uyarınca 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerine tabi olması nedeniyle de davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki temyiz itirazı yerinde olmadığından hükmü temyiz eden davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, fiilen ödenmediği halde kayıtlarda ödenmiş gibi gösterilen sermaye borçlarının davalılardan tahsili istemine ilişkindir. Davacı şirket bir anonim şirket olup, TTK’nun 269. maddesi uyarınca borçlarından dolayı yalnız mamelekiyle sorumlu bulunup, ortakların sorumluluğu ise taahhüt etmiş oldukları sermaye payları ile sınırlıdır.Yine anılan Kanun’un 140. maddesinde her ortağın usulüne uygun tanzim ve imza edilmiş şirket mukavelesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu düzenlenmiştir.Anılan maddeler ile ortakların sermaye borçlarını yerine getirme zorunluluğuna ve sermaye borçlarının ortaklardan tahsili usulüne ilişkin olarak çeşitli maddelerdeki (TTK’nun 405 ve devamı maddeleri gibi) düzenlemeler göz önüne alındığında ortaklar şirkete karşı sermaye borcunu ödemekle yükümlü olup, bu yükümlülüklerine uymamaları halinde şirkete tazminat isteme hakkı da tanınmıştır.Borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu malvarlığı ile sınırlı bulunan anonim şirketlerin bu nedenle de sermayelerinin 3. kişiler için bir teminat ve şirketin mali gücünün ölçüsü yönünden de önemli bir gösterge niteliğinde olması nedeniyle şirket sermayesinin ödenmiş olması 3. kişilerin haklarını da etkileyen bir husustur.Öte yandan, bir şirketin devamını sürdürebilmesi ve ticari faaliyette bulunabilmesi için paraya ihtiyacı olduğundan ortakların şirkete karşı olan sermaye borçlarını yerine getirmemelerinin şirketi mutlak şekilde zarara uğrattığının kabulü gerekir.Bu itibarla, ortaklar yönünden şirkete karşı sermaye borcunu ödeme yükümlülüğü mevcut olduğu gibi bu tutarların tahsil edilmemesine rağmen tahsil edilmiş gibi gösterilmesinden dolayı kusursuz olduklarını kanıtlayamamaları halinde yönetim ve denetim kurulu üyeleri de bundan dolayı sorumlu bulunmaktadır. Davalılar arasında gösterilen şirket çalışanları ise şirket ortaklarının ödemekle, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de tahsilini sağlamakla yükümlü oldukları sermaye borçlarının yasaya aykırı şekilde kayıtlara geçirilmesinden dolayı haksız eylem hükümleri uyarınca sorumlu olduklarından meydana gelen olayda kusurlu olmaları halinde sorumlu tutulmaları mümkündür.Davalılar arasında gösterilen şirket ortağı olarak resmi kayıtlarda görünmemelerine rağmen şirketi fiilen yönettiği iddia edilen kişiler yönünden de davacının bu husustaki iddialarının incelenerek bu kişilerin ortak olmamalarına rağmen şirketi fiilen yönettiklerinin tespiti halinde bunların da somut olayla ilgili olarak haksız eylem hükümleri uyarınca sorumlu olup olmadıklarının tartışılması gerekmektedir.O halde mahkemece, davacının ortak, yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ortak olmamalarına rağmen şirketi fiilen yönetenler ve şirket çalışanları olan davalılara yönelik iddialarının yukarıda açıklanan yasal hükümler uyarınca incelenerek davalıların meydana gelen zarardaki sorumluluklarının tayin ve tespiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yasal olmayan yazılı şekildeki gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. 3-Bozma neden ve şekline göre de davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmü temyiz eden davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.55 TL temyiz ilam harcının temyiz eden ...'dan alınmasına, 12/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.