TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/12/2022 NUMARASI : 2021/177 Esas 2022/925 Karar DAVA : Ticari Vedia Sözleşmesinden Kaynaklanan DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : 27/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026 Taraflar arasındaki ticari vedia sözleşmesinden kaynaklanan isteme ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle dav…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1070 Esas 2026/363 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1070 KARAR NO : 2026/363 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/12/2022 NUMARASI : 2021/177 Esas 2022/925 Karar DAVA : Ticari Vedia Sözleşmesinden Kaynaklanan DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : 27/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026 Taraflar arasındaki ticari vedia sözleşmesinden kaynaklanan isteme ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kendisine ait olan ... lastik tekerlekli ... 1990 Model iş makinesini ve 2005 model ... plakalı Hyundai marka R210 LC7 tip, ... seri nolu Ekskavatör ile ekskavatöre ait olan kırıcıyı 25/10/2019 tarihinde davalıya ait olan ... Mahallesinde bulunan fabrikaya, davalının "boşa park parası verme benim fabrika alanım güvenli, "demesi üzerine emaneten bıraktığını, ancak davalının tarafından iş makinelerinin 31/12/2019 tarihinde düzenlenen faturalar ile ...'a satıldığını belirterek, fazlaya ve faize ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 9.000 TL iş makinelerinin bedeli ile 31/12/2019'dan itibaren işleyecek 1.000 TL kazanç kaybı bedeli olmak üzere toplam 10.000 TL'nin satış tarihi 31/12/2019'dan itibaren işleyecek avans (ticari) faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 14/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile makinelerin değerine ilişkin talebini 357.008,82 TL olarak ıslah etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu iş makinelerinin satışını kendisinin değil, ... Makine İmalat Yedek Parça Maden İnşaat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. Tarafından 50.900,00 TL bedelle satışı gerçekleştirildiğini tarafına açılmış olan bu davanın aslında ... Makine İmalat Yedek Parça Maden İnşaat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne açılması gerektiğini , bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği hususları kabul etmediğini davacı tarafın dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu gibi söz konusu iş makinelerini sadece emaneten teslim etmediğini, dava konusu iş makinelerini tarafına onları satması için teslim ettiğini, hatta bu iş makınelerinin bilgilerini kendisine davalının whatsapp ve mail yolu ile ulaştırdığını ve satılmasını istediğini, bunun üzerine ... Makine İmalat Yedek Parça Maden İnşaat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından iş bu makineler dava dışı ...'a piyasa rayiç bedellerinin altında bir fiyata değil, 50.000,00 TL bedele satıldığını, ancak dava dışı ... ile arasında olan alacak-verecek meselesi nedeniyle satılan bu makinelerin bedelini tahsil edilemediğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir . İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; tarafların davacıya ait iş makinelerinin davalının park alanında bedelsiz durması konusunda sözlü olarak anlaştığı, sözlü anlaşmanın saklama borcu doğuran sözleşme niteliğinde olduğu, saklama sözleşmelerinde saklayanın eşyayı koruma, kullanmama ve geri verme borcu altında olduğu, süre belirlenmiş bile olsa saklatanın istediği zaman sözleşme konusu eşyayı geri isteyebileceği, saklayanın kusursuz olduğunu ispat etmedikçe geri vermemekten ya da kötü bir durumda geri vermekten doğan zararı TBK. m.112 hükümleri kapsamında tazmin etmek zorunda olduğu, davalı tarafça iş makinelerinin üçüncü kişiye satıldığı anlaşılmakla zararı tazmin etmek zorunda olduğu, yapılan hesaplamada iş makinelerinin değeri toplamının 250.185,24 TL olduğu, Taraflar arasındaki sözleşmenin mahiyeti, davacı tarafça dava konusu iş makinelerinin davalı yanca teslim edilmediğinden dolayı aynı nitelikte iş makinesi kiralandığına ya da benzer mahiyette bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmakla kazanç kaybı yönünden zararın ispatlanamadığı kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulü ile, 250.185,24 TL'nin 9.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte 241.185,24 TL'sinin ıslah tarihi olan 14/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu iş makinelerinin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca dava tarihindeki piyasa rayiç değerinden hesaplanması gerektiğini, dava konusu somut olayda da denkleştirici adalet ilkesi uygulanması gerekmekte olup, iş makineleri değerinin gerçek bir eski hale getirme yapılarak satılmamış gibi hesaplanması gerektiğini, iş makineleri ticari nitelikte olup müvekkilin uğradığı kazanç kaybının piyasa rayiç değerlerine göre hesaplanması ve hesaplanan tutarın davalıdan tahsil edilmesi gerekirken kazanç kaybı yönünde davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; TBK 561 vd saklama (vedia) sözleşmesine aykırılıktan doğan tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı tarafça mülkiyeti kendisine ait ... lastik tekerlekli ... 1990 Model iş makinesini ve 2005 model ... plakalı ... tip, ... seri nolu Ekskavatör ile ekskavatöre ait olan kırıcıyı emanet olarak davalının fabrika alanına bırakmasına rağmen davalının iş makinelerini dava dışı üçüncü kişiye sattığını bildirerek zararının ve kazanç kaybının davalıdan tahsilinin talep edildiği, davalı tarafça dava konusu iş makinelerinin satılması amacıyla tarafına teslim edildiğini, kendisi ile dava dışı ... arasında olan alacak-verecek meselesi ile satılan makinelerin bedelinin tahsil edilemediğini savunarak davanın reddini talep ettiği, mahkemece yukarıda yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne karar verildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalının Ankara Batı 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11/11/2021 tarihli celsedeki savunmalarında "...Müştekiye ait iki adet iş makinesi, benim iş yerimde bulunuyordu. Kendisi bana makineleri satabileceğime dair elektronik posta ile mesaj gönderince daha önceden bir borcuma karşılık verdiğim çeklerin bedelini ödeyemediğim ... isimli şahısa bu çekleri geri alabilmek amacıyla fatura düzenlemek suretiyle satış göstererek devir ettim. Karşılığında herhangi bir para almadım. Borcuma karşılık vermiştim ancak ... bana çeklerimi geri iade etmedi. Ben müştekiye iş makinelerinin bedelini de ödemedim. " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. İstinaf incelemesine konu mahkeme ilamında taraflar arasındaki ihtilafın ticari vedia sözleşmesinden kaynaklandığı ve zararın TBK'nun 112 hükümleri kapsamında tazmin edilmesi gerektiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne dair kararın davalı tarafça istinaf edilmediği, bu hale göre artık taraflar arasındaki ilişkinin TBK 561 vd saklama (vedia) sözleşmesi olduğunun kabulü gerekmektedir. Uyuşmazlık, davacının davalıdan talep edebileceği bir zararının bulunup bulunmadığı, zarar var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacı yan dava konusu iş makinelerinin dava tarihindeki piyasa rayiç değerinin hüküm altına alınması gerekirken satış tarihindeki değerinin hüküm altına alınmasının ve yine kazanç kaybı talebinin red edilmesinin hatalı olduğu bildirilerek istinafa gelindiği görülmüştür. Saklama sözleşmesi TBK'nun 561 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Sözleşmenin tanımı TBK'nun 561/1 maddesinde "Saklama sözleşmesi, saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir." şeklinde yapılmış olup, yapılan tanımdan anlaşılacağı üzere anılan sözleşme taşınır bir malın güvenli bir şekilde korunması ve saklatan tarafından istenildiğinde eksiksiz ve hasarsız şekilde geri verilmesi amacıyla yapılan bir sözleşme türüdür. Saklatan sözleşmenin ifasının zorunlu kıldığı bütün masrafları ödemekle yükümlü olup, saklayan da saklatanın izni olmadıkça saklananı kullanamayacaktır. Saklama sözleşmesinin ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin Kanunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda saklama sözleşmesi taraflar arasında yazılı yapılabileceği gibi sözlü de yapılabilecektir. Geçerli şekilde kurulmuş bir özel hukuk sözleşmesinde, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. Tarafların sözleşmeyle üstlendiği borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesi hâlinde borca aykırılık durumu oluşur. Borcun ifa edilmemesi hâli, TBK'nın 112 ilâ 126 ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre “borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür”(TBK md.112). Esas itibariyle zarar, mal varlığında meydana gelen eksilmedir; fakat bu eksilme sahibinin iradesi dışında veya hiç olmazsa rızası bulunmaksızın meydana gelmiş olmadıkça zarar ... (Türk Hukuk Lûgatı: Türk Hukuk Kurumu, Ankara 2021, C. I, s. 1247). Türk Borçlar Kanunu’nun 112 nci maddesi kapsamında tazmini istenilen yani sözleşmeden doğan zarar, müspet yahut menfi zarar olabilir. Müspet zarar; borçlu, edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır (Hâluk Tandoğan, Türk Mesuliyet Hukuku, İstanbul 2010, s. 426-427; Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Genişletilmiş 5. Baskı, s. 591). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi hâlinde söz konusu olur; alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı almaktadır. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır. Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar (Tandoğan, s. 427). Burada alacaklının sözleşmenin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararının tazmini söz konusudur. Çünkü sözleşme fesih edilerek hükümsüz olduktan sonra tekrar sözleşmeye dayanarak borcun ifa edilmemesinden doğan zarardan söz edilemez; istenilecek zarar menfi zarardır. Başka bir anlatımla, genel olarak menfi zarar, sözleşmenin kurulmamasından veya geçerli olmamasından; müspet zarar ise, ifa edilmemesinden doğan zararı ifade eder (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, 12. Baskı, İstanbul 2010, s. 482).Nitekim aynı hususlara Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2022 tarihli ve 2020/3-688 Esas, 2022/846 Karar sayılı kararında da değinilmiştir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalının fabrikasına emanet olarak bırakılan ve mülkiyeti davacıya ait iki adet iş makinesinin , saklama sözleşmesine aykırı olarak davalı tarafça satılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini talep edilmektedir. Taraflar arasında geçerli bir saklama sözleşmesi olduğu ihtilafsız hale gelmiştir. Bu bağlamda , davalının geçerli saklama sözleşmesine göre saklamakla yükümlü olduğu makinelerini satarak sözleşmeye aykırı davranması söz konusudur. Geçerli bir sebebe dayanmaksızın, bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi, denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise, haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin, elde ettiği bu kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve gerçek bir eski hale getirme yükümlülüğü bulunduğunu ifade eder. Davalı tarafça iş makinelerinin başkasına satıldığı anda , saklayan davalının ''aynen iade'' borcu tazminat borcuna dönüşecek olup, kural olarak zarar makinelerin satıldığı yani borcun ifa edilmediği ve iadenin imkansızlaştığı tarihteki değer ise de , yukarıda ayrıntısı ile izah edildiği üzere, somut olayda borca aykırılık söz konusu olup, zarar normalde " imkansızlık tarihi " ise de ancak tazminatın amacı alacaklıyı borç ifa edilmiş gibi bir konuma getirmek olduğu da dikkate alınarak geçerli bir sözleşmede borca aykırılık bulunduğu için (aracın satılması gibi) davacı davalıdan müspet zararını talep edebilir. Davacı tarafça dava konusu iş makinelerinin dava tarihindeki piyasa rayiç değerinin kendisine verilmesi gerekir iken mahkemece satış tarihindeki değerine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek istinafa gelinmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, dava konusu iş makinelerinin dava tarihi olan 22/03/2021 tarihli piyasa rayiç bedelinin 247.070,93 TL ve 109.937,89 TL olmak üzere toplam 357.008,82 TL, 31/12/2019 tarih itibariyle piyasa rayiç bedelinin 173.030,61 TL ve 77.154,63 TL olmak üzere toplam 250.185,24 TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Hal böyle olunca, davalı tarafça sözleşmeye aykırılık nedeniyle TBK'nun 112. maddesi uyarınca davacının alacaklı davacının doğan zararını gidermek ile yükümlü olduğu, davalı tarafça iş makinelerinin başkasına satıldığı anda , saklayan davalının ''aynen iade'' borcu tazminat borcuna dönüşeceği, tazminatın amacı alacaklıyı borç ifa edilmiş gibi bir konuma getirmek olduğu da dikkate alınarak davacıya dava konusu iş makinelerinin dava tarihindeki değeri ödenmesi gerekirken satış tarihindeki değeri yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Davacı tarafın kazanç kaybı talebinin reddine yönelik istinaf itirazı irdelendiğinde; somut olayda davacı taraf, aracın fiili olarak ticari faaliyette kullanılmakta olduğunu ispat edememiş olup, mahkemece davacının kazanç kaybı talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın 250.185,24 TL yönünden davanın kabulüne ilişkin kararında isabet görülmediğinden , ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının 357.008,82 TL yönünden kabulü ile, 1.000,00 TL yönünden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/12/2022 tarih ve 2021/177 Esas 2022/925 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1).b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile KISMEN REDDİNE, 357.008,82 TL'nin 9.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte 348.008,82 TL'sinin ıslah tarihi olan 14/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine , davacının 1.000,00 TL ve fazlaya ilişkin isteminin reddine, 3- Kabul edilen değer üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken toplam 24.387,27 TL harçtan dava açılırken davacı tarafından yatırılan 170,78 TL peşin harç ile yargılama sırasında yatırılan 5.495,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 5.665,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 18.721,49 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 4- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, 3,69 TL'sinin davacıdan, 1.316,31 TL'sinin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5- Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç ile 5.945,00 TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6- Davacının yargılama sırasında yapmış olduğu 255,00 TL tebligat ücreti, 900,00 TL bilirkişi ücreti, 146,00 TL posta gideri, 7,50 TL diğer giderler toplamı 1.308,50 TL'nin davanın kabul/red oranı dikkate alınarak hesaplanan 1.304,85 TL' nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7- Davacı davada kendisini vekille temsil ettirdiğinden , karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1 maddesi uyarınca hesaplanan 57.121,41 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8- Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden , karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2 maddesi uyarınca 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9- Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine, B)1-Davacı taraftan istinaf karar harcı olarak alınan 179,90 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine 3- Davacı tarafından posta gideri olarak yapılan 206,00 TL yargılama giderinin (kabul ve ret oranına göre hesap edilen) 205,42 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 27/03/2026 Başkan- ... Üye - ... Üye -... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...