11. Hukuk Dairesi 2010/14098 E. , 2012/4824 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/06/2010 tarih ve 2008/463-2010/330 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve
**11. Hukuk Dairesi 2010/14098 E. , 2012/4824 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/06/2010 tarih ve 2008/463-2010/330 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; davalı şirketin yeminli mali müşavirlik tasdik sözleşmesi ile, davacının vergi borcunun doğru olup olmadığını kanıtlama ve onaylama görevini üstlendiğini, davalı şirket ortağı davalı ...'ın davacı şirkete ait 2002 yılı kurumlar vergisi beyannamesini düzenleyerek tasdik ettiğini ve Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne sunduğunu, ancak hatalı mahsup nedeniyle eksik matrah bildirildiğinden Vergi Dairesinin davacı şirkete 17.205,85 TL ceza tahakkuk ettirdiğini, cezanın iptali istemiyle açılan davanın reddedilmesi sonucu vergi borcu ve cezanın ödendiğini, davalının ağır kusuru nedeniyle davacının ceza ödemek durumunda kaldığını, davalıların sözleşme uyarınca üstlendikleri yükümlülükleri gereği gibi yerine getirmedikleri gibi, BK 41. vd maddeleri uyarınca da ödenen meblağdan sorumlu olduklarını ileri sürerek, şimdilik 35.000,00 TL nın faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir Davalılar vekili,vergi cezasına kesilmesinden sonra davacının müvekkillerinin görüş ve yardımlarına müracaat etmediğini, bu nedenle zararın tamamen veya büyük oranda telafisini sağlayan imkanlardan yararlanılamadığını, davacının müvekkillerinin bilgisi ve onayı dışında vergi mahkemesinde dava açtığını, böylece zararın doğmasına ve artmasına bizzat davacının sebep olduğunu, davalıların 3568 sayılı kanundan kaynaklanan sorumluluğunun vergi dairesine karşı bir sorumluluk olup, davacının ödediği miktarın meslek mensubuna rücu edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı şirket ve bu şirket elemanı olan davalı ...'ın, davacı şirketin 2001 yılı ticari blançosunda yer alan zarar tutarının yarısını, davacı şirketin 2002 yılı beyannamesinde matrahından usulsüz olarak indirdikleri, böylece sözleşmenin kendilerine yüklediği görevi gereği gibi yerine getirmeyerek davacı şirket hakkında vergi ziya, cezalı kurumlar vergisi ve fon payı tahriyatı işlemlerinin yapılmasına sebebiyet verdikleri, kesilen vergi cezasının haklılığının kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olduğu, davacının ödediği vergi miktarını davalıdan isteyemeyeceği, ancak davalıların işlerini gereği gibi yapmamaları nedeniyle davacının ödemek zorunda kaldığı cezadan sorumlu oldukları gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, 17.205,85 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıda (2) nolu bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, davalılar, vergi cezasının kesilmesinden sonra davacının kendilerinin görüş ve yardımlarına müracaat etmediğini, bu nedenle zararın tamamen veya büyük oranda telafisini sağlayan imkanlardan yararlanılamadığını ve zararın çoğaltıldığını savunduklarına göre, davalıların bu savunması üzerinde durulup, zararın artmasında davacının müterafik kusuru bulunup bulunmadığı değerlendirilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalılar yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 28/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.