11. Hukuk Dairesi 2013/1185 E. , 2013/20705 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/10/2012 tarih ve 2009/850-2012/1011 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tu…
**11. Hukuk Dairesi 2013/1185 E. , 2013/20705 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/10/2012 tarih ve 2009/850-2012/1011 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının, müvekkili ... ile birlikte dava dışı ICS İç ve Dış Ticaret Mümessillik İnşaat Taahhüt A.Ş'nin (ICS) eski ortağı ve münferiden imzaya yetkili eski yöneticisi olduğunu, ayrıca müvekkili ...'un diğer müvekkili Önder İnşaat Tesisat Taahhüt ve Tic. Ltd.Şti.'nin büyük ortağı ve münferiden tek imza yetkilisi olduğunu, 28.04.2009 tarihinde davalı eski yöneticinin Ics şirket hesabına gelmiş olan parayı kendi şahsi hesabına havale edip zimmetine toplam 970.000 Euro geçirdiğini, müvekkili ...'un çaresiz kaldığını, şantiyedeki işlerin durduğunu, ICS şirketi lehine müvekkili ... tarafından verilmiş olan teminat ve kefaletler ile ICS şirketlerinin işlerinin yürüdüğünü, tarafların avukatlarının da hazır olduğu bir toplantı yapıldığını, 30.04.2009 tarihli protokol düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşmeyi imzalaması halinde davalının banka hesabındaki paranın bir kısmının ICS şirketine iade edileceğinin iletildiğini, bu nedenle protokolün müvekkiline parasal baskı ve ikrah ile imzalatıldığını, ayrıca protokol incelendiğinde gabin bulunduğunu, bu protokolde davalının dava dışı ICS şirketine olan borçlarının ibra şartlarının olduğunu, davalının zimmetine geçirdiği paradan 470.000 euroyu ICS şirketine havale ettiğini, 500.000 Euro'nun ise halen kayıp olduğunu, böylece protokolü imzalamakla müvekkilinin paranın bir kısmının iadesini sağladığını, yine davacıya davalının hisselerinin derhal satın alınması hususunun dikte edildiğini, imzalanan sözleşme ile hissesini devreden davalının ICS şirketinde bulunan %48 hissesini fahiş fiyatla 750.000 Euro'ya müvekkili şirkete sattığını, sözleşmede hisseyi devralan Önder İnşaat'tan 500.000 Euro peşin aldığını ve iki adet de vadeli ve ... adına keşide edilmiş Önder İnşaat çeki aldığını, davalının ICS şirketine 617.673.24 TL olan borcunun sonradan ortaya çıktığını, davalının bu borçlarını fahiş satış bedeli kapsamında temizletmeye çalıştığını, davalının şirketten ayrılırken şirkete ait çekleri de yanına aldığını ancak sonradan iade ettiğini, böylece taraflar arasında düzenlenen protokolün geçersiz olduğunu, ileri sürerek toplam 250.000 Euro bedelli çeklerin ödenmemesi için tedbiren ödemeden men kararı verilmesini, 30.04.2009 tarihli sözleşmenin iptalini, koşulları var ise sebepsiz zenginleşenlerin edimlerinin karşılıklı iadesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava dışı ICS İç ve Dış Ticaret A.Ş.'nin Mart 2000 tarihinde müvekkili ..., ... ve Selçuk Yargıcı tarafından kurulduğunu, sermaye artırımları ile ortak paylarının % 48'er ve % 3,5 olarak son şeklini aldığını, kuruluş tarihinden itibaren, şirket yönetiminin müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, ...'un sadece yaşı itibari ile yönetim kurulu başkanı olarak evrak üzerinde ismen yer aldığını, müvekkilinin yetkilerini kullanarak belirli bir miktarda parayı kendi hesaplarına virman yaptığının doğru olduğunu, ancak bunun hiçbir zaman için davacı yanın iddia ettiği gibi, davacı tarafı çaresiz bırakmak, haksız menfaat elde etmek amacına yönelik olmadığını, aksine davacı tarafın müvekkiline kurduğu tuzağın fark edilmesi üzerine, müvekkilinin kendisini ve şirketi koruma içgüdüsü ile ve eşit koşullarda müzakere edebilmek için yapılmış bir işlem olduğunu, davacı tarafın 30.04.2009 tarihli sözleşmenin irade fesadı nedeniyle geçersiz olduğunu iddia etmekle beraber, söz konusu hisseler üzerinden hak sahibi olarak genel kurulda oy kullandığını, bu paylar elinde olmadığı takdirde sadece %48 paya sahip olarak, genel kurulda çoğunluğu sağlamasının mümkün olmadığını, davacının dava süreci boyunca ICS'nin içini boşaltarak değersiz hale getirdiğini, işleri kendi şirketleri üzerinden yaptığını müvekkilini mağdur etme planını hayata geçirerek sözleşmenin hukuken geçerli olmadığını beyan ettiğini, davacı ile akdedilen sözleşmenin imzası sırasında davacı vekili Av. Halil ...'nın da hazır bulunduğunu, davalı yanın hakkı olan imzası sırasında paranın bir kısmından feragat ettiğini, bir kısmını ise iyi niyetinin bir göstergesi olarak iade ettiğini ve karşılığında davacı tarafın iptalini istediği iki adet çeki aldığını, davacı tarafın yaklaşık iki ay sonra sözleşmenin geçersizliğini iddia ettiğini, bu hususların davacının samimiyetsizliğini ortaya koyduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava; 30/04/2009 tarihli sözleşmenin irade fesadı ve gabin olduğundan bahisle iptali ve sözleşme uyarınca sebepsiz zenginleşilen edimlerin karşılıklı iadesine ilişkin olduğu, 30/04/2009 tarihli sözleşmenin her iki tarafın vekilleri ile birlikte imzalanmış olması karşısında gabinden ve ikrahtan bahsedilemeyeceği, davacıların ikraha sebep olarak gösterdikleri davalının elinde bulunan ve şirketin sahibi olduğu 12 adet çekin davacılara iade edilmesinden sonra ileri sürülmeyerek davalının sözleşme uyarınca kendisine verilmesi gereken ibranameyi talep etmesi nedeniyle ikrahın ileri sürülmesinde iyi niyet bulunmadığı, 30/04/2009 tarihli sözleşmenin iptali talebinin yasal dayanağı olmadığı gerekçesi ile ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalı vekilinin temyiz itirazına gelince; davacı taraf diğer istemlerinin yanı sıra protokol gereğince verilen çekler nedeni ile de borçlu olmadığının tespitini istediğine ve mahkemece de dava sırasında icra kasasına giren paranın ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verildiği ve bu karar da infaz edildiğine göre, mahkemece İİK.'nun 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilmesi gerekirken yerinde olmayan yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıya alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 18/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.