T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1532 KARAR NO : 2026/192 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/04/2022 NUMARASI : 2019/191 Esas, 2022/251 Karar DAVA: İtirazın İptali (Distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabu…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1532 KARAR NO : 2026/192 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/04/2022 NUMARASI : 2019/191 Esas, 2022/251 Karar DAVA: İtirazın İptali (Distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin turizm sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, müvekkili ile davalı arasında alt distribütörlük sözleşmesi imzalandığını ve aralarında cari hesap ilişkisi başladığını, müvekkili şirketin davalı taraftan cari hesaptan kaynaklanan alacağının olduğunu, müvekkilinin bu alacağını tahsil edemediğini, müvekkilinin alacağın ödenmesi için davalı tarafa noter aracılığı ile ihtarname gönderdiğini, ancak bir sonuç alınamadığını, bunun üzerine alacağın tahsili için İstanbul 13.icra müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile yasal takip yapıldığını, davalının borca itirazı üzerine takibin durdurulduğunu, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu beyan ederek yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilerek davalı tarafından yapılan haksız ve kötüniyetli itirazın iptalini, takibin kaldığı yerden devamına, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda davacı ve davalı tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş olup; davalı yanın 2014 yılı resmi defter açılış ve kapanış işlemlerin kanuni süresinde yaptırıldığı, 2016-2017-2018 resmi defterlerinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı hususu tespit edilmiş olup bu haliyle davalı yanın sahibi lehine delil vasfı kalmadığı ve davacı yanın defter ve kayıtlarına göre davalının uyuşmazlığa konu borç nedeniyle borcu olmadığı yönündeki itirazlarını somut bilgi ve belge ile ispat edemediği ve aşamalarda ödeme olgusu da bulunmadığı anlaşılmakla; davanın kabulü ile; davalının İstanbul 13. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın reddi ile takibin 25.975,09-TL asıl alacak, 11.477,43-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 37.452,52-TL üzerinden aynı koşullarla devamına, asıl alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine... " karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uçak bileti satabilmek için 2015 yılı ve öncesinde ... sistemini kullandığını, biletleme işlemini yapabilmek için çek yazarak ... firmasına gönderdiğini, ... firmasının da çeki aldıktan sonra müvekkili şirkete, bilet satabilmesi için bakiye açıp sistemini kullandırdığını, ... çek almadan sistemini açmadığı için müvekkili şirketin ...'ye cari hesap borcunun olmasının mümkün olmadığını, Erzurum Asliye Ticaret mahkemesince 26/10/2020 tarihinde aldırılan bilirkişi raporunda hesap dökümleri incelendiğini, 2016 ve sonraki yıllarda müvekkili şirket ile davacı şirket arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, Mahkemenin gerekçeli kararında belirttiği 2016-2017-2018 yıllarına ait defter kapanışlarının olup olmamasının davanın konusu olmadığını, davanın 2014-2015 yıllarında müvekkilin borcunun olup olmadığıyla ilgili olduğunu, davacı ... tarafından müvekkilinin borcu olduğu ve ödemesi gerektiği hususundaki ihtarnamenin 30.07.2016 tarihli olduğunu, icra takibinin de bu ihtarnameden sonra başlatıldığını, Mahkemenin 2015 ve öncesiyle ilgili olarak karar vermesi gerekirken dava konusu olmayan 2016-2017-2018 yıllarıyla ilgili karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinde alınan 10.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili şirketin 2015 yılında davacı firmayla ticari ilişkisinin bulunduğu, 2015 yılında müvekkilin davacıya borcunu ödediği ve davacı firmaya hiçbir şekilde borcunun kalmadığının, 26.10.2020 tarihli ek raporda davalının davacı şirkete fazla ödemesi bulunduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirketle ... arasında 2016-2017-2018 yıllarında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkili şirketin itirazında haksız ve kötü niyetli olmadığını, dava konusu olan 2014 ve 2015 yıllarıyla ilgili olarak müvekkili şirketin davacıya ödeme yaptığını, mahkemenin icra inkar tazminatına hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, distribütörlük ilişkisine dayalı açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, müvekkilinin cari hesap sebebiyle davalıdan alacağı olduğunu, ancak davalının borcunu ödemediğini ileri sürmüş; davalı ise yasal sürede cevap dilekçesi vermemiş, yasa gereği münkir sayılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 25.975,09 TL asıl alacak, 11.477,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 37.452,52 TL alacak yönünden icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 31.12.2017 tarihi itibariyle ödenmemiş cari hesap borcu gösterildiği, ödeme emrinin 17.09.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 24.09.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmaktadır. HMK'nın 190. maddesinde ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla; davacı tarafın ticari defterleri ve belgelerine göre, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve bu ticari ilişki gereğince davacı şirketin davalı şirket adına borç kaydettiği faturalar bedellerine istinaden takip tarihi itibariyle davacı şirketin bakiye 25.975,09 TL tutarında davalı şirketten alacağının olduğu, davalı tarafın 2014-2015 yılı defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin kanuni süresi içerisinde yaptırıldığı, davalı şirketin 2015 yılı kayıtlarına göre davacı şirkete borcu bulunmadığı, 2016-2017-2018 resmi defterlerinin kapanış tasdiklerinin yaptırılmadığı, davalının resmi defter kayıtlarına göre 2016-2017-2018 yılları arasında ticari alacak-borç ilişkisi bulunmadığı görüşüne varılmıştır. Somut olayda; davacı 2014 ile 2018 dönemindeki cari hesap ilişkisinin bakiyesi olan alacak için eldeki davayı açmış, davalı ise taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair 2014 yılı kayıtlarında faturaları işlemiş bundan sonraki dönemde ticari ilişkiye dair defterlerinde bir kayda yer vermemiştir. Taraflar arasındaki sözleşmede münhasır delil anlaşmasının bulunmadığı görülmüştür. Davalı, kendi defterlerine 2014 yılından sonraki dönem için bir kayıt işlememiştir. Ancak davalının, 2014 sonrasında davacının sistemi üzerinden işlem yapıp yapmadığının açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, hava taşıması konusunda uzman bir bilirkişi eliyle davacıya ait sistem üzerinde inceleme yapılarak ve dosyadaki delil ve beyanlar ile daha önce alınan raporlar da dikkate alınarak; taraflar arasındaki ticari ilişkinin teknik olarak ne şekilde yürüdüğü, davacının kurduğu sistemin ne şekilde işlediği ayrıntılı şekilde tespit edilerek, 2016-2017-2018 yılları arasında davalının davacıya ait sistem üzerinden işlem yapıp yapmadığı, yaptıysa yapılan işlemlerin nitelik ve miktarının ne olduğu konusunda rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmayla karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş ve kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında dosyanın karara bağlanması için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 05.02.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir.