T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2339 - 2026/50 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2339 KARAR NO : 2026/50 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/12/2020 NUMARASI : 2020/26 E. - 2020/387 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2339 - 2026/50 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2339 KARAR NO : 2026/50 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/12/2020 NUMARASI : 2020/26 E. - 2020/387 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali ve Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/12/2020 Tarih ve 2020/26 Esas - 2020/387 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili şirketin 2018/59288, 2018/41003 sayılı ve "...", "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının, bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2013/120120 sayılı “... ...” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, 2018/120120 kod numarasını alan başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın, nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin 1961 yılından bugüne kadar özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alnında faaliyet gösterdiğini, “...” markasının tanınmış bir marka olduğunu, müvekkili şirketin "..." ibareli ürünleri ilk kez 2018 yılında tescil ettirdiğini ve çeşitli reklam projeleri üreterek ilgili markayı tanıttığını, 2018/82600 başvuru numaralı "... ... ...", 2018/82594 başvuru numaralı "... ... ...", 2018/41003 başvuru numaralı "...", 2018/40997 başvuru numaralı "... ... ...", 2018/59288 başvuru numaralı "..." markalarının müvekkiline ait olduğunu, müvekkili şirketin "..."/ "..." ibareli markalarının zayıf/tanımlayıcı marka olarak kabul edilebilmesinin yerleşik yüksek mahkeme içtihatları çerçevesinde mümkün olmadığını, dava konusu marka ile müvekkiline ait markalar arasındaki sınıfsal benzerliğin ayniyet boyutunda olduğunu, 29, 30 ve 32. sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetleri kapsadığı düşünüldüğünde ortalama tüketicilerin bir kısmının çocuklardan oluştuğunu, müvekkili şirketin markasının yüksek ayırt edici marka statüsünde olması sebebiyle dava konusu markanın müvekkiline ait "..."/ "..." ibaresini esaslı unsur olarak ihtiva eden markalarının arasına sızabileceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu 2012/5926 E. 2013/4724 K. sayılı kararda, davalı yanın "..." markaları ile müvekkilinin "..." markalarının içerdiği kavramsal benzerlik sebebiyle markaların benzer bulunduğunu kabul ettiğini ileri sürerek, TÜRKPATENT YİDK'nun 2019-M-10073 sayılı kararının iptali ile dava konusu 2018/120120 başvuru numaralı “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili, dava dilekçesince bahsedilen 2018 yılına ait markaların bu kadar kısa süre içerisinde tanınmış marka olmalarının mümkün bulunmadığını, davaya konu markada yer alan şekil unsurunun esas unsur olduğunu, markanın sözcük unsurlarının birbiriyle tekerleme gibi tekrarlayan seslerden oluştuğunu, markada bulunan “...” ibaresinin “...” ibaresi ile fonetik benzerliğinin bulunduğunu ve buna vurgu yaptığını, markadaki “...” ibaresinin, “...” markasını niteleyen “kekin çikolata ile doluluğunu” ifade eden bir kelime olduğunu, davaya konu markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Kurum vekili, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı markalarında yer alan ve markanın esas unsuru konumda bulunmayan “... ” ibaresi ile davalı markasında yer alan ve markanın esas unsuru olmayan ve pekiştirme ekiyle birlikte kullanılan “...” ibaresinin, markaların karıştırılma ihtimali doğacak düzeyde benzerliğini sağlamaya yeterli olmadığını, ayırt ediciliği nispeten düşük düzeyde olan ve yaygın kullanıma sahip söz konusu ibarenin, davacının inhisarına terk edilmesinin mümkün olmadığı gibi markaların bir bütün olarak bıraktıkları genel izlenimin de birbirinden son derece farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu başvurunun standart karakterle yazılmış “... ...” ibaresinden oluştuğu, kapsamında 29, 30, 32. sınıftaki mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markanın ise standart karakterle yazılmış "...", "..." ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamında 05, 29, 30, 32. sınıftaki hizmetlerin yer aldığı, davaya konu davalı markasının esasen ürün ambalajı şeklinde tasarlandığı, görsel benzerlik açısından; marka kompozisyonunun solda kahverengi, sağda turuncu renkli zemin üzerinde, solda altın rengi büyük puntolarla yazılmış “...” ibaresinin altında kırmızı renkli ve küçük puntolarla “...” ibaresinin, yine sağda ürün görseli, solda ürün dolgusuna atıf yapar mahiyette “krem çikolata” görselinin bulunduğu, markasal algıyı üzerinde toplayan esaslı unsurun “... ...” ibaresi olduğu, markaların görsel ve kavramsal olarak birbirlerine benzememesi, “...” ibaresinin genel imajda tescil konusu ürünler için -gıda emtiaları- tek başına yüksek derecede ayırt edicilik sağlamaması karşısında, markaların bütünsel olarak benzer olmadığı, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut verilerin dosya kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı şirkete ait ‘‘...’’ ibaresinin çatı marka olması nedeniyle benzerlik incelemesinin geriye kalan ve her iki markada da esas unsur olan “...” ve ‘‘...’’/ “...” ibareleri üzerinden yapılmasının gerektiğini, davaya konu markalarda ayırt edici ibarenin müvekkil şirkete ait ‘‘...’’ ve ‘‘...’’ markaları olduğunu, müvekkili adına tescilli ‘‘...’’ ve ‘‘...’’ ibareli markaların 05, 29, 30 ve 32. sınıflarda tescilli bulunduğunu, dava konusu “... ...” markasının ise 29, 30 ve 32. sınıf yönünden tescilli olduğunu, dava konusu “... ...” markasının müvekkilinin markalarıyla benzer mal ve sınıflarda tescil edildiği düşünüldüğünde, müvekkili şirketin ‘‘...’’ ve ‘‘...’’ibareli markaları taşıyan ürünlerini çok uzun sürelerden beri kullanan/gören ortalama gıda tüketicilerinin, işbu dava konusu marka ile karşılaştıklarında yanılgıya düşeceklerini, özellikle çocukların işbu dava konusu marka ile müvekkili şirket markalarını ayırt edemeyeceklerini, bu markaların birbirleri ile ilişkili olduğunu düşüneceklerini, müvekkilinin “...” ibareli markalarının tescilli tanınmış markalar olması dolayısıyla korunmasının gerektiğini, ilk kez davacı tarafından kullanılan ‘‘...’’ ve ‘‘...’’ esas unsurlu markalara çok büyük yatırımlar yapıldığını, bu yatırımlar neticesinde müvekkili şirketin ‘‘...’’ ve ‘‘...’’ ibaresini içeren seri markalarının tanınmış hale geldiğini ve ayırt edici nitelik kazandığını, davalının marka olarak seçebileceği ve kullanabileceği milyonlarca seçenek varken “...’’ ve ‘‘...’’ markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olan ibareyi kendi adına tescil ettirmeye çalışmasının tesadüf eseri olamayacağını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tüm talepler yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı Şirketin 2018/120120 sayılı "... ..." ibaresinin marka olarak tescili için davalı Kuruma başvurduğu, başvuru kapsamında 29, 30 ve 32. sınıf malların yer aldığı, davacının 2018/59288 sayılı "..." ibareli ve 2018/41003 sayılı "..." ibareli markalara dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığınca bu itirazın reddine karar verildiği, davacının bu karara yönelik itirazının ise YİDK'in 2019-M-10073 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 27/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, 17/01/2020 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı kanunun 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık, YİDK kararının iptali yönünden davacının 2018/59288 ve 2018/41003 sayılı markaları ile dava konusu başvuru arasında, marka hükümsüzlüğü davası yönünden ise dava dilekçesinde dayanılan tüm markalarla dava konusu başvuru arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvurunun kapsamında 29, 30 ve 32. sınıf mallar bulunmaktadır. Davacının gerek marka başvurusuna itiraz aşamasında gerekse de işbu davada dayandığı 2018/59288 ve 2018/41003 sayılı markaların kapsamlarında ise 5, 29, 30 ve 32. sınıf mallar yer almaktadır. Her ne kadar içinde gıda mühendisinin de yer aldığı bilirkişi raporunda, taraf markalarının 32. sınıfta yer alan "Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar." malları hariç aynı veya benzer olduğu bildirilmiş ise de, davacının dayandığı 2018/59288 numaralı markanın kapsamında "Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar." mallarının bulunduğu açıkça anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bilirkişi raporundaki bu tespitin maddi hataya dayandığı açıktır. Bu itibarla Dairemizce bilirkişi raporundaki bu hatalı tespite itibar edilmemiş ve taraf mallarının aynı veya benzer olduğu kabul edilmiştir. Gerçekten de davacının 2018/59288 sayılı markasının kapsamında, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 29, 30, 32. sınıf malların tamamı bulunmaktadır. Buna göre somut uyuşmazlıkta emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Marka işaretlerinin karşılaştırmasına gelince; dava konusu başvuru "... ...", davacının itirazına mesnet markaları ise "..." ve "..." asıl unsurlarından oluşmaktadır. Dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresi, davalı Şirketin çatı markası olup iltibas değerlendirmesinde dikkate alınması mümkün değildir. Dava konusu başvurunun asli unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere hem davacının itiraz mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan ibareler hem de dava konusu başvurunun asli unsuru olan "..." ibaresi "..." kelimesinden türetilmiş olup, anılan ibarenin ortak olmasından kaynaklı olarak taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal bir benzerliğin bulunduğu açıktır. Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, "..." ibaresinin, gıda malları yönünden ayırt ediciliğinin zayıf bulunduğu, başvurunun asli unsurunun "..." ibaresi olduğu kabul edilerek, marka işaretleri arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığı sonucuna varılmışsa da, yukarıda açıklanan nedenlerle bu değerlendirmeye itibar edilmemiştir. Sonuç olarak dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde işitsel, görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2019 tarih ve 2017/2976 E.- 2019/430 K. ve 16.01.2025 tarih ve 2024/1627 E.- 2025/188 K. sayılı ilamlarında, "..." asıl unsurlu markalar ile davacının "..." ve "..." asıl unsurlarından oluşan markaları arasında, iltibas tehlikesinin bulunduğu kabul edilmiştir. Hatta aynı taraflar arasında, davalının aynı sınıflardaki "... ... KEK" ibareli başvurusu ile davacının "..." ve "..." asıl unsurlarından oluşan markaları arasında iltibas bulunduğunu kabul eden, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.04.2025 tarih ve 2024/4171 E.- 2025/2389 K. sayılı ilamı da eldeki uyuşmazlığa emsal teşkil edecek niteliktedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/12/2020 gün ve 2020/26 Esas - 2020/387 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile YİDK'in 2019-M-10073 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu 2018/120120 sayılı "... ..." ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜ ile sicilden TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 677,60-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 159,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 200,00-TL posta ve tebligat masrafı, 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 2.897,00-TL'ye, 54,40-TL peşin harç ile 54,40-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 3.005,80-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 269,85-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.