T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2023/1140 Esas KARAR NO :2026/227 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2020/790 Esas - 2023/149 Karar TARİHİ:17/02/2023 DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (TİCARİ SATIMDAN KAYNAKLANAN) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2023/1140 Esas KARAR NO :2026/227 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO:2020/790 Esas - 2023/149 Karar TARİHİ:17/02/2023 DAVA:İTİRAZIN İPTALİ (TİCARİ SATIMDAN KAYNAKLANAN) KARAR TARİHİ:05/02/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin ... isimli galerinin portföyünde gördüğü 2013 Model, ... plakalı... Otobüsü (... tek katlı) vergiler dahil 91.000,00 TL'ye satın aldığını, söz konusu aracın 09.12.2019 tarihinde davacı şirket adına tescil ve teslim edildiğini, davacı şirketin bu aracı, İstanbul/ Sultanbeyli bölgesinde ikamet eden çalışanlarını Dilovası OSB bölgesinde bulunan fabrikasına götürüp getirmek gayesi ile satın aldığını, aracı aldıktan sonra günde 1 kez sabah çalışanlarını fabrikaya götürmek ve mesai bitiminde geri getirmek şeklinde kullanılmaya başlanmışsa da 24.12.2019 günü çalışanların taşınması esnasında ve seyir halinde iken yağ pompasının arızalandığını ve aracın yolda kaldığını, aracın çekici marifetiyle ... isimli özel servise götürüldüğünü, burada sorunun sadece yağ pompasında olmadığı, yağ filtresinde talaşlar olduğu, enjektörlerin kullanılmaz halde olduğu, Parçaların sıvı conta ile tutturulduğu ve bununla birlikte başka sorunların da olduğu ve motorun tamamen tekrardan yapılması gerektiğinin söylendiğini, bunun üzerine Gebze 2.Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/93 D.İş dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını, akabinde de tespit edilen arızaların tamir edilerek giderildiğini, bu süreçte yaklaşık 30 gün davacı şirketin araçsız kaldığını ve işçileri için dışarıdan servis taşıma hizmeti satın almak zorunda kaldığını, henüz satın alındıktan 15 gün sonra arızalanan ve ayıplı olduğu anlaşılan işbu araç nedeni ile davacı şirketin maddi zarara uğradığını, galeri işi ile iştigal eden davalıdan satın alınan ... plakalı aracın ayıplı olması ve bu nedenle uğranılan maddi zararın tazmini gayesi ile İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra dosyası ile davalıdan aracın tamir bedeli ile ikame araç ücretinin talep edildiğini, davalı tarafından borca ve fer'ilerine itiraz edilmek suretiyle takibin durdurulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydıyla davalı-borçlunun İstanbul Anadolu 8.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline ve takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle takibin devamına karar verilmesine, likit alacağa haksız ve kötü niyetli itiraz eden borçlu aleyhine dava konusu miktarın % 20’sinden aşağı olmamak üzere lehe icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Uzun yıllardır otomotiv sektöründe yer alan, kurumsal kimliği haiz ve müşteri memnuniyeti ile müşteri güvenini ön planda tutan, ikinci el araç alım-satımı ile de iştigal eden davalı şirket tarafından davaya konu edilen aracın 09.12.2019 tarihinde vergiler dahil 91.000,00 TL bedelle davacı ... A.Ş.'ye satılarak teslim edildiğini, davacı tarafından aracın alındığı günden itibaren 24.12.2019 tarihine kadar sadece 15 gün servis taşımacılığı için trafiğe çıkmış olduğu, 24.12.2019 tarihinde seyir halindeyken arızalandığı ifade edilmiş ise de araçta satım anında herhangi bir ayıp olduğunun kabulü ve davalı şirketin böyle bir ayıptan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, ikinci el araç satışında satım anında alıcının aracı muayene ve mevcut ayıplarını tespit ile yükümlü olduğunu, ayrıca ticari amaçla yapılan işbu satışta davacının basiretli bir tacir gibi davranması, ticari alışverişin gereklerini yerine getirmesinin zorunlu olduğunu, noter huzurunda imzalanan araç satış sözleşmesinde de davacı tarafın "aracı görüp beğenerek satın aldığı" hususunun sabit olduğunu, davacı tarafından ticari amaçla ve mevcut hali ile incelenip beğenerek ve ekspertiz incelemesi yaptırılarak satın alınan araçta iddia olunduğu gibi bir ayıbın söz konusu olmadığını, iddia olunan ayıbın varlığını kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, tarafların tacir olduğu ve dava konusu aracın ticari araç olduğu göz önüne alındığında somut olayda tacirler ve ticari satış yönünden uygulanması gereken 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari satış ve mal değişimi" başlıklı 23. maddesinin “c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." hükmünü haiz olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223/2. maddesinin ise "Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmadığı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." hükmünün haiz olduğunu, buna göre; malın ayıplı olduğu açıkça belli değilse 8 günlük muayene ve ihbar süresi içerisinde aracın muayene ettirilip ayıp hali saptandığı takdirde veya aracın ayıplı olduğunun sonradan anlaşılması halinde hemen usulüne uygun ihbarda bulunulması gerektiğini,davacı tarafın ise 24.12.2019 tarihinde aracın ayıplı olduğunun anlaşıldığını iddia etmekte ise de bu yönde davalı şirkete herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığından davalı şirketin sorumluluğundan bahsedilmesinin de mümkün olmadığını, somut olaya bakıldığında 09.12.2019 tarihinde aracın satım ve tesliminin gerçekleştiği ve davacı tarafın aracın 24.12.2019 tarihinde arızalandığını iddia ettiği göz önüne alındığında kanunda öngörülen sürede tacir olan davacının muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, aracın ayıplı olduğu kabul edilse dahi ayıp ortaya çıktıktan sonra ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, dava konusu aracın davacıya ayıptan ari olarak teslim edildiği, aksi kabul halinde dahi söz konusu ayıptan davalı şirketin sorumlu tutulamayacağının yukarıda açıkça izah edildiğini, işbu dilekçe ekinde sunulan sevk irsaliyesinde davacı tarafın "araçta ve mekanik sisteminde hiçbir açık veya gizli ayıp bulunmadığını, teslim tarihinden sonra doğabilecek arıza, hata, açık veya gizli ayıplara ilişkin satıcının hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını gayrikabili rücu beyan ve kabul ederim." beyanı ile aracı ayıptan ari bir şekilde teslim aldığını ve teslim sonrasında herhangi bir ayıp ortaya çıkması halinde müvekkili şirketten herhangi bir talepte bulunmayacağını açıkça beyan ettiğini, tarafların tacir olduğu ve dava konusu işlemin bir ticari işlem olduğu göz önüne alındığında taraflar arasında satıcının sorumluluğunu ortadan kaldıran bir "sorumsuzluk anlaşması" yapılmasının mümkün olduğunu, hal böyleyken davacı tarafın araçta ayıp ortaya çıktığı iddiası ile davalı şirketten herhangi bir talepte bulunması gerek hukuken gerekse ticari teamüller gereği mümkün olmadığını, dava konusu aracın vergiler dahil toplam 91.000,00 TL bedelle satıldığını,davacı tarafın aracın teslimden yalnızca 15 gün sonra arızalandığını ve 52.272,65 TL bedelle tamir ettirildiğini iddia ettiğini, bir aracın, satış bedelinin %60'ı gibi bir bedel karşılığı 30 günde tamir ettirilmesinin akla ve mantığa uygun olmayıp hayatın olağan akışına da tümüyle aykırı olduğunu, bununla birlikte davacı tarafın aracın ayıplı olduğuna dair usulüne uygun bir ayıp bildiriminde bulunmadığını, var olduğu iddia edilen ayıplar davalı şirkete süresinde ve usulüne uygun olarak bildirilmiş olsa idi söz konusu aracın davalı şirket tarafından bedeli ödenmek suretiyle geri alınabileceğini yahut davalı şirketin çalışmış olduğu yetkili servisler aracılığıyla çok daha uygun maliyetle tamir ettirilebileceğini, davacı tarafın bu yola başvurmayıp aracı bir özel serviste fahiş bir fiyat karşılığı tamir ettirmesinin ve bu bedeli davalı şirketten talep etmesinin açıkça kötü niyet göstergesi olduğunu, dava konusu aracın ayıplı olduğu anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile tüm bu açıklamalara ilaveten söz konusu ayıbın üretim aşamasından kaynaklı bir ayıp olup olmadığı hususunun da araştırılması gerektiğini, Yargıtay içtihatları ile de üretimden kaynaklı hata tespit edilmesi halinde söz konusu ayıptan üreticinin sorumlu tutulması gerektiğinin açıkça hükme bağlandığını, Kanuni düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları tahtında davalının somut uyuşmazlıkta sadece satıcı sıfatını taşıdığı, üretimden kaynaklı ayıplardan ve bu ayıplardan kaynaklandığı iddia olunan zararlardan sorumlu tutulamayacağını, bu yönüyle de rolü sadece üretici tarafından üretilip piyasaya arz edilen aracı ikinci el olarak satışa sunmaktan ibaret olan davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dava konusu üründe bulunduğu iddia olunan gizli ayıpları bildiğinin ya da bilmesi gerektiğinin düşünülemeyeceğini, dolayısıyla davalının mevcut zarardan sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 17/02/2023 tarih ve 2020/790 Esas - 2023/149 Karar sayılı kararında;"........Mahkememiz tarafından dosyada bulunan bilgi ve belgeler, alınan rapor incelenmiş olup; dava, davacının davalıdan almış olduğu aracın ayıplı çıkması sebebiyle uğranılan zararların tazmini amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Davacının davalıya sattığı davaya konu araçta bulunan ayıbın gizli ayıp niteliğinde bulunduğu görülmektedir.Somut olayımızda değerlendirilmesi gereken husus araçta bulunan gizli ayıptan davalının sorumlu olup olmayacağına ilişkindir. Her iki tarafta tacir olup, işlerini yaparken basiretli davranmaları gerekmektedir.Davaya konu aracın davacı tarafça alınırken, yaşı ve kilometresi değerlendirildiğinde, önceden bakımlarının eksik veya hatalı yapılabileceği, kötü şartlarda aracın kullanılmış olabileceğini alıcının değerlendirmiş olması gerekir. Keza, her aracın yaşı ve kilometresi aracın fiyatında, barındırmış olduğu riskler dolayısıyla etkili olmaktadır.Davacı taraf aracı alırken aracın motor aksamında bir hata olup olmadığını belirleyecek şekilde ekspertiz raporu almamıştır. Ekspertiz raporu alındığına ilişkin bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Davacı bu anlamda aracı alırken üzerine düşen edimi yerine getirmemiş, aracın ayıplı olup olmadığına dair ekspertiz veya inceleme yaptırmamıştır. Davacı taraf aracı aldıktan sonra gerekli bakımları yaptığına dair bir bilgi ve belgede bulunmamaktadır. Aracın bakımlarının yapılmış olması durumunda belkide davaya konu hasar oluşmayacak veya daha az bir zarar oluşabilecekti. Davaya konu araç ekspertiz yaptırılarak alınması durumunda, satış anında davaya konu gizli ayıbın mevcut olup olmadığı, davacı tarafından araç alındıktan sonra bakımları yapılması durumunda da davaya konu hasarın meydana gelip gelmeyeceği veya ne miktarda zarar oluşacağı hususlarının bilinmesinin mümkün olmadığı görülmektedir. Davacı taraf basiretli bir tacir gibi davranmamıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin çalışanlarına servis hizmeti vermek gayesi ile davalıdan 2013 Model, ... plakalı aracı vergiler dahil 91.000,00 TL'ye 09/12/2019 tarihinde satın aldığını, aracın İstanbul /Sultanbeyli bölgesinde ikamet eden çalışanların Dilovası OSB bölgesinde bulunan fabrikaya günde 1 kez gidiş - dönüşü için kullanıldığını, araç alındıktan 15 gün sonra 24.12.2019 tarihinde fabrika istikametinde seyir halinde iken arızalanarak yolda kaldığını ve çekici marifetiyle özel servise götürüldüğünü, Gebze 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/93 D. İş dosyası ile delil tespiti istenildiğini, alınan raporda ''... plaka sayılı... marka aracın motorun yapında metal çapak olmasından dolayı, motorun arızalanmış olduğu, aracın supap itici ve piyano tuşlarına ait parçaçıkların kartel bölümünde yoğun şekilde toplandığı ve aracın daha önce silindir kapağının söküldüğü dikkate alındığında, motor yağına metal parçaçıkların bu işlem nedeniyle karışmış olduğu, aracın motorunun tamiri için gerekli harcamanın 52.272,65 TL olduğu..'' tespitinde bulunduğunu, araç arızalandığında zaman ve tamir bedeli belirlendiği zaman davalıya bildirim yapıldığını, davalının bu hususta sorumluluğu üzerine almaması nedeni ile müvekkil tarafından söz konusu aracın tamir ettirildiğini ve bu nedenle uğranılan zararların (araç tamir bedeli ve ikame araç ücreti) tazmini için icra takibi başlatıldığını, İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının itiraz etmesi üzerine itirazın iptali davası ikame edildiğini, yerel mahkemenin davanın reddine karar verdiğini, hukuk düzeninde alıcının ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden faydalanabilmesi için kanunen kendisine yüklenmiş olunan gözden geçirme ve bildirim külfetlerini yerine getirmesi gerektiğinin düzenlendiğini, yerel mahkeme gerekçesinin hukuken kabul edilebilir olmadığını, zira yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları ile arızanın gizli ayıp olduğunun sabit olduğunu, bildirim külfetinin yerine getirildiğinin ise iki tarafın mahkeme huzurunda dinlenilen tanıkları tarafından beyan edilerek sübut bulduğunu, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporlarında arıza ve hasarların gizli ayıp niteliğinde olduğu, arıza ve hasarların eskime - kullanmadan kaynaklı olamayacağı, ancak teknik tarifnamedeki şartlara aykırı kullanım ile periyodik bakımlarının zamanında ve usulüne uygun yapılmamasından kaynaklı olabileceği, aracın yaşı da dikkate alındığında araçtaki ayıbın ikinci el satışlarda satıcıya sorumluluk doğuracak nitelikte bir ayıp olduğu, araçtaki ayıbın niteliği göz önüne alındığında satıcının ayıptan sorumlu olacağının bildirildiğini, her ne kadar bilirkişi raporları hakimi bağlamıyor ise de takdiri delil olarak diğer deliller ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin bilirkişi raporunu yok saydığını, takdiri delil olarak değerlendirmeye almadığını ve varsayımlarla karar verdiğini,İlk derece mahkemesinin ''Davacı taraf aracı alırken aracın motor aksamında bir hata olup olmadığını belirleyecek şekilde ekspertiz raporu almamıştır.'' şeklinde gerekçe oluşturduğunu, oysa ki motor aksamındaki ayıpların aracın motoru sökülüp rektifiye işlemine tabi tutulması ile tespit edilebildiğini, araç motoru sökülüp rektifiye işlemine tabi tutulduğunda motor bloğunun yağ geri dönüş kanallarının içeriden çatlamış olduğu, silindir kapak yüzeğinin %25 oranında eğrilik olduğu, krank mili ve eksantrik milinde %5 oranında aşınma, ... soğutucunun çatlak olduğunun görülüğünü, söz ayıpların gizli ayıp olduğunu, bunların tespiti için motorun sökülmesi ve işlem görmesine satış öncesinde hiçbir satıcının müsaade etmeyeceğini, bir malın sağlıklı tesliminin gerçekleştiğinin kabulü için o malın her türlü ayıp ve hatadan ari olması gerektiğini, kaldı ki davalı tarafın 2. el araç alım - satım işi ile iştigal ettiğini, satıcılığı meslek edinmiş olan kişilerin meslekleri gereği bilmeleri gereken ayıplar bakımından, ağır kusurlu olduklarının kabul edildiğini, aracın motor aksamında bir ayıp olup olmadığının davalının mesleği gereği bilebileceği bir husus olduğunu, bununla birlikte aracı satmadan önce kapsamlı bir bakım yaptırması, varsa ayıplarını tespit etmesi ve bu hususlarda bilgi vermesi ve bu ayıpların bedelden düşülmüş hali ile aracı satması gerekirken davalı tarafın bu bakımları yapmadan satışı gerçekleştirdiğini ve ayıpları gizleyerek kötü niyetli hareket ettiğini, bu hususun yerel mahkeme tarafından göz ardı edildiğini,Müvekkil şirketin söz konusu aracı satın alırken ekspertiz raporu aldığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde ekspertiz raporu alındığını kabul ettiğini, yine her iki tarafın tanıklarının da araç alınmadan önce müvekkil şirket tarafından ekspertiz raporu alındığını ifade ettiklerini, ilk derece mahkemesince istenilen ve sunulan deliller incelenmeden ve eksik inceleme yapılarak verilen kararın yasal dayanaktan uzak olduğunu, hukuka ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki satış sözleşmesine konu araçta gizli ayıp nedeniyle meydana geldiği iddia olunan onarım masrafının ve ikame araç ücretinin davalıdan tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dosya kaspamına göre; taraflar arasında 09/12/2019 tarih ve ...yevmiye nolu araç satış sözleşmesi ile 2013 Model ... plakalı... Marka Otobüsün kdv 91.000,00 TL'ye 2. El olarak davacı tarafça satın alındığı, mahkemece dinlenen tanık ifadeleri ve tarafların beyanına göre satış sözleşmesinden önce davacı taraf exper incelemesi yaptırıldığı beyan edilmiş ise de, dosya kapsamına göre ibraz edilmiş bir exper raporu olmadığı, ayrıca noter satış sözleşmesinde de expertiz raporu ibraz edilmeksizin satış sözleşmesinin yapıldığı belirtilmiştir. Satış tarihinde yürürlükte bulunan 13/02/2018 tarihli 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 14/3 fıkrasına göre ;''sekiz yaş veya 160.000 km.'nin üzerindeki 2. El motorlu araç satışı için satış öncesi eskpertiz raporu alınması zorunluluğu bulunmadığı,''nın düzenlendiği, somut olayda, aracın satın alındığı tarihte km.'sinin ne kadar olduğu belli değil ise de bilirkişi raporunda belirtildiği üzere araç satın alındığı tarihten 2 hafta sonra ilk arıza ikazını verdiğinde aracın 342.650 Km.de olduğu tespit edilmiş olup bu tespite göre aracın satın alındığı tarihte km.si 160.000 km.'nin üzerinde olduğundan 13/02/2018 tarihli 30331 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik'in 14/3 fıkrası uyarınca satış öncesi eskpertiz raporu alınması zorunluluğu bulunmamaktadır. Davalı tarafça ibraz edilen 09.12.2019 tarih ve 021025 sıra nolu sevk irsaliyesinde; “Araçta ve mekanik sisteminde hiçbir açık veya gizli bir ayıp bulunmadığını, teslim tarihinden sonra doğabilecek arıza, hata, açık veya gizli ayıplara ilişkin satıcının hiçbir sorumluluğu gayri kabulü rücu, beyan ve kabul ettiğini,” şerh düşerek alıcı ve satıcının imzaladığı anlaşılmıştır.HMK 282 maddesindeki "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir," yasal düzenlemeleri de gözetildiğinde; Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri yargılama aşamasında da ileri sürüldüğü, ilk derece mahkemesince verilen hüküm gerekçesinde bu iddiaların değerlendirildiği, İlk derece mahkemesince davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin mahkemenin kabulüne ilişkin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, 7-Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 05/02/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.