7. Hukuk Dairesi 2024/1172 E. , 2025/337 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2082 E., 2023/905 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dos
**7. Hukuk Dairesi 2024/1172 E. , 2025/337 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2082 E., 2023/905 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 1391 parselde kain taşınmazın, bedeli davacı tarafından ödenmek suretiyle davalı adına 29.01.2020 tarihinde tescil edildiğini, taşınmaz bedelinin davacıya ait ancak ... adına tescilli olan ... plakalı aracın 23.01.2020 tarihindeki satışından elde edilen 126.000,00 TL ile ödendiğini, davacının talimatı ile aracın alıcısı tarafından satış bedelinin davalıya gönderildiğini, bu araç bedelinden tapu bedeli, harç ve masrafların karşılandığını, satış şeklinde görünen bu işlemin aslında bir bağış temliki niteliğinde olduğunu, ancak söz konusu işlemde davacının iradesinin fesada uğratıldığını, dava konusu taşınmazın alımında davalının herhangi bir katkısı olmadığını, davalının evlenme şartı olarak bir taşınmaz alınmasını, alınan taşınmazın tapu kaydının kendi üzerine yapılmasını istediğini, aksi hâlde kendisi ile evlenme fikrinden vazgeçeceğini söyleyerek davacıyı bu konuda ikna ettiğini, davalının davacıyı evlenme vaadiyle kandırarak evleneceklerine olan inanç nedeniyle taşınmazın bedelsiz devrine ikna ettiğini, devirden sonra sorunlar çıkardığını, davalının davacıya ve davacının oğluna gönderdiği mesajlarda da gerek evi gerekse ... plakalı motosikletin devrini vermeyi kabul ettiğini, evin ve motosikletin davacı tarafından kendisine evleneceklerine olan inanç ile devredildiğinin kabul edildiğini ancak sonrasında türlü iddialarla dava konusu taşınmazı devirden kaçındığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek 1391 parsel sayılı taşınmazda kain 5 No.lu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, tescil talebinin reddi hâlinde taşınmazın bedelinin davacıya iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili vasıtasıyla verdiği cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediğini, kaza yapması sonucu davacının aracını 55.000,00 TL bedelle sattığını, 35.000,00 TL olan kısmını davalının hesabına yatırdığını, kalan kısmını ise kendisinin aldığını ve vermediğini, 2019 yılında kendisine ait olan evi 170.000,00 TL'ye sattığını ve 50.000,00 TL'sini sonradan davacıya verdiğini, davacının hesaplarında bloke olduğunu, paraları elden aldığını, aynı evde yaşadıklarından ve sevgili olduklarından bu paralar karşılığında herhangi bir senet imzalamadığını, davacının 12.544,50 TL SGK prim tahsilatını kendi kredi kartından ödediğini, çekilen kredilerin ve ödenen bu borcun makbuzlarının mevcut olduğunu, yine 15.000,00 TL kredi çekip davacıya verdiğini, daha sonra farklı günlerde parça parça 20.000,00 TL para verdiğini, davacının ev almadan önce ...'e ait ... plakalı ... marka aracı sattığını, borçlarından dolayı bu parayı hesabına yatırdığını, hesaptaki parayla borçlarını ödettiğini, hepsinin makbuzunun mevcut olduğunu, 10 adet cumhuriyet altınını davacıya verdiğini, hesabına attığı arabanın parasını fazlasıyla geri aldığını, dava konusu evi tamamen kendi parasıyla aldığını, 2 aylık sevgilisine güvenip ev almayacağını, henüz boşanmadığından davacıya evlilik vaadinde bulunamayacağını, davacının oğlu ... ile olan mesajlaşmalarının çarpıtılarak evi kendilerine vereceği yönüne çektiklerini, motoru vereceğini kastettiğini, ancak sinirle noter yerine tapu yazdığını, ...’ye yetim olduğundan ve acıdığından evi vereceğini, ancak davacıya kızdığından vazgeçtiğini, bu nedenlerle davacının iddialarını kabul etmediğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “... davacı tarafından dosya tekemmül ettikten sonra dolandırıcılık iddiası ile davalı aleyhine suç duyurusunda bulunulmuş ise de irade fesadı halinin olmaması ve yukarıda açıklanan gerekçeler ile davanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yürütülmesi sebebi ile soruşturma dosyasının bekletici mesele yapılmadığını, ...eldeki davada davalı tarafça dava konusu taşınmazın kendisi tarafından bedeli ödenmek sureti ile alındığı iddia edilmiş ise de süresi içerisinde bu doğrultuda herhangi bir delilin mahkemeye sunulmadığının, davacı tarafça sunulan mesaj kayıtları içeriğinden davalının, davacının oğluna yönelik olarak "pazartesi giderim sorun çıkar falan demiş canımı sıkmasın hiç vermem ... Sonuçta bana aldı burayı ama vicdansız değilim" , "baban beni zor durumda bıraktı bunun da bir bedeli olmalı", "17 bin TL nin 1 TL altındaysa kabul etmiyorum babana söyle", "şu an ev bakıyorum en kısa zamanda çıkacağım merak etmesin tapuya gelince 17 bin TL vermeden asla vermem bu konu kapanmıştır benim için parayı ayarlayana kadar beni sana arattırmasın ben başka şehre gidiyorum kuzum ne zaman hazırlarsa parayı gelirim susanoğluna gideriz silifkeye tapuyu senin üzerine yaparım" şeklindeki ve benzer şekildeki mesaj kayıtları, dinlenen tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın parasının davacı tarafından ödenerek davalı adına evleneceklerine olan inancı ile alındığı, taraflar arasında kararlaştırılan evlilik akdinin gerçekleşmediği, tarafların ayrılması akabinde davalının davacı aleyhine sebepsiz olarak zenginleştiği, ayrıldıkları an itibari ile taşınmazı iade borcu altında olduğu ancak borcunu yerine getirmediği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne” karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde: 1.Davacının gönderttiğini söylediği 126.000,00 TL'nin davalı hesabına girdiği tarihte davalının banka hesaplarında ne kadar parasının olduğunu mahkemenin araştırmadığını, bu tutar hesaba girdikten sonraki harcamaların incelenmediğini, 2.Adana’daki evin satış bedelinin bir kısmının da hesapta bulunduğunu, davacının kendisinin aracın parası olarak iddia ettiği 126.000,00 TL'lik meblağ gönderilirken de açıklama kısmına 'bağış' yazıldığını, iddiaların sabit olmadığını, paranın davacının borçlarına harcandığını mahkeme tarafından bu delillere gerekçeli kararda yer verilmediğini ve eksik inceleme yapıldığını, 3.Davada ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, resmî tapu senedi olduğunu, cevap dilekçesinde belirtilen ... ... Bozoğlan adlı kişinin dinlenmediğini, 4.Tanık beyanlarının akrabalık ilişkisinden dolayı tarafsız olmadığını, kargo ile gönderilen ikinci cevap dilekçesinin dosyada olmadığını, eksik inceleme yapıldığını, dava konusu evin bedelinin davacı tarafından ödenmiş olsaydı söz konusu evi güvenip de davalı üzerine yapmayacağını, Mersin 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/566 Esas sayılı dosyasının incelemeye alınmadığını, 5.Dava konusu evle ilgili mesaj kayıtlarının davalıya ait olmadığını, mesajların davalı tarafından atılmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil, terdiden alacak istemine ilişkindir. 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 81. maddesinde, “Hukuka veya ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi amacıyla verilen şey geri istenemez. Ancak, açılan davada hakim, bu şeyin Devlete mal edilmesine karar verebilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. 2.Aldatma genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, aldatmada ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Kanunun 36. maddesinin birinci fıkrasında açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı hâlinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, aldatma her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. 3.İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. İnanç sözleşmesi, 5.2.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. İnanç sözleşmesinden ... davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125. maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir. 4. Somut olayda; davacı taraf, davalının evlenme şartı olarak kendisine taşınmaz alınmasını istediğini, davacıyı evlenme vaadiyle kandırarak evleneceklerine olan inanç nedeniyle taşınmazın bedelsiz devrine ikna ettiğini ileri sürerek davalı adına olan dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, olmadığı takdirde bedelin davacıya iadesini talep etmiştir. Davacı taraf çekişme konusu taşınmazın kendisine iade edilmek üzere davalı adına alındığına yönelik herhangi bir iddiada bulunmamıştır. Evlilik vaadi ile verilen şeyin Türk Borçlar Kanununun 81. maddesi gereğince geri istenemeyeceği, iradi işlemlerde hileden söz edilemeyeceği, ayrıca dosya kapsamında hile iddiasının da ispatlanamadığı gözetildiğinde, tapu iptal ve tescil talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiştir. Davacının ikinci kademede tazminat talebi bulunduğundan, Mahkemece bu yönde değerlendirme yapılarak karar verilmesi için hükmün yazılı bu gerekçelerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.